Bu yazıyı neden bir hışımla yazdım hemen söyleyeyim. Bir müşterimle -sektörde önemli bir yeri olan mobilyacı- az önce geçen diyalog aynen şöyle;
- Abi bir ay oldu ama ilk girdiğimiz 3-5 bilgi haricinde hala içerikler girilmemiş. Hani her gün, bir mobilya takımı için, özelliklerini anlatan içerikler girilecekti, müşteriler tüm detaylar hakkında bilgilendirilecekti?Seo pazarlamadır, pazarlama süreklilik ister, disiplin ister, özveri ister ve bunlarda peşinde mutlak başarıyı getirir. Ne R10, ne Google, ne de herhangi bir büyük gazete bu noktaya bir gecede gelmiştir. Tabi süreklilik derken, gazetenin size dalga geçer gibi sadece eklerinden birini vermesi gibi şişirme, gelişi güzel, vasat veya doyurucu olmayan içeriklerin de sunulmaması anlamına gelir. Empati kurmayı gerektirir. Ziyaretçinin neler isteyebileceği düşünülüp ona göre bilgi girmeyi gerektirir. Google ve diğer arama motorları bir yana, ziyaretçilerin de istediği şey budur; sürdürülebilirlik, uzun ömürlü olmak.
- Ya Bilo bey -bölüm müdürüm şöyle bir şey söyledi: "Ben hiçbir koltuk takımı için öyle uzun uzadıya yazı yazıldığını hiçbir sitede görmedim. Mobilyaların içerikleri ile seo'nun ne ilişkisi varmış, sizi oyalıyor o adam. İsterseniz konusunda uzman bir tanıdığım var, bir de onunla görüştüreyim sizi. Öyle aylara falan da gerek yok. 1 ay sürmez farkı kendi gözlerinizle görürsünüz" dedi. Bende baktım, evet neredeyse hiçbir rakibimiz bir içerik girmemiş, ama bizden çok üstteler. Onlar girmemişse biz neden girmek zorundayız. Gerçi tabi ki bu sizin işiniz, işinize de karışmak istemem.
- O zaman ya karışmayın ve planımıza sadık kalarak dediklerimi yapın ya da sözleşmeyi iptal edelim. Siz de oyunu bölüm müdürünüzle oynamaya devam edin.
Tabi şu önemli konuyu da unutmamak lazım: İçerik. Google ya da diğer arama motorları için bu yazının diğerlerinden bir farkı yoktur. Ama nereye kadar? Şu anda okumakta olduğunuz bu yazı, normal bir okuma hızı ile ortalama 300 saniyede biter. Eğer ilerleyen süreçte ziyaretçiler bu sayfada 300 saniyeden çok daha az bir süre kalıyorlarsa bunun tek anlamı vardır. Ziyaretçiyi doyurmadı, okumuyor ve sayfayı terk ediyor. Çıkan sonuçlarda ortalama süre 150 saniye ise, yazının ortalarında bir yerde terk edildiği anlamına gelir. Eğer doğru bir planlama ve gözlem yapılırsa, yazı revize edilerek bu ortalamalar yükseltilebilir. Ziyaretçilerin ilgisini çeken şey, arama motorlarının da ilgisini çeker. Neyse, bilgiyi verdik, derin bir konu o yüzden şimdilik geçelim.
İster kurumsal siteleriniz için yapılan seo çalışmaları olsun, ister benim ki gibi basit bir blog olsun. Hemen herkes aynı konudan yakınır. Neden iş alamıyorum, bloğuma neden ziyaretçi gelmiyor, neden satış yapamıyorum vb. sorular. Reklam getirisi olarak baktığınızda yabancı içerikli sitelerde tık başı kazancın, Türk sitelerinden çok çok daha fazla kazandırdığını görebilirsiniz. Ve özellikle altını çizmek isterim ki, Almanya bu işte tüm dünyada en çok kâr getiren ülkelerin başında gelir. Hiç durmayın. Anahtar kelimenizi girip hemen bakın (Google Global Pazar Fırsatları Aracı). İnanın, arkanıza yaslanıp belki her bir şeyi tekrar gözden geçirmenizi, düşünmenizi sağlayacak bulunmaz bir nimettir bu araç (Kırmızıyı görünce atlama hemen, git baştan oku. İnan çok şey kazanacaksın
). İncelediğinizde hemen hemen tüm anahtar kelimelerde en çok getirinin Almanya olduğunu göreceksiniz. Ama bu anahtar kelimelere bakarken, web sitelerini incelemeyi de unutmayın. Çoğunun sitesinde inanılmaz bir disiplin ve devamlılık vardır. Gelen ziyaretçi aradığı şeyi bulur. Geri dönüşüm oranları yüksek olduğu için reklam veren sayısı da oldukça fazladır ülkede.Diğer taraftan, lütfen kurumsal siteleri de araştırın. Ama öyle boş boş bakmayın. Neyi nereye niye koyduğuna bakın ve anlamaya çalışın. Çoğunda en ufak ayrıntı bile göz ardı edilmemiştir. Biz bloğumuzda yok en iyi seo teknikleriydi yok işte seo swot analiziydi, seo rehberiydi, tanıtım yazılarıydı diye yazılar yazmaya çalışırken adamlar bunları ve çok daha fazlasını uygulamakla meşguller. Sözün özü; Çoğu kez bizde laf çok ama icraat pek yok gibi sanki. Bakın burada seo ve sürdürülebilirlik üzerine 12 maddelik bir konuda yazmışım, okumayanlar için belki faydalı olabilir.
Unutmadan; İstatistikleri de önemseyin, es geçmeyin. Gerçi çok gözardı edilir ama Seo'nun olmazsa olmazıdır. Sitelerimden bir tanesinin arayüzü ufak ekranlarda resmen faciadır. Bazen söylerler; Bizde senin siten çok kötü görünüyor. Ama ziyaretçi kitlemin %90'ının Macintosh kullandıklarını ve bunların da %80'inin 27 inch ekran kullandıklarını düşünecek olursanız basit bir çözünürlüğün ne anlama geldiğini belki çok daha iyi kavrayabilirsiniz.
Kaynak: http://www.seobilog.com/2014/11/seo-...ebilirlik.html
Sevgiler
bölüm müdürüm şöyle bir şey söyledi: "Ben hiçbir koltuk takımı için öyle uzun uzadıya yazı yazıldığını hiçbir sitede görmedim. Mobilyaların içerikleri ile seo'nun ne ilişkisi varmış, sizi oyalıyor o adam. İsterseniz konusunda uzman bir tanıdığım var, bir de onunla görüştüreyim sizi. Öyle aylara falan da gerek yok. 1 ay sürmez farkı kendi gözlerinizle görürsünüz" dedi. Bende baktım, evet neredeyse hiçbir rakibimiz bir içerik girmemiş, ama bizden çok üstteler. Onlar girmemişse biz neden girmek zorundayız. Gerçi tabi ki bu sizin işiniz, işinize de karışmak istemem.