Kazakistan’ın baykonur'daki özel tesislerinde kurulan r-7 roketiyle 4 ekim 1957’de gönderilen “sputnik” adlı uydu, bir ilki başarmış, uzayın sonsuz boşluğuna adım atan ilk insan yapımı olmuştu. Rusça’da “yoldaş” anlamına gelen Sputnik uydu, parlak gümüşi bir renge sahipti. 83.5 kilo ağırlığı ve 58 cm çapıyla bu ilk uydunun görevi aslında çok basitti: üzerinde bulunan dört anten vasıtasıyla sürekli olarak sinyal göndermek. ünlü bilim-kurgu yazarı arthur charles clarke’ın ortaya attığı uydu fikri tam 12 yıl sonra gerçeğe dönüşmüştü. "eskiden dünyanın yörüngesinde sadece bir tek ay vardı" cümlesiyle gelecekten müjdeler veren clarke, gazete ve dergilere manşet oldu. gökyüzünde iz bırakara geçişi özellikle geceleri çıplak gözle bile görülebilen sputnik herkes için umut olmuştu. zaten ruslar’ın sputnik’i o kadar parlak yapmalarının nedeni de çıplak gözle görülebilmesiydi. ayrıca parlak kürenin gönderdiği radyo sinyallerinin amatör radyocuların bile alabilmesi için düşük frekansta olması heyecanın dozunu artırmıştı. geleceğin yaşam biçiminde uyduların ne denli önemli olduğu ta o günlerde, teknolojiden bihaber insanlar tarafından bile sezinlenmişti. Sputnik’in gönderdiği sinyalleri dinlemek büyük bir ayrıcalık olmuştu. o dönemi yaşayan insanlarla Sputnik arasında kopması imkansız bir duygusal bağ oluştu. uydular bugün dünyanın gözü kulağı. ancak arada bir geçmişe dönüp sputnik’e bir selam vermek de gerekiyor. ne de olsa gezegenimizin ilk göz ağrısı o diye Google bugun Sputnik Anma günü yaptı. Google Earth projesi bugun sputnik sayesinde var nede olsa
