Ben yalan demeim zaten kardeşAma illa o sayfada ezik kelimesinin yanında bizim takımı bulduğun yeri koyma diye dedimçünkü sayfa komple ezik fb içerik doluarada 1kaç site var sadece
Seo'ya bakar iş . Bende ezik kelimesine anti gs sitesi ile kassam bende çıkarım değil mi ?
Benim yazdığımda gerçek. İlgili aramalara bakabilirsin
Bir masala inandığınızı hala kabul etmiyorsun. Kimi galatasaraylılar var itiraf ediyor öyle birşey yok diye ve ben onlara helal olsun diyorum
Siz tr kupasından bahsediyorsunuz ve ben hala diyorum evet alamadık. Ama bu dünyanın sonu değil. Bazı gerçekleri kabul edin
İşte tıkanıyor burada herşey. Bizim göstereceğimiz kanıtlara siz inanmayacaksını, sizin istediklerinizi biz gösteremeyeceğiz.
Uefa kupası olanlar konuşsun.. O tarih geçti demeyin. Kapı gibi uefa kupası var.. Varmı müzenizde uefa kupası ? Maketi bile yok o kupanın gelip burada 6.0 la avunuyorsunuz..
6.0 Nasıl bir tarihse
Uefa kupasıda bir tarihtir.. Sizin başkanınız bu kupayı sadece rüyasında görür diyeceğim ama o kupa sizin rüyanıza bile giremez.. Sonuç: ÇEKEMİYORSUNUZ
Herhangi Bir Kanıtın Varmı Gsnin Fbyi Yendiğine Dair Kanıt Olarak ??
YOK !!
Alıntı
Galatasaray'ın en farklı galibiyeti olan 12.02.1911'deki 7-0'lık maçın abartılıp, "Ful Fenerbahçe'yi 7 kişi ile yenme" kalıbına sokulması ve zaman zaman reklam konusu edilmesi karşısında, Fenerbahçe kurucularından ve ilk kalecilerden Sayın Hulki Kutluk'un Mayıs 1973 tarih ve 77 sayılı Fenerbahçe Dergisi'nin 14. sayfasındaki sözleriyle bu olayı aydınlığa kavuşturmak mümkündür:
"Ben St. Benoit Lisesi'nde yatılı öğrenci idim. Karyolalarımız eskrimci Feyzi ile yan yana idi. Bir gece, yakınlardaki meşhur Galata meyhanelerinde laternalar çalarken, "İmdat" diye bir feryat duyunca, Feyzi ile yataklarımızdan fırlayıp pencereye koştuk. Müdür Frere Prudance, bizim telaşla pencereden uzandığımızı, bir aşağı kattan, görünce:
- Yarın izinsizsiniz!.... diye bağırdı.
Ertesi gün Pazardı. Galatasaray ile maç vardı. Ne yapacaktık! Enspektör General Mr. Descoufi'ye gidip, uzun uzun ricalar ettim, yalvardım, ancak, öğle yemeğinden sonra izin verdi. Kadıköy'e sahaya geldiğimde bizim takımın kalesinde haf Hüseyin İzzi'yi görünce hayret ettim. Bana:
- Çabuk soyun. Kaleye geç!... dediler.
Meğer asıl kalecimiz Ali Sait gelememiş. Topçu Harbiyesinde Mühendis Talebe idi. O zamanlar hafta tatili Cuma olduğundan, Pazar günü yapılan bu maça okul müdürü izin vermemiş ve gelememiş. Ben de gelemediğimden, haf İzzi'yi kaleye geçirerek 8 kişi ile maça başlamışlar. İkinci devre 10 kişi olmuşlar. Hava soğuk. Yağışlı. Saha kaygan, etrafta da 40-50 seyirci vardı. Bana, "Çabuk kaleye geç" dediler ama vakit yoktu. 5-10 dakika kalmıştı.
Biz bu maçı anarken, hep, "Kalecisiz Maç" sözünü kullanmışızdır. Takımı da, "Kalecisiz Takım" diye anarız.
Bir noktayı daha işaret edeyim, bu mühimdir:
Galatasaray'ın 7 kişi olduğu doğru değildir. Onların elemanı çoktu. Gerçi maça 7 kişi başlamışlar, sonra 10 kişi olmuşlardır. Bizimkiler 8 başlayıp 10 olmuşlar. 2 takım sahadan 10'ar kişi olarak ayrıldılar.
O mevsim bizim takımın sahaya tam olarak çıktığı nadirdir. Oyuncumuz yoktu. Kulüp dağılmak üzere idi. Çok defa takımı başka kulüplerden ödünç oyuncularla tamamlardık.