• 13-04-2014, 14:09:52
    #1
    Son zamanlarda forumun bu bölümünde mantık-zeka soruları revaçta...
    Bizim ki biraz uzun... Masal gibi birşey... Ancak cevabı çok kolay
    (Kelime oyunu yoktur)

    Küçük kardeş ne demiş?

    Zamanın behrinde filan ülkenin kralının 3 oğlu varmış.
    3 oğulda; bekar, genç ve yakışıklıymışlar...

    Bir gün filan ülkenin kralı 3 oğlu ile birlikte feşmakan ülkeye resmi bir ziyarete gitmişler.

    Feşmekan ülkenin kralının da 1 kızı varmış.
    Kız; ay parçası, elma yarısı... çok güzel bir kızmış...

    Hikaye bu ya; Filan ülkenin kralının 3 oğlu da kızı görür görmez aşık olmuşlar.
    3'ü de durumu babalarına bildirmiş. Artık nasıl oluyorsa kız da bu 3 prens arasında bir tercih yapmakta zorlanmış.

    Konu feşmekan ülkenin kralına açılmış. Zaten iki ülke arasında ilişkileri güçlendirmek için bir evlilik bekleniyormuş ama prensese 3 oğulun birden talip olması beklenen bir durum değilmiş!

    Eee... Şimdi neyapalım, ne edelim... demişler. Bilirkişiler, konseyler, kurullar toplanmış. Sonuç yok! En sonunda bari kıza soralım demişler...
    Tabii... Kızında gönlü var emme 3 prens arasında tercih yapamıyor.
    3'ünde de gönlü var! (Nasıl oluyorsa

    Kız... yani Prenses demişki:
    "Madem eyle...
    Bu 3 prensten bana dünyada eşi benzeri olmayan bir şeyi hangisi getirirse ben de onunla evlenirim." demiş.

    Bunun üzerine filan ülkenin kralı 3 oğluna da ayrı ayrı harcırah (yol-masraf parası) vermiş. Ayrı ayrı olmak üzere uzak diyarlara gidip dünyada eşi benzeri olmayan mükemmel bir nesneyi bulmalarını istemiş. 1 yıl sonra ekinlerin hasat zamanında da yine feşmekan ülkede buluşmalarını istemiş.

    3 Prens önce birlikte yola koyulmuşlar. 3 gün boyunca beraber yol aldıktan sonra Kaf Dağı eteklerine geldiklerinde ayrılmaya karar vermişler. Onlarda aralarında şöyle bir karar almış; 1 yıl sonra feşmekan ülkeye henüz varmadan bu ayrıldıkları noktada 3 kardeş yine buluşacaklar ve feşmekan ülkeye beraberce girecekler.

    Büyük kardeş Batı'ya doğru yol almış. Memleket memleket gezmiş. Aradığı dünyada eşi benzeri olmayan değerli şeyi bir türlü bulamamış. Tabi harcırah parası da tükenmiş! Aç bilaç sefil bir halde dolaşırken bir kasabada bir halıcı dükkanına çırak olarak işe başlamış. Gel zaman git zaman dükkan sahibinin güvenini de kazanmış. Bir gün halı dükkanın sahibinin çok değerli olan bir halıyı depoda biryere sakladığını görmüş. Bu halının çok kıymetli olduğunu hatta istenildiği yere istenildiği anda uçabildiğini (!) duymuş. Bizim büyük kardeş bu uçan halıyı çalmıııış! Ve doğruca... Diğer kardeşleriyle buluşacağı Kaf Dağına doğru yola koyulmuş.

    Ortanca Kardeş ise Güney'e gitmiş. Tabi o da aradığını bir türlü bulamıyormuş. Onunda harcırahı tükenince bir memlekette biraz kafadan çatlak, biraz nanemolla olan nam'ı diğer Mucit Macit isimli bir bilim adamının yanında işe başlamış. Mucit Macit usta hergün yeni deneyler icatlar yapıyormuş ama hiç biri ortanca kardeşin prensesi alabilecek kadar değerli olacak olan bir nesne değilmiş. Bir gün ortanca kardeş bu sırrını Mucit Macit'e açmış. Böyleyken böyle... demiş. Macit demiş ki; "Madem eyle... Şu kadar zamandır benim yanımdasın. Bende sana gizli ve en kıymetli icadımı vereceğim." demiş. Ortanca kardeş seninmiş. Nedir o Macit Usta? demiş. Macit usta; "Bak evladım... Bu gördüğün elimde tutmuş olduğum dürbün var ya... Bu dürbün öyle bir dürbündür ki... Mesafeye bakmaksızın istediğin yeri anında sana gösterir. Al bunu... Git prensesle evlen." demiş. Bunun üzerine ortanca kardeş dürbünü alarak sevinçle diğer kardeşleriyle buluşacağı Kaf Dağına doğru yola koyulmuş.

    Gelelim olayımızın kahramanı Küçük kardeşe... O da Doğu'ya doğru gitmiş. Zaten harcırahı daha 3.günde tüketmiş! Hani küçük kardeşler biraz sorumsuz, haylaz ve zottorik (o ne lo!) olurlar ya... Tabi o da aradığını bir türlü bulamıyor ve nerde akşam orda sabah diyar diyar geziyormuş. Bir gün yine br ağacın altında miskin miskin uyuklarken birden kafasına bir şey düşmüş! Aaa bi bakmış kocaman kırmızı bir elma! Ülen tam da karnım açtı... Hemen şunu yiyeyim diye tam ısıracakken.... Hani masallarda olur ya; Ak saçlı, ak sakallı nur güzlü bir ihtiyar belirmiş... (Gandal filan değil haaa!) "Evladım! sakın o elmayı yeme!" demiş. Küçük kardeş; "Niye yemiyecekmişim? Sanane! Ben yemeyeyim de sen mi yiycen!" demiş. Ak saçlı ehtiyar; "Bak evladım... Bu uyukladığın ağaç 30 yılda bir meyve verir. O başına düşen elma varya... O öyle bir elmadır ki; dünyadaki ölüm hariç tüm hastalıklara şifa olur. Çok kıymetli bir elmadır." demiş. Bunun üzerine küçük kardeş; "Ulaaa... mademki beyledir. Bende eşi benzeri olmayan nesne olarak bu elmayı prensese götüreyim" diyerek elmayı heybesine koyup diğer kardeşleriyle buluşacağı Kaf Dağına doğru yola koyulmuş.

    Bir zaman sonra 3 kardeş, feşmekan ülkeye 3 günlük mesafede Kaf Dağının eteklerinde buluşmuşlar. Sevinçle birbirlerine sarılmışlar. Bir birlerine dünyada eşi benzeri olmayan nesne olarak ne bulduklarını sormuşlar.

    Büyük kardeş; "Ben bir halı buldum. İstenilen yere istenildiği anda uçuyor" demiş.

    Ortanca kardeş; "O da birşey mi! Benim bulduğum dürbün istenilen heryeri anında gösteriyor." demiş.

    Küçük kardeş; "Ya bende bir elma buldum. Nezle, grip, verem ve bilimum hastalıkları anında iyileştiriyor." demiş.

    Böylece 3 kardeş feşmakan ülkeye doğru yola koyulmuşlar. Yolda giderlerken ortanca kardeşin aklına br fikir gelmiş; "Yahu... bizim prensese bir bakalım... acep nicedir... ne yapıyor." demiş. Dürbün çıkartıp feşmekan ülkeye doğru çevirince bir de ne görsün!

    Kız... yani prenses ölüm döşeğinde. Hasta... Yani tam öldü ölecek... Sekarat anında gibi...

    Bunun üzerine hemen 3'ü birden büyük kardeşin uçan halısına atlamışlar...
    Anında feşmakan ülkenin kralının sarayına varmışlar...
    Hemen küçük kardeşin elmasını kıza yedirmişler...
    Kız, yani prenses hemencecik iyileşivermiş!

    Eeee n'olcek şinci!
    Kim alıvecek gızı!

    Kurullar, konseyley, mahkemeler tekrar toplanmış. Mahkemenin hakimi 3 kardeşin de itirazlarını savunmalarını dinlemiş. Hepsi de kızla evlenmesi gerekenin kendisi olduğunu iddia ediyorlarmış.

    Ortanca kardeş; "Yahu bir kere benim bu eşşiz dürbünüm olmasaydı bizler prensesin ölüm döşeğinde olduğunu göremezdik. O sebeple kız benimdir. Ben evlenmeliyim." demiş.

    Büyük kardeş; "Hadi ordan! Hadi ordan!... Senin dürbünün olsa ne yazar! enim uçan halım olmasa... Sen nasıl 3 günlük mesafeden prensesin yanına gidebilecektin? Kız benimdir... Ben evlenmeliyim Hakim Bey..." demiş.

    Küçük kardeş ise... Sadece 2 kelimeden oluşan öyle bir söz söylemiş ki...
    Mahkeme salonundaki herkes, krallar, diğer kardeşler, prenses ve diğerleri küçük kardeşe hak vermiş. Nihayetinde mahkemenin hakimi "Tamam... kız senindir." diyerek Prenses ile evlenmesi gereken kişinin küçük kardeş olduğuna hükmetmiş.

    Sizinde öğrendikten sonra hak vereceğiniz...
    Küçük kardeşin Hakime söylediği o mantıklı söz nedir?
    Küçük kardeş, Hakime ne demiş?
  • 13-04-2014, 14:10:05
    #2
    Üyeliği durduruldu
    Okumaya kalbim yetmedi

    Samsung Galaxy S4 cihazımdan Tapatalk 2 uygulaması ile gönderilmiştir.
  • 13-04-2014, 14:14:47
    #3
    Yazması...
    Okunmasından zor!
  • 13-04-2014, 14:20:40
    #4
    ( her türlü hastalıga iyi geldigi için ) yedigi elma ile hayat vermiş
  • 14-04-2014, 02:39:13
    #5
    ne demiş?
  • 14-04-2014, 02:57:27
    #6
    Bi solukta okudum merakla bekliyorum

    GT-S5660 cihazımdan Tapatalk 2 ile gönderildi
  • 14-04-2014, 03:15:52
    #7
    2 kelime "Elmam iyileştirdi" demiş olabilir
    Sonuçta onun elması olmasa ölürdü alayı yalan
  • 14-04-2014, 23:21:32
    #8
    Cevabınız öyle birşey olmalı ki;
    Sonunda siz bile... amiyane tabir ile:
    "Hakkat öyle yavv" diyebilmelisiniz.
  • 15-04-2014, 10:14:38
    #9
    kontrex adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Cevabınız öyle birşey olmalı ki;
    Sonunda siz bile... amiyane tabir ile:
    "Hakkat öyle yavv" diyebilmelisiniz.
    bu başlık 1 hafta gider