Hiçbir avukat vatandaşın ayağına giderek ''Size dilekçe yazayım mı?'' demez. Vatandaş rendevusunu alarak avukatın bürosuna kendi rızası ile gider. Avukatlar öğrenim gördükleri fakültede ki teorik bilgileri fiilen uygulama ile birleştirerek ücreti mukabilinde müvekkiline sunar. Bitirilmesinin hiç de kolay olmadığı bilinen -Ki birçok kişinin 1-2 yıl aksatmalı olarak bitirebildiği- Hukuk Fakültelerin'de istenilen başarıyı elde ederek mezun olup 6 ay adliyede, 6 ay avukat yanında olmak üzere toplam 12 ay süreli mecburi avukatlık stajını tamamlayarak -Şuanda Hukuk eğitim süresinin arttırılması, HUS sınavının getirilmesi ve 5558 sayılı Avukatlık Kanununun DeğişiklikYapılmasına Dair Kanun'un ilgili maddelerinin Anayasa Mahkemesi tarafından iptali üzerine ''Avukatlık sınavı''nın getirileceği gündemde- avukatlık mesleğinin ifasını gerçekleştiren kişilerin, yazdıkları dilekçeler karşısında talep ettikleri ücret vatandaşın durumundan yararlanmak mı, yoksa(!) yıllardır harcadığı emeğin karşılığını almak mıdır?
sizin bu konuda makaleler yazmanız lazım . harika bir yazı !
Çok kötü bir dilekçe örneği olduğunu düşünüyorum ve kullanılmasını tavsiye etmiyorum, ayrıca "Sonuç ve İstem" kısmınıda uygun bulmuyorum. Bu dilekçeyi yazmadan oalayı savcıya anlattığınızda daha düzgün bir olay akışı çıkacaktır.