• 08-10-2020, 00:40:02
    #1
    Günlük iletişimimizin büyük bir bölümünü gerçekleştirdiğimiz elektronik yazışmalar; bugün, iş hayatının da olmazsa olmazı. Facebook gibi sosyal medya platformlarının yanı sıra Whatsapp gibi haberleşme odaklı uygulamalarda da, her gün birçok hukuki ilişki inşa edilip sona erdiriliyor. Kurumsal iş dünyasında ise firmalar, gerek iç işleyişinde gerekse de dış ilişkilerinde birçok faaliyetini mailler aracılığıyla yürütüyor.

    Hukuken sonuç doğuran işlemlerin büyük bir kısmının bahsedilen elektronik ortamlar üzerinden gerçekleştirilmesi; bu ortamlar üzerinden elde edilen kayıtların hukuken geçerli deliller sayılıp sayılmayacağı sorusunu da beraberinde getiriyor.



    İçtihatlar ve akademik çalışmalar çerçevesinde geçmişten günümüze bu konuda pek çok farklı görüş ortaya atıldı. İlk olarak elektronik ortamdaki yazışma kayıtlarının hukuki delil sayılamayacağı, bu kayıtların yalnızca “delil başlangıcı” niteliğinde olduğunu ileri süren görüş benimsenmişken; devam eden süreçte söz konusu kayıtların delil niteliğinde olduğu ancak “esaslı deliller” olarak kabul edilemeyeceği görüşü hakim görüş olarak benimsendi.

    Öyle ki süregelen hukuk haberleri ve uygulamalarında Yargıtay’ın mevcut yaklaşımına göre bir elektronik postanın (e-mail) delil olarak kabul edilebilmesi için söz konusu e postanın ilgili kişi tarafından gönderildiğinin kesin bir şekilde tespit edilmesi gerekmekteydi. Yani elektronik postanın delil olabilmesi için; konusunda uzman bilirkişi ya da bilirkişi heyeti tarafından yapılacak teknik inceleme sonucunda; söz konusu e-postanın ilgili kişi tarafından yazılıp gönderildiği hususunun kuşkuya mahal vermeyecek şekilde tespit edilmesi gerekir. Ancak hukuk dünyasında uzun süredir tartışmalı olan bu konu ile ilgili son olarak Yargıtay önemli bir karara imza attı.


    Yargıtay 13. Hukuk Dairesi 2017/1014 E. 2020/4488 K. numaralı 10.06.2020 tarihli kararıyla mail ve diğer elektronik ortamlarda yapılan yazışmaların alacak davalarında belge ve delil niteliğinde olduğuna hükmetti.

    Kararda; “…Mahkemece belirtilen mail yazışmasının değerlendirilmediği anlaşılmaktadır. HMK’nun 199. maddesinde “Uyuşmazlık konusu vakıaları ispata elverişli yazılı veya basılı metin, senet, çizim, plan, kroki, fotoğraf, film, görüntü veya ses kaydı gibi veriler ile elektronik ortamdaki veriler ve bunlara benzer bilgi taşıyıcıları bu Kanuna göre belgedir.” yazılıdır. Bu düzenleme ile mail yazışmaları da belge olarak kabul edilmiştir. O halde, mahkemece mail yazışmaları ve davacı tarafından yapılan ödemeler değerlendirilerek davacının borçlu olup olmadığına karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.” ifadeleri yer aldı.
    Görüleceği üzere söz konusu karar, yıllardır süregelen bir tartışmayı büyük ölçüde sonlandırdı. Başta mail içerikleri olmak üzere elektronik ortamlardan elde edilen kayıtların belge niteliğinde olduğu, dolayısıyla da hukuki delil olarak kabul edilmesi gerektiği bahsi geçen karar ile açık bir şekilde ortaya konuldu.

    Kararda, belge niteliğine haiz kayıtlar “mail içerikleri” ile sınırlı tutulmayarak; Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükmü gereğince diğer elektronik ortamlarda yapılan yazışmaların da hukuki delil olarak sayılması gerektiği hususu vurgulandı.

    Bu nedenle mail kayıtlarının yanı sıra Whatsapp, Facebook ve diğer elektronik platformlar üzerinden gerçekleştirilen yazışmalar da hukuki delil niteliğinde olduğu değerlendirilmektedir. Bu bağlamda taraflar bu kayıtları mahkemeye sunabilecek ve bu kayıtlar yargılama sonucunda hakimin tayin edeceği karara esas teşkil edebilecektir.

    Whatsapp, Facebook, SMS aracılığıyla yapılan yazışmalar aile hukuku uyuşmazlıklarında da sıklıkla delil olarak gündeme gelmektedir. Örneğin eşler arasında gerçekleşen bir WhatsApp yazışmasında, eşlerden birinin aldatma durumunu itiraf ettiği bir WhatsApp yazışmasının diğer eş tarafından davada delil olarak sunulması söz konusu olabilir.


    Sonuç olarak içtihatlara bakıldığında elektronik yazışmaları belge sayan Yargıtay kararları olduğu gibi elektronik ortamdaki belgelerin tek başlarına bir vakıanın ispatına yetmeyeceğine dair kararlar da mevcuttur. Ancak yukarıda bahsi geçen Yargıtay 13. Hukuk Dairesi 2017/1014 E. 2020/4488 K. numaralı 10.06.2020 tarihli kararı ile en azından alacak davaları bakımından elektronik ortamlardan elde edilen kayıtların belge niteliğinde olduğu ve hükme esas teşkil edeceği açık bir şekilde ortaya konulmuştur.

    Kaynak: Adaletmedya.net

    https://www.adaletmedya.net/guncel-u...elil-niteligi/
  • 08-10-2020, 10:51:40
    #2
    Hocam Allah razı olsun