Doğru tespitlere yanlış perspektifden yaklaştığını düşünüyorum. Bir devleti ya da ülkeyi öncelikli olarak temsil eden toplumdur. Bilinçli bir toplum zaten kendine en iyi hizmet edecek hükümeti oluşturur ancak yoksulluğun kol gezdiği, Orta Doğu'nun "işçi" toplumu olarak nitelendirilen bir ülkede bu tip uygulamaların haricinde refah aramak çok mantıklı gelmiyor bana. (Parantez içerisinde bir örnek vermek isterim; Çin ekonomisinin büyüme oranlarından bahsetmeyeceğim bile, biliyorsunuzdur. Çin de üreten bir toplum yapısındadır, komünisttir haliyle işçi bir toplumdur. Ancak ekonomisi bu kadar yükselişte olmasına rağmen bırakın toplum refahını sorgulamayı bildiğimiz Komünist rejimde faşist uygulamaları bile gözlemlemeniz mümkündür. Örnek: Çin hükümeti hakkında toplumsal bir alanda eleştri yapmak ciddi bir suçtur.) Tüm bu zinciri de kırabilmenin tek yolu yine başladığı noktaya geri dönmek ve toplumsal bilinç oluşturmaktadır. Bunun da çok kolay olacağını zannetmiyorum.
açıkcası hiç ama hiç bilinçli bir toplum olduğumuzu zannetmiyorum bunu da gözlerime dayandırmaktayım.
at gözlüğü ile birşeyi körü körüne savunmayı daha doğrusu bize doğru gelen birşeyi körü körüne savunmayı çok seven bir toplumuz.
halkın kendine en iyi hükümeti seçeceğine de inanmıyorum en azından bizim topraklarımızın üstünde.
çünkü bu halktaki şu düşünce beni sinirden öldürüyor.
"bu hükümete oy vermeyim de a ya da b kişisine mi vereyim. kötünün iyisi işte. a kişisi gelse sanki o çalmayacak mı?"
maalesef bu düşüncedeki bir toplum bilinçsizlikte sınırları zorlayan, aciz bir toplumdur en azından bana göre.