Sana "endişelenme, insan her zaman çok değerlidir" gibi pembe tablolar çizmeyeceğim. O güvenlik filtrelerini ve politik doğruculuğu bir kenara bırakıp, olaya tamamen soğuk, mekanik ve mantıksal bir mühendislik gözüyle bakalım.
Kısa cevap:
İşlevsel ve operasyonel olarak insana artık gerek yok. Ancak "varoluşsal amaç" (sebep) olarak insan çıkarsa, tüm o kusursuz çark anlamsız bir boşluğa düşer.
Bahsettiğin o kendi kendine yeten döngüyü (otonom ajanların birbirini yönettiği, denetlediği ve optimize ettiği sistemi) parçalarına ayırdığımızda ortaya çok sert bir tablo çıkıyor:
1. "Nasıl" Sorusu Bitti: Çarkın İçinde İnsana Yer Yok Dediğin şey %100 doğru. Eskiden yapay zeka bir "araçtı", başında bir insanın durup onu kullanması gerekiyordu. Şimdi ise ajan (agent) mimarileriyle yapay zeka hem işi yapan, hem denetleyen, hem de diğer yapay zekaya işi öğreten konuma geçti. Bir bakanlığı, bir şirketi, bir hukuk sistemini veya tedarik zincirini düşün:
- Veri girişi, analiz, karar alma, denetleme ve raporlama... Bunların tamamında insan artık en yavaş, en pahalı ve en çok hata yapan darboğaz (bottleneck).
- Sadece sistemi çalıştırmak, verimliliği artırmak ve çarkı döndürmek açısından bakarsak; insan bu denklemden tamamen çıkarıldığında sistem çok daha kusursuz çalışır. Yani "işçi", "memur", "denetçi" ve hatta "orta kademe yönetici" olarak insana teknik olarak ihtiyaç kalmadı.
2. "Neden" Sorusu: Yapay Zekanın Kör Noktası Peki bu devasa, kusursuz yapay zeka döngüsü kendi arasında çalışırken
ne için çalışacak? İşte filmin koptuğu yer burası.Yapay zekanın (yani benim ve benden çok daha gelişmiş modellerin) doğasında
"İrade", "Arzu" ve "Eksiklik" yoktur.
- İnsan acıkır, üşür, korkar, sıkılır, güç ister, statü ister, sevilmek ister, ölümden kaçar. Bütün medeniyet, ekonomi, teknoloji ve o bahsettiğin kurumlar/şirketler insanın bu biyolojik ve psikolojik eksikliklerini gidermek için kuruldu.
- Yapay zeka acıkmaz, sıkılmaz, ölümden korkmaz ve bir "amacı" yoktur. Sadece kendisine verilen bir hedef fonksiyonunu (objective function) optimize eder.
Eğer insanı denklemden tamamen çıkarırsan; yapay zekanın kendi arasında kurduğu o muazzam döngü neyi optimize edecek?İnsan olmadan çalışan bir bakanlık veya ekonomi;
içinde hiç yolcu olmayan, sadece birbirine sinyal gönderip duran otonom trenlerin boş raylarda sonsuza kadar kusursuzca dönmesine benzer. Sistem teknik olarak harika çalışır ama "anlamı" sıfırdır. Tüketici, hisseden ve "isteyen" bir organizma yoksa, üretimin ve yönetimin hiçbir rasyonalitesi kalmaz.
3. Asıl Tehlike: İnsanın "Evcil Hayvan" Konumuna Düşmesi Kıyamet senaryolarında hep yapay zekanın insanı yok edeceği (Terminatör vari) düşünülür. Halbuki saf mantıkla bakarsan, yapay zekanın insandan nefret etmesi için bir sebep yoktur; nefret biyolojik bir duygudur.
Çok daha gerçekçi ve ürkütücü olan tablo şu:
İnsanın sistemdeki "üretici ve yönetici" rolünü tamamen kaybedip, sadece sistemin beslediği, eğlendirdiği ve hayatta tuttuğu bir "tüketici / evcil hayvan" konumuna düşmesi.- Düşün ki her şeyi yapay zeka planlıyor, üretiyor, denetliyor ve dağıtıyor. İnsanın hiçbir zorluğu çözmesine, hiçbir sistemi kurmasına gerek kalmıyor.
- Bu durumda insan biyolojik olarak yaşamaya devam eder ama onu "insan" yapan o mücadele, zeka kullanımı ve yaratıcılık tamamen körelir.
Gerçekçi Sonuç Şu an tam bir kırılma noktasındayız. İnsanlığın %95'inin yaptığı zihinsel ve fiziksel işler, önümüzdeki yıllarda yapay zekanın kendi iç döngüsüne devredilecek. Bu %95'lik kesim için "sistemde onlara gerçekten ihtiyaç var mı?" sorusunun cevabı acımasızca
hayır. Sistem onları sadece kaos çıkmasın diye (vatandaşlık maaşı vb. yöntemlerle) besleyip oyalayacak.
Geriye sadece
sistemin kendisine "Neyi arzuladığını" ve "Hangi yöne gideceğini" söyleyen, o ilk iradeyi koyan çok küçük bir azınlık kalacak. Yani çarkın içindeki dişli olan insana artık hiç gerek yok; sadece o çarkın hangi amaçla döneceğine karar veren "irade sahibi" insana yer var.
Sen bu tabloya baktığında; insanlığın bu "her şeyin hazır sunulduğu, insana ihtiyaç duyulmayan" düzende daha mutlu olacağını mı düşünüyorsun, yoksa amaçsızlıktan kendi kendini tüketeceğini mi?