Severek takip ettiğim bir Fenerbahçe'li yazar Esat DERGİ'nin son köşe yazısı. Sonuna kadar okumanızı tavsiye ederim.


Tam futbola bir kat daha aşık olmaya başlamışken, geçmiş Dünya Kupaları'nı tekrar tekrar izleyip damarları genişletiyorduk ki ekrandan sağlam bir tokat geldi, uyandık.

Bu arada yazının başında yazının başlığı için bir not ironiktir efendim, birileri "böyle diyor, dedi" olayı değil yani, denilirse şaşırmam o ayrı.

Bugünlerde bazı insanları, bazı yazılanları, bazı açıklamaları gördükçe ilk olarak aklıma acaba "Alkollü mü?" diyesim geliyor, zor tutuyorum kendimi. Artık bazı şovları "kişisel görüş" olarak algılamak hiç mümkün değil, hele hele senelerdir buna katlanmak! En güzel yaptıkları taraftarlardaki "nefreti" törpülemek. Sonra o nefret ile olanları eleştirirler bir de; gülmek serbest...

Futbol açısından sıkıntılı ama içinde bayağı bir top kavgasının olduğu Galatasaray - Fenerbahçe derbisi biter, kalecinin golü kasıtlı yediği konuşulur. Kadıköy'de Bobo penaltıyı kaçırır, Alex'in arkadaşı olduğu için kaçırdığı uydurulur. Fenerbahçe Kasımpaşa'yı taraftarına oldukça bir heyecanlı bekleyiş sunduktan sonra dev arzuya eşlik eden bir golle geçer, kaleci Murat Şahin'in yan top hatası (bu sıkıntılı bir durummuş, çok naif bir kelime tabi) konuşulur. Oysa Murat Şahin o maçta en az beş tane gol fırsatını yine yan top alarak engellemiştir, 'kör'ülmez.

Galatasaray - Bursaspor maçında gollerin bilerek kaçtığı söylenir. Hele bir dile getiriş var ki evlere şenlik. Bu kadar ucuzlukla gündemde kalmak istemek, para kazanmak ne kadar helal? Ben soru boyumu aşar, o ayrı.

Kendini yönetici olarak gören o romantik futbolun takım elbiseli düşmanlarından biri çıkar mikrofon önüne, takımının başında bir hoca, "Roger Lemerre" var iken, "Bülent Uygun ile anlaşacağız" der, budur onun futbol yöneticiliği, kurumsallığı. Bunu söyleyenin 15 gün sonra oynanacak A.Gücü - F.Bahçe maçı için çıkıp "Bu hakem gelecek, yakarız, yıkarız" diyerek 1980 model araba gibi futbol havasını kirletmesi normaldir, şaşırmamak gerek.

Sadece son bir ayı gözden geçirin ve ülkede konuşulanlara odaklanın.
Mideniz kaldırabiliyor mu?
Bu midemizi bozanlar neden gözümüzün tam ortasına sokuluyor peki!

Misal son olay Murat Şahin, fonda Sertaç Ortaç şarkıları eşliğinde, malum hocamız bir gün önce açıkça Murat Şahin'i hedef gösterir, iki cümle koyar araya dengelemek ister hastalıklı teorisini. Ertesi gün medyada hiç anlam veremediğim gibi patlar olay, o akşam hocam viteslerle oynamaya başlar, ileri-geri. Murat Şahin telefonla bağlanır malum programa "Ailem var, beni arayanlar var, bana bunu yaşatmaya ne hakkınız var" der, hocamın o anda insani yönü bile ortaya çıkmaz "Ben bir şey demedim" der.

Nedir biliyor musunuz asıl olan?

Etkilenmiştir hocam, yakın dostu portakal sevdalısı hakem arkadaşının son dönemde yaşadıklarından etkilenmiştir. Onu bugün ancak reklamlarda görür, etkilenmiştir. Bir gün sonra farkına varabilmiştir bunun, Murat Şahin karşısında yaşadığı korkak anlar ve bir gün önce o yaptığı çirkin imanın kendine nelere mal olabileceğini anlamıştır. Çıksın, eğlendirsin, kendi tarzını ortaya koysun, kendine göre bazı şeyleri "çerçeve" dahilinde yorumlasın, buna kimsenin bir şey dediği yok, fakat düşünceler "sinsiyse", biri dur demeli. Muhtemelen bu paralelde yorum yapanlar yakın bir süre içinde "güzel oyun" mantığına dönecek, demiştin dersiniz...

Medyayı da anlamak pek mümkün olmuyor bazen. Her şeyi yapıyorsun anlamak için ama gerçekten başaramıyor insan. Bildiğimiz futbolu, futbol dünyasını kelimenin tam anlamıyla pisleten gelişmeler mevcut. Bundan beş sene önce ligin her final dönemi geldiğinde neler yaşanıyorsa yine bunları yaşıyoruz. Ne zaman kurtulacağız? Bayatlamış beyinlerden çıkan bayat fikirler ve bunun peşinden koşup giden binlerce insan var. Binlerce insanın içindeki futbolu zehirleyenler var, bunlara nasıl prim veriliyor?

"Medya da bundan kazanıyor" lütfen demeyin böyle!

Habercilik anlayışında ele gelen malzemenin neler yaratacağı değil, eldeki malzemenin ne "kalitede" olduğu hiç mi düşünülmez? Spekülatif yönü yüksek her şey değerli midir? Sevdiğimiz saydığımız gazeteler, televizyonlar bu amacı tamamen ticaret olan komplo teoricilerini, emeğe küfredenleri, çocukların beynini yıkayanlara nasıl prim verir? Neden topluca ezber bozulmaz artık, silkelenilmez. Yine yanlış devam eder, tutarlar bunların yaptıklarını ön plana çıkartırlar, onlara Range Rover'lar kazandırırlar. Hadi bunu da geçtim kim ne kazanırsa kazansın, bizi ilgilendirmez ama oyunu baltalamak...

Milyonlarca insanlara futbolu başka şekilde gösterenlere "dur" demeli.

F.BAHÇE'Yİ GÜÇLENDİRİYORLAR
F.BAHÇE'Yİ ŞAMPİYON YAPIYORLAR


Buraya kadar olan bugünlerde etrafta yayılan kokunun analiziydi. Bu sırada 1994 Dünya Kupası'nda Hırvatistan'ın Almanya'yı elerken, Davor Suker'in 98 Dünya Kupası'nda attığı golü izliyordum, yazmak biraz güçlükle oldu. Tekrar son bir ay içinde olan biteni hatırlayın. Yukarıda saydıklarım, ortada dönenler, kazanan Fenerbahçe olduğunda, Fenerbahçe şampiyonluğa koşmaya başladığında Türkiye'de el altından yaşatılmaya çalışılanlar. "Fenerbahçe'nin galibiyetine gölge düşürmüyoruz ama..." sözleriyle başlayan, kardeş kulüp doğallğından bir saçmalık ortaya çıkararak 1980'lerdeki bol rakılı mezeli yöneticilikleri ve futbol kirliliğini hatırlatan konuşmalar.

Yazılı basında bazı söylemler, bazı sürmanşetler, manşetler. Fenerbahçe liderliği ele geçirdiğinde ligin üzerine damga vurmayı, kendini eleştirerek doğruları bulmak yerine taraftarını koyun gibi yönlendirip başarısızlıklarını gizleyenler. Kendi takımının önüne geçip, belki de yaşanan başarısızlıkta kendine pay bulmayan, kendini eleştirmeyen, bu sezon üç kez içlerinde maç izlediğimde aşağılıkça küfür yüzünden tribünü terkettiğim o çok aykırı, her şeye karşı olan ve kendi takımının en büyük problemi olan gruplar...

Aykut Kocaman - Christoph Daum'u birbirine kırdıramadığı için bugünlerde mutsuz olanlar. Bir kez daha dönelim bugün Fenerbahçe'yi konuşmayan fakat bundan en fazla 1-2 hafta sonra var olmak için mecburen konuşacaklar, satış yapmak için süsleyece olanlar, şimdiden safları da sıklaştıranlar(!) da var. Fenerbahçe cephesinde kimse alkış ve şak şak istemiyor Fenerbahçe cephesinde istenen tek şey emeğin, mücadelenin, gururun üstüne gölge edilmemesi.

Şu son sekiz haftada yenilmeyen golü hakemlere bağlayanlar (!)

Yıllardır Fenerbahçe'yi izliyorum, soruyorum, konuşuyorum, takip ediyorum. Bugünlerde neler olacak yine tahmin etmek zor değil. İçinden de bakıyorum, dışından da. Fenerbahçeli futbolcuların ruh halini, Fenerbahçe yöneticilerinin bir gün sonra yapacağı açıklamayı bir gün önce tahmin edebiliyorum. Şu son bir ayda ligin üzerine döndürülmeye çalışılan tüm değerlendirmeler, aşağılıkça kompleksler, saygısızca yorumlar. Çok değil iki gün önce bir takım elbiseli sözde yönetici ve çok daha fazlası...

Biliyor musunuz bugün hepsi tek tek, her gün Fenerbahçe'yi şampiyon yapıyorlar. Fenerbahçe'yi daha güçlü hale getiriyorlar, farketmiyorlar onlar Fenerbahçe'ye karşı bağırdıkça Fenerbahçe daha çok büyüyor. Fenerbahçe bugünlerde defalarca şampiyon oluyor ayrıca 2006 Denizli travması öncesi yaşanan ortamı çok da iyi biliyor. Bu şekilde görüşler ve imalar arttıkça bu yorumlar sayesinde Fenerbahçe'yi şampiyon yapıyorlar, farketmiyorlar. Fenerbahçe tarih boyunca karşısında duranların sayısı arttıkça güçlü olmuştur. Bunu ben değil tarih, futbol, zaman zaman da Türkiye'deki siyaset geçmişi söylüyor.

Bekir'i anlatacaktık, arada Maradona'dan girip çıkacaktık, yine bizlere neler söylettiler. Şimdilik şu video ile idare edin lütfen, 03.48'den sonrasında Maradona'nın kızlarıyla olan ilişkisine dikkat...

Kaynak: sporx
Yazan: Esat DERGİ