Geçenlerde kulaklığı takıp müzik dinleyeyim dedim, uygulamanın "Reklam dinlemek istemiyorsan yükselt" uyarısı geldi.
Bilgisayarı açtım, tasarım programı "Lisans süreniz bitti, yenileyin" dedi.
Arabama bineceğim, koltuk ısıtmasını kullanmak için aylık ödeme yapmam gerektiği aklıma geldi.
Gerçekten artık hiçbir şeye sahip değiliz, sadece geçici süreyle "kullanım hakkını" kiralıyoruz.
Bu durum yavaş yavaş ve çaktırmadan hayatımızın merkezine yerleşti. Eskiden bir albüm, bir film kaseti ya da bir yazılım yazılım paketi aldığımızda o nesne bizim olurdu. Rafımıza koyardık, istediğimiz kadar kullanırdık.
Şimdi ise her şey dijital bir akışa dönüştü. Satın alma mülkiyeti bitti, yerini bitmek bilmeyen "Abonelik Taksitleri" aldı.
Ay sonu ekstrelerine baktığınızda durumun ciddiyeti ortaya çıkıyor. 50 TL oraya, 100 TL buraya, "nasıl olsa iptal ederim" deyip unutulan 3 ayrı platform... İnsan beyni bu küçük meblağları büyük harcama olarak algılamıyor ama birleştiğinde ciddi bir gider kalemi oluşturuyor. En acısı da şu: Ödemeyi kestiğiniz an, yıllardır binlerce lira döktüğünüz o içeriklerden veya hizmetlerden elinizde sıfır kalıyor. Hiçbir şey gerçekten sizin değil.
Yakında "Temiz Hava Premium" paketi çıkarsa hiç şaşırmayacağım. Standart kullanıcılar egzoz dumanı solurken, Pro aboneler oksijen tüpüyle takılacak gibi bir geleceğe doğru gidiyoruz.
Siz bu durum hakkında ne düşünüyorsunuz? Ayda kaç tane aboneliğe para ödüyorsunuz ve gerçekten hangilerini aktif kullanıyorsunuz? İptal etmeye kıyamadığınız ama aslında paranızı boşa harcayan o "hayalet abonelik" hangisi?
Aylık $9.99'a Yaşama Rehberi: Her Şey Ne Ara Abonelik Oldu?
0
●96