Hepsinin cevabı varsa basit bir soru yönelteyim,
Kur'an da kadın ve erkek ne için eşit değil?
Bu sorunuza cevap vereceğim.
Ancak sizden ricam lütfen
GÜNÜMÜZ MÜSLÜMANLIĞINI DÜŞÜNEREK BU YAZIYI OKUMAYIN. Günümüzde yaşanan Müslümanlık, İslam tarihi boyunca belki de en kötü yaşanan dönemdir. En haketmeyen insanların, en haketmediği yollar ile ellerinde Kur'an ile yalanlar söylediği bir çağdır.
LÜTFEN BU MÜSLÜMANIMSILARI BAZ ALARAK BU YAZIYI OKUMAYIN. İslam'ın gerçeğini size anlatacağım. Sonra şunu sorgulayacaksınız zaten kendi kendinize; bunca Müslüman yanlış mı yaşıyor o zaman? Evet yanlış yaşıyor.
Öncelikle şunu bilmemiz gerekli; Kur'an sadece 2022 yılına değil, 600. yıllara da hükmetti, eğer yaşam devam ederse 2100 yılına da hükmedecek. Hükmedecekten kastım, içerisinde yer alan hükümleri bütün dönemleri kapsayacak şekilde oluşturulmuştur.
Sadece bu dönemin açısından baktığımız zaman yetersiz bir yaklaşım olarak kalır.
Kadın ile erkek ne yaratılış olarak, ne de yaşayış olarak eşit değil. Eşit kelimesi dönemimizde gönülleri kıran bir kelime. Aynı değil diyelim. Örneğin bilinen tarih boyunca erkek avcı olmuş, kadın toplayıcı görevini görmüş. Normal olan bu. Fiziksel yapı itibariyle bu tarz bir iş bölümü gerekli. Yaratılış olarak kadın Anne olmuş, erkek Baba. Yani hiç bir konuda aynı değiliz. Karakterimizin ve yaşamımızın getirdiği farklılıklar mevcut. Buna göre hükümler mevcut Kur'an'da.
Örneğin çoğu kişinin garipsediği
1 erkeğe 4 kadının helal kılınması durumu.
Bu konuya öncelikle şu açıdan bakmamız gerekli, erkeğin kadın ile evlenmesi; o erkeğin kadına olan sorumluluklarını ve duygularını aksattığında
Allah katında başına neler gelebileceği; 4 kadının
hangi şartlarda helal kılındığı gibi soruları cevaplayalım.
Helal kılınmak demek, istediğin şekilde
o helale sahip olabileceksin anlamına gelmemektedir İslam'da. Örneğin bana para kazanmak helal kılınmıştır. Ancak bana para kazanmak helal kılındı diye ben insanları do.lan.dırıp o şekilde para kazanırsam bu bana haram kılınmıştır.
Yani İslam'da
bir helali yerine getirirken, harama girmemek asıl esastır. Etrafınızda kim ki bir helali ile övünürken o helali haram yollar ile yerine getiriyorsa, ona rahatlıkla
yanlış yapıyorsun diyebilirsiniz. Örnek vermek gerekirse, ben piyangodan 10 Trilyon kazandım. 10 Trilyon ile insanlara yardım ettim. Hiçbir şekilde bir sevabı bulunmamaktadır. Belki Allah, bu yaptığım hayır ile o piyango(kumar) oynama günahını affeder diye dua etmek gerekir. Ancak ben piyangodan para kazanayim onun %90'ını insanlara veririm gibi bir algı
kesinlikle yanlıştır. Çünkü o 10 Trilyon bana helal değil ki... O yüzden tekrarlıyorum,
haram yollar ile helal iş yapılmaz. Gelelim bizim kadın-erkek eşitliği konumuza;
İslam'da bir erkeğin, kendi karısı üzerine, 2. bir kadın ile evlenmesine izin verilmesindeki ana şart,
BÜTÜN KADINLARIN GÖNÜL RIZASI OLMASI GEREKLİLİĞİDİR. Ama bu olayda erkek tarafından, ''
falanca kişi ile yakınlaştık ama ses çıkarmadı, demekki gönül rızası vardı.'' gibi saçma ve karaktersiz cümleler esas alınmayacak; tam tersi kadının direkt kendi iç dünyasında
''evet ben de istiyorum bu kişi ile evlenmeyi'' rızası esas alınacaktır. Yani bir kadın
zorla, cebren, annesi ve babası tarafından baskı ile, para için ya da türlü türlü karaktersiz sebeplerden ötürü evlendiriliyor ise o adamın 2. eşi olarak, adam da bunu biliyorsa, bu iş HARAM'dır. Neydi ana kuralımız?
Haram yollar ile helal iş yapılmaz.
Zamanınızı almıyorum umarım, ancak bunlar kafanızda soru işareti diye uzun anlatmam gerekli, çünkü tek bir durum dahi anlatılmadığında bu durum havada kalacaktır.
Şunu diyebilirsiniz, hangi kadın isterki kuma gitmeyi? Hangi kadın isterki ikinci, üçüncü, hatta dördüncü eş olmayı?
Yukarıda bir cümlede hatırlarsanız şunu belirtmiştim;
Kur'an sadece 2022 yılına değil, 600. yıllara da hükmetti, eğer yaşam devam ederse 2100 yılına da hükmedecek. Hükmedecekten kastım, içerisinde yer alan hükümleri bütün dönemleri kapsayacak şekilde oluşturulmuştur. Sadece bu dönemin açısından baktığımız zaman yetersiz bir yaklaşım olarak kalır.
İslam öncesi Arap yaşantısından bahsedersek; o kadar mide bulandırıcı bir yaşantı vardı ki İslam öncesi Arap yaşantısında; örneğin bir evin erkeği öldü. O toplumdaki X güçlü bir erkek o erkeği ölen evin kadınını beğenirse
(affınıza sığınarak), eve girip ceketini atıp artık
sen benimsin diyebiliyordu. Kadınlar kervanlarda afedersiniz bir eşya gibi alınıp satılabiliyordu. Kur'an, bu konjonktürdeki karaktersiz bir topluma inerek onların düzelmesini sağlamıştır. Ve bu düzelme esnasında öncelikli olarak kadın haklarını baz alıp, henüz Müslümanlar o toplumda dışlandığı zamanlarda, yöneten değil de ezilen ve işkence gören durumda olduğu zamanlarda, kadınların alınıp satılmasını engellemek için Müslümanlara; o kadının rızası var ise dört kadına kadar evlenebilirsiniz izni vermiştir. Ancak o
kadınların rızası var ise evlenilebilir.
Bir erkek 2 kadın ile rızaları dahilinde evlendi. Bitti mi?
Bir erkek evlilik yaptığı zaman aslında kadına;
''ben senin tüm haklarını koruyabilir ve sahiplenebilirim. Senin kimseye karşı ezilmene müsade etmem. Sana olan sevgimi, saygımı ve bağlılığımı başka şeye değişmem'' sözü vermektedir.
Peki hal bu olunca, 2 kadın ile evlilik yapan erkeğin, eşleri arasında bu adaleti sağlamasının zorluğunu anlatmaya gerek yok sanırım. Yani evlenmek ile bitmiyor. Eşlerinin sanki tek eşliymiş gibi mutluluğu da büyük önem arz etmektedir İslam'da. Eğer bunu sağlayamaz ise, eşlerinin her eşin olduğu gibi o erkekten ayrılma hakkı bulunmaktadır. Bizim topluluğumuzda bu biraz daha şu şekilde işlemekte,
eşim değil mi istediğim gibi davranırım.YOK ÖYLE ŞEY!
Peygamber efendimiz bir hadisinde şöyle der;
Zîrâ siz onları Allâh'ın bir emâneti olarak aldınız. Sizin en hayırlınız, ehline (eşine ve çocuklarına) en hayırlı olanınızdır. Ve ben de ehline karşı en hayırlı olanınızım. Mü'minlerin îmân bakımından en olgunu ve en hayırlısı, hanımına karşı en hayırlı olanıdır.
Allah'ın erkeklerin kafasına göre ayrılmalarına dahi bir cümlesi bulunmakta; Şuara Suresi 166. Ayet;
Rabbinizin sizin için yaratıp helâl kıldığı eşlerinizi bırakıyorsunuz. Gerçekten siz haddi aşan bir gürûhsunuz.
Kitabeler ve kaynaklar, haddi aşan güruhların insanlık tarihindeki helaklarını yazmaları ile doludur. Yani aslında eşini keyfi olarak terkeden, hakkını gözetmeyen ve umursamayan erkeklerin
helak olabileceğine dair bir işaret ayetidir bu ayet. Helak sadece dünyalık bir durum değildir, ahiretinin dahi yanabilmesidir helak. Ve işin enteresan tarafı nedir biliyor musunuz?
Helak, geçmiş kavimlerde genelde Allah'a ortak koşanlara verilen ceza olarak bilinmektedir. Yani aslında
Allah'a ortak koşmak ya da inkar etmek ile denk tutmuş olmuyor mu erkeklerin eşlerine bu denli adaletsiz yaklaşımlarını? Çünkü suç, karşılığında verildiği ceza ölçütünde mahiyeti belli olur. Örneğin tecavüzcünün karşılığı müebbet olsun isteriz. Çünkü büyük bir suçtur. İnsanlık suçudur. Peki tersine mühendislik yaparsak; cezası helak olma ihtimali olan ve daha önce helak olanların Allah'a ortak koşup ya da inkar etmek gibi büyük bir suç olarak adlandırılan toplulukları baz alırsak,
erkeklerin eşlerine olan adaletsizliklerinin Allah katındaki önemini anlayabiliriz. Yani bir nevi, kadını ezen bir İslam değil, kadına değer veren bir İslam var gerçekte. Şuankiler bunu uygulamıyorlar diyebilirsiniz. En üstte yazdığım yazıyı hatırlayınız. Bu neslin Müslümanlarını genel olarak baz almayınız. Gerçeği baz alınız.
He diyeceksiniz ki bugüne tesiri yok o zaman bu ayetlerin ve bu senelerden sonra hiçbir kadın başka bir kadına ikinci eş olmak istemeyecek diyebilirsiniz. Yani İslam'ın hükmü bitti mi o zaman? diye de sorabilirsiniz. Cevap vereyim;
Savaşlarda ve kıtlık zamanlarında erkekler genelde ön cephede olduğundan ve bu işlerin fiziksel ağırlığı bunu gerektirdiğinden dolayı erkek nüfusu git gide azalmaktadır.
Şuanda herhangi bir savaş olmasa dahi Türkiye için öngörü 2040 yılında kadın nüfusu erkek nüfusunu geçecek.
https://www.aa.com.tr/tr/turkiye/tur...ececek/1070456
Şuanki dünya düzeninden de anlaşıldığı üzere savaşların ve erkeğin fiziksel anlamda ön planda olacağı kıtlık gibi durumların kapısı çalınıyor. Size daha büyük bir öngörüyü paylaşayim;
Peygamber efendimiz bir hadisinde;
İnsanlar öyle bir zaman görecektir ki, bir kimse eline altın alıp onu sadaka olarak vereceği bir kimse arayacak, fakat bulamayacaktır. Erkeklerin azlığı, kadınların çokluğu sebebiyle, kırk kadının bir erkeğin himayesine sığındığı görülecektir. (Müslim, Zekât 59. Ayrıca bk. Buhârî, Zekât 9)
Bakın burada
himayesine sığınmak ibaresi geçiyor, demekki insanın cahiliye dönemi tekrar gelip kadınlara olan şiddet malesefki ileride artabilir. Buna önlem alınması gerekli devletlerce. Aslında İslam, geldiği toplumda kadının hem fiziğine hem de karakterine olan yoğun şiddetini bitirmeye çalışmış, bunu da toplumsal yapıda adaleti tavsiye ederek ve adaletsizliği cezalandırarak yapmıştır. Ayrıca burada ileride kadın nüfusu erkek nüfusunun 40 katı olacak ibaresi çıkarmak yanlıştır. Ancak kadın nüfusunun erkekten çok daha fazla olacağına bir delildir.
Size bu cümle, islami kaynaktan geldiği için bir referans hükmü taşımıyorsa, dünyadaki gelecek öngörülerinden örnekler vereyim;
Kadınların daha fazla yaşayacağı ve nüfusunun git gide aratacağı ile alakalı araştırma;
https://www.cnnturk.com/2007/turkiye...2.0/index.html
Nasa'nın 2100 küsürlü yıllar ile alakalı bir öngörü çalışması vardı o haberi de bulursam buraya güncellerim. Olası bir savaş, kıtlık vb durumlarla ve azalan doğum oranı ve doğurganlık ile beraber 2100 küsürlü yıllarda (makalede tam sayı verildi ancak bulunca editleyeceğim) kadın nüfusu erkek nüfusunun 3 katı olacağına değindiler.
Kadın nüfusu fazla olsun sanki ne olacak? dediğinizi duyar gibiyim. Erkeklerin gerekli adaleti, sevgiyi, saygıyı sağlama riskini, sağlayamadığında helak olmak kadar ağır bir riski ve bu eşlerinin de birbirinden ve kendisinden
gönülden razı olması riskini ve onayını alıp, dört kadına kadar evlenebilme izninin verilmesi, aslında kadına da; olası bir tehlike durumunda himaye ihtiyacına
(lütfen günümüz konjonktürü ile değerlendirmeyin, eski Arap yarım adasındaki cahiliye dönemini, kadının yüzyıllar boyu Avrupa'da dahi kul-köle olmaya zorlanmasını ya da gelecekteki ihtimal kaosları düşünün), kendisinin o erkeği sevip, o erkeğin eşleri razı ise evlenmeyi istemesi gibi durumlarda,
başka eşi olan bir erkek ile evlenebilirsiniz iznini vermesi demektir. Sığ görüşlü bir din olarak bakmak yerine, yüzlerce yıla hitaben gelen bir din olduğunu unutmamak gerekir.
Dönemimizde İslam'ın türlü türlü helal kıldığı kavramlar nasıl kötüye kullanılıyorsa, malesef bu konuyu da kötüye kullanan insanımsılar vardır. Malesef şuanda ortam; altın mikrofon ile fakirlere dua eden imamlara; evdeki eşinin rızasını dahi almadan başkası ile imam nikahı kıyıp, sorulduğunda ise ''
imam nikahı kıydım kime ne'' diyerek İslam'ı uçkuruna uyarlamaya çalışan arsızlara; çalıp çırpıp milletinin üstünden Müslüman sıfatı ile geçinen idarecilere; ''
adam çalıyor, hak yiyor ama yapıyor yaa'' diyerek inandığı Allah ile şu cümlenin ne kadar ters düştüğünü göremeyen körlere kaldı.
İşin en garibi de ne biliyor musunuz?
Kur'an 1500 sene önce bu yozlaşmadan dahi bahsetmiştir;
Sen onları gördüğün zaman cüsseli yapıları beğenini kazanmaktadır. Konuştukları zaman da onları dinlersin. (Oysa) Sanki onlar (sütun gibi) dayandırılmış ahşap-kütük gibidirler. ... (Münafikun Suresi, 4) (Adam sanılan, ancak içi boş ve yalanlarla dolu olanlara işaret. ''
Konuştukları zaman da onları dinlersin'' kısmı ise özellikle idarecilere işaret edildiğini düşündürmekte.
İşte namaz kılanların vay haline, Ki onlar, namazlarında yanılgıdadırlar, Onlar gösteriş yapmaktadırlar. (Maun Suresi, 4-6) (Gösteriş için Müslümanım diyenlerin olacağına işaret.)
Benzer bir Hadis:''İnsanlara bir zaman gelir ki camilerinde toplanıp namaz kılarlar. Fakat aralarında Mümin bulunmaz.''
(Namaz kılma gibi zor bir görevi dahi yapmalarına rağmen Müslüman olmadıkları ile alakalı vurgu. Kendini Müslüman zanneden yozlaşmış Müslümanımsılar.)
Eksik ölçüp tartanların vay haline, Ki onlar, insanlardan ölçerek aldıklarında noksansız alırlar. Kendileri onlara ölçtüklerinde veya tarttıklarında eksiltirler. (Mutaffifin Suresi, 1-3) (Peygamber efendimiz zamanı ticaretin herhangi bir sorunu yoktu, muhteşemdi. Hakka uygun ticaret yapılırdı. Ancak böyle bir ayet var. Bu bile aslında günümüz ticari anlayışına nokta atış. Geçmişten 1500 sene sonrasına dahi bir görü.)
Ve elçi dedi ki: "Rabbim gerçekten benim kavmim bu Kur'an'ı terkedilmiş olarak bıraktılar. (Furkan Suresi, 30) (Yine İslam'ın ilk zamanlarında İslam yolunda malından, canından, dilinden ve sözünden emin olunan Müslümanlar vardı. Peki bu cümle kime? İşte bu cümle de 1500 sene öncesinden günümüze gelen inanılmaz bir görü.)
Bu ayet ve hadisleri yüzlerce yazabiliriz. Kur'an, bu tarz yozlaşmanın da habercisi olmuştur. Günümüzde çoğunlukla yaşanan Müslümanlık değil, gerçek Müslümanlık İslam'dadır.
Günümüz Müslümanlığına bir ayet daha yazalım;
Yeryüzünde bulunanların çoğuna uyarsan seni Allah yolundan saptırır; çünkü onlar, ancak zanna kapılırlar ve onlar, ancak yalan söylerler. (Enâm Suresi 116. Ayet) (2 Milyar Müslümanın yaşadığı bir dünyada, çoğunluğun genelde yanlış yolda olduğunun vurgulanması dahi yine geçmişten günümüze ve hatta geleceğe inanılmaz bir perspektif.)
Olayları yüzlerce seneye genişletip yaklaştığınız zaman, konular biraz daha anlaşılabilir kılınmaktadır. Ayetleri bu şekilde değerlendirmenizi tavsiye ederim.
Buraya kadar sabredip okuduğunuz için teşekkürler.
Konu ile alakalı farklı görüş ve sorularınıza açığım.
Saygılar...