Bilgisayar mühendisi olmak istiyordum, şu anda okuyorum
Yukarıda cümlenize ithafen İbni Sina dan bir hikaye bıraktım size.
"Aklı kesmek," deyiminin ilginç öyküsü.***İbni Sina çocukken ilk derslerini babasından, daha sonra da devrin tanınmış bilgini Natili'den almıştır. Tıp, geometri ve doğayla ilgili bilgileri de İsmail Zahit'ten öğrenir. Matematiği kimden öğrendiğini bilmiyoruz. Ama babasının onu, matematik öğrensin, diye iyi bir okula yazdırdığı kaynaklarda yazıyor. Buraya kadar her şey iyi. Ama gelgelelim İbni Sina bütün çabasına karşın nedense cebir ve geometriyi bir türlü öğrenemez. Ne yaptıysa boşuna. Sonunda çareyi okuldan kaçmakta bulur. Okulun önünden geçen bir kervana katılarak Afşana'dan uzaklaşır. Kervan yolda mola verir. Kervanbaşı yolcuların en küçüğü olduğu için İbni Sina'yı kuyuya su almaya gönderir. İbni Sina sapına ip bağlı kovayla kuyudan suyu çekerken, birden kovanın ipi kuyunun ağzındaki taşa sürtünerek kopar. Yani ip, taşa sürtüne sürtüne incelmiş ve "inceldiği yerden kopmuş"tur. İlk kez böyle bir olayla karşı karşıya kalan Sina, kendi kendine, "Sürekli gidip gelen bir ipi taş keserse niye benim aklım da çok çalışarak, matematiği; cebiri ve geometriyi kesmesin," der. Sina, bunun üzerine kaçmaktan vazgeçip, kervandan ayrılır ve okula döner.***Kuyu taşının ipi kesmesi ona, bir konuda yoğunlaşıp sürekli çalışırsa her şeye "aklının keseceğini" göstermiştir. Bunu o anda deyiverir: Eğer iyi çalışırsam matematiğe, "Aklım keser!" İşte, bir şeyi anlamadığımız, öğrenemediğimiz, bilemediğimiz zaman söylediğimiz, "Aklım kesmedi", "Aklım kesti", "Aklı kesmek" deyimi dilimize İbni Sina'dan gelmiştir.
Alıntı