• 09-05-2014, 20:54:51
    #46
    AlperDemircan adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Eskiden aç kalınca çocuğuna birşeyler almak için çalardı bu millet.
    Buna nasıl karar verdin
  • 09-05-2014, 20:59:47
    #47
    Bütün ümidim gençliktedir
    Hapsher adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Öncelikle geçmiş olsun. Bilip bilmeyen, bilipte işine gelmeyen herkese kısaca açıklama yapmak isterim. Yasalarımıza göre adli olaylar Cumhuriyet Savcıları tarafından adli kolluk güçleri (Emniyet, Jandarma, Sahil Güvenlik, Gümrük Muhafaza) marifetiyle soruşturulur. Yani sorumlu kişi-Amir Cumhuriyet Savcısıdır. Cumhuriyet Savcısı emir vermeden, adli kolluk o konu hakkında soruşturma yapmaya görevli ve yetkili değildir(İstisnai durumlar mevcuttur). Soruşturma tamamlanması akabinde iddianamenin kabulüyle birlikte kovuşturma(mahkeme) aşaması başlar vs. vs. Genel olarak prosedür bu şekilde işler.

    Ağız burun patlatmakla, adaleti bireylerin kendisinin sağlamasıyla kaos ortamından başka bir şey elde edilmez. Bu gün sen gider telefonunu alırsın, yarın o gelir canını yakar.

    Sizin olayda başvurunuzu Polis Merkezine yaptığınız gözüküyor. Polis Merkezi, ön bilgiler ile konuyu C.Savcılığına bildirir. C.Savcılığının değerlendirmesi sonucu soruşturma başlar.

    Soruşturmanın hızlanması için yapabileceğiniz direk C.Savcılığına başvurmanız olabilirdi. Ayrıca elinizde ki tüm bilgileri usülüne uygun olarak ivedilikle ilgili Savcıya iletmenizden başka bir durum gözükmüyor.

    Size sonuna kadar hak veriyorum ve anlıyorum. Telefonum çalındı yerini biliyorum ve bir şey yapan yok! İşte buna bürokrasi diyorlar maalesef...

    Ki aynı zamanda Savcılık ve Emniyete de hak veriyorum. Türkiye genelinde 250 - 300 bin civarı Emniyet personeli olduğu düşünüldüğünde ve sadece İstanbul da 15 milyon civarı vatandaşın yaşadığı düşünüldüğünde... İşte asıl adaletsizlik...

    Bir sorum da bu ülke bu ülke diye konuşup duran arkadaşlara kaç tane ülke gördünüz ömrü hayatınızda? Kaç ülkede yaşadınız ve böyle kıyaslamalar yapabiliyorsunuz? Dış basından duyduğunuz bir olayla mı kıyas yapabiliyorsunuz yoksa? Karşılaştırma yaptığınız esaslar nelerdir? Yoksa sadece bardağın boş tarafımı sizleri ilgilendiriyor? Yoksa acaba sürekli sorunları görüp, yaşayıp, yaşatıp, çözüm namına en ufak bir fikir sahibi ve icraatı olmadan, amaaan böyle gelmiş böyle geçer diyenlerden misiniz? Ya herkes böyle düşünürse?


    Tekrardan geçmiş olsun, ola ki telefonunuz bulunduğunda merak etmeyin çalan da olsa, çalanın bir sattığıda olsa size geri verilecektir.
    Tebrik ederim. Kimse kızmasın ama konudaki tek ve en mantıklı yorum bu. Ekleme yapmaya gerekte yok. Geçmiş olsun.

    Tapatalk ile gonderilmistir.
  • 09-05-2014, 21:00:48
    #48
    ozerx adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Buna nasıl karar verdin
    Eski hırsızlarımız daha vicdanlıydı diyelim. Günümüz hırsızları çok daha hünerliler.

    (not: arkadaş çalan kişi kullanıyor diye yazınca bu yorumu yapmıştım. eskiden yaralıya yardıma koşardık, şimdi parçalanmış kadının sırıtarak fotoğrafını çekiyoruz.
    Devir kötü, kolla telefonu.)
  • 09-05-2014, 21:42:31
    #49
    Kimlik doğrulama veya yönetimden onay bekliyor.
    Hapsher adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Öncelikle geçmiş olsun. Bilip bilmeyen, bilipte işine gelmeyen herkese kısaca açıklama yapmak isterim. Yasalarımıza göre adli olaylar Cumhuriyet Savcıları tarafından adli kolluk güçleri (Emniyet, Jandarma, Sahil Güvenlik, Gümrük Muhafaza) marifetiyle soruşturulur. Yani sorumlu kişi-Amir Cumhuriyet Savcısıdır. Cumhuriyet Savcısı emir vermeden, adli kolluk o konu hakkında soruşturma yapmaya görevli ve yetkili değildir(İstisnai durumlar mevcuttur). Soruşturma tamamlanması akabinde iddianamenin kabulüyle birlikte kovuşturma(mahkeme) aşaması başlar vs. vs. Genel olarak prosedür bu şekilde işler.

    Ağız burun patlatmakla, adaleti bireylerin kendisinin sağlamasıyla kaos ortamından başka bir şey elde edilmez. Bu gün sen gider telefonunu alırsın, yarın o gelir canını yakar.

    Sizin olayda başvurunuzu Polis Merkezine yaptığınız gözüküyor. Polis Merkezi, ön bilgiler ile konuyu C.Savcılığına bildirir. C.Savcılığının değerlendirmesi sonucu soruşturma başlar.

    Soruşturmanın hızlanması için yapabileceğiniz direk C.Savcılığına başvurmanız olabilirdi. Ayrıca elinizde ki tüm bilgileri usülüne uygun olarak ivedilikle ilgili Savcıya iletmenizden başka bir durum gözükmüyor.

    Size sonuna kadar hak veriyorum ve anlıyorum. Telefonum çalındı yerini biliyorum ve bir şey yapan yok! İşte buna bürokrasi diyorlar maalesef...

    Ki aynı zamanda Savcılık ve Emniyete de hak veriyorum. Türkiye genelinde 250 - 300 bin civarı Emniyet personeli olduğu düşünüldüğünde ve sadece İstanbul da 15 milyon civarı vatandaşın yaşadığı düşünüldüğünde... İşte asıl adaletsizlik...

    Bir sorum da bu ülke bu ülke diye konuşup duran arkadaşlara kaç tane ülke gördünüz ömrü hayatınızda? Kaç ülkede yaşadınız ve böyle kıyaslamalar yapabiliyorsunuz? Dış basından duyduğunuz bir olayla mı kıyas yapabiliyorsunuz yoksa? Karşılaştırma yaptığınız esaslar nelerdir? Yoksa sadece bardağın boş tarafımı sizleri ilgilendiriyor? Yoksa acaba sürekli sorunları görüp, yaşayıp, yaşatıp, çözüm namına en ufak bir fikir sahibi ve icraatı olmadan, amaaan böyle gelmiş böyle geçer diyenlerden misiniz? Ya herkes böyle düşünürse?


    Tekrardan geçmiş olsun, ola ki telefonunuz bulunduğunda merak etmeyin çalan da olsa, çalanın bir sattığıda olsa size geri verilecektir.
    iyi edebiyat yapmaya çalışmışsınız hocam ama insanlar kafasından yazmıyor bunları. herkesin kötü bir anısı var malesef.

    trafikte arabama arkadan bir motosikletli çarptı. bagaj ve arka kapılar dahil bütün arabanın dengesini bozdu, arka tamponu göçertti. çok zarar verdi yani.

    arabadan inip daha bu adi herif yerde yatarken ''acıyan bir yerin var mı?'' diye sordum. arkadaş elime vurarak ''defol git'' diye enteresan bir tepki verdi. halbuki arkadan çarpan oydu. bunun üzerine ben de dayanamadım ve bir güzel dövdüm bunu. mahalleli elimden zor aldı. mahalleli araya girince bu da o fırsattan istifade motoru aldı ve kaçtı. (motor çalışmıyordu direksiyondan tutarak götürdü)

    neyse gidip karakola şikayetçi olmak istedim. konuşma aynen şu şekilde oldu:

    ben: bir motosikletli arkadan çarptı ve kaçtı. şikayetçi olmak istiyorum.
    polis: plakası kaç?
    ben: plakası yoktu.
    polis: çarpanın adı ne?
    ben: tanımıyorum ki adamı
    polis: e o zaman ne istiyorsun bizden?
    ben: adam vurdu kaçtı ya, zarar verdi aracıma. hem de plakası olmayan bi motorla. belki de suç işlenecek o motorla. tutanak tutmayacak mısınız?
    polis: kaskon var mı?
    ben: yok
    polis: ya hocam allahını seversen kaskon yok, tutanak tutsak ne olacak. nerden bulacağız o adamı.
    ben: o caddede mobose kameraları var.
    polis: mobese felan yok orda. (mobesenin olduğunu biliyorum)
    ben: en azından tutanak tutmanızı istiyorum çünkü kavga da ettik adamla.
    polis: tutanağı ne yapacaksın hoca, bulunmaz o adam. (burada üslup çok sertleşti)

    aradan üç gün geçti. ben evde yokken o adam 7-8 kişi toplayarak benim evimi basmaya geldi. yediği dayak acıtmış ki evimi basmaya gelmiş demek babamla ve komşularla kavga etmişler tekrar. hepsinin üzerinde bıçaklar, beyzbol sopaları felan tabi.

    polis gelmiş ve hepsini götürmüş. olayı duyunca karakola gittim. ifade alan polis memuruna dedim ki olay benim yüzümden başladı ben de ifade vermek istiyorum.

    hepsinin ifadesini aldı en son ben ifade verirken. üç gün önce şikayetçi olmak için buraya geldiğimi ve şu an ifademi alan polis memurunun şikayet dilekçemi almadan beni geri gönderdiğini söyledim. ben bunu söyleyince ifademi yazmayı bıraktı ve dışarı çıktı. 20 dakika sonra komiser geldi. üzerinde eşofmanları vardı yataktan kaldırıp çağırmışlar galiba. boş bir odaya beni çekip ikna etmeye çalıştı. hayır dedim ifademi bu şekilde vereceğim. çünkü o zaman benim şikayetim alınsaydı ve işlem yapılsaydı o serseriler şimdi gelip evimi basmazlardı dedim.

    neyse sonra komiser babamı ikna etti. babam da ifadeni öyle verme deyip bana kızınca mecburen kıramadım babamı.

    davalar açıldı, olaylar büyüdü.... hikaye çok uzun aslında.

    dediğim gibi hocam herkesin kötü bir anısı olunca o yüzden böyle diyor arkadaşlarımız. yoksa olayı vatan millet sakarya'ya çevirmenin gereği yok. doktoru da eleştireceğiz işini yapmazsa, öğretmeni de, polisi de...
  • 09-05-2014, 21:48:37
    #50
    geçen ay bizim eve hırsız girdi, bir çok şey götürdü. polis 4 saat sonra geldi. hiç bir sonuç çıkmadı. hırsız aldıklarıyla kaldı. hırsızlık sözde illegal, eylemde legal olan bir eylem haline geldiği için ülkede durum böyle.
  • 09-05-2014, 21:51:28
    #51
    Telefonunuz ülkemiz sınırları içerisinde kullanılıyorsa er yada geç bulunur. telekominikasyon iletişim başkanlığına savcı yazı yazar. xxx ımeı nolu telefona takılan hat veya hatların numaraları açık kimlik adres bilgileri diye, birilerinden çıkar telefon adam sattıysa sattığı kişi bilmeden aldıım der korktuğu ve ceza alacağı için telefonu teslim eder. telekomun cevabı ortalama 1 ayda döner. inşallah ımeı değiştirmezler. veya çalan direk hattı bataryayı çıkarıp 3-5 ay saklayıp ortalık durulunca telefonu geri çıkarıp kullanmasıda ihtimaller dahilinde.
    ne polis ne jandarma senin telefonu aramaz. ha dersenki adam filanca adreste telefon onda o adrese savcılık arama kararı çıkarır telefona el koyulur. adamda mahkemeden yüzde 100 ceza alır.
  • 09-05-2014, 21:53:41
    #52
    @EcLeL Bakış açınızı genişletmek isterim. Anlatacaklarım bu konu ve konu sahibiyle alakasızdır önceden belirtmek isterim. Bir kaç senaryo yazalım. İlk yazımda söylediğim nüfusu emniyet mensubu sayısını felan tamamen unutalım ve herhangi bir teknik eksiklik olmadığını varsayalım.

    1-)Ahmet telefonunu çaldırdığını söyler, çalanın Mehmet olduğunu ve şurada olduğunu, telefonun sahibinin kendisi olduğunu kanıtlar ve Savcı kolluk marifetiyle telefonu ve Mehmet'i bulur. Mehmet telefonu Ahmet'in kendisine sattığını ve güvendiği için evrakları almadığını söylüyor.

    2-)Ahmet telefonunu çaldırdığını söyler, çalanın Mehmet olduğunu ve şurada olduğunu, telefonun sahibinin kendisi olduğunu kanıtlar ve Savcı kolluk marifetiyle telefonu ve Mehmet'i bulur. Ancak Mehmet'de evrak gösterir ve anlaşılır ki Ahmet evrakta sahtecilik yapmıştır.

    3-)Ahmet telefonunu çaldırdığını söyler, çalanın Mehmet olduğunu ve şurada olduğunu, telefonun sahibinin kendisi olduğunu kanıtlar ve Savcı kolluk marifetiyle telefonu ve Mehmet'i bulur. Mehmet telefonu çalmadığını Hasan adlı kişiden satın aldığını söyler. Hasan'a ulaşılır; Hasan çalmadığını yerde bulduğunu paraya ihtiyacı olduğu için Mehmet'e sattığını söyler.

    4-)Ahmet telefonunu çaldırdığını söyler, çalanın Mehmet olduğunu ve şurada olduğunu, telefonun sahibinin kendisi olduğunu kanıtlar ve Savcı kolluk marifetiyle telefonu ve Mehmet'i bulur. Mehmet telefonu çaldığını itiraf eder ve telefon sahibine teslim edilir.

    Yukarıdan kafadan salladığım 4 senaryo, çok rahat çoğaltılabilir; direkt olarak Ahmet'in ifadesi doğrultusunda Savcı hareket ediyor ve direkt olarak hareket edildiği için çok da uzun sürmüyor. Her durumda da Mehmet hırsızlıkla suçlanıyor, delil-kaynak ne? Ahmet'in sözleri.

    İlk 3'ünde Mehmet'in suçu yok Savcı pişman: neden araştırmadık? Delillere bakmadık?

    Mehmet hırsızlıkla suçlanmış çamur at izi kalsın. Nasıl aklanacak hele ki 1. senaryoda. Mahallesinde, okulunda, iş yerinde herkes ona artık şüpheyle bakıyor.

    Burada Ahmet'de Mehmet'de hepimiz ya da hiçbirimiz olabiliriz. Siz bana burada bilgisayar başında yazdıklarımdan adaleti sağlar mısınız? Ki size sonuçları da veriyorum.

    Diyelim Ahmet gerçekten telefonu çaldırmış deliler sabit incelendi sorun yok? Ya Mehmet bir suç örgütünün üyesi ve daha büyük suçların ispatı için uğraşılıyorsa bir telefon için Mehmet yakalansın diğerleri uyansın ve örgütteki suçlular cezalarını çekmesin mi? Adalet sağlanmasın mı? Ya savcılık ya da kolluk bu yüzden bekliyorsa. Ya da, ya da, ya da, ya da, ya da, ya da,....

    Yok artık o kadar da olur mu? Olamayacağını ispat et bana.

    Ya da gerçekten polis de savcı da umursamıyor mu? Yoksa iş yükünden daha bakamadılar mı acaba. Çık işin içinden çıkabilirsen.
  • 09-05-2014, 21:58:11
    #53
    chonk adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    geçen ay bizim eve hırsız girdi, bir çok şey götürdü. polis 4 saat sonra geldi. hiç bir sonuç çıkmadı. hırsız aldıklarıyla kaldı. hırsızlık sözde illegal, eylemde legal olan bir eylem haline geldiği için ülkede durum böyle.
    geçmiş olsun. normalde o dosya emniyet aşaması bittikten sonra savcılığa gider. eğer fail bulunamadıysa dosya daimi aramaya alınır. yasal olarak emniyet 3 ayda bir olay yerine gelip olayın faillerini araştırıp tutanak tutup savcılıktaki dosyaya göndermek zorunda. büyük şehirlerde hırsızlık ve gasp büroları var. çevrede mobeseler iş yerleri vs varsa iyice kontrol edin veya gören bilen varsa eşgal bilgileri vs. dosyaya sunun. muhtemelen bir çetedir. bir iz bırakmıştır dikkatlice araştırın derim.
    Not: hırsızlık suçu malesef cezası fazla olmayan bir suç alt sınırı 1 yıl üst sınırı 5 yıldan az. acilen yasa değişikliği ile asliye ceza mahkemesi yerine ağır ceza mahkemesinin bakması gereken bir suç. alt sınırı gasp suçu gibi 5 yıl yapmılmalı.
    birisi sizin 5 tl nizi gasp etse tutuklanıyor ve 5 yıldan başlıyor ağır cezada yargılanıyor. ama 50 bin tl lik aracınızı çalan adama mecburen hırsızlıktan işlem yapıyorsun tutuklasan ilk celsede tahliye edersin en fazla 3 ay yatar alacağı ceza 3 yıl 3 te ikisi 18 ay yapar 3 ay tutuklu kaldı düş 15 ay 2 ay daha yatıp açık ceza evine gider ordanda 3 ay sonra şartla tahliye hadi güle güle
  • 09-05-2014, 22:02:15
    #54
    akvarist adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    iyi edebiyat yapmaya çalışmışsınız hocam ama insanlar kafasından yazmıyor bunları. herkesin kötü bir anısı var malesef.

    trafikte arabama arkadan bir motosikletli çarptı. bagaj ve arka kapılar dahil bütün arabanın dengesini bozdu, arka tamponu göçertti. çok zarar verdi yani.

    arabadan inip daha bu adi herif yerde yatarken ''acıyan bir yerin var mı?'' diye sordum. arkadaş elime vurarak ''defol git'' diye enteresan bir tepki verdi. halbuki arkadan çarpan oydu. bunun üzerine ben de dayanamadım ve bir güzel dövdüm bunu. mahalleli elimden zor aldı. mahalleli araya girince bu da o fırsattan istifade motoru aldı ve kaçtı. (motor çalışmıyordu direksiyondan tutarak götürdü)

    neyse gidip karakola şikayetçi olmak istedim. konuşma aynen şu şekilde oldu:

    ben: bir motosikletli arkadan çarptı ve kaçtı. şikayetçi olmak istiyorum.
    polis: plakası kaç?
    ben: plakası yoktu.
    polis: çarpanın adı ne?
    ben: tanımıyorum ki adamı
    polis: e o zaman ne istiyorsun bizden?
    ben: adam vurdu kaçtı ya, zarar verdi aracıma. hem de plakası olmayan bi motorla. belki de suç işlenecek o motorla. tutanak tutmayacak mısınız?
    polis: kaskon var mı?
    ben: yok
    polis: ya hocam allahını seversen kaskon yok, tutanak tutsak ne olacak. nerden bulacağız o adamı.
    ben: o caddede mobose kameraları var.
    polis: mobese felan yok orda. (mobesenin olduğunu biliyorum)
    ben: en azından tutanak tutmanızı istiyorum çünkü kavga da ettik adamla.
    polis: tutanağı ne yapacaksın hoca, bulunmaz o adam. (burada üslup çok sertleşti)

    aradan üç gün geçti. ben evde yokken o adam 7-8 kişi toplayarak benim evimi basmaya geldi. yediği dayak acıtmış ki evimi basmaya gelmiş demek babamla ve komşularla kavga etmişler tekrar. hepsinin üzerinde bıçaklar, beyzbol sopaları felan tabi.

    polis gelmiş ve hepsini götürmüş. olayı duyunca karakola gittim. ifade alan polis memuruna dedim ki olay benim yüzümden başladı ben de ifade vermek istiyorum.

    hepsinin ifadesini aldı en son ben ifade verirken. üç gün önce şikayetçi olmak için buraya geldiğimi ve şu an ifademi alan polis memurunun şikayet dilekçemi almadan beni geri gönderdiğini söyledim. ben bunu söyleyince ifademi yazmayı bıraktı ve dışarı çıktı. 20 dakika sonra komiser geldi. üzerinde eşofmanları vardı yataktan kaldırıp çağırmışlar galiba. boş bir odaya beni çekip ikna etmeye çalıştı. hayır dedim ifademi bu şekilde vereceğim. çünkü o zaman benim şikayetim alınsaydı ve işlem yapılsaydı o serseriler şimdi gelip evimi basmazlardı dedim.

    neyse sonra komiser babamı ikna etti. babam da ifadeni öyle verme deyip bana kızınca mecburen kıramadım babamı.

    davalar açıldı, olaylar büyüdü.... hikaye çok uzun aslında.

    dediğim gibi hocam herkesin kötü bir anısı olunca o yüzden böyle diyor arkadaşlarımız. yoksa olayı vatan millet sakarya'ya çevirmenin gereği yok. doktoru da eleştireceğiz işini yapmazsa, öğretmeni de, polisi de...
    Sizin tanımadığınız bir adam nasıl gelip sizin evinizi basıyor?

    Derdimiz edebiyat parçalamak ya da birilerinin avukatlığını yapmak değil. Herkes kendi bacağından asılacak sonunda, ben bana yeterim.

    Motorcu çektiği acıdan dolayı ne yaptığını bilmiyorsa. Yaralı insana dayak atmak iyiymiş. Ya kaza da suçlu siz iseniz?

    Tabi ki eleştireceğiz hepimiz eleştireceğiz ama nereden biliyoruz işini yapmadığını, ya da biri yapmadığı için hepsinin yapmayacağını. (Sizin konunuzu tenzih ederim)

    Vatan Millet Sakarya' ya gelince.. söyleyeceklerim buraya sığmaz ama bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olan, soruşturma, sorgulama, araştırma, inceleme gibi bir derdi olmayan, her duyduğuna inanan insanlarımızın sayısı arttıkça ne vatan ne millet ne de Sakarya kalacak...

    Ekleme yapma gereği duydum. Mevzu polis mevzusu olmamasına rağmen konu o tarafa doğru gidiyor neyse.

    Polis o gün şikayetiniz almadığında neden motorcu ve Polis hakkında gidip Savcılığa şikayette bulunmadınız?