Öncelikle geçmiş olsun. Bilip bilmeyen, bilipte işine gelmeyen herkese kısaca açıklama yapmak isterim. Yasalarımıza göre adli olaylar Cumhuriyet Savcıları tarafından adli kolluk güçleri (Emniyet, Jandarma, Sahil Güvenlik, Gümrük Muhafaza) marifetiyle soruşturulur. Yani sorumlu kişi-Amir Cumhuriyet Savcısıdır. Cumhuriyet Savcısı emir vermeden, adli kolluk o konu hakkında soruşturma yapmaya görevli ve yetkili değildir(İstisnai durumlar mevcuttur). Soruşturma tamamlanması akabinde iddianamenin kabulüyle birlikte kovuşturma(mahkeme) aşaması başlar vs. vs. Genel olarak prosedür bu şekilde işler.
Ağız burun patlatmakla, adaleti bireylerin kendisinin sağlamasıyla kaos ortamından başka bir şey elde edilmez. Bu gün sen gider telefonunu alırsın, yarın o gelir canını yakar.
Sizin olayda başvurunuzu Polis Merkezine yaptığınız gözüküyor. Polis Merkezi, ön bilgiler ile konuyu C.Savcılığına bildirir. C.Savcılığının değerlendirmesi sonucu soruşturma başlar.
Soruşturmanın hızlanması için yapabileceğiniz direk C.Savcılığına başvurmanız olabilirdi. Ayrıca elinizde ki tüm bilgileri usülüne uygun olarak ivedilikle ilgili Savcıya iletmenizden başka bir durum gözükmüyor.
Size sonuna kadar hak veriyorum ve anlıyorum. Telefonum çalındı yerini biliyorum ve bir şey yapan yok! İşte buna bürokrasi diyorlar maalesef...
Ki aynı zamanda Savcılık ve Emniyete de hak veriyorum. Türkiye genelinde 250 - 300 bin civarı Emniyet personeli olduğu düşünüldüğünde ve sadece İstanbul da 15 milyon civarı vatandaşın yaşadığı düşünüldüğünde... İşte asıl adaletsizlik...
Bir sorum da bu ülke bu ülke diye konuşup duran arkadaşlara kaç tane ülke gördünüz ömrü hayatınızda? Kaç ülkede yaşadınız ve böyle kıyaslamalar yapabiliyorsunuz? Dış basından duyduğunuz bir olayla mı kıyas yapabiliyorsunuz yoksa? Karşılaştırma yaptığınız esaslar nelerdir? Yoksa sadece bardağın boş tarafımı sizleri ilgilendiriyor? Yoksa acaba sürekli sorunları görüp, yaşayıp, yaşatıp, çözüm namına en ufak bir fikir sahibi ve icraatı olmadan, amaaan böyle gelmiş böyle geçer diyenlerden misiniz? Ya herkes böyle düşünürse?
Tekrardan geçmiş olsun, ola ki telefonunuz bulunduğunda merak etmeyin çalan da olsa, çalanın bir sattığıda olsa size geri verilecektir.
iyi edebiyat yapmaya çalışmışsınız hocam ama insanlar kafasından yazmıyor bunları. herkesin kötü bir anısı var malesef.
trafikte arabama arkadan bir motosikletli çarptı. bagaj ve arka kapılar dahil bütün arabanın dengesini bozdu, arka tamponu göçertti. çok zarar verdi yani.
arabadan inip daha bu adi herif yerde yatarken ''acıyan bir yerin var mı?'' diye sordum. arkadaş elime vurarak ''defol git'' diye enteresan bir tepki verdi. halbuki arkadan çarpan oydu. bunun üzerine ben de dayanamadım ve bir güzel dövdüm bunu. mahalleli elimden zor aldı. mahalleli araya girince bu da o fırsattan istifade motoru aldı ve kaçtı. (motor çalışmıyordu direksiyondan tutarak götürdü)
neyse gidip karakola şikayetçi olmak istedim. konuşma aynen şu şekilde oldu:
ben: bir motosikletli arkadan çarptı ve kaçtı. şikayetçi olmak istiyorum.
polis: plakası kaç?
ben: plakası yoktu.
polis: çarpanın adı ne?
ben: tanımıyorum ki adamı
polis: e o zaman ne istiyorsun bizden?
ben: adam vurdu kaçtı ya, zarar verdi aracıma. hem de plakası olmayan bi motorla. belki de suç işlenecek o motorla. tutanak tutmayacak mısınız?
polis: kaskon var mı?
ben: yok
polis: ya hocam allahını seversen kaskon yok, tutanak tutsak ne olacak. nerden bulacağız o adamı.
ben: o caddede mobose kameraları var.
polis: mobese felan yok orda. (mobesenin olduğunu biliyorum)
ben: en azından tutanak tutmanızı istiyorum çünkü kavga da ettik adamla.
polis: tutanağı ne yapacaksın hoca, bulunmaz o adam. (burada üslup çok sertleşti)
aradan üç gün geçti. ben evde yokken o adam 7-8 kişi toplayarak benim evimi basmaya geldi. yediği dayak acıtmış ki evimi basmaya gelmiş demek

babamla ve komşularla kavga etmişler tekrar. hepsinin üzerinde bıçaklar, beyzbol sopaları felan tabi.
polis gelmiş ve hepsini götürmüş. olayı duyunca karakola gittim. ifade alan polis memuruna dedim ki olay benim yüzümden başladı ben de ifade vermek istiyorum.
hepsinin ifadesini aldı en son ben ifade verirken. üç gün önce şikayetçi olmak için buraya geldiğimi ve şu an ifademi alan polis memurunun şikayet dilekçemi almadan beni geri gönderdiğini söyledim. ben bunu söyleyince ifademi yazmayı bıraktı ve dışarı çıktı. 20 dakika sonra komiser geldi. üzerinde eşofmanları vardı yataktan kaldırıp çağırmışlar galiba. boş bir odaya beni çekip ikna etmeye çalıştı. hayır dedim ifademi bu şekilde vereceğim. çünkü o zaman benim şikayetim alınsaydı ve işlem yapılsaydı o serseriler şimdi gelip evimi basmazlardı dedim.
neyse sonra komiser babamı ikna etti. babam da ifadeni öyle verme deyip bana kızınca mecburen kıramadım babamı.
davalar açıldı, olaylar büyüdü.... hikaye çok uzun aslında.
dediğim gibi hocam herkesin kötü bir anısı olunca o yüzden böyle diyor arkadaşlarımız. yoksa olayı vatan millet sakarya'ya çevirmenin gereği yok. doktoru da eleştireceğiz işini yapmazsa, öğretmeni de, polisi de...