KİM BU DAHİ ÇOCUK?
Mark Zuckerberg, diş hekimi baba ve psikolog annesinin tek çocuğu olarak 1984’te dünyaya geldi. İlk programını 10 yaşındayken yazdı. Lisedeki başarılı notlarıyla ABD’nin en saygın üniversitelerinden Harvard’a girdi. İlk yılında, okulun en yakışıklı ve en güzel öğrencilerinin seçildiği Facemash.com sitesini kurdu. Sitede Harvard’daki tüm öğrencilerin fotoğrafları vardı. Ancak fotoğrafları bulmak için, üniversitenin veri tabanına girmesi gerekmişti. Veri tabanını “hack” lediği ortaya çıkan Zuckerberg, disipline verilince okulu bıraktı. Harvardlı öğrencileri internet üzerinde buluşturmak için ikinci sitesi olan Facebook’u kurdu. Facebook, 18 ayda ABD’nin en büyük arkadaşlık sitelerinden biri haline gelince, yatırımcılarının ilgisini çekti. Zuckerberg, yatırımcılarla bir akşam yemeğinde buluştuğunda yaşı küçük olduğundan alkol bile içemediği için gece boyunca gazoz içti. Şimdi piyasa değeri 30 milyar doları aşan şirketin başındaki bir milyarder...
Kaynak
BUGÜN sizi, ilkel kavimlerin komplo teorilerinden kurtarıp biraz nefes aldırmak istiyorum.
2005 yılının nisan ayında, Silikon Vadisi’nin başkenti sayılan Palo Alto’da, “Village” adlı pahalı bir restorandayız.
Masanın başında, vadinin yatırım devlerinden Accel’in patronu Jim Brayer oturuyor.
Karşısında 4 genç adam var.
Gençlerin yaşları 20 ile 22 arasında.
Jim Brayer, gençleri etkilemek için, 400 dolarlık bir şişe Quilceda Creek Cabarnet şarap ısmarlar.
Tam karşısında oturan genç adam ise “Bir şişe Sprite gazoz” diyerek, adamın havasını indirir.
Yatırım dünyasının “Shark”ı (köpekbalığı) olarak bilinen Accel firması, o sabah, tam karşısındaki gencin daha 14 ay önce kurduğu şirketin yüzde 10 hissesine 12.7 milyon dolar para teklif etmiştir.
Yani 400 dolarlık şarap yerine bir şişe Sprite isteyen gencin 2004 yılının 4 Şubat günü kurduğu şirketin değeri 98 milyon dolara ulaşmıştır.
Accel’in patronu, genç adamın teklifi kabul etmesi için elinden geleni yapmaktadır.
Genç adam ise ilgisizdir. Bir süre sonra masadan kalkar ve tuvalete gider.
Aradan epey bir süre geçip, tuvaletten dönmeyince, masada kalan arkadaşlarından biri ona bakmak için tuvalete gider.
Kapıyı açtığında, arkadaşını başını iki elinin arasına almış ve öne eğilmiş ağlar durumda bulur.
Gözkapakları şişmiş vaziyette arkadaşına döner ve şunu söyler:
“Ben bunu yapamam, çünkü Donald’a söz verdim.”
Onu aramaya gelen arkadaşı bir an durur ve, “Öyleyse niye Donald’ı arayıp söylemiyorsun?” der.
O gün tuvalette ağlayan 20 yaşındaki genç adam, Facebook’un kurucusu Mark Zuckerberg’dir.
“Söz verdim” dediği kişi ise Washington Post Gazetesi’nin hem aile üyesi hem CEO’su Donald Graham’dir.
Zuckerberg’in kısa süre önce kurduğu Facebook’un üye sayısı 200 bini bulmuştur. Artık şirketi büyütmek için ciddi bir sermayeye ihtiyacı vardır.
Zuckerberg, kendi başına bir şey yapmaya çalışırken, Washington Post’un CEO’su onu keşfetmiş, şirketinin yüzde 10’una 6 milyon dolar teklif etmiş ve el sıkışmıştır.
Oysa şimdi Accel bunun 2 katını teklif etmektedir.
Zuckerberg o sabah Donald Graham’i arar ve şunu söyler:
“Don, seninle yaptığımız anlaşmadan sonra bir daha konuşmadık. Şimdi önümde çok daha yüksek bir teklif var ve ben ahlaki bir ikilem içindeyim.”
Donald Graham bu sözlerden rahatsız olur ancak gelen teklif onu da etkilemiştir:
“Vay canına, 20 yaşında böyle bir teklif ha” der.
Ancak genç adamın “Ben bu teklifi kabul ettim demek yerine, ahlaki sorumluluğundan söz etmesi” de hoşuna gitmiştir.
“Mark bu paraya ihtiyacın var mı?” diye sorar.
Zuckerberg, “Evet şirketi büyütmek için bu paraya ihtiyacım var” deyince Graham son sözünü söyler:
“Öyleyse bana karşı hissettiğin ahlaki sorumluluğu kaldırıyorum. Git ve o teklifi kabul et.”
Facebook’un büyük yolculuğunda ilk yatırım adımı böyle atılır.
Mark Zuckerberg, bugün dünyanın en büyük paylaşım sitesi haline gelen Facebook’u 4 Şubat 2004 günü Harward’daki yurt odasında kurdu.
“thefacebook.com” web adresini almak için 35 dolar para yatırmıştı.
20 yaşındaki gencin kurduğu internet sitesi bugün 400 milyon üyeye sahip.
Ve şirketin 2010 Nisan ayındaki piyasa değeri 24 milyar dolar.
Sizce bu, hayatını komplo teorisi üretmekle geçiren, vasatlık yarışına girmiş kelli felli köşe yazarlarının her gün yazdığı basmakalıp yazılardan çok daha heyecan verici bir hikâye değil mi?
Tabii bir de 20 yaşındaki genç adamın taşıdığı ahlaki sorumluluk duygusu var.
Halkın bir bölümünde yükselen tepkinin ortaya çıkardığı yeni bir lidere, panik havası içinde atmadık çamur, atmadık iftira bırakmayan o kelli felli adamların ahlaksızlığına baktıkça, yerleşmem gereken yerin, bu genç ve yaratıcı insanların mahallesi olduğunu düşünüyorum.
(*) Vasatlar Alemi’nden kurtulmak isteyenler için: Bkz. David Kirkpatrick: “The Facebook Effect”, 2010. (Kitap henüz çıkmadı ama yazarı tarafından yapılmış uzun özeti Fortune Dergisi’nin 7 Haziran 2010 tarihli sayısında yayımlandı.)