• 03-08-2010, 02:52:34
    #1
    Bir toplum için en onemli şeylerden biridir dil, ve kültürünü en iyi şekilde aktarabileceği araçtır, yabancılaşan bir dil, yabancılaşan bir nesile, ve o nesil ise kültürünü unutmaya mahkum olan bir topluma dönüşür.

    globalleşen bir dünya'da elbetteki yeni kelimelere açık olmak zorundayız. ama saçmalamak zorunda değiliz.

    1. bir toplum için en onemli şeylerden biridir dil, ve kültürünü en iyi şekilde aktarabileceği araçtır, yabancılaşan bir dil, yabancılaşan bir nesile, ve o nesil ise kültürünü unutmaya mahkum olan bir topluma dönüşür.

    globalleşen bir dünya'da elbetteki yeni kelimelere açık olmak zorundayız. ama saçmalamak zorunda değiliz.


    2. özellikle bilgi işlem departmanın çalışan bünyelerin iş konuşmalarında yaklaşık olarak %50'sini temsil eden kelimelerdir.

    yurdum insanında ise son dönemlerde bye bye gibi kelimeler ön plana çıkmakla beraber no woman no cry'de bu konuda nasibini almaktadır. Liselerde ise bu perfect'te dönmektedir.

    -nasılsın?
    -perfect!...

    3. mikser, resepsiyon, kürdan, şezlong, televizyon, radyo, krem, şofben, otobüs, otomobil, motosiklet vb.
    daha sürer gider bu.

    4. türkçe de birçoğunun karşılığı oldugu halde ve dahası kelimenin anlamını daha da iyi ifade ettiği halde heryerde ve heryerlerde kullanmaya pek bir meraklı oldugumuz bizi bizden alan kelimelerdir

    konsept ( özellikle ağzını yayarak söyleyen bi kesim var )
    trend daha da havalısı için trendy ( " yönelim" demenin zor geldiği anlarda sanırım )
    outlet,
    link, ( bağlantı mı )
    web, ( ağ la alakası olabilir mi)
    repertuar, kuartet, platonik, biyografi, limit, katalog, dogmatik, teori, band, balans, ve manevrası da var ... gibin gibin
    5.

    6. nerden başlayalım, ya da öztürkçe kelimeleri yazsak daha kolay.
    tanım: dilimizdeki öztürkçe kelimelerden az olan yabancı köklü kelimeler.
    ör. televizyon
    7. bazen türkçe mi konuşuyoruz yoksa tarzanca mı anlamak çok zor.
    günlük hayatta kullandığımızda o kadar doğal geliyor ki artık.
    -bu albümünüzde farklı bir sound yakalamışsınız.
    -şu puzzle'ı bitiremedim gitti.(yahu yapboza ne oldu ki?)
    -ailem bu evliliğe okey verdi.*
    -cv'nizi okudum beyefendi.backgroundunuz çok iyi.
    ya hadi türkçe karşılığı bulunmayan kelimeleri kullanmak bir yere kadar normal de computer ,scanner, ve daha nice türkçemizde karşılığı bulunan * kelimelerin yabancısını kullanmak buram buram özenti kokuyor.sonra da nihat doğan gibi tipler şov bizniz dediği zaman komik oluyor.

    8. ünlüler arsında çok kullanılan o müthiş kelime; background.
    cümle içinde kullanımı; seren'in bekraundu var.

    9. gerçekten türkçe'ye ''giren'' yabancı kelimelerdir.acıtırlar.

    10. - yarışa start verildi.

    - legal/illegal yollardan....

    - çocuğuna order vermeli

    bu son olan özellikle insanda hal bırakmayan türden. hemde trt gibi dil konusundaki hassasiyeti bilinen bir kurumda olması ayrıca üzücü.

    11. halk diline giren arapça ve acemce kelimeler bunlara dahildir. örnek:
    halk dilinde eşanlamlı sözcükler yoktur. arapça acemce'den bir sözcük aldıklarında onun eşanlamlısı olan türkçe sözcüğü atmışlardır, dilde eşanlamlı sözcük kalmaz:
    "hasta" alınınca "sayru"
    "ayna" alınınca "gözgü"
    "merdiven" alınınca "baskıç" atılmıştır.

    bazen eşanlamlılar korunmuştur. siyah ve beyaz sözcükleri alındıktan sonra kara ve ak atılmamış ama kullanım yerleri belirlenmiştir. kara ile ak manevi şeylerde kullanmışlardır. siyah yüzlü adamın alnı ak olabilir, beyaz yüzlü adamın yüzü kara çıkabilir.

    alınan yeni kelimelerin türkçe karşılığı yoksa olduğu gibi kullanılmıştır: "abdest, namaz cami, ezan, kur'an" gibi...
    osmanlıca 3 dil etkisinde olduğu için bazen çok eşsesli bir arada bulunmuştur:
    "su, ab, ma"
    "gece, eb, leyl"
    "ekmek, nan, ubuz"
    "et, güşt, lahm" gibi...

    bazen arapçadaki eşanlamlar alınır bu yüzden 3'ten fazla olabilir:
    "aslan, şir, esed, gazanfer, haydar, zür'am" gibi

    bazen yabancı dilden alınan sözcükler anlam ve söyleyiş olarak halk tarafından bozulur:
    "haste, hasta" "hafte, hafta" "nerdüban,merdiven" "çarçube, çerçeve" "gavga, kavga" "bekre, makara" "zukak,sokak" "pare, para"...
    bunlar söyleyiş değişiklikleriydi şimdi anlam değişmelerine örnek verelim:
    "haste" sözcüğü farsça'da "biri taafından yaralanmış" anlamındayken türkçe'de "sağlığı bozulmuş" olarak kullanılır.
    "şafak" arapça'da "batı ufkunun akşam kızıllığı" anlamında türkçe'de ise; "doğu ufkunun sabah kızıllığı" anlamında kullanılır.
    "iltifat" arapça'da "göz ucuyla bakmak" iken, türkçe'de "ilgi gösterme" anlamındadır.
    halkın bilgisizlikle yaptığı bu bozmalara "galatat" denilmektedir.

    12. konjonktür : isim,Fransızca,conjoncture
    1)Geçerli durum.
    2)Her türlü durumun ve şartın ortaya çıkardığı sonuç.
    kaynak:Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlük
    http://www.tdk.gov.tr/

    13. turgut özal' la ivme almış bir oluşumdur. Rahmetli başkan yerine presidan, bilgisayar yerine kompüter derdi. sonrasında kominikasyon geldi haberleşme yerine. kontrol zaten yabancıydı ama o da gitti check etmek geldi. toplu mekanlar demiyor artık tikiler public diyorlar. artık yabancılaşmakta son nokta -bilir eki yerine -able eki kullanmak. hoş mu bu durum? tabii ki hayır.

    14. Hayır birde bu yabancı kelimeleri Türkçeleştirme muabbeti yokmu.
    Örn:sport-spor
    stop-istop
    15. şef.. fransızcadan girmiştir.

    16. bir insanın vücuduna giren yabancı maddelerden farkı olmayan kelimelerdir.

    tam anlamıyla mikroptur.

    fransızca'dan dilimize giren bir kelimedir mikrop. eğer akşemseddin'e sahip çıksaydık, pasteur falan hikaye olacaktı. dilimize de mikrop girmeyecekti.

    bu yabancı kelimeler, bazen "serum" vazifesi görse de, iyileştikten sonra bedenin yabancı maddeleri dışarıya atması gibi, kendiliğinden dışarı atılacaktı. bunu en çok isteyenler, başta ömer seyfettin, ziya gökalp gibi milli edebiyat akımı şairleri ve yazarları ve tdk'yı kuran büyük önder mustafa kemal atatürk'tü. fakat onlardan sonra geride kala kala elimize bir tek bilgisayarımız kaldı.

    bizi çok oturgaçlı götürgeçlere bindirip, ulusal düttürüyü söyletenler yüzünden dilimizden de soğuduk, yani kendi dilimizden. ağzımıza sürekli yabancı şeyler almaya başladık. oysa annemiz sürekli derdi :"bilmediğin şeyleri ağzına alma!", "tanımadığın adamların verdiği şeyleri kabul etme!"

    dinlemedik.

    neler yapmadık ki, hasta olmak için! kimimiz "chatle$tiq", kimimiz "fevkaladenin fevkinde" olduk.

    17. bakkal; sanılanın ya da aslında kabullenişin ardından gelen benimsemenin aksine türkçe bir kelime değildir. hep 'market değil bakkal kullanın, türkçe o' sözlerini işitirdim. artık türkçe'den de vazgeçildi o ayrı hadise ama zaten bakkal hiç türkçe olmamıştı.
    kısaca bakkal arapça'dan türkçeye girmiştir, ve ne bakkal ne de market yerine kullanılacak bir kelimemiz türkçede mevcut değildir.

    18. pardon, gardolap.

    19. opsiyon: seçenek
    konsensus: görüş birliği

    20. handikap, ajitasyon, refuse uzayıp giden gereksiz bir liste...

    21. türban = başörtüsü

    Alıntıdır...
  • 03-08-2010, 04:50:41
    #2
    Alıntı
    Bir toplum için en onemli şeylerden biridir dil, ve kültürünü en iyi şekilde aktarabileceği araçtır, yabancılaşan bir dil, yabancılaşan bir nesile, ve o nesil ise kültürünü unutmaya mahkum olan bir topluma dönüşür.

    globalleşen bir dünya'da elbetteki yeni kelimelere açık olmak zorundayız. ama saçmalamak zorunda değiliz.

    1. bir toplum için en onemli şeylerden biridir dil, ve kültürünü en iyi şekilde aktarabileceği araçtır, yabancılaşan bir dil, yabancılaşan bir nesile, ve o nesil ise kültürünü unutmaya mahkum olan bir topluma dönüşür.

    globalleşen bir dünya'da elbetteki yeni kelimelere açık olmak zorundayız. ama saçmalamak zorunda değiliz.
    Sayende aynı paragrafı tekrar okudum noluyoz la diyorum düzelt bi istersen

    21. maddeyi silersen iyi olur. Çünkü iki kelime aynı anlama gelmiyor arada çok siyasi farklar var
  • 03-08-2010, 09:23:50
    #3
    Türkçe %100 arı türkçeydi zaten.
  • 03-08-2010, 10:14:51
    #4
    21. türban = başörtüsü

    bu nedir. Hemen siyasidir diyenler var. Hala İslamiyetin emir kıldığı bir örtünme olayını anlayabilmiş değilsiniz.
  • 03-08-2010, 10:22:21
    #5
    delikanli53 adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    21. türban = başörtüsü

    bu nedir. Hemen siyasidir diyenler var. Hala İslamiyetin emir kıldığı bir örtünme olayını anlayabilmiş değilsiniz.
    Ben dedim.
    Türban = Baş örtüsü olabilir. Ama Baş örtüsü = Türban değildir. Daha bu farkı bilmiyorsun. Türban siyasi bir simgedir. Biz demiyoruz Anayasa Mahkemesi diyor. Hemen olayı dine çekmeyin, İslamiyet türban tak demiyor başını kapat diyor baş örtüsü işini görmüyor mu?
  • 03-08-2010, 14:44:35
    #6
    Üyeliği durduruldu
    geçen gün bir internet haber sitesinde ilginç bir haber vardı: türkçe öğretmenliği'nin en az atanan öğretmenlik dalı olduğu yazıyordu. manzaraya bakın. ülkede eğitim dili türkçe. bu ülkede hiç türkçe konuşmayı bilmeyen insanlar var. ama en az türkçe öğretmenleri atanıyor. neden acaba? ayrıca ülkemizin eğitim sisteminin de rezalet olduğunu da bu vesileyle tekrar belirtmeliyim. bütün bunları üstüste koyunca, yukarıda kullanılan ve insanlarımızın dilinden duyduğumuz kelimeler bana çok da şaşırtıcı gelmiyor...

    öte taraftan bizler türkçe'yi ne kadar düzgün ve yerinde kullanabiliyoruz, o da ayrı mesele.

    eleştirirken eleştirilerin hedefi olmama temennisiyle...
  • 03-08-2010, 15:39:13
    #7
    İngilizceyi dünya dili olarak bize yutturup ana okullarında bile ingilizce şarkılar söyletirsen böyle olur.
  • 03-08-2010, 17:00:07
    #8
    HyperFt adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Türkçe %100 arı türkçeydi zaten.
    Hic bir dilin %100 ari saf olmasi mumkun degildir.Mutlaka siniri bulundugu ulkelere ait dillerden az yada cok etkilenmistir.Onemli olan bir dilin diger komsu ulkenin dili ile adaptasyonu yani uyumu degil asimile yani ozumleme erime olmamasidir.Ozellikle Ozal doneminde baslayan toplumsal kulturel yozlasmada en cok payina dusenide dilimiz almistir.Ulkemizde dil bilimi ile ugrasanlarin kuramsal bakis acisi zaten bellidir.Sanatcilarin edebiyatcilarin yazili sozlu medya nin yani sira kalbur ustu kesim'de bu konuda paradigma model yani ornek olma gibi bir gayreti gostermedigi gibi toplumun buyuk cogunluguda ozentiden kaynakli yabanci kelimeleri kullanarak sanki kendilerini daha farkli elit seckin yapida kulturlu gostermenin yolu olarak goruyorlar.Ulkeler yalnizca top tufek bombalar ile istila edilmez bunun en kolay yollarinin basinda kultur,spor,moda,ve o ulkenin dilini eriterek yok etmek gelir bir ulusu ulus yapan en onemli ozelliklerden olan dil kaybolursa o ulke sessiz sedasiz fethedilmis ele gecirilmis olur
  • 03-08-2010, 17:03:55
    #9
    Tansu Hanım Çin'e ziyaretinde Türkçe metni yardımcılarına gösterip bu nedir bana hemen bunun ingilizcesini getirin diye sitem etmiştir. Bugün Başbakanımız gittiği heryerde aslanlar gibi Türkçe konuşmaktadır. Özal'ı örnek göstererek sadece onun zamanında bunlar olmuştur demen yanlış bir yorum. Özal dönemi Ülke için iyi gidiyordu diye suikast düzenlendi, Menderes örneği şekil A....