Merhaba,
Ben bir diş hekimiyim. Bu satırları sadece kendim için değil, sesi duyulmayan on binlerce genç meslektaşım adına yazıyorum.
Toplumda hâlâ “Diş hekimleri çok iyi kazanıyor.” algısı var. Keşke gerçek de böyle olsaydı.
Bugün Türkiye’de binlerce genç diş hekimi mezun oluyor. Ancak kamuda yapılan atamalar çoğu zaman yalnızca 200-300 kişiyle sınırlı kalıyor. Geriye kalan on binlerce genç ise ya işsiz kalıyor ya da özel sektörde asgari ücret seviyesinde maaşlarla, hatta bazen hiç ücret almadan “tecrübe kazanması” istenerek çalıştırılıyor.
Birçok meslektaşımız için tek umut DUS, yani Diş Hekimliğinde Uzmanlık Sınavı.
Ancak DUS da sanıldığı kadar kolay bir sınav değil. Adaylar yaklaşık 4.000-5.000 sayfalık (özet hâliyle) kaynakları aylarca, hatta yıllarca çalışıyor. 120 soruluk son derece zor bir sınava giriyorlar. Buna rağmen 95 doğru yapan bir aday bile istediği uzmanlık bölümünü kazanamayabiliyor.
Çünkü sorun yalnızca sınavın zorluğu değil; kontenjanların yetersizliği.
Yaklaşık 10.000 diş hekimi DUS’a girerken, en çok tercih edilen uzmanlık alanları olan Ağız, Diş ve Çene Cerrahisi, Ortodonti ve Protetik Diş Tedavisi için açılan toplam kontenjan çoğu zaman yaklaşık 300 civarında oluyor. Yani binlerce insan yıllarını verdiği sınavın sonunda yine hayaline ulaşamıyor.
Üstelik sorun her geçen yıl büyüyor.
Sadece bu yıl yaklaşık 8-10 bin yeni diş hekimi mezun oluyor. Mevcut mezuniyet ve istihdam politikaları aynı şekilde devam ederse, önümüzdeki 5 yıl içinde işsiz veya mesleğini yapmakta ciddi güçlük yaşayan diş hekimi sayısının 60-70 binlere ulaşabileceği öngörülüyor.
Bu tablonun bedelini yalnızca genç diş hekimleri ödemiyor.
Vatandaşlarımız da ödüyor.
Kamuda yeterli sayıda diş hekimi istihdam edilmediği için insanlar aylar sonrasına randevu bulabiliyor. Diş ağrısıyla beklemek zorunda kalan birçok vatandaş mecburen özel kliniklere yöneliyor, ekonomik gücü yetmeyenler ise tedavisini ertelemek zorunda kalıyor.
Bir de çoğu kişinin bilmediği başka bir gerçek var.
Kamuda görev yapan diş hekimleri de bu sistemin yükünü omuzlarında taşıyor. Yetersiz istihdam nedeniyle oluşan yoğunluğu eritmek için, normal şartlarda 45-60 dakika ayrılması gereken birçok tedavinin 15-20 dakika içinde tamamlanması bekleniyor. Bir diş hekiminin gün içinde 15-20 hatta daha fazla hastaya bakması istenebiliyor.
Oysa diş hekimliği; milimetrelerin bile sonucu değiştirdiği, hastanın ağzı gibi dar, karanlık ve ulaşılması zor bir alanda yapılan son derece hassas bir meslektir. Her hekim vatandaşına en kaliteli tedaviyi sunmak ister. Ancak zaman baskısı ve yoğunluk, hekimlerin de istemediği bir tablo oluşturuyor.
Ne yazık ki birçok hasta bunu hekimin ilgisizliği ya da keyfi olarak değerlendirebiliyor. Oysa çoğu zaman sorun hekim değil, hekimin çalışmak zorunda bırakıldığı sistemdir.
Aslında aynı sistem hem genç diş hekimlerini işsiz bırakıyor, hem kamuda çalışan diş hekimlerini aşırı iş yükü altında bırakıyor hem de vatandaşlarımızın nitelikli ve zamanında sağlık hizmetine ulaşmasını zorlaştırıyor.
Biz ayrıcalık istemiyoruz.
Sadece emeğin karşılığını bulduğu, genç diş hekimlerinin umutlarını kaybetmediği, kamudaki hekimlerin hastalarına hak ettikleri süreyi ayırabildiği ve vatandaşlarımızın aylarca randevu beklemediği planlı ve sürdürülebilir bir sistem istiyoruz.
Eğer bu yazıyı okuyorsanız sizden tek bir ricamız var.
Lütfen sesimizi duyurmamıza yardımcı olun.
Bir gazeteciyseniz haber yapın.
Bir akademisyenseniz bu soruna dikkat çekin.
Bir siyasetçiyseniz bu konuyu gündeme taşıyın.
Sosyal medyada sesiniz duyuluyorsa paylaşın.
Çünkü bugün duyulmayan bu ses yalnızca genç diş hekimlerinin değil; kamuda büyük özveriyle çalışan diş hekimlerinin ve zamanında, kaliteli sağlık hizmeti almayı bekleyen milyonlarca vatandaşın da sesidir.
Lütfen sesimiz olur musunuz?
Ek not: Bu arada atamalar sınavla vs olmuyor bilinenin aksine tabiri caizse hac kurası gibi oluyor. (Olursa tabi o da olmuyor)
örnek video: https://www.youtube.com/live/4fZGUWm...HitMhdo6UhfREs
Sesimiz olur musunuz?
16
●726
- 26-06-2026, 15:03:12"Naziler komünistler için geldiğinde sesimi çıkarmadım; çünkü komünist değildim. Sosyal demokratları içeri tıktıklarında sesimi çıkarmadım; çünkü sosyal demokrat değildim. Sonra sendikacılar için geldiler, bir şey söylemedim; çünkü sendikacı değildim. Sonra Yahudiler için geldiler, sesimi çıkarmadım, çünkü Yahudi değildim. Benim için geldiklerinde, sesini çıkaracak kimse kalmamıştı."
Ne güzel ifade etmiş zamanında Martin Niemöller... - 26-06-2026, 15:08:08Zenith Capital adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
Bu tabloyu yaşayanların büyük bölümü, varlıklı ailelerin çocukları değil.
Çoğu; o alıntınızdaki öğretmen, memur, işçi, çiftçi, esnaf ailelerinden gelen, ailesinin tüm birikimini eğitimine harcadığı, yıllarca fedakârlık yaparak diş hekimliği fakültesini bitiren gençler.
Maddi imkânları güçlü olanlar elbette kendi kliniklerini açabiliyor, daha rahat risk alabiliyor veya aile desteğiyle meslek hayatına başlayabiliyor. Ancak bugün sesini duyurmaya çalışan binlerce genç diş hekimi, büyük ölçüde halkın çocukları. Diplomasından başka sermayesi olmayan, tek güvencesi emeği ve bilgisi olan insanlar hocam. - 26-06-2026, 15:09:01Ben şu anki Türk toplumu için dedim, genel olarak düşünürsen ne dediğim ortada...Dishekimi adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
- 26-06-2026, 15:09:59Ağzınıza sağlık hocam ben yanlış anlamışım kusura bakmayınZenith Capital adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
- 26-06-2026, 16:02:00Bir vatandaş olarak evet sonuçlarını yaşıyoruz. Başkent Ankara da yaşamama rağmen maddi imkanlarım şuan özele gitmeye yetmediği için bir tane dişin işlemi için 4 ay süründüm. Kanal tedaviye 1,5 ay ardından dolguya 1,5 ay gün verildi işlemlerin sonunda kanal başarısız oldu devlet hastanesi kanal yenileme yapamayız ya özele gidin ya üniversite hastanesine dedi üniversite hastanesi sırf açıp bakmak için 1 ay içinde arayacaklarını söylediler… işlem ne zaman yapılır bilinmez. yorum yok.