• 26-11-2025, 10:23:07
    #19
    Yaşam formu olarak o mama vermediğin hayvandan bilişsel olarak belki %5 artın var fazlası değil ama direkt ortamın ağa babası gibi takılıyorsun. Bütün öncelikleri de kendine göre kurguluyorsun ağır bir hayvantapar falanda değilim bu arada. insanın kendini öncelikli konumlandırması inanılmaz sinir bozucu bir şey, keşke half life evrenindeki gibi üstün bir medeniyet gelip 8 saate bir tane kör topal bile bırakmayana kadar şu gezegeni sevip atsa bir kenara. Ölmeden önce görmek isteyeceğim en arzuladığım distopya bu olurdu sanırım. Gerçi biz sadece bu gezegenin değil evrenin sahibiymiş gibi davranıyoruz keşke kulağımızı cekebilecek birileri gelse.
  • 26-11-2025, 10:28:26
    #20
    CrawlArmy adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Bu cümlenin hiçbir kayda değer yanı yok. Biz Avrupa özentisi miyiz? Vicdanlı toplumlarda böyle şeyler hassasiyet içerir.
    Avrupa vicdansız olduğu için değil; tam tersine doğal yaşamı korumak ve hayvanların güvenliğini sağlamak adına bu kural var. Ülkede sokakta sahipsiz hayvan görmüyorsun çünkü hepsi kayıtlı, sahipli veya devletin kontrolünde. Ne yapacaklarını biliyorlar; Türkiye’deki bazı insanların aksine bilinçsiz hareket etmiyorlar.
    Zaten bizim “Avrupa özentisi” olduğumuz, mesajımdan değil, yıllar önce AB’ye girmek için verilen tavizlerden belli. Ben de sokak hayvanlarının gelişigüzel beslenmesine karşıyım. Doğru olan, tespit edilip güvenli ve denetimli barınaklara alınmaları, orada profesyonel şekilde bakılmalarıdır.
    Vicdan yapmamız gereken konu; bu hayvanların sokakta araç çarpmasıyla ya da doğal olmayan şekilde ölmesi. Bu çok kötü bir şey. Bir hayvana 1–2 hafta yemek vermek onu doğasına aykırı şekilde size bağımlı hâle getiriyor. Daha sonra beslemeyi bırakırsanız o hayvan ne avlanmayı biliyor ne de hayatta kalmayı… Yani aslında yardım ettiğimizi sanırken uzun vadede zarar vermiş oluyoruz.
  • 26-11-2025, 10:37:04
    #21
    GalipErdem adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Süslü cümleler kurmaya gerek yok: İnsan hayatı her şeyden önemlidir.

    21. yy'da ülkemizde insanlar kuduzdan öldü.
    Şöyle yazınca ülkenin her köşesinin newyork olduğunu falan zannediyorum.

    Dağı, bayırı, ormanı derken ülke yüzölçümünün belki de %70inden fazlası kırsal.
    Kafadan doğu ve güneyde diğer ülkelerin sınırına bağlısın bu sınır kapısından pasaportla geçilen bir şey değil ki kontrol edebilesin.
    Evet sıkıntı 21. yüzyılda kuduz denilen hastalık hala akıl almıyor, ancak gel gelelim bu mevcut durumu ifade etmek için mantıksız ve sadece ortamda konuşulsun diye söylenen söylerin topluma yansıması.
    Ne zaman gelişmiş bir şehir dediğimiz yerde bu sorun olur o zaman başıboş sokak köpekleri için bu söylemi haklı bulur, birlikte hareket ederiz.
    Şu dakika bu ikisinin ilişkisi yok. Kırsal bölgelerde olan bu hastalık sorumlusu köpekler değil tarım ve orman bakanlığıdır.

    Köpek kendi başına bu hastalığı alıp gelmiyor bir taşıyıcı ile buralara bulaşıyor. Burada da vahşi doğanın temas noktasındaki önlemler ortaya çıkıyor.

    Size daha acayip bir şey söyleyeyim ülkede besi çiftliklerinde hayvanlar dışarı çıkamıyor, hayvan pazarları aylardır kapalı. 21. yüzyılda teknoloji ve bilim bu kadar iletlemişken deli dana hastalığı diye bir şey var ve geçen hafta haberini de okuduk. Kuduzda kontrol edemeyeceğin şeyler var.
    Bu direkt olarak kontrol edebileceğin şeyde olan bir konu.
    Kuduzdan daha büyük sorun.

    Sokakta köpekler olmalı mı? Olmamalı.
    Köpek dediğin hayvanın sokakta yaşam ömrü ortalama maximum 5 yıl zaten. Bu ömrün de yarısından fazlasını açlık, hastalık, şiddet ve korku ile yaşıyorlar.
    Sokakta hayvan olması hayvana eziyet.

    Ama mevcut politikalar ve hadi emirle hareket edelim yapısıyla biz daha çok kutuplaşırız.
    Bu sorun muhabbet olarak ilk başladığında bazı platformlarda yazdığım şey de belliydi hesap kitap ortada, veteriner klinikleri, fakülteler, stklar birleşip popülasyon kontrolüne başlansaydı bugün sokakta mevcut köpek sayısının çeyreği falan olurdu. 5 senedir tartışıyoruz.
    Al barınağa bak emri çözüm değildi hala da değil.
    Maalesef bizim ülkede problem olmadan çözümü yayamıyoruz. En son noktaya gelmeli o zaman da geçici çözüm ortaya çıkacak. Hepsi barınaklara toplansın.

    Böyle olmaz, olmayacak da.
  • 26-11-2025, 10:37:30
    #22
    her sabah kapınızın önüne 4-5 yaş çocuk koymayı ihmal etmeyin patili dostlarımız aç kalmasın

    Şakası bi yana çeteleşmiş köpekler yüzünden bazı yerlerden geçemiyorum geçersen üstüne çullanıyor hepsi saldırgan bir biçimde.Hepsi toplanmalı bana kalırsa.
  • 26-11-2025, 10:39:53
    #23
    Koyunlarida beslemek yasaklandi mi!
  • 26-11-2025, 10:41:39
    #24
    Üyeliği durduruldu
    Kendi canınız yanmadıkça anlamıyacaksınız inşallah başınıza gelir.
  • 26-11-2025, 10:45:12
    #25
    İnsanlığa değer verilmeyen ülke de hayvanlara değer verilmesini beklemek suç bence.
  • 26-11-2025, 11:02:12
    #26
    Normal bir şekilde mama verenleri tenzih ederim fakat yerinde bir karar olmuş.

    Sizin oraları bilmem fakat yaşadığım yerde ve gördüğüm çoğu yerde yemek artıkları kaldırımlara saçılmış, ekmekler yerlerde, yollarda her yeri pislik götürüyor. Hastalıklarda cirit atıyor böyle olunca.

    Başıboş köpeklerin toplanıp belediye bünyesinde barınaklarda bakılması ise milyarlarca dolara tekabül ediyor. Böyle bir yükü de dünyada hiçbir ülke kaldıramaz.

    Bu zamana kadar önlem alınması gerekirdi ama hep göz ardı edildi.

    Köpekler istisnasız hepsi kısırlaştırılıp şehir dışına - yerleşim yerlerine uzak yerlere götürülmeli. Mama yardımı yapacaklar belediyeye vermeli ve belediyede haftada birkaç gün gidip kırsalda mamaları bu hayvanlara vermeli. En maliyetsiz, temiz ve mantıklı çözüm bu olacak.

    Motorcular, çocuklar, sabah ve akşam dışarda yürüyenler için en güvenli çözüm bu olacak. Hala daha kuduzdan insanlar ölüyor. Birçok ülke Türkiye'ye seyahatte kuduz uyarısı yapıyor. Bu rezilliktir, utanç kaynağıdır.
  • 26-11-2025, 11:15:21
    #27
    Öncelikle mama değil yem. Hayvanlar yem yer. Kamu alanları devletin kontrolünde olan yerlerdir ve oralara yemek artığı atmak medeniyetsizliktir. Ayrıca kanunlarımıza göre "Yerlere tükürmek, piknik alanlarına, denizlere çöp atmak " da yasaktır. Sevap kazanmak istiyorsanız ihtiyacı olan bebeklere mama yardımı yapabilirsiniz. Bunu için vakıflar var. Son olarak yapay seçilimle bazı hayvanları hayatta tutmak doğaya ve ekosisteme aykırıdır. Kullandığınız kelimelerin anlamlarını öğrenin.