Misafir adlı üyeden alıntı:
mesajı görüntüle
Biz bağlı bulunduğumuz bloğun çıkarları için yaşıyoruz. Gelecek liderlerimiz önceden belli oluyor. Gitmeleri gereken tarihler önceden belli oluyor. Seçimler vb bizim elimizde değil. En basitinden var olan hükümetin en tepedeki ismini hapisten çıkartıp, seçim kazandırıp, ülke başına getirmek, ülke içerisindeki hiçbir örgütün yapabileceği bir hamle değildir. Böyle bir şeyi tek başına MİT bile yapamaz. Lider olmak için hem temiz sicil hem de üniversite mezuniyeti gereken ülkemizde, bırakın temiz sicili, hapisten adam alıp başa koymak, eşi benzeri görülmemiş bir operasyondur.
Burada suçladığım hükümet ya da liderler değil. Bu eylemin, adında Cumhuriyet geçen bir ülkede yaşanmış olmasıdır.
Kısaca, çürüyen aslında kurum değil, devletin kendisidir. Bu da Atatürk sonrası her şeyi, herkesi kapsar. Hiçbir reform bunu düzeltmez. Çünkü reformu yapacak insan bulmaktan ziyade, önce bu insanı sağ sağlim ülke başına koyabilmeniz gerekir. Bu seviyede insanlar Belediye Başkanı olmadan öldürülür. Araçları baraja uçar, helikopterleri düşer, birileri silahla vurur öldürür.
NATO'nun bizi koruma hikayesi bile bizim bitiş hikayemizdir. 32 ülkelik NATO'nun ~%50'den fazla ABD (~%39) ve Türkiye (~%12)'dir. Türkiye, 32 ülkenin 17'sinin toplamından fazla NATO'ya güç koymuştur. Bir dünya savaşı sırasında, Türkiye'nin 20 milyon asker ile savaşa girmesi beklenmektedir. Türkiye buna evet demek zorunda bırakılır. Erkek nüfusu ciddi oranda azalır, tıpkı Rusya gibi. Sonra gelip Ankara'ya artık İsrail bayrağı mı dikerler, Amerikan bayrağı mı belli değil. Baktığınızda "daha neler" denilebilecek bir konu bu. Ama geriye dönüp 100 yıla bakarsanız, gece uyuyamazsınız.