• 12-09-2025, 01:44:18
    Geçmiş olsun.
    Bir ömür çok pişman olmamak için sağlıklı kararlar alın (alınacak karar belli aslında) ve nişanlınızın ailemi karşıma alırım diye söz vermesine siz yine de çok inanmayın.
    Rabbim yardımcınız olsun.
  • 12-09-2025, 02:48:53
    20 yaş. Sendrom. Daha küçüksün, eş adayından hariç herkes bir şeylere karışıyor. Yapma...

    Ya kızı sıyır diyeceğim de, ailesi bırakır mı. Eskilerin neden kız kaçırma olaylarını daha iyi anlayabiliyorum şuan.

    Allah yardımcın olsun kardeşim.
  • 12-09-2025, 08:05:03
    Kardeşim sabrın gerçekten takdire şayan ama anlattıklarından net şekilde görülüyor ki problem seninle nişanlında değil, ailesiyle. Sürekli huzursuzluk çıkaran, yaptığın hiçbir şeyi beğenmeyen, küçümseyen bir tavır var. Sen iyi niyetle sineye çekmişsin ama bu gidişat evlendikten sonra daha da ağır olabilir. Nişanlının sana sahip çıkması çok kıymetli fakat ailesinin tavrı değişmeyecek gibi duruyor. Açık ve net sınır koymazsan seni daha çok yıpratırlar. Sevgi ve saygı varsa evlilik olur ama aile baskısı daima arada duracak, bunu göz ardı etme.
  • 12-09-2025, 18:45:00
    Bana bunların onda biri yapılsaydı o iş bittiydi. Ayı ailesine denk gelmişsin. Bunların cahillikleri bitecek mi sanıyorsun?
  • 12-09-2025, 19:41:47
    Yaşını bilmeyerek okumaya başladım. Yaşadığın zorluklara; bu iş kötü yere gidiyor diye yorum yaparak başladım ama işin sonunda renk baya değişti. Yazıklarımı düzenlemem değiştirmem gerekti. Uzun olduğu için ne kadar başarılı oldum bilmiyorum ama yazmamaktan iyidir diyerek bu son haliyle gönderiyorum.
    Hem senden hem karşı taraftan yana olan kısımlar var.

    İlk olarak ana başlığa yorum yapayım. Konu öyle uzun bir konu ki; konuşulsa saatler, yazılsa sayfalar sürer.
    Özet cevap; abartmış olmak istemem ama şahsi yorum olduğu için söylemekten çokta çekinmiyorum; %99 luk bir kesim için evet bekarlık sultanlıktır.
    Herkes kendisinin o şanslı olan %1 içinde olduğunu yahut olacağını düşünerek evleniyor ama tabi ki olmuyor diyerek bunu kapatıyorum.

    İşin ikinci yanı anlattığın durumlar. Bu gidiş hiç iyi bir gidiş değil. Yapılanlar hoş değil ama bunlardan çok daha önemlisi senin yaptığın hata. Bu zamanlar, bu dönemler(evlilik öncesi) kafana yatmayan önemli şeyleri asla sineye çekecek zaman değil. Sakın ha kendine bunu yapma. Kendi sınırlarını asıl şimdi koruman, konuşman lazım. Bugün sen susarsan, yarın istesende konuşamazsın. Konuşursanda sen dahil herkes huzursuz olur.
    Sonra her gün "gençliğimi geri verseler" dinlersin. Bunun bedelini çok ağır ödersin. Karşında ki insan iyidir, kötüdür hiç önemli değil. Dünyanın en iyi insanını bulmuş olsanda bu böyle.

    İşin ucu ne olur bilmiyorum. Konuşurken herkes asar, keser, boşar, evlenir ama gerçekler öyle olmaz.
    Dönülmez denilen yollar çok basitçe dönülür, yutulmaz denen laflar yutulur, evlenirsiniz yahut iğne ucundan sebep işi bitebilir.

    Ama bu iş olursa, yani evlenirseniz; yapacağın ilk şey; eşinle aynı eve girdiğin an, o kapıyı gelenin suratına öyle bir sert kapatacaksın ki, sesi duyan herkes birbirine anlatacak. O kadar sert olacak ki; senin ailene burnunu sokmaya cesaret edemeyecek. O kadar korkutacak ki; bırak söylenmeyi, ağızlarından bal hariç bir şey çıkmayacak. Tabi bunu evlenmeden önce eşinle konuşacaksın. Artık senin yahut onun değil, sizin huzurunuz var. Biriniz huzursuz olursa diğeriniz de huzursuz olacak.

    Senin yahut eşinin ailesi, yeni kurulan sizin ailenize karışırsa o aileden hayırda gelmez, mutlulukta beklenmez.
    Anlattığın profil de, bunları yapmadığın zaman seni hayatından bezdirecek bir profil gibi görünüyor.
    Hatta yaptığın zaman da durulmayabilirler. O zamanda çizgini net çekip kapını kapatacaksın. Önce burunlarını sokmamayı öğrenecekler. Sonra herkes mutlu olur. Öğrenemiyorsa da kendileri bilir. Sen eşinle mutlu olmaya, onu mutlu etmeye bak.

    İşin üçüncü ve seninle alakalı olan yanı;
    Bu kısmı karşı ailenin huyunu suyunu kötü yanlarını görmezden gelerek yazıyorum. Çünkü önemli de değil.
    Kendini üstte görme, üstün görme. Para dediğin şey ne yüceltir, ne alçaltır. Parayla gelen sevgi, saygı vb. şeyler, para azaldığında canından, kanından söke söke birşeyler götürür. 2 yerde geçirmişsin bunu. Sende olan imkanın onlarda olmadığı belirtmişsin.
    Bakacağın, kıyaslayacağın yahut öyle diye iyi bir şeyler göreceğin bir meziyet değil bu. Bugün var yarın yok diyenler bunu bildiği için demişler.
    Ayrıca bu onu çok seveceğin, sayacağın, çok iyi bakacağın anlamına gelmiyor. Maddi olarak iyi bakma ihtimalinin var olduğu anlamına geliyor.
    Şimdi diyeceksin ki; ben üstte görmüyorum. Sadece şöyle böyle hususlar var, o yüzden böyle dedim. Diyemezsin arkadaşım. Daha doğrusu dersen hata edersin.

    Sende olanın onlarda olmadığını görmüyorlar mı? düşünmüyorlar mı? diye sormuşsun.
    Umarım düşünmüyorlardır. Düşünlen bu olursa yani maddiyat olursa daha da çekeceğin var demektir.
    Ayrıca varlıklı olmak ailenin mutlu olacağı anlamına gelmiyor.
    Para mutluluk getirmez, parasızlık mutsuzluk getirir.

    Bu maddi konuları çok uzatmak istemiyorum. Kim olursa olsun, sebep ne olursa olsun; kişilerin imkanları, imkansızlıkları hakkında konuşmak, konuşana yorum yapmak hoş değil. Kabaca söylemiş bulundum.

    Son olarak; kralın kızını almıyor olabilirsin. Ama herkesin kızı kraliçe, prenses. Çöpte yaşayanında, sarayda yaşayanında.
    Herkes kızının iyi bir hayatı olsun, iyi bir geleceği olsun ister. Yalnız iyi ayırt etmek lazım. Maddi olarak iyi bir gelecekten bahsetmiyorum. Karşı taraf sadece maddiyat düşünüyorsa bu onların hatası. Sen düşünme.
    Ayrıca bu lafı da tekrar etme. Nasıl bir varlığa sahipsin bilmiyorum ama sen kral olsan dahi etme.

    Sonuç olarak; evlilik masasına oturmadan; aması fakatı olmadan nişanlınla otur, uzun uzun görüş. Ailenin geleneğine göreneğine uymuyorsa; karşı taraftan çenesi düşük olmayan biri de size refakat etsin. Maksat konuşmak, tanışmak, birbirinizi anlamak. Herşeyi öğrenmeniz mümkün değil ama en azından kırmızı çizgilerinizi çizersiniz.
    Evlenene kadar herkes işlere karışır. Bazı zamanlar karışmalıdır da. Sizde doz kaçmış, konu kaymış ama yapacak bir şey yok. Önemli olan evlendikten sonra kimseyi kararlarınıza ortak etmeyin. Sadece karşı aile değil kendi ailende dahil buna.
  • 12-09-2025, 20:43:07
    Çok kısa bir şey söyleyeceğim sana,
    Arkana bile bakmadan çık git. Net !
    Yoksa hayatın Zehir olur
  • 07-11-2025, 23:50:00
    @Togu Media; konuları hortlatmak istemem genelde ama bu konu aklıma geldi ne yaptınız hocam. son durumda neye karar verdiniz.
  • 08-11-2025, 00:14:20
    Sadece başını okudum gerisini okumadım. Hocam görücü usulu falan bana garip geliyor. Tanışma anlamında okey olabilir ama bir ilişki anlamında veya karar anlamında mantıklı değil.

    Benim ilişkilerim genellikle uzun ilişki oldu ve tanıdığım çoğu kişide yıllar sonrasında farklı kafalar yaşadığını gördüm. Aile güzel olabilir ama aile güzel diye o kızın aklında olan veya kişiliği güzel olmuş olmuyor. Aceleye getirip bir şeylere girmek bu devirde çok saçma geliyor, acele etmeyin.
  • 08-11-2025, 03:08:57
    Nişanlın istemese onlar çıt diye ses çıkartamaz bak asla mutlu olamazsın o kızdan sana yar olmaz o ailesinden kopamaz... Bak bunların benzerini ben abim de yaşadım.. Kız sana ikili oynuyor... Bak evlendikden sonra artık mecbur kalacaksın ve herşey sana sineye atmak zorunda hissedeceksin kendi aileni mutsuz edeceksin..

    TEKRAR SÖYLÜYORUM SENİN NİŞANLIN İSTEMESE NE KIZ KARDEŞİ NE DE AİLESİ SANA TEK BİR KELİME EDEMEZ.

    Togu Media adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Herkese hayırlı geceler değerli R10 ailesi,

    4 aydır nişanlıyım. Eş adayımla görücü usulü tanıştık.
    Ailelerimiz birbirini kısmen tanıyordu diye odaya girip konuşmadık.
    (Oda mevzusunu bilmeyenler için söyleyeyim: Görücü usulünde erkek ve kız bir odaya girer, bütün şartlarını konuşurlar, birbirlerini onaylarlarsa büyükler kalanı halleder.)

    Ben hiçbir şeyimi anlatamadım ona, o da bana anlatmadı. Körü körüne girdik. Kendisiyle nişanda tanıştım, söz günü birbirimizin yüzüne bile bakmadık.
    Nişandan sonra haftada bir ailesinin evine gitmeye başladım, nişanlımla konuşmak için. Birbirimizi anlamamız, evliliğin çocuk oyuncağı olmadığını, kararlarımıza saygı duyup duymayacağımızı ve birçok şeyi konuşmak istedim.

    İlk 1 ay ailesiyle herhangi bir problem yaşamadım. Ailesi bana geleneklerini saydıklarında çok sevindim, beni zorlayacak ve hazır olmadığım bir gelenek sunmayacaklarını düşündüm konuşmalarından.

    Ama işin aslı öyle olmadı…

    Nişanlımın 15 yaşındaki kız kardeşi, ablası evleniyor diye evliliği marifet sanıyor, cahilce davranıyor ve ablasını kıskanıyor. “İnsan ablasını kıskanır mı?” diye düşündüm. Çok saçma geldi ama meğer böyle bir şey varmış.
    Bu kız kardeşi bana köstek olmaktan başka hiçbir şey yapmıyor. Örneğin resim çekerken, 30 metrekare odada 5 kişi fotoğrafa girmişiz. Telefon, 5. kişinin yarısını göstermiş. O da “Fotoğrafa girebilir miyim?” dedi. Ben de gülerek “Sen girsen gözükmezsin.” dedim. Ne olmuş? Buna kızmış!

    Bir de aile içi meselelere karıştım. Nişanlımın kız kardeşi, ablasının gözünü morartmış. Ben de “İnsan düşmanını böyle vurmaz, bu nedir böyle?” dedim. Ablasına söyledim. Aile de bana “Normaldir.” dedi. Ben de, “Biz de zamanında dayak yedik ama kimse bizi öldüresiye vurmadı, bu resmen ölüme teşebbüs.” dedim.

    Velhasıl, ilk iki ayımız böyle geçti.

    Hafta sonu olacak, ailesini aradım. “Müsaitseniz geleyim bir çay içeyim.” dedim. “Müsait değiliz.” dediler. “Tamam, problem yok.” dedim. 4 gün sonra tekrar aradım, yine “Müsait değiliz.” dediler. “O zaman siz müsait olunca beni arayın.” dedim. “Tamam.” dediler. Ama 2 ay boyunca aramadılar. Ben de evlerine gitmedim.

    Sonrasında kalktık nişanlıma düğün öncesi alınacak elbiselerin bir kısmını aldık, telaş olmasın diye. Nişanlım kendi beğendiği elbiseyi ve yüzüğü aldı.
    Annesi beğenmedi: “Nedir böyle pis şeyler almışsın?” dedi.
    Pis dediği: 50 bin liraya yüzük, 2.500 liraya elbise, 2.000 liraya saat!

    Sonra nişanlımın annesi, benim annemi aradı:
    “Abla, sen böyle pis şeyler almazsın. Bunlar ne böyle?” dedi.
    Annem de “Kızınız almış, ben hiçbir şeye karışmadım.” dedi.

    Ama kadın laf yapmaya devam etti. Annem, “O zaman elbiseleri getirin.” dedi. Kadın da “Tamam.” deyip yüzük, saat ve elbiseleri geri gönderdi.
    Kalktılar 2.500 TL’lik elbise yerine 8.000 TL’lik aldılar. 50.000 TL’lik yüzük yerine 70.000 TL’lik aldılar. Saati de değiştirelim dediler, kuyumcu kızdı, vazgeçtiler.

    Nişanlımın annesi yatalak, babası ise hamallık yapıyor. Ben bunlara acıdım. Normalde yapılması gereken altın nişan yüzüğünü “Biz yapmıyoruz, eski damadımıza gümüş yaptık, sana da gümüş yaparız.” dediler. Ben de “Yapmayın, kendim yaparım. Size yük olmasın, siz kızınıza bir şey alın.” dedim.

    Sonra da “Damatlık bize ait değil, biz eski damada da yapmadık.” dediler. Halbuki geleneklere göre hareket ettiklerini söylüyorlar ama kendi işlerine gelince…

    Ben kızdım ama yine sineye çektim.

    Bir gün nişanlımla konuşuyorum, bana “Yere düştüm, belim çok ağrıyor.” dedi. Ailesi 10 dakika mesafedeki devlet hastanesine götürmek yerine sağlık ocağına götürmüş, merhem yazdırmışlar.
    Ben de “Bir şey olmaz, ilaç kullanırsan geçer.” dedim.
    İki gün geçti, nişanlım durumu kötüleşti, yürüyemez hale geldi.

    Endişelendim, evinin önüne gittim. Kız doğru düzgün yürüyemiyordu. Hastaneye götürdüm. Babasına ulaşamadım, annesine ve ablasını aramadım onlara kızgın olduğum için. Bacanağımı aradım, “Hanımına söyle, kız benimle. Röntgen çekeceğiz, ciddi bir şey olmasın.” dedim.

    Sonra kıyamet koptu! “Nasıl kızımızı götürürsün!” diye.
    Ben de “Siz götürseydiniz, ben götürmezdim.” dedim.
    Nişanlımın annesi iki kere aradı, açmadım. Açarsam küfür edeceğini biliyorum. Babasıyla görüştüm, ablası bana hakaret etti, cevabını verdim.
    Babadan özür diledim: “Habersiz götürdüm ama aradan iki gün geçtiğini, sıcak diye hastaneye götürmek istemediğinizi biliyorum.” dedim.

    Sonrasında ailemi aradım, bunları arasınlar taşkınlık çıkarmasınlar diye.

    Nişanlımın annesi ile ablası, kıza yüzüğü atması için baskı yapmış. Nişanlım ise atmamış, onları dinlememiş.

    İki hafta sonra ortalığı düzeltmek için evlerine gittim. Dondurma, kola falan aldım. Ama annesi saydırmaya başladı, ablası saydırmaya başladı. “Sen yanlış yaptın.” falan dediler. Sesimi çıkarmadım, ortalığı düzeltmek için sineye çektim.
    “Yok efendim, başkası olsa nişanı attırırdım, ailenin hatırı var.” diyerek beni keklemeye çalıştılar.

    Nişanlımın kız kardeşi birden alevlendi:
    “Sen bizim ailemizin huzurunu bozuyorsun! Annemi ve ablamı ağlatmaya hakkın yok! Ben buna müsaade etmeyeceğim!” diyerek bana racon kesti. Oradan kalktım. Kızın annesi sesini çıkarmadı.
    Ben de “Kızına iki çift laf et.” dedim. Oturdum.
    Bir dakika geçmedi, cahil kardeşi yine başladı. Annesiyle ablası sesini etmedi. Çok sinirlendim, kalktım. Nişanlım yanıma geldi, dışarıda özür diledi.

    Nişanlımın hatırı için sesimi çıkarmadım.

    Sonra gelinlik seçmeye gittik. 4 tane gelinlikçi gezdik. Nişanlımın annesi görüntülü aradı. Bembeyaz gelinlik gösteriyoruz, “Yok bu gri, olmaz. Şatafatlı bir şey istiyorum.” diyor.
    Ben de ablasına kızdım: “Annenizi aşağı indirin, gelsin kendisi beğensin.” dedim. Zorlarına gitti herhalde.

    Nişanlımın küçük kardeşi, arabanın kapısını açarken duvara sürttü. Ben de “Kapıyı yavaş aç.” dedim. Gitmiş annesine, “Damat bana karışıyor, ben ses etmiyorum.” demiş.

    Annesi benim annemi arıyor:
    “Benim kızım terstir, haberiniz olsun. Oğluna çeki düzen ver.” diyor.

    Çok sinirlendim. 27.000 TL’ye gelinlik ve kınalık almışız, kalkmış “Siz ucuz almışsınız.” diyor.

    Şimdi benim anlamadığım: Bu kadının amacı nişanı bozmak mı, yoksa bir şeyler koparmak mı?

    Benim yaşım 20. Nişanlıma en iyi semtte, şahsıma ait, kirasız bir ev, en iyi eşyalarla dolu bir yuva ve neşeli, eğlenceli bir hayat sunuyorum. Kendimi övmek için söylemiyorum ama elimdeki imkânların çeyreği kayınbabamda yok.

    Bunları düşünmüyor mu?
    “Bu adam kızımıza en güzel şekilde bakacak, onu en iyi semtte oturtacak, her zaman sevecek.” demiyorlar mı?

    Onlar bunu düşünmüyor, kalkıp benim üstüme oynuyorlar. Sabrımı sınıyorlar.
    Gören der ki, sanki kralın kızını istemişim de zar zor, rica minnetle vermişler!

    Belki diyeceksiniz, “Niye nişanı atmıyorsun?”
    Ama nişanlım beni seviyor. Sözümden çıkmayacağına dair bana söz veriyor. Benim için ailesini karşısına alıyor.
    Yaklaşık 200 bin liraya yakın sadece çöp olmuş para var ortada. Buna da yazığım geliyor.

    Velhasıl durum bu.
    Bekârlık bana göre sultanlıktı.
    Evlilik insanı olgunlaştırır, fakat böyle paragöz insanları görünce insan kendi insanlığından utanıyor. “Bunlarla nasıl aynı ırktayım?” diye düşünüyorum.