ölümsüzlük mefhumu şımarık insanın aciziyetinden ötürü uydurduğu aptalca bir şeydir. şempanzelerde düşünebiliyor, iletişim kurabiliyor ama böyle bir düşünceye sahip değiller. evrimsel süreçte sadece insan öleceğinin farkında ve bu kendisine bir anlam yükleme şımarıklığını göstermesine sebep oluyor. yaklaşık 4000 yıldır insan ömrü iki üç katına çıktığı için inanca rağbet de azaldı. yani 30 sene yaşayan, hatta yaşayamayıp savaş veya hayvan saldırısında ölen insan bittabi bunun bir son olmayacağını kendisine aşılayacaktır. 80-90 sene ot gibi yaşayan insan ise doğal olarak bu duruma daha az inanacaktır.
bu noktada sosyal inşa kuramı bize yardımcı olabilir. bunu biz uydurduk. gerçekte böyle bir şey yok, bunu da biliyoruz. ama böyle inanmak istiyoruz, gönlümüz böyle daha hoş; daha ferah oluyor. bu ölüm korkusu denilen mevzunun da temel kaynağı.
kısaca eğer çok fazla kafa yoruyorsanız bu duruma, öhayatının son yıllarını bir keşiş olarak geçiren pascalın paradoksunu inceleyebilirsiniz. tanrının var olduğu bir inanış meselesi olduğu için akıl yoluyla kanıtlanamaz. pascal tanrıya karşı samimiyete inanır. cehennem korkusu yüzünden inanan ve belirli bir menfaat güden insan elbette ki inanmış sayılmayacaktır. tanrıyı kandıramazsınız.
yani kısaca elimizde üç seçenek var. menfaat için (cehenneme gitmemek için) inanmak ve inanmamak. samimi bir şekilde inanma, kalpten inanma bir lütuf meselesiymiş, o yüzden herkese nasip olmazmış. dolayısıyla bu kendiliğinden gelen bir şey olduğu için sorumlu değiliz. ilk iki seçenekte sonsuz azap iddiası bekler.