Bu bi kültür meselesi, etki-tepki meselesi, düşüncelerini ve gözlemlerini çok doğru buluyorum.
Zaten akp'nin de iktidara gelmesin de en büyük etkenlerden birisi; 28 şubat olaylarında halka yapılan, analarımıza, bacılarımıza yapılan, cuma namazı kılan gençlerimize yapılan, oğlunun yemin törenini izleyemeyen anaya yapılan, okulunda birinci olan kızcağıza yapılan zulümlerdi.
Şimdi daha iktidar olmadan bu şekilde konuşanlar kim bilir iktidar olurlarsa daha neler yapabilecekler, insanlar bunu yaşadılar ve biliyorlar, toplumun çoğunluğu bu olayların tekrarlanmasından korkuyorlar.
Muhalefet içindeki belli bi kesim Anadoludan %100 kopuk, Anadoludaki Türk-İslam, Kürt-İslam kültürünün ne olduğundan bi haber, sadece saldırıyor ama bunun oluşturduğu korkuyu ve tepkiyi anlayamıyorlar.
Metinlerin bi kısmını hazırlayanlar Türkiye vatandaşı bile değil.
Şuna buna özgürlük diye bağıranlar, en önemli konu olan inanç özgürlüğünde, insanları inançları, görünüşleri, konuşmalarından dolayı küçümsüyor, hor görüyor, yolda saldırıyor, ülkeden kovuyor, tehdit ediyor ve daha bi çok şey yapıyor.
Anlayamadıkları konu bu ülke de Fetö bu kadar yer bulabildiyse insanların İslam'a olan saygılarını ve sevgilerini kullandığı için.
Hani William Shakespeare diyor ya;
Bizi yaralarsanız kanamaz mıyız?
Bizi gıdıklarsanız gülmez miyiz?
Bizi zehirlerseniz ölmez miyiz?
Ve bize zulüm ederseniz, intikam almaz mıyız?
Bu noktada bi sefer daha Oktay Sinanoğlu'nun ne kadar haklı olduğunu görüyorum.
Kesinlikle katılıyorum. Özellikle değindiğiniz '' Metinlerin bi kısmını hazırlayanlar Türkiye vatandaşı bile değil. '' cümlesi bende unuttuğum ama sizin sözünüzle hatırladığım, Muhalefetin yurtdışından aldığı danışmanlık hizmetini hatırlattı.
Dediğiniz nokta çok önemli, bu ülkenin Kültür dengesini kavrayamayan kişiler bu söylemleri ortaya çıkardıklarında kendilerine inanılmaz zarar veriyor. Kaldı ki zarar vermesi taraftarıyım, hatalı yapılan her adım etki-tepki sonucunu görsün.
Sen gelip Kürt vatandaşlarımızın tamamı HDP'ye oy verecek zannedip, kültürün ve islamiyetin, zamanında yapılanların, bu ülkede yaşananların üstünü çizip ona göre bir propaganda hazırlarsan, özellikle sert ve keskin bir dille bunu yaparsan, bu söyleminizden etkilenen Kürt vatandaşı senin ittifakına değil diğer ittifaklara kayar.
Çünkü gözlemlediğim, Denge politikası oluşmamış olması. Denge politikasından kastım nedir ? Burada partilerin hatalarını veya doğrularını konuşmayacağım tabii ki fakat bir kaç ay önce '' başörtüsü sorununu bitireceğim diyerek İslami değerler üzerinden çalışma yaparken, bugün seccadenin üzerine bastığınız zaman '' bu bir dengesizlik oluyor. Seccadenin üstüne bilerek veya bilmeyerek basılmış olabilir konu bu değil, sadece ortaya bir dengesizlik çıkarabilecek tek bir durum vardı ve o durum başlarına geldi.
İktidarı çok ciddi savunan kesim için '' Seni yalnızlığa terk etmeyeceğiz'' sloganının çok meşhur olduğu şu dönemde, siz eğer gidip ağaca ip asarak ''idamı'' çağrıştırırsanız, bunu bilen ve gören halk karşınızda hiç durmayacağı kadar sert duracaktır. Yine bir talihsizlik diyebiliriz, o asılan ipin anlamı o olmayabilir fakat o anlama evrilecek şekilde bir ip olduğu için, bu ihtimalleri hiç göz önünde bulundurmadan yapılan çalışmanın yine hatalı olarak geri dönüşü. Yani farklı anlamlara çekilebilecek hamleler yapmaktan uzak duracaksın ama gördüğüm her adımda muhalefet bunu yapıyor. Nisan ayı anketlerinde çok büyük düşüşler bekliyorum muhalefet için.
Bir başka olaya gelelim, deprem sonrası ilan edilen yasla birlikte Cumhurbaşkanı Erdoğan açıklama yaptı '' Mitinglerde şarkılar olmayacak, acımızı yaşayacağız, bunu da deprem etkisi geçene kadar yapmayacağız tek amacımız şuan felakete odaklanmak başka düşündüğümüz bir durum yok'' dedi.
Sen git, muhalefet hemen bu söylemin akabinde reklamında şu sözleri geçirdi '' En güzel ŞARKILARINI BAĞIRA ÇAĞIRA SÖYLEYEBİLEN ''
Şimdi bir taraf '' şarkı olmasın acımız var '' derken diğer taraf '' şarkıları bağıra çağıra söyleyin '' diye bir metin kullanıyorsa reklamda, depremden sonra. Bunlar artık tesadüf değilde, bilerek hazırlanan metinler gibi geliyor. Bu metinleri kimler hazırlıyor, dediğiniz gibi Türk olmayan danışmanlar.
Sen şimdi bu sinir uçlarına, yanlış dokunuşlar yaparsan ve bu propaganda döneminde ki dilini böylesin yanlış değiştirirsen sonunu kendin hazırlamış oluyorsun.
Bu insan ve parti görüşleri arasında ki dengeyi kuramazsan, kültüre ve geçmişe karşı adımlar izlersen, sonu hezimet olur. Olacakta.
Çünkü göz göre göre bu kadar talihsizliklerin hepsi mi tesadüf olabilir diye düşünecek insanlar.