Yandaş basın ile kindaş basın adeta birbirleri ile yarışıyor ve birlikte asılıp haber etiği kurallarını yerle bir ediyorlar. Bunun son örneğini "tarikatlar tarafından kaçırılan depremzede çocuklar" içerikli haberlerde bol miktarda görüyoruz. "Tarikat", "çocuk" ve "depremzede" gibi yüksek hassasiyete sahip kelimeleri bir araya getirdiğinizde olabileceklerin bir sınırı yok. Bilgi doğrulama (fact checking) kavramından bihaber olan haberciler balıklama atlamışlar bu iddiaya.
Bu vesile ile çok sevdiğim ve karar alma süreçlerimde sıkça kullandığım Çinli Düşünür Lao Tzunun: Yargılama Takıntısı isimli hikayesini aşağıda aktarıyorum. Lütfen siz de okuyun ve bilgi ile yargıyı birbirine karıştırmamaya özen gösterin.
Atı Kaybolan Yaşlı Adam ve Köylüler
Köyün birinde yaşlı bir adam yaşarmış. Çok fakirmiş, fakat öyle dillere destan bir beyaz atı varmış ki bu adamın, kral bile onu kıskanırmış. Birçok defa kral bu at için ihtiyara nerdeyse hazinesinin tamamını teklif etmiş ama adam satmaya yanaşmamış.
Bu at, bir at değil benim için. Bir dost. İnsan dostunu satar mı? dermiş hep.
Bir sabah at ortadan kaybolur
Derken köyde bir sabah kalkmışlar ki, at yok.
Köylü, ihtiyarın başına toplanmış.
Seni ihtiyar bunak. Bu atı sana bırakmayacakları, çalacakları belliydi. Bu fakirlikte böyle değerli bir şeyi nasıl koruyabilirsin? Krala satsaydın, istediğin kadar paran olurdu ve ömrünün sonuna kadar beyler gibi yaşardın. Şimdi ne paran var, ne de atın demişler.
İhtiyar Bir karara varmak için acele etmeyin demiş. Sadece At kayıp deyin. Çünkü gerçek bu. Ondan ötesi sizin yargınız ve sizin yorumunuz. Atımın kaybolması, bir talihsizlik mi, yoksa bir şans mı, bunu henüz bilmiyoruz. Çünkü bu olay henüz bir başlangıç. Arkasının nasıl geleceğini kimse bilemez.
Köylüler ihtiyar bunağa kahkahalarla gülmüşler.
At bir gece ansızın döner
Ama aradan çok gün geçmeden, at bir gece ansızın dönmüş. Meğer çalınmamış, kendi başına dağlara gitmiş. Dönerken de, vadideki bir düzine yabani atı peşine takıp getirmiş.
Köylüler, ihtiyar adamın etrafına toplanıp özür dilemişler.
Babalık demişler, Sen haklı çıktın. Atının kaybolması bir talihsizlik değilmiş, şimdi bir sürü atın oldu; adeta başına devlet kuşu kondu.
Karar vermek için gene acele ediyorsunuz demiş ihtiyar. Sadece atın geri döndüğünü söyleyin ama yargılamayın! Bilinen gerçek sadece bu. Ondan ötesinin ne getireceğini henüz bilmiyoruz. Bu daha başlangıç, tüm bildiğimiz yaşamın yalnızca bir kesiti. Yaşam bir kitap gibidir. Bir kitabın ilk cümlesinin ilk kelimesini okur okumaz o kitabı nasıl anlayabilir, tamamı hakkında yargıya varıp fikir yürütebilirsiniz?
Köylüler bu defa ihtiyarla açıktan dalga geçmemişler ama içlerinden Bu herif sahiden gerzek diye geçirmişler.
İhtiyarın oğlu attan düşer
Bir hafta geçmeden, vahşi atları terbiye etmeye çalışan ihtiyarın tek oğlu attan düşmüş ve ayağını kırmış. Evin geçimini temin eden oğul şimdi uzun zaman yatağa hapsolmuş.
Köylüler gene gelmişler ihtiyara.
Bir kez daha haklı çıktın demişler. Bu atlar yüzünden tek oğlun bacağını uzun süre kullanamayacak. Oysa sana bakacak başkası da yok. Şimdi eskisinden daha fakir, daha zavallı olacaksın demişler.
İhtiyar Siz yargılama hastalığına tutulmuşsunuz, hep erken karar veriyorsunuz diye cevap vermiş. O kadar acele etmeyin. Oğlum bacağını kırdı. Gerçek bu. Ötesi sizin yargınız ve yorumunuz. Ama acaba ne kadar doğru! Hayat böyle küçük parçalar halinde gelir ve ondan sonra neler olacağı size asla bildirilmez. Fakat siz her şey yaşanmış gibi sonuç çıkarıyorsunuz!
Gençleri askere alırlar
Derken birkaç hafta sonra, düşmanlar kat kat büyük bir ordu ile ülkeye saldırmış. Kral son bir ümitle eli silah tutan bütün gençleri askere çağırmış. Köye gelen görevliler, ihtiyarın kırık bacaklı oğlu dışında bütün gençleri askere almışlar. Köyü matem sarmış. Çünkü savaşın kazanılmasına imkân yokmuş, giden gençlerin ya öleceğini ya esir düşüp köle diye satılacağını herkes biliyormuş.
Köylüler, gene ihtiyara gelmişler.
Gene haklı olduğun kanıtlandı demişler. Oğlunun bacağı kırık, ama hiç değilse yanında. Oysa bizimkiler belki asla köye dönemeyecekler. Oğlunun bacağının kırılması, talihsizlik değil, şansmış meğer.
Siz erken karar vermekten kurtulamıyorsunuz. Daima yargılıyor ve sonuç çıkarıyorsunuz demiş, ihtiyar.
Oysa ne olacağını kimse bilemez. Bilinen bir tek gerçek var. Benim oğlum yanımda, sizinkiler askerde. Ama bunların hangisinin talih, hangisinin şanssızlık olduğunu Allah bilir.
Öyküden çıkan ders
Lao Tzu, etrafına anlattığında öyküsünü şu nasihatle tamamlarmış:
Yargılamayın ve acele karar vermeyin! O zaman sizin de herkesten farkınız kalmaz. Yaşamın küçük bir parçasına bakıp tamamı hakkında yorum yapmaktan ve sonuç çıkarmaktan kaçının! Yargılama aklın durması halidir. Yargılayıp kararınızı verdiniz mi, akıl düşünmeyi, dolayısıyla gelişmeyi durdurur. Buna rağmen akıl insanı daima karar vermeye ve bir sonuca varmaya zorlar. Çünkü gelişme halinde olmak tehlikelidir ve insanı huzursuz yapar. Yargılamak, bir son nokta koymaktır. Oysa seyir asla sona ermez; bir yol biterken yenisi başlar. Bir kapı kapanırken, bir diğeri açılır. Bir hedefe ulaşırsınız ve daha yüksek bir hedefin hemen oracıkta olduğunu görürsünüz.
Uzun sözün kısası: Hayatın küçük bir parçasına bakıp tamamı hakkında karar vermekten kaçının!
Türkiye'deki haber etiği seviyesi > yerlerde
7
●254
- 18-02-2023, 12:12:01habercilik veya medya ile alakalı değil, görmek ve araştırmak ile alakalı ülkemizdeki bütün haberleri neredeyse hepsini haber ajansları görüyor yakalıyor iletiyor. Gelen habere yorum yapmak tv kanallarına haber sitelerine kalıyor. Haber yuvarlama deniliyor. Haber yuvarlamayı kendin istediğin gibi çekebilirsin. İHA DHA AA hükümete yakın veya orta kıvamda gönderse bile kanal istediği yöne çekebilir. Haber kutsal yorum özgürdür.
- 18-02-2023, 12:13:18Bu yapılanlara haber yuvarlama değil haber sallama denmeli bence.
THK adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle - 18-02-2023, 12:19:00Sadece haber kanallarına bakmaya gerek yok. Toplum olarak ta öyleyiz. Yeterki hit olsun ilgi olsun para gelsin yeter. Forumda bile bunun için çalışan kişi ve sistemler var. İçerik üretmek için yapılan botlar kelime değiştirip özgünleştirerek başkalarının emeğini çalma girişimleri. Ayrıca bu konunun cevabından biri de şu ki milletimiz o kadar bilmiş ki, kendi fikrinde olmayan insanlara tü kaka yapmayı seviyor ve bunu içlerinde o kadar ileri seviyeye taşımış durumdayız ki karşı tarafa kin besliyoruz ve inanın en azılı düşmanlarımız milletimizi yok etmeye bu kadar hırslı değil.
- 18-02-2023, 15:06:34İnsanlar mahallede sokakta kahvede misafirlikte kafede ... her yerde ne konuşacaklar onu bu şekilde belirliyorlar sanki. Nede olsa taraf tutma huyu var can çıkar huy çıkmaz.
Neden bilimsel haberler yapılmıyor bunlar kadar yada sanatsal yada insanın ufkunu açacak insana değer katacak haberler olmuyor,
Benzeri TV de farklı programlar ile evlenme magazin adı altında yapılıyor , sanki insanların bazı şeyleri görmeleri istenmiyor yada bazı şeyler saklanmak isteniyor
Yani yandaş medya ile kindaş medya haberleri yapılıyor sonra bu haber kanallarının sahipleri akşam el ele kol kola beraber yemek yiyip sohbet edip gülüp eğleniyorlar sanki,
Sanki
- 18-02-2023, 16:56:52Aynı durumun milletvekili versiyonlarını dinlemiştim. Bu da mümkün sanki

dnaz adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle