-Bu böyle olmayacak ben gurbete gidip çalışacağım diyor.
Rızkını kazanmak için gidip tam dile kolay yemeden içmeden 18 yıl çalışmış o devrin parasıyla 3.000 akçe para biriktirmiş. 3.000 akçe bize bir ömür yeter diyerek kervanın birine karışmış tutmuş memleketin yolunu. Kervanda ilerlerken sesli sesli düşünmeye başlamış bizimki 3.000 akçe ile 3 tane inek alırım, 7 tane koyun alırım, 33 tane tavuk alırım. Bu sesli düşünceleri duyanlardan biri sormuş
-Neden 33 tane demiş.
Bizimkide var bir sebebi demiş. Memleketine yaklaştıkça içindeki heyecan git gide büyümüş derken bir yerde mola vermişler. Şimdi demiş 18 yıldır kimseyi görmüyorum eşe, dosta, aileye birer hediye alayım gönüllerini hoş tutayım demiş. O dükkan senin bu dükkan benim diye gezerken bir kalabalık görmüş. Dikkatini çekmiş yaklaşmış adamın biri bağırıyor
- akçeye bir söz, 1.000 akçeye bir söz
- lan demiş bu işte bir yanlışlık var. Nasıl bir söz 1.000 akçe eder ki diye düşünmeye başlamış.
- Yanındakilerden birine sormuş bu nasıl bir söz? Daha önce hiç alan var mı? Demiş.
- Adamda alan oluyor fakat sözü alandan başkası bilmiyor demiş.
- Kara kara düşünürken demiş ki eğer alıcısı olmasa satmaz, alıcısı varsa satılan söz boş değildir.
- 3.000 akçem var binini versem evi biraz küçük yaparız ineği bir eksik alırız koyunu bir eksik alırız olur biter demiş. Gitmiş sözü almış.
-Kaderde ne varsa o olur.
Bizimki yıkılmış ben zaten bunu biliyordum diye kendince mızmızlanırken kimseye bir şey demeden tekrar kalabalığın içerisine karışmış.
Zaten bildiğim bir söz için 6 yıllık emeğimi vermeye değer miydi diye düşünürken az ileride bir kalabalık daha görmüş. Adamın biri bağırıyor.
-1.000 akçeye bir söz, 1.000 akçeye bir söz
Demiş kendi kendine nasıl bir yere düştük. 1.000 akçeyi kaybettik ama bu sözü alırsak belki zararımızı kapatırız diye düşünmüş. Bu sözü de satın almış 1.000 akçeyi vermiş. Adam omzundan tutup kulağına yaklaşmış.
-Gönül neyi severse güzel odur.
Bizimki tekrardan yıkılmış. Aldık 2 söz bu 2 sözle ne ev yapılır, ne inek alınır, ne koyun alınır. Şimdi dönsem memlekete koskoca 18 yıl 1.000 akçeyle döndüğüme kimseyi inandırmam diye kara kara düşünürken. Bir kalabalık daha görmüş zaten olan olmuş demiş. 1.000 akçe daha vererek bir söz daha satın almış.
-Hiçbir şey aceleye gelmez.
Kendince lan demiş ilk söz hadi bi hikmete mebniydi. 2. Söz hadi güzel bir şey ihtiva ediyo da bu hepten herkesin bildiği bir şey bunu çocuk bile bilir demiş. Ama etrafa sanki bende daha nice 1.000 akçeler var der gibi çıkmış kalabalığın içine karışmış ama içi içini bitirmektedir.
Kervanla yola devam ederken bir kalabalık daha görür.
-Ey ahali duyduk duymadık demeyin.
Bizimki de kendi kendine bu da farklı şekilde söz satıyor cebimde 3 kuruş para kalmadı ama bir yaklaşayım bakayım demiş. Bağıran tellahın sesi netleşmiş.
-Bu kıyıya bu zamana kadar girip de sağ çıkabilen olmadı. Girip sağ çıkana padişah efendimiz ağırlığınca altın verecektir. Duyduk duymadık demeyin.
Demiş Allah Allah. Kardeş hayırdır bu kuyuda ne var padişah niye girilmesini istiyor mevzu nedir demiş?
-Kuyuda bir canavar bizim halkın tek su kaynağı burasıdır. Canavar neye kızdıysa kızmış halkın suyunu kesiyor. Susuzluktan kıtlık çekiyoruz. Padişah da dedi ki kuyuya girip sağ çıkana ağırlığınca altın verilecek.
Bizimki yine düşünürken demiş. Girsem ne olur girmesem ne olur derken 1. Aldığı sözü hatırlamış. Kaderde ne varsa o olur. Ben girerim bu kuyuya demiş. Adamın beline bir ip bağlamışlar kuyuya doğru sallamışlar. Girmiş kuyuya bir bakmış dört bir yanı kafa tasları insan kemikleriyle dolu.
Ben nereye düştüm diye düşünürken kafasını kaldırdığı gibi bir canavar, adam ürkmüş. Canavarın bir yanında çok güzel bir kadın diğer bir yanında ise çirkin mi çirkin bir kurbağa adam eyvah ben niye buraya geldim diye düşünürken. Canavar seslenmiş:
-İnsanoğlu söyle bakayım bana kadın mı daha güzel yoksa bu kurbağa mı?
Adam yılların verdiği ezberle tam kadın diyecekken 2. Aldığı söz gelmiş aklına:
-Gönül neyi severse o güzeldir demiş.
Canavar tebessüm etmiş çık yukarı demiş. Birdaha suyunuza dokunmayacağım demiş. Olayın aslı ise canavar o kurbağanın gözlerine aşık olmuş kim kurbağaya çirken derse sinirlenip öldürmüş.
Bizimki bağırmış:
-Beni çekin yukarı
İnsanlar şaşırmış ama çekmişler yukarı. Hemen padişah gelmiş ağırlığınca altın vermişler.
Ulan demiş. 2. Sözü zaten biliyorduk ama 1.000 akçe vermeseydik o söz hayatta aklıma gelmezdi demiş.
Bizimki mutlulukla memleketine gitmiş. Evinin olduğu köye gelmiş. Tam evin önünde kapıyı çalacak camdan bakmış. Karısı genç bir civanla göz göze diz dize. Ben 18 sene bunun için mi çalıştım derken belinden çekmiş hançeri. Tam içeri dalacak 3. Satın aldığı söz aklına gelmiş. Hiçbir şey aceleye gelmez. Hançeri geri beline sokmuş. Dudağını sinirden ısırarak kapıyı çalmış. Karısı bey hoş geldin diyemeden genç civan:
-Baba baba!
Diyerek adamın kollarına sarılmış.
Adam ilk baş şaşırmış sonra vaziyeti anlayınca sımsıkı sarılmış.
Kıssadan hisse bildiğimiz, zannettiğimiz nice şeyler var ki belki gerçekte onun ne olduğunu bilmiyoruz. Hatta bilmediğimizi bile bilmiyoruz. Önce bilmediğimizi fark etsek sonra bilmek için bir bedel ödemek gerektiğini 1.000 akçe olmasa da idrak etsek o bedeli ödemediğimiz müddetçe o hakikatlerin sadece tellahı sadece papağanı olduğumuzu ah bir anlayıversek o zaman belki de her şey bambaşka olacak
Hikayeyi aklımda kalanlar ile yazdım biraz acele ile yazdım yazım yanlışları olabilir fazla takılmayın lütfen. İyi geceler dilerim.
Çok anlamlı ve güzel gerçekten teşekkürler