Ağır olacak ama hayvanların kısırlaştırmasını isteyen insanların ailelerinin kısırlaştırılmış olmalarını dilerdim. Buda benim en doğal hakkım. Sizin gibi empati yoksunu insanların soyu devam etmemeli.
Hayvan biter, sıra insana gelir size de damgayı vururlar o zaman görürsünüz neymiş.
Kullarına merhamet etmeyene ALLAH'ta merhamet etmez. Bu zihniyet ile ne haliniz varsa görün.
" Nush ile uslanmayanı etmeli tekdir; tekdir ile uslanmayanın hakkı kötektir "
gereken görülür elbet.
Birisi diyor başıma geldiğinde cezasını kendim veririm, birisi diyor hepsi toplansın, birisi diyor kısırlaştırılsın.
3 günlük dünyada takılıp kaldığınız şeye bakar mısınız

Bu tarz şeylere bulaşanların hesabı illa ki görülecek.
Hadi insanlıktan nasibinizi alamamışsınız, hiç mi ALLAH korkunuz yok ?
ALLAH hakkımızda hayırlısını versin. HAL VAZİYET ÇOK KÖTÜ.
https://sorularlaislamiyet.com/kopeg...gitmesi-ilgili " Süleymandan alır hakkını karınca "
Alıntı
Osmanlı Devletinin kudretli padişahı Kanunî Sultan Süleyman, Topkapı Sarayının bahçesinde zaman zaman gezintiye çıkardı. Ağaçları, çiçekleri çok sever, sarayın bahçesinde kuş sesleri arasında denizi seyre dalardı.
Bir gün yine bahçede dolaşırken meyve ağaçlarından birkaç tanesinde çürüme emareleri fark etti. Dikkatli inceleyince ağaçların karıncaların istilasına uğradığını gördü.
Aklına ağaçları ilaçlayıp karıncalardan kurtarmak geldi. Ancak karınca da can taşıyordu. Bunun vebali olacağını düşünerek hocası Ebussuud Efendiye danışmak istedi. Hocasını odasında bulamayınca edebi üslupla bir soru yazıp odasına bıraktı.
Sanatkâr ruhlu bir hükümdar olan Sultan Süleyman, mahir bir kuyumcu olmasının yanı sıra Muhibbi mahlasıyla şiirler de yazardı. Onun ince bir üslupla yazdığı sualini Ebussuud Efendi odasına döndüğünde gördü ve tebessümle okudu. Sonra Kanunînin yazmış olduğu satırların altına sualin cevabını yine şairane bir üslupla yazdı.
Kanunî hocasına şöyle sormuştu:
Meyve ağaçlarını sarınca karınca / Günah var mı karıncayı kırınca?
Hocası Ebussuud Efendi ise şöyle cevap veriyordu:
Yarın Hakkın divanına varınca / Süleymandan hakkın alır karınca.