--- Normal şartlar altında yapılması gerektiğine inandığımı yazıyorum. Mevcut düzen içindeki usulsüzlükleri göz ardı ediyorum.
Güzel bir söz var; cevher baskı görünce mücevher olur. Öğrencilik yılları bireyin kendi ayakları üzerinde durmaya başlaması gerektiği yıllardır. Eğer baskıyı azaltır, hayatını inanılmaz kolaylaştırırsan asla içindeki cevheri çıkaramazsın. Öğrenci kardeşlerimin anlamakta zorlandığı konu, herşeyin kolay olmasını istiyorlar. Ben üniversiteye okumak için gidiyorum, benim görevim okumak, benim karnımı doyuracaksınız. Malesef yaşadığımız düzen içinde öyle bir hayat yok. Sorumluluk almalı, gerekirse yıpranmalı ve hayatta kalacak kadar çabalamalıyız. Evet aileniz sizi gençliğiniz boyunca üniversite için şartlandırıyor, üniversiteyi kazandığınızda herşeyin tamam olacağı ve keyifli bir yaşam süreceğine inandırıyor ama bu gerçekten uzak bir durum. Hayatın her evresinde çeşitli zorluklar var.
Üniversiteye gittiğinizde ailenizden "kurtulduğunuzu" düşünüyorsunuz, mesela KYK'dan kredi çekiyorsunuz, keyfi harcamalarda bulunuyorsunuz, ödemeye gelince, borçlar silinsin diyorsunuz. Kredi çekiyorsunuz arkadaşlar. Hibe, burs almıyorsunuz.
Gıda olayına gelince;
Üniversite için;
Bir çok üniversite bunu uyguluyor. Zor durumdaki öğrenciler tespit edilmeli en az 3 öğün sağlıklı beslenebilecek şekilde gıda yardımı yapılmalı. Ancak bu bir kolaylık olarak sunulmamalı, gerçek anlamda ihtiyacı olan öğrencilere karşılanmalı.
İlkokul, ortaokul, lise için;
Ayrı istisna uygulanmalı, ailesi zor durumda olan öğrenciler için ailesine gıda yardımı yapılmalı ve denetlenmeli. Denetlenmeli çünkü; gıdanın ev içinde tüketildiği, çocukların bundan faydalandığı ve ebeveynlerinin gıdaları marketlere vs. satarak çocukları madur etmediğinden emin olunmalı.