A.AY adlı üyeden alıntı:
mesajı görüntüle
Çoğu kişi Almanya'nın bile dış borcu var, Amerika'da borçlu diyerek bazı şeyleri normalleştirmeye çalışıyorlar ama durum pek öyle değil. Misal olarak Almanya elinde para olsa bu paradan yılda %3 kazanabilecek yatırım yapıyor diyelim ve %1 maliyet ile kredi buldu, aman ben borçlu olmayayım diye kaçırır mı? Hayır, o borç alınır ve %2 kar yazarlar. Dünya çapında ülkelerin kredi risk primi olarak bilinen CDS diye bir puanlama sistemi var, bir nevi kasko diyebiliriz ve ülkelerin borçlarını ödeyip ödeyemeyeceğini puanlıyor, riski hesaplayıp bir nevi bankanın krediye kefil olması gibi belirli bir yüzde ile borç veren ülkelerin veya kurumların parasını sigortalıyor, bizim ülkemizin risk primi 750 yani biz borç aldığımız zaman kafadan %7,5 risk primine ödüyoruz, ee Fed faiz arttırdı ve paranın doların Abd maliyeti %3 - 3,25 aralığına geldi, bizim bu şartlarda bulacağımız en ucuz borç %7,5 + %3 = %10,5 üstelik döviz cinsinden. Libor diye bir terim var, Londra'da belirlenen Abd doları üzerinden fon sağlandığında uygulanan bir faiz oranı diyebiliriz kısaca, bazı ülkeler borç verirken libor + 2 gibi, libor +5 gibi faiz oranları belirlerler. Pek hissetmiyoruz ama 600 milyar dolar borcu olan bir ülke için yıllık %10 üzerinde dolar faizi korkunç bir rakam demek, üstelik dolar her yıl ortalama iki katına çıkıyorsa bu parayı torunlarımız bile ödeyemez. Ülkede ciddi ciddi bireysel olarak dövize kaçış var çünkü ürünler dolar bazında artıyor, dolar tutarsam enflasyondan en az etkilenirim mantığı mevcut, dolara talep arttıkça bu işin sonu pek hayırlı görünmüyor.
Eskiden çok daha yüksek enflasyonlar varken insanların alım gücü bu derece düşmüyordu. Nasıl mı? Örnekleyelim.
Eskiden ; gerçek enflasyon %150, açıklanan enflasyon %150, işçi, memur ve emekli maaşlarına enflasyon +%10 yani %160 zam. Bu şekilde enflasyondan etkilenilmez ve alım gücü korunur, hatta artar.
Şimdi ; gerçek enflasyon %180, açıklanan enflasyon %80, işçi, memur ve emekli maaşlarına enflasyon - %30 yani %50 zam, maaşlar artar fakat alım gücü %130 düşer.
Her şeyi eleştiriyor gibi görünmeden başka bir konuya değineyim hazır boş zaman bulmuşken. Küresel olarak bir tablo çizelim ve durumu görelim.
Rusya ile kavga edersek = Açız.
Amerika ile kavga edersek = Açız.
AB ülkeleri ile kavga edersek = Açız.
Körfez ülkeleri ile kavga edersek = Açız.
İngiltere ile kavga edersek = Açız.
Çin ile kavga edersek = Açız.
Şimdi bu denkleme bakarak kusursuz bir denge politikası izlemek zorundayız. Her ülke ile iyi geçinmek zorundayız. Rusya'ya diklensek sen Ukrayna'da ne yapıyorsun öyle desek buğday satmazlar, petrol satmazlar, borç vermezler, doğalgaz satmazlar. İngiltere ile atışsak para orada, borç oraya, o iş yaş. Körfez ülkeleri desek para onlarda. AB ülkelerine diklensek, dış ticaretimizin yarısından fazlasını oraya yapıyoruz. Çin'e Uygur Türkleri ne iş diye hesap sorsak, ne ham madde olabiliriz ne mal satabiliriz, ne borç alabiliriz. Amerika'yı gözümüze kestirsek Halkbank davası ile tehdit ediliriz, Kaatsa yaptırımları ile tehdit ediliriz, dolar üzerinden vururlar. Rusya S400 alacaksınız mı dedi? O S400 ler alınacak arkadaş. Amerika çıkıp o S400 leri kuramazsın mı dedi? O halde o S400 ler kurulamaz. Avrupa Birliği mültecileri ülkenizde barındırın mı dedi? O mülteciler başımızın tacı edilmek zorunda. Avrupa ülkeleri vizesiz serbest dolaşım istedi ama sizin bizden vize almanız lazım mı dedi? O halde dedikleri olacak. Para mı lazım? Körfez ülkelerine bir ziyaret, birkaç yatırım anlaşması, birkaç swap yani para takası, birkaç özelleştirme oldu bitti. Çok ünlü bir düşünürün güzel bir sözü vardır altına imzamı atarım, " Borç alan emir alır. " diye harika bir cümle kurmuştu, maalesef o durumdayız.
Arada bir Ermenistan'a, Suriye'ye, Yunanistan'a yağmasak bile gürlüyoruz, bu da bizi kendi içimizde güçlü gösteriyor, bir nevi kırılan egomuzu tatmin ediyoruz. Hayır hayır, kötülemek için falan söylemiyorum, ülkeme aşığım ama durum maalesef böyle, yaptığım sadece durum tespiti hepsi bu. Çin veya Rusya ile hadi kavga edelim de ne olduğunu görelim diyeniniz var mı mesela, ambargo nedir, nasıl yapılır anlatmaya sanırım gerek yok, koskoca Rusya'yı ne hale getirdiler hepimiz canlı canlı görüyoruz, günümüz tabiri ile banlanmadıkları yer kalmadı, o veya bu sebeple sonumuz benzerse şu anki ekonomik durumumuza şükür duaları ederiz. Eee ne yapalım yani diyeniniz varsa yatırım tavsiyesi değil ama birikim yapabilirsiniz mesela, gücü olan ayda bir gram veya çeyrek, 50-100 dolar veya birkaç hisse senedi veya kripto, benim param yok diyenler bile haftada 3 gofret tüketiyorsa 2ye indirebilir, sigara içenler sigarayı bırakabilir mesela, yarının ne getireceği veya götüreceği hiç belli olmaz. Hep şu örneği veriyorum arkadaşlarıma, dünyanın en büyük petrol ve doğalgaz rezervlerine sahip olan yaz kış ılıman olan Venezuela ne hallere düştü, onca yeraltı zenginliğine rağmen çalışanlar 1 aylık maaşları ile sadece 20 adet yumurta alabildiler. Yanlış duymadınız, bir ara 1 aylık çalışan maaşı 20 adet tavuk yumurtasının alım gücüne eşitti, yok ben yumurta yemem derseniz 1 aylık Venezuela asgari ücreti tam 2,4 litre portakal suyuna eşitti. Alım gücü düşe düşe nerelere gelebilir gördük, örneği karşımızda var yani dibin de dibi var kısacası. Sonumuz hayır olsun ne diyeyim, bu ekonomiyi anlatmaya kelimeler kifayetsiz kalır, satırlar dolar taşar ama ne dersek hep bir eksik vardır, düzeleceği günleri görürüz umarım.