• 27-09-2022, 16:28:10
    #37
    Merhaba,

    darphane bizim değil mi? Basalım 850 Trilyon TL tüm vatandaşlara dağıtalım. Kişi başına 10 Milyon TL düşer, insanlar bu parayla borçlarını öder, evlerini alır, arabalarını alır rahat bir şekilde yaşamaya başlarlar. Sonra bir sonraki yıl 850 Trilyon TL, ertesi yıl bir 850 Trilyon TL daha herkes milyoner olarak gezer sokakta. Tüm dünya şaşırır bunlar nasıl yaptı bunu diye hatta.
  • 27-09-2022, 17:40:28
    #38
    + Merhaba 1 ekmek almak istiyorum
    - Tabi keseyim mi ?
    + Evet keselim fiyatı nedir ?
    - 7.320 TL efendim
  • 27-09-2022, 22:34:43
    #39
    lafı uzatmayayım,özet olarak asgari ücreti artırmak içinde bulundugumuz durumu iyi yapmaz tam aksine dahada batırıyor.en basitinden fabrikalar,özel şirketler,eleman çalıştıran esnaflar gibi asgari ücret ödemek zorunda olan bi dünya işletme var.asgari ücreti artır 5kdan 8kya,lokantanın birisinde adam 10 eleman çalıştırıyor diyelim.her ay ekstradan 30k eklenecek bi anda adamın masrafına.bu adam bu parayı nereden çıkaracak sizce?ondan sonra yarın burda bi konu daha açılacak,lokantaya gittim bugün.3 ay önce x tlye yedigim yemek y tl olmuş,lokantacıya gelin hep birlikte küfredelim yazacaksınız
  • 27-09-2022, 22:45:21
    #40
    Asgari ücret arttıkça para degersiz olsu gitti.
    Şimdi yüzde bilmen kaç zam oldu diyorlar ee kardeşim alım gücü dibi gördü ne anladım bu işten.
    Fabrikalar adam çıkartıyor ve son 2 sene içerisinde kaç fabrika ya da iş yeri kapandı bunları kimse söylemez.
    Asgari ücret şu zamanda artıkça olan iş verene oluyor.

    Asgari ücret ocak ayında ve aynı yıl içerisinde yine zam yiyecek gibime geliyor.

    Yav adama diyorsun ki şeker 5 kg olmuş 125 tl
    Adam diyor ki yine geçen sene ile aynı alım gücü. Bu ve bu beyne sahip insanlar cidden yaşı da yakıyor.

    Bir kot olmuş 500 tl lc waikiki .
    Bir mont bu sene 900 tl.
    Bir ayakkabı alsan 1.000 tl
    Nasıl bir zamana denk geldim lanet olsun.
    Bu ülkede sorguladikca dinsiz imansız oluyorsun başkalarının gözünde.
    Yav açız arkadaş birsey alınmıyor.

    Sene 2020 asgari ücret alıyorum yine 2 ceyrek alıyordum ve kiradaydim.
    Sene 2018 asgari ücretin 4 te biri kiraya gidiyordu ve yine ceyrek alıyordum.
    Sene 2007 2 gün restorant a gidip çalışıyordum okul harçlığımı çıkartıyordum. Anneme verdiğim harcliklar ile annem ceyrek alıyordu.

    Sene 2021 de gelen faturalar Sene 2022 de 2 katı oldu.
    130 tl ye değiştirdiğim tüp 300 tl oldu.
    30 tl ye aldığım kömür iki haftada 50 tl oldu.
    Şimdi 110 tl bir kömür torbası.
    Oğluma aldığım sütlü kakao 1.25 tl den 4.25 e çıktı bim de.

    Artan fiyat politikası paranın değerini bitirdi.

    Bu ülkede ateist ve deist olan insanlar son derece haklıdır.
  • 28-09-2022, 00:27:35
    #41
  • 28-09-2022, 01:55:52
    #42
    Tüm bakanlıklar birbirine eş zamanlı hareket eder ve kaçak/vasıfsız sığınmacı sorunu çözülür, adalet yeniden tesis edilir, milli eğitim sistemi ezbercilikten ve yapboz tahtasından siyasi hesaplardan uzak eğitimci kafası ile düzenlenir, afrikada adını bilmediğimiz ülkelerde arazi kiralamak yerine tarım yerli çiftçiyi destekleyerek ithalatın önü kesilerek desteklenir ve beton rantı yerine sanayide yerli üreticinin önü açılarak küçük büyük demeden tüm üreticilere eşit ve adil devlet eli uzanırsa ülke kalkınır, alım gücü artar.
  • 28-09-2022, 02:00:13
    #43
    Asgari ücret geçen seneki gibi olsa biz de alacaklarımızı daha rahat alsak ya, bugün salça alayım dedim sevdiğimiz markanın 1,6 kg olanını alıyordum 99 TL yazısını görene kadar lan bu nasıl zam , zam diye diye donumuzu alacaklar

    BIKTIM...
  • 28-09-2022, 02:03:01
    #44
    Önce para basma butonunun bozulması lazım
  • 28-09-2022, 02:42:22
    #45
    BetaHouse adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Herkes ekonominin profesörü olmuş, kahvede duyduklarını ekonominin temel dinamiği zannedenler maaşa 1 sıfır, ürünlere de 1 sıfır mantığı güdüyor, asgari ücret enflasyonun en büyük tetikleyicisiymiş, enteresan fikirlere sahip insanlar. Öncelikle ekonomi kötü çünkü enflasyon yüzünden, ekonomi kötü çünkü dolar yüzünden, ekonomi kötü çünkü faiz yüzünden diyemezsiniz, bu 3ü birlikte çalışır, bunların yanına da para basma, büyüme oranı, istihdam, cari açık, üretim vs. gibi etkenler eklenir. Ülkemizde en fazla karıştırılan durum ise maaş artışı ile alım gücünün artışını birbirine karıştırma yanlışıdır. Kısa bir örnek verelim.

    2018 senesinde 1 Litre süt = 1 TL diyelim. Maaşınız ise 550 TL diyelim.
    2022 senesinde 1 Litre süt 15 TL diyelim. Maaşınız ise 5,500 TL diyelim.

    Şimdi, maaşınız 10 katına çıktı ama alım gücünüz 15 kat azaldı, kısacası 550 TL ile aldığınız ürünleri artık alamıyorsunuz. Peki her maaş artışı alım gücünü düşürür mü? Elbette hayır, işte bizim ülkece yanıldığımız nokta burası. Eşel mobil sistemi gibi sistemler var, gerçek enflasyon oranında maaş zammı olduğu durumlarda en azından alım gücü korunur ama burada anahtar kelime gerçek enflasyon çünkü tüik maalesef gerçek enflasyonun çok çok altında enflasyon açıkladığı için her yıl alım gücümüzü daha da dibe çekiyor çünkü mal ve hizmetlere %180 artış olduğunu kabul etmek yerine hayır %80 oldu demeyi tercih ediyor, böylece alım gücü düşmüş oluyor. Dünyanın hiçbir ülkesinde döviz - faiz - enflasyon aynı anda dengede tutulamaz, biz bunu yapmaya çalışıyoruz ama sadece mış gibi yapıyoruz, öyle bir mucize asla olamaz. Şu an %12 lere düşürülen faiz oranının gerçek enflasyonun 1 puan üzerinde olması lazım yani %181 olması lazım ki insanların parasının alım gücü düşmesin. Dolar suni şekilde sabit tutulmaya çalışılıyor fakat pek başarıldığı söylenemez, enflasyon desek ortada, faiz arttırıldığı zaman en azından dolara talep azalır, enflasyon aşağı çekilir ama faiz de aşağı, doları da baskılayalım, enflasyon ile de oynayalım dersek işte bunu hiçbir ülke başaramaz, süper güç Abd bile faiz arttırıyor yani bir biz biliyoruz onlar bilmiyor mu faiz indirmeyi. Gelelim enflasyonun GERÇEK sebebine.



    Evet bunların etkileri çok büyük doğrudur fakat memleketin %90lık ezici çoğunluğunun atladığı, görmezden geldiği bir durum var enflasyon ile ilgili, fırsatçı pazarcılar, soğan stokçuları vs. suçlamak işimize geliyor belki ama bu ülkede çok ciddi oranlarda para basılıyor ve dijital para yaratılıyor, TL'nin emisyon hacmi genişleye genişleye para basılacak kağıt bile bulunmaz hale geldi, bunu konuşan yok. İşsizlik oranları çok yüksek diye mecburen bir dosyayı 5 personele taşıtacak kadar kamu personeli istihdam edildi çünkü özel sektör bitik durumda, hal böyle olunca her ay onlarca milyar TL maaş ödenmesi gerekiyor fakat Kamunun böyle bir geliri yok. Gelişmiş ülkelerde Kamu halkına gelir ve hizmet sağlar, işsizlere maaş öder, halkına hizmet eder ama bizde durum maalesef tam tersi, üzülerek söylüyorum ama Kamu bu halkın sırtına yük durumda. Aşırı miktarlarda dış borcumuz var ve faizine yetişemiyoruz, yüksek faiz oranlarından borçlanmışız ve 300-500 seneden önce yarısının bile ödenebileceğini düşünmüyorum. Cari açık desen onlarca milyar dolar, hizmet yapması gereken Kamu yap-işlet-devret ile yani yine halkı borçlandırarak hizmet edildi gibi gösteriliyor. 5500 TL maaş alan birisinin elektrik faturası 400 TL ve doğalgaz faturası 800 TL geliyorsa aslında o iş öyle değil, faturaların %70-80 kadarı Kamu bütçesinden sübvanse ediliyor, yani aslında aynı kişinin elektrik faturası ortalama 1,600 TL, doğalgaz faturası 3,200 TL diyebiliriz. Haliyle halka 2 fatura maaşın kadar dememek için yani 2 faturaya çalıştığı gerçeği ile yüzleştirmemek için Kamu bütçesinden yani yine halkın cebinden karşılanıyor ama hissettirilmeden. Anlamamız gereken şu, kamunun böyle bir bütçesi yok, sürekli para basılarak maaş ödemeleri yapılıyor, 70li 80li ve 90lı yıllarda çok krizler gördü bu ülke ama hiçbir zaman bu boyutlarda para basılmadı.



    Hep söylüyorum, dolaşımda 1000 adet banknot varken cebinizde 1 adet banknot varsa tüm TL'nin binde biri sizin. Hala cebinizde 1 adet banknot varken ek 4 bin banknot basılıp dolaşımda 5 bin banknot oluyorsa artık dolaşımdaki TL'nin 5 binde biri sizin, cebinizdeki para azalmadı, soyulduğunuzun farkına varmadınız ama alım gücünüz 5 kat azaldı, hisseniz 5te 1e düştü. Ne demiş John Maynard Keynes, bir papağana arz talep kanununu öğretirseniz onu iktisatçı yaparsınız demiş. TL para arzı piyasada 5 katına çıkıyorsa değeri 5 kat düşer, çok fazla arz edilen ürün değersizleşir, bu ürünün elma, armut veya banknot olması bu kanunun gerçekliğini değiştirmez, aynı şekilde piyasada dolar az bulunuyorsa da değeri artar, daha nadir bir ürün daha değerlidir işte arz talep kanunu bu kadar basit bir matematiğe dayanıyor. Para basma veya dijital para yaratma hiç mi yapılamaz? Elbette yapılabilir ama ekonomiye zarar vermeyecek şekilde ve usulüne göre. Peki nedir bunun usulü? Bir ülke ekonomisi bir yıl içinde %10 büyüdü, o zaman dolaşımda 1,000 adet banknotu varsa bunu 1,100 yapabilir ve enflasyon yaratmaz diyebiliriz. Tabi bu büyüme gerçek ise. Peki büyümenin sunisi nasıl oluyor? Bizde olduğu gibi oluyor, borçlandırarak oluyor. Fatma teyzenin 1 milyon TL değerinde bir adet evi varken bankadan kredi çekerek 1 milyon TL değerinde bir ev daha aldı ama 2 milyon TL olarak ödeyecek, şimdi Fatma teyze %100 büyüdü bizim büyüme hesaplamamıza göre ama aslında elinde 2 milyonluk ev, bankaya milyonluk borcu var yani aslında küçüldü ama biz bunu büyüme olarak kabul ediyoruz. Kısacası öyle sıfır attım mal ve hizmetlerde de bir sıfır geldi vs. ezber argümanlardan çok daha karışık mevzular.



    Peki ne yapılması gerek? Öncelikle üretim, üretim ve üretim. Peki neden? Eğer ülke ihtiyacını üretirse dışarıdan daha az ürün alır, ülke dışına daha az dolar gider, daha az dış borç alırız, cari açık düşer. Bir ülke üretince dışarıdan döviz girer, iç piyasa hareketlenir, döviz bollaşır ve doların düştüğünü görürüz çok kabaca. İkincil olarak dış yatırımcı gerekiyor, ne bileyim işte birkaç araba fabrikası gibi istihdam gerekiyor, buradan vergi toplanarak kamuya gelir yaratmak gerekiyor, London City'de bir avuç tefeciye dolar üzerinden %15 ile borçlanmak yerine öcü gibi korktuğumuz İMF'ye gidip borç almamız gerekiyor %3-4 faizden, böylece %15 gibi dev faiz ödemelerinden kurtulmak gerekiyor. Kamu harcamalarını kısmak gerekiyor, eğitim sisteminin geliştirilmesi, adalet sisteminin bağımsız olması gerekiyor, ülkeye yatırım yapacak sıcak para sahiplerinin adaletten en ufak şüphe duymaması gerekiyor, kendisini ve parasının güvende olduğunu hissettirmek gerekiyor. Katma değerli mal üretmek gerekiyor yani ağaçtan zeytin toplayıp satmak yerine o zeytinden yağ elde edip 3 kat daha yüksek fiyata satmak gerekiyor, fındığın fiyatını bizim belirleyip bir tekele dönüşmemiz gerekiyor, üreticiye kamu desteği ve teşvik gerekiyor, kamunun tasarrufa gitmesi gerekiyor, gideri çok yüksek olan yap-işlet-devret işletmelerinin acil kamulaştırılması gerekiyor, yüksek maliyetli hayal projelerden vazgeçilmesi gerekiyor, turizmden maksimum verim alınması gerekiyor. Aslında en önemlisi tarafsız ve bağımsız bir Tüik hesaplaması gerekiyor, ekonominin temel dinamiklerini uygulamak gerekiyor kısacası saymakla bitmez, hep birkaç cümle eksik kalır. Öyle kalıplaşmış tek cümlelik klişeler ile olmuyor bu işler.

    NOT : Eser miktarda ekonomi eleştirisi içerir, asla siyasetin S si yoktur.
    Herzamanki gibi takdire şayan bilgeliğinizi dökmüşsünüz, Tıpkı dini konularda olduğu gibi.
    Size katılmamak elde değil.