Çok haklılık payınız var fakat insanlar 1 araç yerine 3 araç alıyor 2 si devlete 1 isi kendisine olmak üzere bu düzen uzun süredir aynı biz buna tamamen alıştırıldık çoğu gezdigim ülkede araç çalışma sayısı az geçen Almanya'da fiyatı TL bazında 17 18 TL idi sanırım bakmıştım. Dış ülkelerde metro arzı vs ulaşım olanağı çok fazla bizde geliştirilmemiş kapasite ve her şey dolar baz alınarak yapılır benzinde haklı çöküş senaryomuz bu olabilir. Yiyecekte icecekte çoğu şeyde de çöküş senaryomuz bence biziz doların artma sebebi de bir nevi bizleriz üretime teşvik edilmedik şimdi yeni vadeli vs ile ülkede dolar arzı gelişsin diye dolar satışlarının artmasına yönelik yeni sistemler geliştiriliyor sırf doları düşürmek için eski dönemde yurt dışına tatile giden olan ülke Türkiye şimdi tatile Türkiye içinde tatil yapabilen ülke olarak kaldı ve bu Antalya olsun vs olsun çoğu ilde dolar bazında müşteri alıyorlar çayın 50 ila 100 TL olduğu otellere şahit oldum türküm dedikten sonra fiyat düştü benzinde haklısınız protesto vs olaylarında da haklısınız peki size şunu sorayım;
Bizim çıkış yolumuzu nasıl görüyorsunuz sizce bu mümkün mü ? Veya giderek daha kotu mu ilerleyeceğiz gelecek düşünceniz nedir ?
Öncelikle araç fiyatları vergi ile alakalı, şu meşhur Alman markaları onca araç üretiyor ama onların üretip kazanamadığı araçlardan bizim kamu vergiler ile onlardan çok daha fazla kazanıyor. Genelleme yaparsak ülke düzelir mi? Elbette düzelir, ama bu şartlar altında çok zor. Gerçekçi olmak lazım, biz teknolojide geri kaldık ve artık bizim gelişmiş ülkelere pazarlayacağımız hiçbir teknoloji yok, bunun farkında olursak çözüme daha hızlı kavuşuruz. Yıl olmuş 2022, şimdi bu saatten sonra Araba mı yapsak dışarıya satabiliriz yoksa Telefon mu? Hoş, hadi yaptık sattık diyelim, parçalarının %70-80 civarı zaten ithal yani o aslında bizim olmazdı satsak bile. Onca meşhur araba markası var şimdi tek tek saymayayım, bunca kalite varken Almanya'ya Togg satabilir miyiz? Diğerinde hadi marka vereyim, Milli-Fon diye bir telefon çıkarsak tüm dünyaya hadi İphone ve Samsung yerine milli-fon alın desek kaç ülke ithal eder? Teknoloji olarak bittik, bunu fark ettik diyelim. Şimdi ikinci plan, dışarıya döviz gidecek o çok belli yani cari açık vereceğiz, o halde vereceğimiz minimum açığı vermeliyiz. Dışarıya ne satarız? Şimdilik şu şartlarsa sadece turizm gibi görünüyor, eskiden tarımda kendi kendine yeten ve ithal eden 5-7 ülkeden biriydik, Atatürk çoğu fabrikamızı Ruslara mandalina, portakal ve limon karşılığında yaptırdı, bunu görmezden gelemeyiz. İklimimiz tarım ve hayvancılık için çok uygun, topraklarımız çok uygun, bizim işimiz hiç kimse kusura bakmasın ama tarım ve hayvancılık, bunu turizm ile desteklersek ne güzel ki zaten 3 tarafımız denizlerle çevrili. Eskiden devlet planlama teşkilatı vardı, derhal yeniden çok daha kapsamlı şekilde kurulması lazım. Şeker üretebiliyor muyuz, yani bu topraklarda şeker çıkabiliyor mu? Evet, o halde ithal etmemize gerek kalmayacak kadar şeker üreteceğiz. Dışarıya satamasak bile en azından dışarıdan almayacağız, üretebileceğimiz şeyler için değil, üretemediklerimiz için değerli dövizimizi harcarsak biraz olsun kendi kendimize yeteriz, tükettiğimiz kadarını üretmemiz şart. Bu topraklarda patates ve soğandan bol ne yetişir? Yine de gidip Mısır ve Suriye gibi kavgalı olduğumuz ülkelerden patates ve soğan ithal ettik, İran'dan bile geldi bu ürünler. Kavgalı demişken, tepeden birisi çıkar İsrail ile kavga eder, Rusya'ya parmak sallar, Mısır'a darbeci der ama Suriye'de darbe yapılmasını ister meşru lider ile kavga eder, ona höt buna zöt yaparsan al işte Suudiler marketlerde daha düne kadar bu markette Türk malı satılmamaktadır diye afiş asıyorlardı, Mısır desen yılda 100 milyar dolar üzerinde bizden ithalat yapan ülke ile ticaretimiz neredeyse sıfır, artık bizim düşman bildiğimiz ülkeleri İsrail ve Yunanistan gibi ülkeleri zengin etmekle meşgul Mısır, hatadan dönülmek istenip yalvarma heyetleri gönderildi ama nafile, Birleşik Arap Emirlikleri hakeza darbeyi finanse etti dendi ama kardeş kardeş pozlar verildi, bu kavga edilen ülkeler bizim en büyük ithalatımızı yaptığımız ülkelerimizdi, parmak salladığımız Rusya başta olmak üzere en yüksek turist aldığımız ülkelerdi.
Gelelim para meselesine, para güvenli limanları sever, durgun suları sever, sermaye kavgalı gürültülü ülkelere girmez, o sermayenin sahibi ben bu ülkeye para sokuyorum ama benim parama el konulur mu diye düşünür, mahkemeleri adil mi? Parama el koysalar bir dava açsam adil bir yargılama olup doğru karar çıkar mı diye düşünür, ticaret yapacağı kişi ve kurumlar liyakatli mi diye düşünür, savaş ve terör ihtimali var mı diye düşünür, yerel para birimi ve genel anlamda para politikaları sorunlu mu, merkez bankaları boş mu, hır.sızlık çok mu diye şöyle bir bakar, ben paramı geri almak isterken kambiyo vs. vergisi koyarlar mı diye bakar, narin bir kuş gibi o sermaye korkarsa bu ülkeye gelmez. Bakınız Volkswagen burada niye fabrika kurmadı? Peki açık olan Honda neden fabrikasını kapattı? Onca büyük işletmeler şirketler Rusya'dan taşınıyor ama neden bize gelen yok? Dolar mesela 20 yıl önce 1,20 TL idi şimdi 18 TL önce sanıyoruz ki 15 kat arttı, hani hesap yaparken dış borcumuz da 5 kat arttı 5 x 15 = 75 kat fakirleştik diyoruz ya, aslında dolar 15 katına çıkmadı. Dolaşımdaki dolar miktarı dolaşımdaki TL miktarı ile aynı oranlarda gitse evet 15 kat arttı derdik ama sadece pandemi de bile deli gibi dolar basıldı, çoğu para birimine karşı değer kaybetti bollaşan dolar, arzı müthiş arttı ve ABD enflasyon verilerinden de görebiliyoruz bunu, dolaşımdaki TL miktarından 3 kat fazla arz edildiğini düşünsek bile aslında TL'nin dolar karşısındaki kaybı 15 kat değil, 15 x 3 = 45 kattır. Uzun uzun yazmaya gerek yok, gittiğimiz yol yol değil, buradan dönülse bile artık çok geç kalındı. Önümüzdeki 10-15 sene sağlam bir sürüneceğiz gibi görünüyor, aklı başında liyakatli insanlar gelirse 10 yıl sonra bir toparlanma yaşanabilir. Öyle birden bire olmuyor, şey gibi düşünün bunu. Hani 2001 krizinde Kemal Derviş gelmişti, onun para politikaları 2007 yılı civarında meyvelerini vermişti, onun uygulamalarına harfiyen uyulmuştu ama Kemal Derviş'e sövülürken onun başarısının üzerine başkaları konmuştu, işte yeni gelenler içinde böyle olacak. Şimdikiler ise bazı şeyleri düzeltmeye kalksalar halkın daha fazla acı çekmesi lazım, o yüzden hissettirmemeye çalıştıkları için düzeltemiyorlar, hani kırık bir cam parçası girer vücuda ama onu çekersen kan kaybından ölürsün, işte onu çekemiyorlar çünkü ülke İMF ye gitmeye mahkum ve mecburen gidilecek, başka çözümü yok bu işin. Keynes gelse bu ülkeyi 10 yıldan önce kurtaramaz, tabi bu mevcut tablo için geçerli. Varlık fonu ne kadar borçludur bilmiyoruz, gelir garantili sözleşme detaylarını bilmiyoruz, var denen altınlar gerçekten var mı bilmiyoruz, görünen en iyi senaryo bile moratoryumluk, sonumuz hayır olsun bakalım.