Diyelim ki bir kaplumbağa yolda ters dönmüş ve siz onu çevirdiniz, ilerde bir araba kaplumbağa'ya çarptı ve ölümlü trafik cezası gerçekleşti.
Burada kaplumbağayı kurtaran suçlumu oluyormu? Kaplumbağayı kurtarmamış olsa o kaza yine olacakmıydı?
Kader durmadan değişir, seçimlerimiz kaderimizi belirler. Sadaka ve zekat kaderi değiştirir, ömrü uzatır diyorlar. Şuanda yaşadığımız hayat kendi seçimlerimizi sonucunda oluştu.
Başka seçimler yapsak kaderimiz tamamen değişikmi olacaktı ? Sadece kendi kaderimizi değiştirmediğimiz gibi başka insanların kaderini de değiştiriyoruz, başkalarının seçimleride bizim kaderlerimizide değiştiyor.
O zaman biz, kaderimizi kendimiz seçtiğimize göre seçtiğimiz kaderin suçlusu bizmiyiz? veya yanlış seçimler yapan kişilermi? Aklıma geldi sormak istedim, kendimizi suçlamanın faydası varmı?
Konu kilitlenebilir, teşekkür ederim
Öncelikle teşekkür ederim, Allah sizden de razı olsun...
Sorduğunuz soru her daim benim de aklımı kurcalar ve kendimce üzerine tefekkür ederim.
Afganistan'da doğmuş ve kendisini içerisinde bulduğu koşullardan dolayı suça sürüklenmiş kişi ile İsviçre'nin Alplerinde dünyaya gelmiş ve mükemmele yakın koşullarda hayat sürmüş ve bu sayede -aslında suç işlemeye meyilli dahi olsa- kişiliğinin bu tarafının öne çıkmasına uygun ortam oluşmamış kişinin karşılaştırması...
Bu noktada kim suçlu kim masum... Sadece doğdukları yerleri ya da dünyaya geldikleri aileleri değiştirdiğimizde masumken suçlu ya da suçluyken masum olabilecek milyonlarca insan bu dünyada yaşamış ve göçüp gitmiştir mutlaka... Belki de milyarlarca...
Verdiğiniz CS:GO örneğinden hareketle; bir takımda istatistikleri harika bir oyuncu var, tek başına bir kaç kişiyle mücadele edebiliyor ancak takım arkadaşları kötü oynuyor. Diğer takımda da herkes ortalamanın altında ya da vasat bir performans sergiliyor ama herkes birbirine yakın düzeyde performans verdiği için o takım kazanıyor. Diğer takımın mükemmel oyuncusu, içerisinde bulunduğu takımdan, koşullardan dolayı "kaybetmiş" sayılıyor...
Bir diğer örnek... Eli ayağı sağlam, herhangi bir bedensel engeli olmayan kişi bir nebze harama bulaşıyor her gün. Ayakları olmayan kişi ise aslında yürüyebilse belki ayaklarıyla her gün harama giden kişiden daha fazla bulaşacak harama ancak gidemiyor. Koşulları el vermiyor...
Örnekler uzar gider... Bu içerisinden çıkılması mümkün olmayan bir keşmekeş gibi görülebilir. Hele de "insan yapımı" adalet sistemlerinde...
Ancak bir oyunda dahi kötü takımın iyi elemanı sivrilebiliyorsa ve Rabb'in büyük "yazılımının" yanında denizde damla hükmünde olamayacak oyun yazılımı dahi aslında o oyuncunun hak ettiğinden daha başarısız göründüğünü tespit edebiliyorsa... 1400 yıl önce güçlünün güçsüzü ezmesinin önünde hiç bir engel olmayan, günümüz normlarındaki "insan haklarına" dair hiç bir emarenin bulunmadığı topluma / toplumlara;
" Ey iman edenler! Allah için hakkı ayakta tutan, adaletle şahitlik eden kimseler olunuz. Bir topluluğa duyduğunuz kin, sizi adil davranmamaya itmesin. Adaletli olunuz; bu takvanın ta kendisidir. Allah'a isyandan sakınınız. Allah yapmakta olduklarınızdan haberdardır. " (Maide 8)
" Ey iman edenler! Kendiniz, anne-babanız, yakınlarınız aleyhine de olsa, zengin veya fakir de olsalar, adaleti dimdik ayakta tutarak Allah için tanıklık edenler olun. Allah, ikisine de sizden daha yakındır. O halde, nefsinizin arzusuna uyarak adaletten sapmayın. Eğer sözünüzü eğip büker yahut çekimser kalırsanız, Allah, yapmakta olduklarınızdan haberdardır. " (Nisa 135)
" Kim zerre miktarı bir hayır işlerse, onun mükâfatını görecek ve kim de zerre kadar kötülük yapmışsa, onun karşılığını görecektir " (Zilzal 7-8)
diyen Yaradan'ın insanı bütün koşulları ile değerlendireceğine ve ona göre yargılayacağına olan inancım tam. Zira Allah Kaf Suresi 16. Ayette de;
" Ve andolsun ki biz insanı yarattık ve nefsi, onu ne gibi vesveselere düşürür, biliriz ve biz, ona, şah damarından daha yakınız. " buyuruyor.
Velhasıl-ı kelam; kainatın "işletim sistemi" Levh-i Mahfuz'un insan ve dahi bütün yaradılana dair en ince ayrıntıya sahip olduğunu düşünüyorum
Adalet mekanizmasının da öte tarafta zerre miktarı tartacak şekilde kurulacağına iman ediyorum.