• 01-11-2021, 22:54:56
    #1
    backlinkmatik.com
    24.06.2022 tarihli güncelleme

    Konuyu hiç unutmadım ama, güncellemeye ancak 7 ay sonra fırsatım oldu =) Soru soranlar, son durumu merak edenler belki de konuyu unuttu o kadar zamanda, o nedenle özür dilerim

    Not : Her yeni güncellemeyi alta değil üste eklemeye karar verdim, böylece takip edenler varsa (olduguna eminim) daha rahat takip ederler.

    Öncelikle daha önce bahsettiğim 3 konuya değineceğim.

    Blog tutarım demiştim ama, ayagımı kaşıyacak vaktim olmadığı için (sebeplerine geleceğim) malesef o iş yalan oldu. Buraya bile 7 ay sonra yazabildim yani

    Diğer bir konu ise, daha havaalanında kendisini hissettiren "fark var" konusu. Evet iyi ve kötü anlamlarda çok fark var ve bunu daha havaalanına ayak bastıgınızda hissediyor, yaşadıkça daha iyi görüyorsunuz. Olumsuz yönlerinden de bahsedeceğim elbette, ama şuan ellerini sıvazlayıp, "al işte gitti gördü .....," diye içinden geçirmek isteyenler boşuna okumaya zahmet etmesin =) Olumsuzluklar, olumlu şeylerin anında, suyun sıkışması kadar ihmal edilebilir seviyede.

    Son olarak, burası bir geçiş demiştik. Evet hala o gözle bakıyoruz, hatta eşim başka bir firma ile ilgili iş görüşme sürecinde, eğer olursa İsviçre, Almanya, Fransa opsiyonlar arasında. Şans artık bakalım, olursa İsviçre Zürih'i çok isterim, 5-6 sene önce gitmiştim, büyüleyici bir yer, ben hayran kaldım. Olmazsa da burada daha bir kaç sene veriyoruz kendimize farklı bir ülkeye geçebilmek için. İllaki bir fırsat çıkar, çıkmazsa da Avrupa çapında risk alacak ekonomiye ulaşırız o süreçte, sonrasında çeker gider kovalarız birşeyler =)


    7 aylık süreçte neler yaşadık

    Bu kısım biraz dertleşme gibi olacak, Malta'dan ziyade bizim kendi dünyamızla alakalı, daha hayata dair ilham ve dersler çıkarılabilecek mücadeleye ilişkin, o nedenle isterseniz okumadan bir sonraki başlığa geçebilirsiniz. Önce kısaca eşimin iş durumlarını anlatayım, ilk başta bahsettim mi bilmiyorum ama kaybedecek birşeyimiz yok diye, bir miktar da cepten yemeyi göze alarak pek güven vermeyen bir firma ile geldik buraya. Nitekim ön görülerimiz doğruymuş, öldürmedi, süründürmedi, ama güldürmedi de. 3-4 ay öyle geçti ama hiç strese girmedik. Çünkü ya herro ya merro diye gelmiştk, en kötü geri döneriz diye. Neyse bir kaç ay önce eşim maaşı aynı ama sosyal şartları ve verdiği güven açısından daha iyi bir firmaya geçti. Özel sektör, Türk firması, inşaat sektörü vs. tüm bunlar birleşince, sömürülesiye çalıştıgını söylememe gerek yok tabi iş gücü ve mesai saatleri anlamında. Ama en azından hakettiğini maddi olarak alıyor.

    Ben Türkiye'de yaptıgım online işlere aynen devam ediyorum. Malta özelinde bir iş düşünmedim çünkü burada kalıcı olmayacagımızı bildiğim için, buraya yönelik kalıcı işler çok mantıklı değil. O nedenle mekan bağımsız iş prensibine devam ediyorum. Burada da website ve seo işleri aldım. Önce sosyal ortamlarda tanıştıgım Türkler, sonrasında da onların aracılıgı ile iletişime geçtiğim yabancı firmalarla iş yaptım, yapmaktayım. Ancak ciddi iş fırsatları var burada. Yani düzen kurmayı düşünsek, yapılabilecek, getirilebilecek çok fikir var.

    Eşim cumartesi dahil tam gün çalıştığı için, ve saatleri de kreşle uymadıgı için, akşama kadar kreş dışı zamanlarda çocukla ben ilgileniyorum. Yani standart bir babaya göre inanılmaz bir baba-kız ilişkimiz var. Bu konuda çok mutluyum, zaten zaman bağımsız iş istememin en önemli nedenlerinden birisi oydu, kendi önceliklerime gerçekten öncelik verebilmek. Ancak hiç kolay olmadı, olmuyor. Bu yaşlarda çocuklar zaten ayda 1 defa hastalanıyor kreşten illaki birşeyler kapıp. Bizim çocugun alerjik yapısı oldugu için daha sık hasta oluyor, kreşle zaman zaman problemler yaşıyor. Yani 1 ayın 20 günü kreşe gitmediği bile oldu. Hal böyle olunca, gündüz tüm enerjimi çocukla harcayıp, akşam zombi gibi çalıştıgım pek çok zaman oldu... epey bir dönem böyle geçti aslında. Benzer zorluk eşim için de geçerli, eve geliyor 7 de, çocuk özlemiş oluyor, evde işleri oluyor vs. derken, uyku problemi yaşayan, yatakta uyuyamayan eşim koltukta sızıp kalıyor; onun da resmen bir maraton. Bir konuyu eşimle günlerce konuşamadıgımız, denk gelemediğimiz zamanlar oldu =) Yani çok yorucu geçiyor, bedel ödeniyor... konfor alanından çıkmadan hiç birşey kazanamıyor insan. O nedenle kendimi her yorgun hissettiğimde, gelecek için ödenen bir bedel oldugunu da bilip huzur buluyorum. Ve her geçen gün iyiye gidiyor, artık kendimize ayırdıgımız vakit, ve sosyal hayat anlamında daha iyi durumdayız. Hatta yıllardır hayalim olan bateri öğrenmeye bile başladım. Benim için çok önemli bir km taşı hayatımda, çünkü liseden beri hayalimdi ve kendime o vakti hiç ayıramamıştım.



    FARK VAR DEMİŞTİK

    1-2 hafta sonra buradaki arabamızı alıyoruz. İlk firma güven verse daha erken alırdık. Yani araba almak öyle zor değil. Türkiye'de 20 maaşla alabileceğimiz arabayı burada 1 maaşlık parayla alabiliyoruz Ekonomik anlamda işler yolunda. Çünkü ülkede alım gücü var. Avrupa'nın en pahalı yerlerinden birisi olmasına, ada oldugu için herşeyin ithal olmasına rağmen var. Elbette zengin insanların sahip oldugu tekneler, yatlar, villalar bizde yok, ancak emin olun o zenginlerle çok rahat aynı yerde yemek yiyebiliyor, aynı sosyal etkinliklere katılabiliyoruz. Çocugumuz aynı kreşte eğitim görebiliyor. Böyle bir keskin sınıf farkı yok Türkiye'deki gibi. Ben evden çıkıyorum, o teknesinden ya da villasından, ama akşam aynı yemeği yiyebiliyoruz. Yani İstanbul'da ayda yılda bir yıl dönümüde vs. gidebildiğimiz mekanlar, burada sıradan akşam yemeğine çıkmalarımız gibi. Burada sıradan bir terzi, tamirci vs, öğlen dükkanı kapıyor, iniyor sahilde cadede bir kaç birşey içiyor kafasını ruhunu dinlendiriyor, sonra dönüyor dükkanına. Normal vatandaşların zengin olma hırsı bizim gibi ülkelere özel bir durum, çünkü ancak zengin olunca huzurlu olabileceğini düşünüyor insanlar. Öyle birşeyin olmadıgını, herhangi bir gelir seviyesinde de huzurlu yaşayabileceğini, et yiyip eğlenebileceğini görüyorsun burada.

    Yeni bir eve çıktık, eşimin işine arabayla 8 dki cocugun kreşe yürüyerek 5 dk, sahile yürüyerek 2 dk. epey iyi İstanbulda kümes gibi 2+1 bir evde ruhumuz sıkılmıştı, ruhumuzun ne kadar sıkıldıgını buradaki balkonlu, ferah geniş eve çıkınca anladık. İstanbul'da böyle bir eve çıkmak için birimizin maaşı kiraya giderdi. Burada bir maaşın 4 de 1 i gidiyor.

    Kimse kimseye karışmıyor, ne giyersen giy, nasıl olursan ol, eleştirilmeden, tepki görmeden gezebilmek, veya insanların öyle gezebildiğini görmek gerçekten mükemmel bir duygu. Çok farklı komşularım var, apartmanın sol tarafında muhafazakar bir hristiyan yaşıyor, her akşam Hz. Meyrem portresi önünde mum yakıp dua ediyor. Sağ tarafta da bir bekar evi var, sürekli partiler, kakara kikiri sesler. Yerli dostlar edindim. Bazen bu durumu soruyorum, sürekli birileri partiliyor, gece yarısı ses gürültü vs, kimse şikayet etmiyor mu diyorum Türkiye'de olsa bu kadarı kavga sebebi, verdiği cevap şu oluyor :"Kimse kimsenin hayatına karışmaz, herkes kendi halinde, kendi hayatını yaşıyor, saygı duyuyor" O kadar hoşuma gitti ki bu ortamda yaşamak. Elbette rahatsızlık duyan vardır, ama huzur ve hoşgörü, sabrı da getiriyor, inanılmaz bir anlayış söz konusu.

    Çocugun İngilizce'si baya ilerlerdi. Geldiğiimizde 2.5 yaşındaydı, şimdi 3.5 a doğru gidiyor. İngilizce rüya görüyor, bazı şeyleri Türkçe'den iyi anlatıyor bize. Tam dil öğrenme yaşı zaten, en önemli faydalarından birisi o bizim için. Bizim de dil açıldı tabi konuştukça.

    Nisan ayında 2 haftalıgına Türkiye'ye geldik tatile, ama pek tatil gibi geçmedi. Biriken işler, bizim ve çocugun rutin sağlık kontrolleri derken anne baba ziyaretiyle kapandı. Türkiye'deki fiyatları görünce şok oldum. Bir adana dürüm 40 tl, tavuk dünyasından bir tabak 80 tl olamaz ya, belki şimdi daha da artmıştır. İnanılır gibi değil, Türkiye'de resmen TL kazanıp Euro ile harcıyor insanlar. Üzücü...

    Aklıma şuan spesifik başka birşey gelmiyor, yani aslında çok şey var ama, bir önceki mesajımda neleri yazdım neleri yazmadım onu da bilemiyorum. Sorulara göre ilerlerim artık. Kısacası, herşey yolunda, huzur yerinde, keyifler yerinde.Tek pişmanlıgımız, şu hamleyi çok daha gençken yapmadıgımız içindir.

    Olumsuz 2 tarafı ise, birincisi havası çok kötü. Buradan o anlamda bir an önce kurtulmam lazım çünkü çocuk gibi benim de alerjik bir yapım var ve nefesime iyi gelmiyor tozlu havası.Çevreleyen dağları olmadıgı için Liba'nın tüm tozu dumanı buraya geliyor. Güneşi de çok fena, daha haziran ayında mahvetti, böyle bir güneş yok ben adıyaman'da da yaşadım, yok yani. Bir de Türk kebapçılarında, Türkiye'deki lezzeti alamıyorum, çiğköfte de satılmıyor Başka da bir şikayetim yok.


    Son olarak, buraya geldim geleli Türkiye gündemi ile ilgili okudugum haber sayısı 20 yi geçmez. Kendimce öyle bir karar almıştım, Türkiye'deyken gündemi takip eden, her akşam farklı bir kanaldan 1 haber bülteni, günde 2-3 farklı görüşe ait gazeteyi okuyan, olayları farklı görüşlerden görmeye çalışan birisiydim, bu alışkanlıgımı bırakmak elbette kolay değildi, çok vicdan da duydum ancak uzun vadede çok olumlu etkileri oldu. Şunu gördüm ki gündem aslında hiç değişmiyormuş Senelerce aynı şeylere kahrolup durmuşum. Ruh sağlığım açısından da böyle bir ilerleme kaydettim.



    6.11.2021 tarihli güncelleme :

    Perşembe günü geçici kalacağımız otele gece saatlerinde ulaştık. Bugün 2. günüm, belki daha önceki Türkmenistan tecrübemdendir bilmiyorum, açıkcası pek de garipsemedim yabancı bir yeri. İlk alışverişimizi yaptık. 100€ civarı tuttu ki, aynı alışverişi TR'de de yapsak 750-1000 TL 'den civarlarında çıkardık marketten. Türkiye'de hayatın ne kadar pahalılandığını bir defa daha anladım. Şu konumda mevzu bahis olan kinder sürprizi, burada da 1€'ya aldım, yani yine 10 tl. En azından kinder sürprizde zararımız yok :d Şaka bir yana, market kısmında ölümcül bir pahalılık yok, kaldı ki TL düşününce böyle, burada insanların € kazandığı faktörü devreye girince mutfak ve evin sarf giderleri bakınından hayat inanılmaz ucuz kalıyor. Tabi ilk görünüm böyle, daha çok yaşadıkça daha tutarlı bir kıyas yapabilirim.

    Eşimin şirketinin tanışma yemeği vardı, onun vasıtasıyla burada sayısız miktarda bulunan türk kebapçılardan birisini de denedik. Kebabı inanılmaz severim ki aynı lezzeti bulabileceğime ihtimal vermiyordum. Adana'da neyse burada da o diyemem ama, İstanbul'da neyse burada da o lezzet. Türkler buraya 20 yıl önce akın etmeye başlamış aslında, Sadece bizim gittiğimiz kebapçının 5 şubesi vardı. Bir kaç kmlik sahilde 4 Türk kebapçısı gördüm. Buradaki Türkler birbirini tanıyor, yardım ediyor, hem hayat hem iş konusunda. O hoşuma gitti.

    İş bulmak kolay gibi

    Bu yemek ortamında tanışabildiğim kadar insanla tanıştım. Buraya dil okuluna gelip, çeşitli işlere giren çok fazla insan var. Mesela mimar bir arkadaş, dil okuluna gelip dün yemek yediğimiz kebaçıda işe girmiş garson olarak. Sonra oradaki patronu aracılığı ile inşaat firmasında mimar olarak yeni iş bulmuş. Onun sevgilisi de, Fransa'dan gelmiş dil okuluna, şuan bir gaming (bahis) şirketinde front analysist olarak çalışıyor (çocuk IK mezunu)

    Yani buraya dil okuluna gelip birşeyler kovalayan birileri için iş imkanı var gibi. Çok fazla inşaat var, bu kadar kulevinci istanbul'da göremezsiniz, inşaat varsa büyüme, büyüme varsa da yeni istihdam var demektir (Türkiye bu formülün dışında tabi, bizde inşaatın niye yapıldıgı az çok belli)

    Blog tutacağım

    Pazartesi çocuk kreşe başlayacak, 2 hafta içerisinde de kalıcı yaşayacağımız eve taşınacağız. Kafamda bir blog tutmak var, domain de düşünüyorum, o vakte kadar burada süreci merak edenler için ara ara bilgi girmeye çalışacağım.

    Fark var

    Türkiye'de havaalanından çocukla yolculuk ne kadar zor olduysa, burada havaalanından çıkmak o kadar kolay oldu. Bu tür kıyaslamaları, muhabbetleri aslında sevmezdim, ancak artık bazı şeyler çok koyuyor insana. 100 kg yük + bebek arabasıyla paldır küldür bir an önce kendimizi uçağa atmaya çalışıyoruz, önümüze akın akın mülteci grubu kaynatan görevli mi dersin, polisin talimatına rağmen sırada öne geçtik diye üzerime yürüyen - evet yanlış okumadınız eşimin ve çocugumun yanında adam üzerime yürüdü, önümü kesti, sıkıyorsa geç bakalım seni geçirmem dedi, polisin yanında hem de - kekoyu mu dersiniz, Yükümüzü ve bebeği görmesine rağmen elini 10 cm uzatıp sensörde tutarak bize 5-10 saniyeyi çok gören görevli mi dersiniz. Diğer taraftan bir de inince bizi görür görmez koşa koşa gelip, çocugu kucagına bir kaç çantayı sırtına alan kadın Malta personelini mi dersiniz, ya da çocuk olduğu için pek çok kontrolden bizi muaf tutan yetkilileri mi. Şöyle insanız, böyle insanız, kendimizi kandırıyoruz.

    yazım hataları için kusura bakmayın, gözlüğü henüz çıkaramadım da, biraz flu yazıyorum

    Normalde geçen ay taşınacaktık ancak önce çocuk, sonra biz, salgın kış hastalıkları peşimizi bırakmayınca kısmet bu perşembe gününeymiş. Alırım bir "iyi yolculuklar" temenninizi =)



    Selamlar

    Konuyu Açma Amacım Şunu Sormak :

    Malta'da yaşam ile ilgili her türlü, fikir, öneri, bilgi, tüyo vs. bilenler yazarsa sevinirim. Çok araştırdık tabi pek çok şeye hazırlıklıyız, tutacağımız evden çocuğun gideceği kreşe kadar ama yine de bilgi bilgidir, tecrübe tecrübedir

    Malta'ya, online işlerime başlamadan önce yıllarca çalıştığım, eşimin ise hala çalışmakta olduğu inşaat sektöründeki iş alanımız ile gidiyoruz,. Ben yine mevcut online işlerime TR bazlı devam edeceğim ve uzun vadede tamamen yurtdışına odaklanmaya yönelik planlamam dahilinde, altyapı çalışmalarıma devam edeceğim.

    Siz Sormadan, Peki Neden Gidiyoruz:

    Orayı bir geçiş olarak görüyoruz, güzel ada ama yerleşilecek gibi durmuyor, tabi hayat ne gösterir bilemeyiz. Hedefimiz yurtdışı iş ve hayat tecrübesi + dil gibi konuları hallederken bir yandan da Almanya gibi daha gelişmiş Avrupa ülkelerindeki olanakları kovalamak. Başarabilirsek de gurbetçiler kervanına katılmak ve Avrupa'da uzun vadeli hayat kurmak. Sonrası artık planlanacak şey değil, orada vatandaş olur kalır mıyız, güzel bir birikimle Türkiye'ye döner farklı standartlarda bir hayat mı kurarız zaman gösterecek. Türkiye'de pek çok şey zor, muhtemelen önümüzdeki serüven çok daha zor, ancak insan konfor alanından çıkmadan da bir şeyleri değiştiremiyor, ne uzuyor ne kısalıyor =) 2 yıl Türkmenistan'da çok kötü standartlarda çalıştım mezun oldugumda. Ancak o 2 yıllık bedelin karşılığında, cebinde 5 kuruşu olmayan ve aileden de alabileceği bir şey olmayan yeni mezun meteliksiz genç, döndüğünde düğününü yapmış, evini dayayıp döşemiş, ve kimseden bir kuruş almadan kendi birikimiyle yapmıştı bunu. Yine bir bedel ödenecek, ama inanıyorum ki sonu güzel olacak Türkiye'de kaldıkça ne uzarız ne kısalırız onu anladık. Bakalım hayırlısı...

    Bu karardaki en büyük etkenlerden birisi,

    Sadece maddiyat değil konu. Ülkede say say bitmeyecek ve artık bizi rahatsız eden, ebeveyn olduktan sonra daha çok rahatsız eden ve kaygılandıran pek çok durumlar. Burada detaya girmeyeceğim konuyu dağtmamak ve amacından saptırmamak için. Onu da başka bir konuda açarım=)

    Elbette sen bir git de gör .... diyenler olacak Saygım sonsuz. Elbette gidip göreceğiz, belki de "gözünü seveyim biz çok iyiymişiz" deyip döneceğiz bilemiyorum. En azından denememiş, tecrübe etmemiş olmayacağız, keşke deyip pişman olmayacağız. Ben 32 yaşındayım. Buradan daha genç arkadaşlara radikal karar vermeleri gereken durumlar için şunu öneririm : "Fırsatlar size ayak uydurmaz, siz onlara uydurmalısınız." Çünkü keşke daha önce yapsaymışız bu hamleyi, risk daha azdı, bizim için çok daha kolaydı. Ama fırsat doğmamıştı malesef.


    Son olarak forumdaki iş ortaklarım ve müşterilerime,

    Uzun soluklu işler almadım son ay boyunca belirsizlik nedeniyle, 1 ay kadar daha almayacağım. Elimdeki ufak tefek devam eden işler ile her fırsatta ilgileniyor olacağım. Telefon ve buradaki pm mesajlarına elimden geldiğince döneceğim o nedenle tatil moduna almadım; ama bir kaç gün hat ve internet sıkıntım olabilir, tamamen offline olabilirim. Malta'da yerleşene kadar, evdi çocugun kreşiydi vs. çok müsait olamayabilirim vs., o arada dönemezsem dönüş alamayan arkadaşlar bilsin ki ilk fırsatta döneceğim

    Bir kaç ay sonra, taşınma nedeni ile bölüneceği için ertelediğim yepyeni hizmetler ile de döneceğim inş

    Herkese iyi forumlar
  • 01-11-2021, 22:57:08
    #2
    Üyeliği durduruldu
    hocam benide götürsenize valizinizi taşırım
  • 01-11-2021, 22:57:35
    #3
    Kimlik doğrulama veya yönetimden onay bekliyor.
    Yolun da bahtinda açık olsun. Kendinize iyi bakın.🙏
  • 01-11-2021, 22:57:55
    #4
    Hayalimdeki yer Allah yolunu açık etsin.
  • 01-11-2021, 22:59:48
    #5
    Hakkınızda hayırlısı olsun İnşaAllah. Umarız istediğiniz hayatı, eşiniz, çocuğunuz ile yaşarsınız
  • 01-11-2021, 23:00:17
    #6
    hayırlı olsun.
  • 01-11-2021, 23:00:19
    #7
    backlinkmatik.com
    mehmettbozkurt adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    hocam benide götürsenize valizinizi taşırım
    hocam valizleri görmeden büyük konuşma Sonra biz seni taşımayalım..
  • 01-11-2021, 23:00:32
    #8
    Üyeliği durduruldu
    Valizde yer var mı
  • 01-11-2021, 23:01:16
    #9
    Hakkınızda hayırlısı olsun hocam. Hayırlı yolculuklar nasibiniz bol olsun.

    Önceden farketmedim yada dikkatimi çekmedi meslektaşmışız.