Bir dönemi ve sosyokültürel değişimi gayet güzel anlatmış.
İşe-okula metrobüsle gidip gelen bir insanım. Bayağı da mutsuzum. 12 yıl oldu buraya taşınalı, çok küçük bir kasabada büyüdüm. Hep hasretini çekerim, her yıl en az 1 hafta gider kafamı dinler kendime gelirim. İstanbul'u sevmiyorum. Şu an mecbur buradayım ama şartların el verdiği ilk durumda arkama bile bakmadan kaçacağım kesinlikle.
Amerikadaki ev ve işyeri tarzına bayılıyorum. Evler yoldan en az 10 15 metre içeride, tabii ki önü çimenli ağaçlı bahçe. Büyük firmaların merkezleri ise şehrin dışnda küçük kasabalarda. yeşillikler içinde.
Bizdeki merkeze yığılma yüzünden betona asfalta gömülmüş metropoller kasabalar cehennemine dönmüş haldeyiz.