Yaşanmışlıklardır insanı insan yapan... Benzeri bir durumda güzel bir soru ile karşılaşmıştım; "Ya güvenmediğin kişi "kendin?" isen"... Bu sorunun cevabını vermek çok zor. Son zamanlarda toplum içerisinde güveni aşılayabilecek ne yazık ki hiç bir olgu yok. Bu nedenle "güvenmemek" bizim için en iyisidir diye düşünürüz.
Güven kendi benliğimiz ile alakalı. Anlaşabiliyorum dediğiniz, güvenebiliyorum dediğiniz kişiler ile ortak özellikleriniz vardır. Bazen bir parça kendinden görürsün güvendiğin kişilerde. Ne yazık ki bu durum güvenmediğin kişiler içinde geçerlidir. Yapılan çoğu kişilik analizlerinde "Aldatıldığını düşünen insanların" aldatmaya meyilli oldukları görülüyor. Bu düşünce insanlara yaklaşımımızı etkiliyor ve bazen böyle bir durum için başrolde ki en büyük etken kendimiz olabiliyoruz. Bu sadece ufak bir örnek. Bu kaygı aslında öz benlik ile alakalı. İnsanların hatalarını görmemezlikten gelmemiz onları her zaman sevdiğimiz anlamı taşımıyor. Aslında ortak bir paydamızın olabileceği düşünseli bizi bu duruma itiyor. Ne kadar kabul etmesekte böyle. Bastırılmış düşünceler, bazen varlığına dahi inanmadığımız yapısal durumlar. Çok fazla uzatmak ve aklını karıştırmak istemiyorum.
Bu tabuyu kırabilmek için nasıl biri olduğunu ciddi derece de anlaman gerek. Bu sadece sana özel bir durum değil. Hepimiz için geçerli. Sonra seçim yapmak çok kolay oluyor. Yeter ki ilk sorduğum soruya şeffaf bir şekilde cevap verebil.