Sen miydin geçen yanı başımdan usulca…
Zihnimin karanlık gölgeleri mi bilemedim…
Kaldır kafanı ve yüce göklere bir bak…
Benden uzaklaşan her adımında, göklerden bir melek düşüyor acıyla…
Ufukta yitip giden görüntünle, gözyaşlarım okyanusa dönüşüyor…
Kadehimdeki şarapsa kana…
Ruhum boğuluyor bir başına okyanuslarda…
Bana gelişinle açan siyah güllerim, sen uzaklaştıkça kuruyor teker teker…
Güzün soğuk rüzgarları yeniden ruhumun topraklarında…
Kuşlar çoktan çekip gitmiş…
Dünün güçlü çığlıkları, fısıltı olup kayboluyor karanlıklarda…
Benim Siyah Tanrıçam neredesin?
Senle dolup taşan anlarımı, sonsuz sensizliğe mi terk ettin?
Işık çoktan çekip gitmişken siyah güller diyarında…
Karanlığım bile ışıldayamayacak mı artık?
Lanetli ruhuma çok mu gördün huzuru?
Siyah güllerim sen kokamayacak mı artık bu topraklarda?
Sana ihtiyacım var duyuyor musun?
Siyah güllerimin sana ihtiyacı var…
Uçsuz bucaksız topraklar artık bana mezar…
Sensizlik yeteri kadar büyük değilmiş gibi…
Mezarımda bile kendimi yalnız hissediyorum görüyor musun?
Yaşam yitip gidiyor bedenimden…
Tıpkı ellerinin, ellerimin arasından yitip gitmesi gibi…
Bütün bu lanetlenmiş cümlelerim sana, duyuyor musun?
Benim Siyah Tanrıçam, ölüyorum… Biliyor musun?
Yarasın abiii. Yanımda şu an efes var. Bende onu yudumluyorm