2. edit : Aşağıdaki sorunları ben yaşamadım. sikayetvar.com da ki şikayetlerden alıntıdır hepsi.
Dün webrazzi de son dönem ortaya çıkan girişimlerin hikayelerini okuyordum. Öyle güzel, öyle tatlı, öyle toz pembe bir anlatım modeli uyguluyorlar ki hayret etmemek imkansız.
Tüm tanıttıkları girişimler sanki kusursuz, hepsi müşteri memnuniyetine %100 değer veren, kazanç odaklı değil müşteri odaklı çalışan firmalarmış algısı oluşuyor insanda. Hatta o kadar mükemmel girişimler ki bunlar milyon dolarlık yatırım almış, yetmemiş yurtdışına açılmışlar.
Fakat resmin görünmeyen bir yüzü daha var. Resmi ters çevirdiğiniz de aslında size gösterilmek istenenden daha farklı bir şey çizildiğini görüyorsunuz.
Gelin hep beraber isimlerini vermeden bu girişimlerden bahsedelim.
3000 anlaşmalı temizlikçi profesyoneli (sözde profesyonel) ile ev ve iş yerini temizletmek isteyen müşterilere aracılık eden bir internet sitesi var. İnşaat temizliğinden tutun da ofis temizliğine kadar her çeşit temizlik için bir profesyonel
bulabiliyorken, ekstra olarak seçtiğiniz eşya ve mekanların temizlenmesini de isteyebiliyorsunuz. Fakat hepsi için belli bir ücret ödemeniz gerekiyor. Dilerseniz temizliğe gelen eleman yanında temizlik ürünlerini de getirebiliyor. Hatta işlerinde o kadar profesyonel ki bu abilerimiz evinize sigorta bile yapıyorlar. Eğer herhangi bir eşyanıza zarar gelirse sigorta karşılıyor giderinizi.Buraya kadar her şey çok mükemmel. Bir hevesle siteye girip istediğiniz temizlik modelini seçip ödemenizi yaptınız ve temizlik profesyonelinin gelmesini beklediniz.
Aaaa o da ne. Pat bir telefon yada mesaj temizlik profesyoneli gelemeyecekmiş. Ama siz o kadar beklediniz. Belki işten izin aldınız. Başka bir saate devrediliyor temizlik işiniz. Tamam deyip onay veriyorsunuz ama oda ne? Bir temizlik çalışanı ilk belirlediğiniz saat için kalkmış gelmiş. Onu kibarca gönderip istediğiniz saatte ki çalışanın gelmesini bekliyorsunuz. Ha bu arada onu belirtmekte fayda var. Hizmeti siz iptal edemezsiniz. Ancak firma iptal edebilir. Yani istediğim saatte istediğim temizlikçi gelmedi bende iptal edeyim derseniz yapamazsınız. Ama firma istediği gibi istediği şekilde iptal eder.
Bitti mi bitmedi.
Daha durun. Siz sabah işe gidiyorsunuz. Anahtarı kapıcıya bırakıyorsunuz. Gelen temizlikçi yabancı uyruklu hanımefendi anahtarı alıp içeri giriyor ve temizliğe başlıyor. Akşam işten çıkıp eve bir geliyorsunuz "Aman Tanrım" diyorsunuz sağ sağlim filminde ki gibi. Sizin evinize temizliğe gelen yabancı uyruklu bayan çekmiş alkolü çekmiş alkolü, ütülenecek çamaşırlarınızın üzerine yatmış uyumuş. Gerçi ona uyumak değil sızmış kalmış denir. Eve geldiğiniz de tertemiz bir şekilde bulacağınızı düşünürken elin yabancı karısını ayıktırmakla uğraşıyorsunuz.
https://youtu.be/hvUjfcTj-uo?t=33
Firmanın iddiası, tüm temizlikçiler eğitime tabii tutuluyormuş ama öngörülemeyen böyle sorunlar olabiliyormuş. Allah tan eğitim veriyorlarmış. Eğitim de vermeseler neler olacak neler?
Randevu verilen saatten sonra gelen mi dersin, erken çıkıp giden mi dersin, yalap şalap sözde temizlik yapıp hiç bir yeri silmeden sıvışan mı dersin, hiç bir temizlik maddesi kullanmadan sadece ıslak bezle silen mi dersin (toz beziyle klozeti silenden yine iyidir ama), yalandan yapacağı temizlik için stor perdeyi yırtan mı dersin, müşteri ile temizlik pazarlığına oturan mı yoksa temizliğe gelip çay, sigara ,kola içip birde içtiklerini çöpe atmadan çıkanları mı dersin? Say say bitmez. Temizlensin diye çağırıp hem ödediğin paradan oluyorsun hem de tekrar temizlemek zorunda kalıyorsun. Almadığın temizlik hizmeti için senden habersiz kartından çekilen paracıkları saymıyorum bile. O da nasıl oluyor hiç anlamıyorum. Müşteri istediği zaman sisteme girer, hizmeti seçip ödemesini yapar. Ödemesini yaparsa hizmet alır, yapamazsa alamaz. Ama olsun. Sadece bir kaç kez değil onlarca yüzlerce kişinin başına da gelse bu sorun çözüm bulmak mantıksız. Kasa ne kadar dolarsa yatırımcının gözü o kadar parıldar.
Ama bu kodaman abilerimiz milyor milyor dolarlarca yatırım almışlar. Kolay mı böyle yatırım almak.
Bu sözde temizlik hizmeti verdiğini iddia eden, iddia etmekle kalmayıp yurtdışında onlarca farklı ülkede de hizmet veren bir şirketin acınası durumu.
Benzerleri yok mu? Sürüsüne bereket.
Yine ismi lazım değil bir sinema indirim uygulaması karşımızda.
Bu uygulama aylık ve yıllık paketler halinde film severlere seçtikleri paket dahilinde uygun fiyatlı bilet hizmeti sunuyor(du). Uygulamadan alacağınız bir kod ile beraber 2d-3d farketmeksizin istediğiniz gün istediğiniz cinemaximum gişelerinden bilet alabiliyordunuz.
Bu şirket daha sonra Amerika'da da faaliyet göstermeye başladı ama rakibi mahkemeye gideceğini duyurunca amerikan adaletinden korkup orayı terk etti. Burada da epey bir süre hizmet verdi.
Bende aldığım aylık paketlerle istediğim zaman ucuza sinemaya gidebiliyordum. Ama ne zaman ki sinema yasası çıktı o zaman işlerin rengi değişti. Çıkan yasayla beraber indirimli bilet satışı yasaklandı. Haliyle ucuza sinema bileti veren firmanın da faaliyetleri durmuş oldu. Fakat halen yayında kalmaya ve ödeme almaya devam etti.
Çoğu kişi benim gibi aylık yada yıllık ödediği paket kapsamında gişeye bilet almak için gittiğinde yetersiz bakiye uyarısı ile karşılaşıp, indirimsiz olarak bilet almak zorunda kaldı.
Firma ne canlı destekten hizmet veriyordu, ne telefonlar açılıyordu. Çünkü şirket ofisinin yerinde yeller esiyordu. Ofisi bile taşımışlar yada kapatıp gitmişlerdi.
Uzun uğraşlar sonunda çoğu kişi bankalara başvurarak yatırdıkları ücreti kurtarabildi. Çoğu da üstüne bir bardak buzlu su içti.
Tabii firma resmi bir açıklamayla battık, bittik açıklaması yapana kadar webrazzici abiler ortada gözükmedi. Basın bülteni formatında yayın yaptıkları için çok da umursamadılar. Anca firma hizmeti sonlandırdık deyince 3-5 bir şey karalama zahmeti içerisine girdiler.
Şimdi başka bir girişime gelelim.
Vasfiye Teyze ye kulak verelim sonra anlatmaya devam ederiz
İzleyenler ne dediğimi anlayacak.https://youtu.be/eerGxZec5wk?t=142
Bu ismini vermediğim ama herkesin bildiği sözde hizmet vermek isteyen ve hizmet almak isteyenleri tek platforma buluşturan firma yine öyle allanıyor öyle pullanıyor ki. Sanırsın Türkiye de boya badanacı, web tasarımcı, fotoğrafçı bunlar sayesinde ayakta duruyor.
Ama gel gör ki işler göründüğü gibi değil.
Siteye üye olan müşteriler iş ilanı açıyor. İlana teklif verip işi alabilmek için siteye üye olup bakiye yüklemeniz ve her teklifte de belli bir ücret ödemeniz gerekiyor. Bu ücret bazen 50-100 TL'yi bile bulabiliyor. Müşterinin de keyfine kalmış. İster gelen teklifi onaylıyor isterse teklif geldi mi gelmedi mi diye bakmıyor bile. Hatta sırf fiyat araştırması için ilan açanlar var. Eğer şanslıysanız verdiğiniz tekliften sonra bir müşteri sizinle anlaşıp işini yaptırıyor. Eğer şanslı gününüzde değilseniz ödediğiniz teklif ücretiyle kalabiliyorsunuz. Hatta teklif vermek için 10 bin tl yatıranlar bile var. (kendi iddiaları)
Sistem öyle kurnaz ki. Aynı kategoride 2 farklı ama aynı içerikli ilan açan kişiye izin veriliyor. Eğer dikkat etmez de aynı kişinin farklı ilanına teklif verirseniz paranız gidiyor. İade talebinde bulunsanız da müşteri aynı kategoride daha fazla kişiye ulaşmak için ilan açabilir yanıtı alıyorsunuz.
İddiaların ardı arkası kesilmiyor. Sitenin botla hayali ilanlar açmasından tutun, açılan ilanlara ait telefon numaralarının yanlış yada başka kişilere ait olduğuna dair şikayetvar da onlarca şikayet var.
Bir tarafta müşteriler yanıltıcı fiyat veren şirketlerden, bir tarafta da hizmet verenler tekliflerinin boşa gitmesinden. Kimisi sırf aracı şirket güvencesindedir diye düşünüp eve gelen ustaya 4000 TL kaptırır, kimisinin verdiği iş ele yüze bulaştırılır. Tamir edilecek diye düşünülürken iyice masraf açılır.
Sözde destek ekipleri var. Şirketlerinde harıl harıl çalışan bir sürü personelleri var. Ahmet bey, Müjgan Hanım, o CEO muz, şu CFO muz he he he, şöyle şirketiz, bu kadar kişiye hizmet veriyoruz diye gevşek gevşek röportaj verir girişimci destekçisi abilerimize. Ama gel gör ki aradığında ulaşacağın ne bir destek görevlisi vardır ne de mailleri cevaplayan bir yetkili.
Türkiye'nin haltını yedikten sonra hemen yurtdışına da açılırlar. Boş dururlar mı. Para tatlı geldi bir kere.
Sıra anlaşmalı restoranlarda indirimli yemek yiyebileceğiniz, hatta bir alana bir bedava tarzında kampanyası olan bir uygulama.
Bu uygulama sadece İstanbul da geçerli. Fakat uygulamaya girip üye olduktan sonra abonelik ücreti ödeyen kullanıcılar sadece İstanbul da ki restoranlardan hizmet alındığını görünce haklı olarak ücretin iadesini istiyor. Ama beyefendiler T.C yasalarında ki iptal iade koşullarına uymayacaklarını, hatta üyeliklerin iptal edilemeyeceğini bildiriyor.
Ya müşteri olarak sözde anlaşmalı olan yerden indirimli hizmet alamıyorsunuz yada gittiğiniz restoranda kapalı bir mekanda sigara içilmesini yorum olarak yazabiliyorsunuz. Eğer denerseniz kısa süre içerisinde yorumunuz kaldırılıyor. Yada restoransanız işiniz daha da kötü. Aylarca moderasyonun onay vermesini bekleyeceksiniz. Müşterinin negatif yorumunu silen şirket, restorana yapılan olumlu yorumu da silmeyi kendinde hak görebiliyor.
Son bir tane daha var.
Göbeğini kaşıyan adam misali, elde avucunda biraz para olunca kendini steve jobs gibi gören kodaman abilerimizden bir tanesinin yatırım yaptığı yemek aboneliği girişimi var.
Sitelerine bir giriyorsunuz. O kadar kurumsal ve o kadar özenle hazırlanmış görünüyor ki. İster şahıs isterse kurumsal şirketler belli aylık paketler dahilinde sisteme üye olarak yemek siparişi verebiliyor. Hepsi alanında uzman diyetisyenler ve şefler aracılıyla hazırlanıyor. Hele öyle ağzınızın suyunu akıtacak görsellerle hazırlanmış yemek fotoğrafları var ki, sipariş vermemek imkansız.
Fakat gelen ne?
Size bir salata yolluyorlar. Ama görüntüsü bile iştahınızı açacak türden. Bir hevesle gelmesini bekliyorsunuz ama resimde gördüğünüz salata ile tamamen alakasız, sadece marulların gelişi güzel doğranıp konduğu bir kap geliyor. Sadece bununla kalsa iyi. Çürümüş salata bile gelebiliyor. Şikayet ederseniz de, daha dikkatli olalım bile demek varken bundan sonra size salata getirmeyelim gibi cevaplar bile veriliyor.
Geç gelen siparişleri mi dersin, hatta hiç gelmeyenlerini mi, afedersiniz köpeğin önüne dahi dökseniz yenmeyecek kıvama gelmiş, dökülmüş,dağılmış, içinden kıl çıkmış teoride yemek ama pratikte yemek artıkları mı dersin. Dersin de dersin.
Adamlar o kadar profesyonel ki diyetisyen tutmuşlar. O diyetisyenler hangi beslenme tipine hangi yemeğin verileceğini hesaplıyor. Sabah, öğle, akşam ona göre yemek hazırlanıyor. Ama gel gör ki vegan nedir onu bile bilmeyen birisi olmayacak menüler gönderebiliyor. Müşteri bile yediği yemeğin ne kadar karbonhidrat, ne kadarı protein bilebilirken, işi yemek yapmak ve servis etmek olan bir firma bunu beceremiyor.
Daha aslında liste bitmedi de okuyanlar bile yorulmuştur kesin diye kesiyorum. Yoksa daha çok var bunlardan.
Ha bir de girişimciliğin olmazsa olmazlarından bir kural vardır. Girişimini öyle kısa ama öyle etkili anlatmalısın ki yatırımcı senden etkilenmeli. Bunun için asansörde karşılaştığınız yatırımcıya asansörden inene kadar girişiminizi anlatmanız ve onu etkilemeniz istenir. Gerçi böyle bir imkan 40 yılda bir gelmese de burada ki amaç girişimin sloganını bulmanız. Bu sayede yatırımcıyı ikna etmeniz kolaylaşır. Fakat görmezden gelinen şudur. Girişimci her ne kadar girişimi en kısa ve etkileyici şekilde anlatsa da girişimcinin bilgisi yatırımcının anlayabildiği kadardır. Sanki hepsi dünyanın en iyi ve en öngörülü yatırımcısı da girişimci girişimini iyi pazarlayacak.
Sözün özü arkadaşlar. Arkanızdan bolca sövdürmek, kul hakkına girmek, garibin fukaranın elinde ki 3 kuruşu çarpmak ama gün sonunda yağlanmış göbeğinizle çıkıp girişimcilik konferanslarında şu kadar üyeye ulaştık, ciromuz şu, karımız bu, hedeflerimizde bunlar diye caka satmak istiyorsanız; müşteri memnuniyetini önemsemediğiniz ama geliri iyi olan projelere odaklanın. Ne kadar iyi söğüşlerseniz milleti yatırımcınız o kadar çok olur. Nasıl olsa sikayetvar.com a giderler, tüketici hakem heyetine başvururlar, olmadı uğraşıp mahkemeye verirler ama her halükarda siz kesenizi doldurmuş olursunuz.
Devir ne devri?
https://youtu.be/jxLp7gJcGI4?t=293
Zorunlu edit: Bazı arkadaşlar anlattığım şeyleri çok yanlış anlamış. Burada anlattığım şey her girişimin bir d.olandırıcılık girişimi olduğu değil. Hem ülkemiz de hem dünyada binlerce hatta milyonlarca girişim var. İçlerinde işini çok iyi yapanlarda var. Fakat burada anlatmak istediğim, kurumsal mekanlarda bala batırıla batırıla anlatılan, milyon dolarlarca yatırım almış, dış dünyaya açılmış ama amacı müşteri kazanmak değil cirosunu artırmak olan şirketlerin bu girişim editörlüğü yapan basın bültencileri tarafından nasıl pohpohlandığını anlatmak. Sinemia kapısına kilit vurana kadar webrazzi de tek bir satır yazı okuyan var mı? Yok tabii ki. Adamlar şirket iflas bayrağını çekince haber yaptı. Onun öncesinde biri de çıkıp artık buradan hizmet alınamıyor, şikayetvar a ve farklı mecralara binlerce şikayet yağıyor dedi mi? Hayır. Ne etliye ne sütlüye karışılıyor. Basın bültenciliği yapılıyor sadece.
Alınacak bir kaç önlem yada yapılacak bir kaç değişiklik ile müşteri memnuniyeti sağlanabilecekken maalesef bu firmalar cirolarını artırmaya bakıyor. Tek tük hatalar olur ama bir topluluk aynı hatayı onlarca kez dile getirilip de çözülmüyorsa bunu savunmanın mantığı nedir çözemiyorum. Bazı arkadaşlar canhıraş bir şekilde örnekleriyle eleştirdiğim bu firmaları koruma gayretine düşüyor. Çalışanı mıdır nedir bilmiyorum artık.
Girişimcilik ile d.olandırıcılık kelimesinin aynı cümlede olması da rahatsız etmiş. Allah ile aldatmak cümlesi de hiç hoş gelmiyor kulağa ama yapılıyor.