• 11-05-2008, 23:45:22
    #10
    Misafir
    gnydgn adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    ******, şiirin düzyazı kıvamında olmuş. Serbest nazım olarak yazmışsın, iyi de yapmışsın ancak düzyazı havasını bir şekilde şiirlerinden kaldırman gerektiğini düşünüyorum. Mesela senin şiirini düzyazıya çevirelim:

    Ben öldüğümde arkadaşlarım gülüyordu, cesedim bile yıkanmadı, imam yoktu. Tabutumu 3 sokak serserisi taşıdı, kim gömdü onu bilmiyorum, telefon çalmadı; mesaj bile yoktu sevgiliden büyük olasılık yine uyuya kalmıştır ya da bitmiştir şarjı. Ben öldüğümde arkadaşlarım gülüyordu ve sokakta bile değişen hiçbirşey yoktu Nebahat ablanın çamaşır asımlık sularını başımdan aşağı dökmemesi dışında. Ben öldüğümde kimse ağlamadı, annem dışında; o da günleri takip etmediğindendir. Ben öldüğümde 1 nisandı. Nasıl bilirdiniz dediler; ses çıkmadı, şaka gibiydi.

    Bu türün en büyük örneğini Nazım Hikmet veriyordu ancak onun şiirini bu şekilde düzyazı haline getirsek bu denli oturmazdı çünkü onun şiirini şiir yapan başka şeyler vardı. Sen da yakalarsın umuyorum o başka şeyleri, büyüyü.

    Şimdiden başarılar, kitabın çıkınca haberimiz olur zaten.
    Senin demek istediğin şeyi çok iyi anlıyorum.Aslında düz yazıyı çok nadir kullanırım.Dikkat edersen yorumumda "farklı bir deneme" diye belirtmiştim.Genelde devrik ve benzetme tarzlar kullanırım.Ama ben bir şiirin tarzının olması gerektiğini düşünmüyorum.Daha doğrusu şöyle söyleyeyim bir şiire yakışan tarz vardır.O tarz o şiire o şekilde yakışır.Onu bir kalıba uydurmaya çalıştığında çirkin durur.Bu yüzden şiirlerim genelde denemeler üstünedir.Entellektüel olmak adına çokta boğmam şiirleri hernekadar devrik bir tarzda yazsam açıkcası düz yazı şekline bazen dönmüyorda değilim.böyle mutlu oluyorum şiirlerimi kalıplaştırıp akademik bir düzene sokmak istemiyorum.bu arada bir romanda yazıyorum.yorumun için teşekkür ederim.
  • 11-05-2008, 23:50:54
    #11
    Kimlik doğrulama veya yönetimden onay bekliyor.
    Az önce bi'yazı yazdım... Biraz da olsa rahatladım ama.... Her neyse sıkılmadan okumanız dileğiyle..


    Dilerim Yakın Olmayı

    Nasıl başlamalı bilmiyorum... Oysa ki ilk defa olmuyor bu, onlarca kez böyle düşündüm, bu duruma düştüm... Böyle olduğunda ya işe güce sarılır ya da alkole koşardım.. Fakat bu saatte ne işim var ne de içebilecek tek bir yudum içkim...

    Güvenirdim kendime... N'olursa olsun istediğimi başarabileceğime inanırdım.. Şimdi ne kendime güvenebiliyorum ne de başarabileceğime inanıyorum.. Bunları bırak kimseye güvenmiyor, başarabileceğim sıradan bir şey olduğuna bile inanmıyorum...

    (U)mutlu günler geçirmiştim.. İlk başta uyarmıştı nilüfer beni daha.. umut iyi değildir dikkat et diye.. Bense umut fakirin ekmeği demiştim.. Her ne kadar başka bir şey söylemek istediyse nil haklı çıkmıştı.. (u)mutlu günler tükendi artık ve vaktim daralıyor...

    Vaktim daralıyor.. Bir seçim yaptım onun arkasındayım.. Hayatıma istedğim şekilde yön vereceğim kuşkum yok.. Fakat zorluklara ne kadar dayanabilirim ne kadar gücüm kaldı bilmiyorum... Öyle bir şey ki sanki bir işe yaramazmışım gibi hissediyorum kendimi....

    Çevremdeki herkese yardımcı oldukça, bazı tanımadığım insanlar için dönüm noktası oldukça ben kendi çıkmazım oluyorum sanki.. Kendime hayrım yok gibi bir tek.. Herkese yardımcı olan, herkese umutlu, mutlu günler vaad eden ben, rota kendimi gösterince gerçekleri acı şekilde yaşamayı tercih ediyorum...

    Zor günlerin bitiminde ne güneşli günler var ne de mutlu sevinçli insanlar.. Hep üzüntü hep keder hep acı var.. Farkındayım... Düşündükçe çıkmaza sürükleniyorum.. Dalıyorum sevdalara....

    Uyandığımda ise değişen bir şey yok.. Yine aynı ben.. Umutlu günleri bazen beklemeye hazır bazen de beklemeye tahammülü olmayan bunu bi'yalan olarak gören ben... Arası uçurum.. Ortasını bulamadım...

    Kimilerinin tüylerini ürpetse de ölüm, benim için bir kurtuluş gibi... Sonun başlangıcı aslında ölüm.. Biten bir şey yok.. Başlayan ebedi bi'hayat var...

    Korkum orada da acı çekmek, orada da sevince mutluluğa hasret kalmak.. Korkum arkamda üzülen birilerini bırakmak...

    Hiç sanmıyorum ya üzülen olacak.. Belki de cesaretsizliğimi bu şekilde örtüyorum.. Bilmiyorum ne kadar doğruyum ne kadar yanlışım ama gücüm tükeniyor artık... Ne doğruları uğruna savaşabilen arda var karşınızda ne de tuttuğunu koparabilen arda... Öylesine yaşayan bir kurtuluş bekleyen arda sizin karşınızdaki...

    Nedir beni bu kadar güçsüz, çaresiz yapan bilmiyorum... Eskiden böyle düşünenlere nefretle bakardım.. N'olursa olsun yaşanacak günler vardı.. Acısıyla tatlısıyla hüznüyle sevinciyle.. Böyle düşünürdüm... Ama hayat bu.. Nasıl bizi ters köşeye yatırıyorsa bazen.. Ben de değişiklik yaptım kendi kendimi yatırdım terse...

    Okuyorum şiirlerden ölümü. Anlamaya kavramaya çalışıyorum.. Ne anlayabiliyorum ne de yakınlaşabiliyorum ölüme... Onlarca şiir okudum çoğunu kazıdım kara kaplıya fakat anlamadım, çözemedim şifresini yine de....

    Yakın mıyım, uzak mıyım bilmiyorum.. Sadece yakın olmayı diliyorum.. Diliyorum ki daha fazla acı çekmeyeyim daha fazla üzülmeyeyim daha canım yanmasın...

    Gecenin bu sessizliğinde içten içe haykıyorum : Yarab Al Canımı!

    Sesimi duyan var mı bilmiyorum....
  • 11-05-2008, 23:52:58
    #12
    Son Veda

    Elveda;
    Elimden,ayağımdan tutan,
    Bana kol kanat olan,
    Canıma can, kanıma kan olan,
    Ağladığımda elime bir kaç kuruş sıkıştıran,
    Ve bana hayatı anlatan,
    Ayşe teyzem,
    Ahmet amcam,
    Canım babam,
    Sevdalım anam,
    Canyoldaşım hayat arkadaşım Fundam,
    Hoşçakalın işte şimdi bende gidiyorum,
    Bu son fasıl, son hece,
    Sizinle bu son gece,
    Hayatım oldu bir bilmece,
    Gidiyorum bu son veda.
    Elveda çamuruyla, tozuyla büyüdüğüm şen mahallem,
    Yüzü güleç ayşe teyzem,
    Ve ben giderken ardımdan yaş dökecek,
    Hatta yıkılacak, kahrolacak, bitecek,
    Ulan bumuydu kaderim, bumuydu alın yazım,
    Böylemi olacaktı karayazım,
    Yani başımı yastığa koyarken,
    Yani canım bedenden çıkarken,
    Yani size veda ederken,
    Yine anlım ak başım yukarda,
    Öleceğim ölümlerin yücesinde,
    Elveda diyeceğim,
    Sonra bir besmele çıkacak dudaklarımın arasından,
    Ölürken bile müslüman,
    Sonra mahallenin delikanlıları taşıyacak,
    Tabutumu omuzlarında,
    Onlarda dayanamayacak bu karayazıya,
    Derken o dağ gibi bedenim,
    Hani kimselerin bükemediği bileğim,
    Hani her delikanlılık hadisesindeki mertliğim,
    Hani vurduğunu deviren deliliğim,
    Buydu be senin erkekliğin,
    Kara toprak saracak naciz bedenimi,
    Üşüyeceğim anne sensiz,
    Kimsesiz ve çaresiz,
    Bu son veda anne,
    Elveda...

    Mehmet Avcı
  • 12-05-2008, 00:05:12
    #13
    ****** adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Nisan 1 de yazmıştım.Aslında ölüm şiiri sayılmaz farklı bir deneme oldu benim için

    Ben öldüğümde
    arkadaşlarım gülüyordu
    cesedim bile yıkanmadı
    İmam yoktu,
    Tabutumu 3 sokak serserisi taşıdı
    Kim gömdü onu bilmiyorum.
    telefon çalmadı.
    mesaj bile yoktu sevgiliden
    büyük olasılık
    yine uyuya kalmıştır
    ya da bitmiştir şarjı.
    Ben öldüğümde arkadaşlarım gülüyordu
    Ve sokakta bile değişen hiçbirşey yoktu
    Nebahat ablanın
    çamaşır asımlık sularını
    başımdan aşağı dökmemesi
    dışında.
    Ben öldüğümde kimse ağlamadı
    Annem dışında.
    Oda günleri takip etmediğindendir.
    Ben öldüğümde 1 nisandı.
    Nasıl bilirdiniz dediler,
    Ses çıkmadı,
    Şaka gibiydi.
    10 numara olmuş abim bu yaa.

    kitap çıkınca imzalayıp Edirne'ye bir yollarsın. pp geçeriz ücreti
  • 14-05-2008, 04:34:45
    #14
    Kendi şiirlerimden yazayım öyleyse

    SON
    Siyah, mavi gökyüzünü kaplıyor!
    Kötülük, iyiliği yeniyor!
    Acımasızlık, kol geziyor sokaklarda!
    Ölüm çağırıyor insanları!
    Yaşam ezik kalıyor...
    Hayat yokuşa sürükleniyor.
    Şeytan orağını savuruyor.
    Kan, nehirleri kirletiyor.
    Işıklar sönüyor.
    İnsanlık ölümü bekliyor!


    MEKTUP
    Artık kapıyorum gözlerimi hayata!
    Derin bir uykuya dalıyorum.
    Siliyorum hafızamdan geçmişi ve geleceği.
    Hayata dair herşeyi!

    Korkularım geliyor aklıma.
    Hiç olmasını istemediğim şeyler....

    Üzülüyorum!
    Ama mutluyum!

    Kalbimden bir parça düşüyor.
    Tutamıyorum!
    Tıpkı yaşamımda düşen diğer parçalar gibi.

    ***

    Hayallerim beni engelliyor.
    Hayal kırıklıklarım acımı dağlıyor.
    Ağır ağır bedenim uyuşuyor.
    Kalbim vücudumu parçalarcasına atıyor.
    Beynim ölümü bekliyor!

    Çaresizlik içinde yatıyorum.
    Ve sonra;
    Gözümden bir damla yaş düşüyor.

    Bu ben miyim?

    Yaşadıklarıma üzülüyorum.
    Ölümü hissetmeye başlıyorum.

    Artık dayanacak gücüm kalmadı!
    Teslim oluyorum sana!
    Ruhum özgürlüğü bulma yolunda!

    Şimdi yaşam denilen bu zor kavramın,
    Bitişini görüyorum.
    Biraz acı veriyor.
    Birazda hüzün.

    Dedim ya,
    Mutluyum!

    Yaşamımdan geriye kalan,
    Birkaç damla gözyaşı!
  • 14-05-2008, 11:30:47
    #15
    Cinayet Kışı

    Bir kereye mahsus yaşanan her an
    Kendi hatasını bir daha düzeltemeyecek biçimde
    içinde barınındırır.
    Bana kanatlarımı bıraktırdılar
    Bana ihaneti öğrettiler.
    Başka haber yok.
    _____________________
    Mum alıngan kendi ateşiyle
    kendini yoken yumuşakça.
    Erimek üzere varsın, kaderine inanırsın.
    Ölürken farkedilmez, ışığın solduğu zamansın.
    Hiçbi aşk titremez sonsuza değin
    Bütünlüğünü yitişinden ölür bir mum
    Ve insan acıdan ölür bir gün.
    Birhan KESKİN