Hep hikmetli konuşan Lokman Hekimin derisi siyah, dudakları da kalınmış. Değerli sözlerini duyarak hayranı olan biri bir gün bakmış ki hayalinde büyüttüğü Lokman, siyah yüzlü, kalın dudaklı biri. Şaşkınlıkla yüzüne bakarken Lokman Hekim, adamın içinden geçenleri sezmiş olacak ki, şöyle çıkışmış:
Birader, neden öyle şaşkın bakıyorsun? Boyayı mı beğenemedin, yoksa boyacıyı mı?
Sonra da ilave etmiş.
Bak, demiş, benim ne yüzümün siyahlığında, ne de dudaklarımın kalınlığında bir tesirim vardır. Onları Yaratan öyle yaratmış, öylesine uygun görmüş. Benim tercihim değil...
Evet, insanların yüz güzelliği, yahut da çirkinliğiyle kendilerine bir pay çıkarmaları son derece yanlıştır. Ne güzellikte bir etkisi vardır, ne de çirkinlikte. Her ikisini de yaratan ve layık gören Allâh-ü azimüşşandır. İnsan kendi iradesiyle kazandığından sorumludur.
Haklısın ama kime göre güzel kime göre çirkin. Kimine göre güzel kimine göre çirkin. İnsan beyni bir yüze baktığında simetri bir biçim görüyorsa ona göre diğerlerinden daha öncelikli oluyormuş. Çünkü evlendiğinde çocuklarınında şekilsel kusurlardan uzak tutmak için. Yani içgüdüsel bir olay, yoksa güzellik budur demek değil. Yeni bir cep telefonu alırsınız sonra ekranı silip parlatırsınız ne güzel diye içinizden geçirirsiniz.

Güzel olan nedir telefon mu! Bir madde nasıl güzel olabilir ki. Ya nedir öyleyse bu güzelliğin olduğunu nasıl ileri sürebiliyoruz. Bir ayna gibi parlatıyoruz tozunu alıyoruz kirini temizliyoruz temizlemezsek çalışmayacak mı bu alet? Yoksa kendi içimizdeki kiri temizler gibi mi temizliyoruz bize ayna mı oluyor. Doğru ya bir insanın içi temizse hijyenik davranışlar sergiler içi pisse davranışları da temiz olmaktan uzaktır.
Kusurları görmeye alıştığımız için güzel tarafı göremiyoruz göremediğimiz içinde güzel olanın ne olduğunu bilmiyoruz çünkü güzellikten yana pek bir bilgimiz de yoktur. Çok güzel bir yüz düşünün bir tek sivilce bile onu gözünüzde çirkin yapmaya yeter, ona takılır kalırsınız diğer bütünü göremezsiniz. Gülde diken var yüzdede sivilceler var. Belkide nazar değmesin diye çıkıyor. Bir insanın yüzüne baktığınızda ondaki karakteri becerileri kerameti güzellikleri derin bir manada görmek mümkündür zaten bunun aksinde bir şey yoktur.
Bir yüzde bir nesneden aslında farklı değildir nasıl olabiliyor da birisine baktığımızda anında bütünü görebiliyoruz ve güzel çirkin diyebiliyoruz yada daha doğrusu bize yakın yada uzak hissediyoruz. Bir manken fotoğrafını bilgisayarınıza indirin sadece başı görünsün sonra 180 derece çevirin o şekilde bakın. Birde normal pozisyonda bakın. Ters şekilde güzelliğin kayıp olduğunu veyahut azaldığını göreceksiniz. Çünkü ters şekilde baktığınızda beyin alışmış olduğu biçimi göremeyecek ve ona kattığı değer biçimi kayıp olacaktır. Gördüğünüz sadece bir dudak göz ve burun şeklindeki nesnelere dönüşecek. Halbuki güzellik denilen gerçek manada bu gerçekleşmez, ateş misali nasıl bakarsanız bakın hangi açıdan bakarsanız bakın güzelliği hissedersiniz görürsünüz.
Güzel olan şey mukaddestir onda çirkinlik olmaz, burnu uzunmuş gözleri şaşıymış ağzı büyükmüş bunlar güzelliğe etken değildir ama bizim beynimizde oluşturduğumuz güzellik tanımına bir referanstır. Bir bebek düşünün suratına bakıp tipine mi bakarsınız yoksa ondaki nuru mu görürsünüz. Bebeğe çirkin tipsiz diyerek hakaret etseniz bile sizi anlamadığı için gülmeye devam eder. Ama büyüdükçe herkes ondaki biçimsel kusurları saymaya yüzüne söylemeye başladığı zaman aynaya bakarak kendide kusurlu olduğunu düşünmeye başlar aksi halde bu şekilde büyümese güzellik tanımı da bu yönde olmaz. Şimdilerde ne var, mankenleri açıp izliyoruz izledikçe düşünce biçimimiz algılarımızda değişiyor yeniden şekilleniyor. Okulda arkadaşlarım yabancı bir aktöre benzetirlerdi beni, bense bu durumu bana hakaret olarak algılıyordum hatta o bana benziyormuş o halde diye kızıyordum. Çünkü benim için alışılmadık bir durum ve bana bunun izahını bile yapıyorlardı neden kızıyorsun gibisinden. Şimdilerde ise herkes birilerine benzeme beşinde. Başkalarına benzemeye çalıştığımızda kendimizden uzaklaşıyoruz bundan dolayı kendi değerimizi unutuyoruz. Avrupa'da bunların farkına varmış olmalılar ki şişman kadınlar için güzellik yarışmaları yapılıyor ve güzellik kavramamızın yanlış bir yolda seyrettiğinden bahsediliyordu. Bir güle baktığınızda şu yaprağı büyükmüş şu küçükmüş ortalamanın üstünde bir büyüklüğü varmış diye hiç düşünür müsünüz işte insanlara da o nazarla bakmak gerekiyor.