Öncelikle uluslararası anlaşmalardan ötürü Suriyeli vatandaşlar ülkemize geçebiliyorlar. Dolayısı ile "almıyoruz" diyebilmek için belli koşullar gerekiyor. Mesela geçen gün okudum sanırım Lübnan'dı, ülkede 4,5 milyon Suriyeli varmış ve artık alım yapmıyorlarmış. Ancak arkalarından biz geliyoruz, resmi sayı 1,5 milyon. Henüz bizde alımlar devam ediyor.
Gelelim ayrıcalıklara; birçok arkadaşımız belirtmiş zaten. Üniversiteye sınavsız girme, devlet kurumlarından faydalanma, maaş bağlanması (yalnız 800tl 'den pek emin değilim, 300 lira civarı biliyorum ben) vs... Ayrıca dolaylı etkileri de oluyor bu durumun.
Örneğin; Geçtiğimiz sene Büyükçekmece'de 3+1 evi 600tl'ye tutabiliyordunuz. Ancak Suriyeli vatandaşlar gelip Güngören, Bağcılar, Zeytinburnu, Esenler taraflarına yerleştiler. O bölgedeki vatandaşlarımız ise biraz daha dışa göçe başladılar. Büyükçekmece'de şu anda 3+1 evi 1000tl'den aşağı bulmak zor. Hatta 2+1 evlerin 800 tl'ye kiralandığı bir yer oldu. Yani dolaylı dolaysız birçok zararları dokunsa da, üzülerek belirtmeliyim ki mecburuz.
Kim diyor mecbur olduğumuzu?
Mecburiyet bu adamların yaşama hakkını koruma mecburiyeti, şehirlerimize alıp, maaş bağlayıp kimlik çıkarma mecburiyeti değil.
Bir zihniyetin memleketin nüfus oranını değiştirip ulusal bir kimlikten çıkarıp dini bir millet yarama çabasıdır bu.
Dünyanın hiç bir yerinde göçmenleri başkentindeki parklardan yatıran bir ülke bulamazsınız. Ancak bizim ki gibi 3. dünya ülkelerinin seçtiği 3. dünya iktidarları yapar böyle hareketleri.
Bu adamlar sınıra yakın şekilde kurulacak çadır ve prefabrik kentlere yerleştirilir, çevresine askerden güvenlik çemberi oluşturulur barınma gıda sağlık tek elden sistemli şekilde verilirdi.
Ana ne yaptığını bilmeyen Esat düşecek diye bekleye bekleye memlekete 2 milyon sığınmacı dolduran iktidar 2 milyon adamın nasıl sınırdışı edileceğini de anlatsın bana...
2 milyon adamın kaç tanesinin sabıkası var, kimi çocuk istismarcısı, hangisi yecavizci, hangisi hırsız, kaçı katil, kimse bilmiyor.
İşsizlik artıyor, çünkü suriyeliler senin istihdamını çalıyor, kiralar yükseliyor çünkü 2 milyon adamın bir bölümü parayla gellmiş ve kiralıyor hatta dükkan kiralıyor. Vergi vermeden çalışan Suriyeliler, bizim vergilerimiz ile bakılıyor. Sen işsiz kaldığında GSS diye senden prim alan devlet Suriyelilere bedava sağlık hizmeti veriyor.
Bu iş nasrettin hoca ve timurun filleri fıkrasındaki gibi.
Zamdan şikayet eder, savaştan şikayet eder, sığınmacılardan şikayet eder bizim halk sonra gider aynı adama çok yaşa usta diye oy verir.
Bizim milletimiz hakettiğini yaşıyor. Suriye'liler de kendi hakettiklerini yaşıyorlar.
Bu iktidar dış politikada beceriksizliği zirveye taşıdı bir daha bu kadar kötü dış politika güden iktidarımız olacağını sanmıyorum. Bu mülteciler sınıra yakın yerlerde çadırlarda ağırlanmalıydı. Üşümeli, yarı aç, yarı tok yaşamalıydılar. O zaman belki erkekleri kadınlar aç açıkta değil diyerek gidip memleketlerini kurtarmak için savaşırlardı. İstanbul daki suriyeli erkeklerin çoğu savaşabilecek 17-47 yaş grubunda. Adamlar burada çalışıyorlar, gidip memleketlerini kurtarmak için savaşmıyorlar.