@pcbagimlisi;
Güzel noktalara değinmişsin. Bak bunları düşünebilmek bile gerçekten bir başarıdır, bir uyanışın belirtisidir. Belki bizde geleceğimizi kuramayacağız, istediğimiz gibi bir gelecek yaşamayacağız ama ektiğimiz tohumlar geleceğimizi şekillendirecek. Ben çocukken bilim adamı olmak istiyordum, peki olabildim mi. Eldeki imkanları çaresizlikleri bir kenara koyarsam, bize hep neleri yapamayacağımız anlatıldı. Yapamayız edemeyiz. Maalesef bizde bunları yedik yuttuk. Bizde suç var mı, evet hemde çok.
İmkan yoktur yapamıyoruz, tamam sen öyle diyorsun haklısın da. Ama birde şöyle düşünelim. İmkan yoktur diye bu toplum nelerden vazgeçiyor biliyor musun. Bırakın bilim adamı olmayı, iş yok diye çalışmayan insanların haddi hesabı yoktur.
Yorum yaparken en yakınımda olanları göz önüne alarak düşünüyorum. Arkadaşım bir iş bulup başlamıyor. Ama başlamadan da her şeyin kendiliğinden olmasını bekliyor. İşte aslında burada bize dayatılanları örnekleri ile anlayabiliriz. Benim neden arabam yoktur, neden evim yoktur, neden şu yok neden bu yok... Yahu olanın nasıl var, gökten yağmadı herhalde. Çalışacaksın, en baştan başlayacaksın. İleride ne olacağını bilme ihtimalimiz çok düşüktür, işte aslında kayıp ettiğimiz şey azmimiz, inancımız. İnanmak başarmanın yarısıdır sözünü unuttuk. Neden tv lerde hep zenginler boy gösteriyor, neden insanlara örnek almaları gereken insanların hep zenginler olması gerektiği fikri aşılanıyor? Sizce bunlar tesadüf mü, yoksa büyük bir oyunun parçası mı. Kimse sokaktaki insanlara bakıp haline şükür etmiyor.
Şükür etmeyi yanlış anlıyoruz ve yanlış anlatıyorlar. Halime şükür edeyim ve oturayım oturduğum yerde. Yok öyle bir şey. Basit bir örnek vereyim. Engelli vatandaşlarımız var, görüyoruz sıklıkla haberlerde, sporcuların o halde olmalarına rağmen başardıklarını. Peki benim hiç bir noksan yerim yokken neden bahaneler buluyorum acaba. Arkadaşımla konuşuyorduk. Arabam yok diyor duruyor. Evli değil bekar üstelik. Arabası olsa benzin çekemeyecek. Neden istiyor peki, özenti olduğu için, sürüye uymak adına. Dedim ayakların sağlam mı, yürümene engel olacak bir şey var mı. Gittiği yer zaten en fazla 3-5 km. Otobüse bile binmiyor çok gerekmedikçe. Halbuki arabası olsa yok vergisi yok cartı curtu ile uğraşacak başına sorun alacak.
Bir arkadaşım da geliyor yanıma karnım aç diyor. İşe gir çalış diyorum, iş yok ki referansım yok ki deyip duruyordu. Gittim iş buldum istediği gibi bir gün bile gidip çalışmadı. Yok erken kalkamaz mış yok ayakkabısı yokmuş.
Anlayacağın herkesin bahaneleri var, aslında amacımız bir şey yapmakta değil. Yapacak olsak ufak bahanelerle boğuşmazdık. Yahu bir düşün senin karnın aç gidip çalışmaz mısın? Her şeyin kolayına kaçıyoruz ama beklentimiz ise hep en yüksekte. Bir şeyi yapmayacağımız içinse bulduğumuz bahanelere kendimiz bile inanıyoruz. Hepimizde var bu huy az yada çok.
Eğitim diyoruz, onuda geçin. Adama bir kitap verirsin okuyacak dermanı yoktur, isteği yoktur anlamadım diye bahane bulup kendisini kandırır. Şurada bile misal uzun yazı yazıyoruz kısa kes, bir şey anlayan var mı gibisinden yorumlar türedi. E şimdi sorayım böyle bir gençlik mi kurtaracak bu ülkeyi, şurada 2 satır yazıyı bile okuyamayan insanlar mı kurtaracak. Ama bir hedef koyun bakın sayfalarca yazıyı nasıl yazarız zevk için, okuruz da sonuna kadar çünkü cevap verme içgüdüsünü bastıramayız ve her satır için vereceğimiz cevap sayısı artar ve bizim için kaçmaz bir fırsata dönüşür.
İstediğin gibi bir hayat yakalayamadın, bu her şeyin bittiği anlamına gelmiyor. Dedim ya başarı nedir önce onu anlamamız gerekiyor. Benim için başarı insanlara hizmet etmektir, iyi işler yapmaktır. Belki bilim adamı olamadım ama bu iyi bir insan olmama engel olamaz, insanlara azda olsa örnek olamayacağım anlamına gelmez. Bilim adamı bir şeyler icat eden kişilere denmez, düşünen ve hayal eden, bilimle haşır neşir insanlara da denilir. Bilim adamı olmadığım için okumayı bırakacak mıyım, gelişmelerden habersiz mi kalacağım. En azından yeri gelince insanlara işin doğrusunu söyleyebiliyorum anladığım konularda. Yani aslında bir şey kayıp etmedim, tam tersine kazandım. Ama bizlere neyi dayatıyorlar? Okuyamadın, meslek sahibi olamadın hayatında burada son buldu, finiş.

Yahu yok böyle bir mantık, böyle palavralara inanmayın. İşte medyanın önümüze koyduğu gösterişli hayatlar hep bizleri sömürmek için yapılmakta.
Bilim nasıl doğdu, hangi şartlarda evrimleşti. Bir araştırın. İkinci dünya savaşı sırasında bilim kademe atlıyor. O zor koşullarda insanlar ölümü göze alarak hedeflerine doğru kararlılıkla yürüyorlar. Hiç bir bilim adamı zenginlikle, imkanlarla bir şeyler üretmemiştir. Einstein diyoruz hep, onun bulduğu hayal ettiği şeyler günümüzde yeni yeni ispatlanıyor. Halbuki kendisi bile ifade eder, evimde doğru düzgün çalışan bir saat bile yoktur diyerek. Lakin görelilik kuramını dilimizden düşürmüyoruz şimdilerde.
Birisi bize bir bilim adamının ismini sorsa ilk aklımıza gelen Einstein olur genellikle.
Peki Einstein günümüzde yaşasaydı sizce başarılı diye nitelendirme yapar mıyız. Yok neden yapalım, arabası var mı malı mülkü var mı bunlara bakardık. Günümüzde ki kaç bilim adamının adını anıyoruz yada biliyoruz. Ama sokaktan bir vatandaşı çevir sor bakalım bir futbolcuyu. Şimdi bana söyle bu kimin suçu, hangi hükümetin suçu. Yoksa bizim mi sorunumuz.
Bedava para kazanma mevzusu da var zaten, yahu bedavadan para kazansak ne olacak bu ülkeye ne katkın olacak bu şekilde. Koşa koşa iddaa oynayanları bir düşün. Buda mı hükümetin suçu? Yoksa eşek geldik eşek gideceğiz sözünün doğruluğundan mı kaynaklanıyor? Tek derdimiz hükümet, tek derdimiz kendimizi tatmin etmek. Tek derdimiz bahaneler değil, çünkü söylemiştim o bahaneleri aslında yapmak istemediğimiz işler için kendimiz uyduruyoruz arkasına sığınmak için.
Böyle yazdığıma bakmayın kendimi hep eleştiriyorum, neden daha iyisini yapmak varken hep kolayına kaçıyorum, neden bir şeyler yapmak varken yapmamayı yeğliyorum. Bahanelerle uğraşırken bile zaten yeterince vakit kayıp ediyorum ve yıpranıyorum o halde yaptığım işin neden hakkını vermiyorum.