• 17-10-2012, 19:50:17
    #1
    Üyeliği durduruldu
    UÇAĞA binerken içim içimi yiyordu.
    - Ya Alex konuşmayı kabul etmezse...
    - Ya başka gazeteciler benden önce Alex’e
    ulaşırsa...
    Bu korkularla bindiğim uçaktan, yine aynı
    korkularla indim. Binlerce kilometre ötede hiç bilmediğim tanımadığım bir coğrafyaya adım attım.
    Fenerbahçe’den ayrılan Alex Ve ailesiyle röportaj
    yapmak, onları “yeni memleketleri”nde
    fotoğraflamak için.
    Ama Alex ve ailesine ulaşmak mümkün değildi.
    Tüm talepleri geri çeviriyordu. Evlerinin önünde dolaşıyor, güvenlik görevlileriyle
    konuşuyordum.
    Alex’in oturduğu evi bile göstermiyorlardı. Artık
    tüm umutlarımı yitirmiştim.
    Alex de geldiği günden beri evinden çıkmamıştı ve
    çıkacağa da benzemiyordu... Taa ki, o güne kadar...
    GElin gerisini birlikte okuyalım.


    BÜYÜK bir umutsuzluk içinde, son bir gayretle
    temasa geçtim Alex ile..
    - Bu röportajı yapmadan Türkiye’ye dönmem.
    - Neredesin?
    Curitiba’da çok da sık rastlanmayan bir alış veriş
    merkezindeydim. Alex’in evinin hemen yakınlarında.
    - Tamam geliyorum.
    “Nihayet” diye geçirdim içimden.
    - Nihayet istediğim oldu.
    Belirlenen saatten önce alış veriş merkezine gittim.
    Önce alt katta mağazaları dolaştım... Daha sonra da bir şeyler atıştırmak için üst kata
    doğru tırmanmaya başladım.
    Akşam karanlığı çökmüş, karnım da acıkmıştı.
    Burger King’in önünde 4 kişilik tanıdık bir aile
    gözüme ilişti.
    Kimsenin dikkatini çekmeden, yemeklerini yiyor, sohbet ediyorlardı.
    Her gün alışveriş merkezlerinde rastladığımız
    türden klasik bir aile görüntüsüydü.
    Ama ben bu aileyi tanıyordum. TÜRK USÜLÜ SARILMA Alex beni görünce ayağa kalktı.
    - Süleyman sen çok şanslısın.
    Tokalaştık, “Türk usülü” sarıldık.
    Röportaj isteğimi yineledim.
    Yanıtı “Hayır” oldu:
    - Yine başkanı soracaksın bana değil mi? Hayır başkanı sorarsan olmaz.
    Sonra durdu, “Ama fotoğraflarımızı çekebilirsin”
    dedi ve masaya davet etti. ‘O KADAR YORGUNUZ Kİ...’ Otur konuşalım ama sadece sohbet edelim. Uçak
    biletimi gösterdim. Ne demek istediğimi anladı, “Kaç
    gündür buradasın?” diye sordu.
    - 4 gün oldu.
    Alex’in eşi Daianne söze girdi, gülümsüyordu:
    - O kadar yorgunuz ki.. 10 gün hiç dışarı çıkmamayı kararlaştırdık. Ama madem buraya geldin... Demek
    seninle görüşecekmişiz.
    Evet, sorun aşılmıştı.
    Artık yazabilirdim. ‘EŞYALARI GEMİYLE YOLLADIK’ Söze “Yeni hayat” diye başladı Alex..
    - Brezilya’ye adapte olmak, buraya alışmak için
    yoğun günler geçiriyoruz.
    - Yeni evimizde yeni bir
    düzen kuruyoruz.
    - En çok yorulan isim eşim. - Geldiğimiz günden bu yana çok ama çok yoruldu.
    - Kolay değil, buradan uzakta tam 8 yıl geçirmişiz.
    - Tüm eşyalarımızı gemiyle buraya yolladık. ‘FELİPE BİZİ GÖRMEZSE AĞLAR’ Hepimiz Türkiye’den ayrıldığımız için çok üzgünüz.
    - Eşim dostlarını komşularını özlüyor.
    - Türkiye’de doğup büyüyen kızlarım hala şokta.
    - Ama alışacaklar, çünkü başka çaremiz yok.
    - Küçük oğlum Felipe burada değil. Evde uyuya
    kaldığı için buraya getiremedik. - Evde uyanınca bizi göremezse ağlayabilir. Onun
    için biraz erken döneceğiz eve. ALEX’İN RUH HALİ 1-Gülümsemeye çalışıyor ama bunu zoraki yapıyor.
    2-Eşi ve çocuklarıyla konuşurken bir an Alex’e
    dönüyorum, sabit aynı noktaya bakıyor.
    3-Bir parmağıyla dudaklarıyla oynuyor, dalıp
    gidiyor.
    4-Alex hala F.Bahçe’den ayrılışının şokunda. Üzerinden bunu atamamış. İşte Alex’in yeni kenti Curitiba
    Nüfus: 3.172.357
    Yüz ölçümü: 15.447 metrekare
    Ekonomi: Brezilya’nın 2. büyük araba üretim merkezi. Yılda 2 milyon turisti ağırlıyor. Coritiba ile görüşüyor ALEX’in yaşadığı Curitiba’nın takımı, kentin isminden
    tek harfle ayrılıyor: Coritiba... Alex’e “Burada
    Coritiba ile anlaşacağın konuşuluyor” diyorum,
    “Bilmiyorum. Konuşuyoruz” diyor. UNUTAMADIKLARI TÜRKİYE’Yİ ve orada yaşadıklarımı nasıl unuturum.
    Unutamayacağım o kadar çok şey var ki, hangisini
    söyleyeyim bilmiyorum.
    1- Fenerbahçe taraftarı tabii ki..
    2- Bana yapılan, “Oooooo Alex de Souza”
    tezahüratını 3- Takımdaki oyuncu arkadaşlarımı.
    4- Türkiye’deki dostlarımı.
    5- Boğaz’da yediğimiz balığın lezzetini.
    İlk anda aklıma gelenler bunlar. Bunlara eklenecek
    o kadar çok hatıram var ki... Saymakla bitmez. MUTLU GÜNLERİ BENİ mutlu eden günlerimin çoğunluğunu yine
    Türkiye’de yaşadım. İstersen onları da sıralayayım.
    1- 100. yıl şampiyonluğunu kazandığımız gün
    muhteşemdi.
    2- Sivas maçından sonraki şampiyonluk coşkumuz
    bir başkaydı, çok anlamlıydı. 3- Çocuklarımın doğduğu günlerdeki sevincimi
    başka yere koymam gerek.
    4- şampiyonlar ligi’ndeki çeyrek final. 5- Heykelimin dikildiği gün yaşadıklarım. Hala
    tüylerim ürperiyor. Vay babaciim sen ne arıyor burada! Alex’in beni gördüğü andaki o ilk tepkisini hiç
    unutmayacağım. Antrenmanlardan bilirim,
    görünüşünün aksine şakacı bir yanı vardır Alex’in.
    Bunu Brezilya’daki ilk karşılaşmamızda da gösterdi.
    Alışveriş merkezine adım attığımda, önce ben Souza
    ailesini gördüm. Sonra da Alex beni farketti. Ve ilk tepkisini Türkçe gösterdi:
    - Vayyy, babacım sen ne arıyor burda?
    Sağ eliyle sırtıma vurdu:
    - Sende var çok şans...
    Sonra da anlattı:
    - Seni önce Daianne gördü. bana sordu, “Bu bizim gazatacı değil?” Ben de dikkatle bakmadan “Hayır”
    dedim. Ama sen- mişsin..


    İstanbul’u sordum gözleri doldu Alex’in kızı Maria’nın aklı İstanbul’da bıraktığı
    arkadaşlarında. Gözleri yaşararak okul ve yaşadıkları sitedeki
    arkadaşlarına özlemini anlatan Maria, onları hiç
    unutmayacağını ve hep yazışacağını söyledi. RÖPORTAJ süresince bir şey dikkatimden kaçmadı..
    - Alex, Daianne ve Maria gülümserken, bir anda
    başka bir dünyaya dalıp gidiyorlardı.
    Sadece küçük kızları Antonia, gülümsüyor, yerinde
    duramıyor, oynuyordu.
    Alex ve eşi duygularını kontrol etseler de, bunu başaramayan küçük Maria’ydı. Bir ara Alex, yemek
    almaya gitti. Ben de Maria’ya döndüm:
    - Buraya alışabildin mi?
    Başını yukarı kaldırdı ve salladı:
    - Hayır..
    - Türkiye’yi özledin mi? Gözlerinin yaşardığını gördüm. hem de nasıl
    özlemişti:
    - Evet..
    - En çok kimi özledin?
    - Arkadaşlarımı...
    - Ama çok üzülme. Onlarla yazışırsın, telefonla konuşursun, hiç kaybetmezsin.
    Maria, bu kez başını onaylar gibi yukarı aşağı
    salladı.
    - Burada da yeni arkadaşların olacak.
    Gülmeye çalıştı, ama hiç keyifli değildi. Alex ve eşi
    de biliyordu, içlerinde en çok üzülen Maria’ydı. Okulda veda partisinde arkadaşlarına sarılıp
    ağlamış. Tüm arkadaşlarının da adreslerini almış:
    - Onlara yazacağım. Hiç unutmayacağım. Sevgi ve ilgiyi çok özleyecek PEKİ ülkesine dönen Alex de Souza’ya Brezilya’da
    ilgi nasıl?
    1-Bulunduğumuz alış veriş merkezinde en az 10
    kişi imza aldı.
    2-Ama ilgi İstanbul’daki ile karşılaştırılamaz bile.
    İstanbul’da neler mi olurdu? 1-Yoğun ilgiden asla alışveriş merkezine gidemezdi.
    2-Diyelim ki alış veriş merkezine gitti, böyle rahat
    dolaşamazdı.
    3-Binlerce taraftar etrafını sarar yemeğini boğazına
    dizerdi.
    Kısacası, Alex İstanbul’u, F.Bahçe’yi ve o muhteşem sevgi ve ilgiyi çok özleyecek. Telaştan partiye katılamadık BU ayrılıktan en çok kızım Maria etkilendi. Bilfen
    Koleji’nde okuyordu. Hem okulunu, hem de
    arkadaşlarını çok seviyordu. Döndüğümüz gün
    okul yönetimi ve kızım ve sınıf arkadaşları için bir
    veda partisi düzenlemiş. Annesi ve ben yolculuk
    telaşından o partiye katılamadık. Sadece Maria’yı yolladık. Çok duygulanmış, eve gözyaşlarıyla
    döndü. Hala sınıf arkadaşlarını bir daha
    göremeyeceğini düşünüp düşünüp ağlıyor. İşte Alex’in yaşayacağı cennet TÜRKİYE’de Acarkent’te şehirden uzak bir yerde
    yaşayan Alex de Souza, Brezilya’da da benzer bir
    evde kalacak. Curitiba’nın zenginlerinin ikamet
    ettiği göl kenarındaki Barigui’de ailesiyle birlikte
    hayatını sürdürecek olan sambacı, adeta cennette
    yaşayacak. Futbola başladığı bu şehire 8 yıllık İstanbul macerası sonrası alışması ise zaman alacak. Daianne kızları için alışveriş yaptı Sambacının eşi Daianne yaptıkları alışverişte
    kızlarına ayakkabı aldı.
  • 18-10-2012, 02:29:51
    #2
    Üyeliği durduruldu
    Burak GÜNGÖR adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    UÇAĞA binerken içim içimi yiyordu.
    - Ya Alex konuşmayı kabul etmezse...
    - Ya başka gazeteciler benden önce Alex’e
    ulaşırsa...
    Bu korkularla bindiğim uçaktan, yine aynı
    korkularla indim. Binlerce kilometre ötede hiç bilmediğim tanımadığım bir coğrafyaya adım attım.
    Fenerbahçe’den ayrılan Alex Ve ailesiyle röportaj
    yapmak, onları “yeni memleketleri”nde
    fotoğraflamak için.
    Ama Alex ve ailesine ulaşmak mümkün değildi.
    Tüm talepleri geri çeviriyordu. Evlerinin önünde dolaşıyor, güvenlik görevlileriyle
    konuşuyordum.
    Alex’in oturduğu evi bile göstermiyorlardı. Artık
    tüm umutlarımı yitirmiştim.
    Alex de geldiği günden beri evinden çıkmamıştı ve
    çıkacağa da benzemiyordu... Taa ki, o güne kadar...
    GElin gerisini birlikte okuyalım.


    BÜYÜK bir umutsuzluk içinde, son bir gayretle
    temasa geçtim Alex ile..
    - Bu röportajı yapmadan Türkiye’ye dönmem.
    - Neredesin?
    Curitiba’da çok da sık rastlanmayan bir alış veriş
    merkezindeydim. Alex’in evinin hemen yakınlarında.
    - Tamam geliyorum.
    “Nihayet” diye geçirdim içimden.
    - Nihayet istediğim oldu.
    Belirlenen saatten önce alış veriş merkezine gittim.
    Önce alt katta mağazaları dolaştım... Daha sonra da bir şeyler atıştırmak için üst kata
    doğru tırmanmaya başladım.
    Akşam karanlığı çökmüş, karnım da acıkmıştı.
    Burger King’in önünde 4 kişilik tanıdık bir aile
    gözüme ilişti.
    Kimsenin dikkatini çekmeden, yemeklerini yiyor, sohbet ediyorlardı.
    Her gün alışveriş merkezlerinde rastladığımız
    türden klasik bir aile görüntüsüydü.
    Ama ben bu aileyi tanıyordum. TÜRK USÜLÜ SARILMA Alex beni görünce ayağa kalktı.
    - Süleyman sen çok şanslısın.
    Tokalaştık, “Türk usülü” sarıldık.
    Röportaj isteğimi yineledim.
    Yanıtı “Hayır” oldu:
    - Yine başkanı soracaksın bana değil mi? Hayır başkanı sorarsan olmaz.
    Sonra durdu, “Ama fotoğraflarımızı çekebilirsin”
    dedi ve masaya davet etti. ‘O KADAR YORGUNUZ Kİ...’ Otur konuşalım ama sadece sohbet edelim. Uçak
    biletimi gösterdim. Ne demek istediğimi anladı, “Kaç
    gündür buradasın?” diye sordu.
    - 4 gün oldu.
    Alex’in eşi Daianne söze girdi, gülümsüyordu:
    - O kadar yorgunuz ki.. 10 gün hiç dışarı çıkmamayı kararlaştırdık. Ama madem buraya geldin... Demek
    seninle görüşecekmişiz.
    Evet, sorun aşılmıştı.
    Artık yazabilirdim. ‘EŞYALARI GEMİYLE YOLLADIK’ Söze “Yeni hayat” diye başladı Alex..
    - Brezilya’ye adapte olmak, buraya alışmak için
    yoğun günler geçiriyoruz.
    - Yeni evimizde yeni bir
    düzen kuruyoruz.
    - En çok yorulan isim eşim. - Geldiğimiz günden bu yana çok ama çok yoruldu.
    - Kolay değil, buradan uzakta tam 8 yıl geçirmişiz.
    - Tüm eşyalarımızı gemiyle buraya yolladık. ‘FELİPE BİZİ GÖRMEZSE AĞLAR’ Hepimiz Türkiye’den ayrıldığımız için çok üzgünüz.
    - Eşim dostlarını komşularını özlüyor.
    - Türkiye’de doğup büyüyen kızlarım hala şokta.
    - Ama alışacaklar, çünkü başka çaremiz yok.
    - Küçük oğlum Felipe burada değil. Evde uyuya
    kaldığı için buraya getiremedik. - Evde uyanınca bizi göremezse ağlayabilir. Onun
    için biraz erken döneceğiz eve. ALEX’İN RUH HALİ 1-Gülümsemeye çalışıyor ama bunu zoraki yapıyor.
    2-Eşi ve çocuklarıyla konuşurken bir an Alex’e
    dönüyorum, sabit aynı noktaya bakıyor.
    3-Bir parmağıyla dudaklarıyla oynuyor, dalıp
    gidiyor.
    4-Alex hala F.Bahçe’den ayrılışının şokunda. Üzerinden bunu atamamış. İşte Alex’in yeni kenti Curitiba
    Nüfus: 3.172.357
    Yüz ölçümü: 15.447 metrekare
    Ekonomi: Brezilya’nın 2. büyük araba üretim merkezi. Yılda 2 milyon turisti ağırlıyor. Coritiba ile görüşüyor ALEX’in yaşadığı Curitiba’nın takımı, kentin isminden
    tek harfle ayrılıyor: Coritiba... Alex’e “Burada
    Coritiba ile anlaşacağın konuşuluyor” diyorum,
    “Bilmiyorum. Konuşuyoruz” diyor. UNUTAMADIKLARI TÜRKİYE’Yİ ve orada yaşadıklarımı nasıl unuturum.
    Unutamayacağım o kadar çok şey var ki, hangisini
    söyleyeyim bilmiyorum.
    1- Fenerbahçe taraftarı tabii ki..
    2- Bana yapılan, “Oooooo Alex de Souza”
    tezahüratını 3- Takımdaki oyuncu arkadaşlarımı.
    4- Türkiye’deki dostlarımı.
    5- Boğaz’da yediğimiz balığın lezzetini.
    İlk anda aklıma gelenler bunlar. Bunlara eklenecek
    o kadar çok hatıram var ki... Saymakla bitmez. MUTLU GÜNLERİ BENİ mutlu eden günlerimin çoğunluğunu yine
    Türkiye’de yaşadım. İstersen onları da sıralayayım.
    1- 100. yıl şampiyonluğunu kazandığımız gün
    muhteşemdi.
    2- Sivas maçından sonraki şampiyonluk coşkumuz
    bir başkaydı, çok anlamlıydı. 3- Çocuklarımın doğduğu günlerdeki sevincimi
    başka yere koymam gerek.
    4- şampiyonlar ligi’ndeki çeyrek final. 5- Heykelimin dikildiği gün yaşadıklarım. Hala
    tüylerim ürperiyor. Vay babaciim sen ne arıyor burada! Alex’in beni gördüğü andaki o ilk tepkisini hiç
    unutmayacağım. Antrenmanlardan bilirim,
    görünüşünün aksine şakacı bir yanı vardır Alex’in.
    Bunu Brezilya’daki ilk karşılaşmamızda da gösterdi.
    Alışveriş merkezine adım attığımda, önce ben Souza
    ailesini gördüm. Sonra da Alex beni farketti. Ve ilk tepkisini Türkçe gösterdi:
    - Vayyy, babacım sen ne arıyor burda?
    Sağ eliyle sırtıma vurdu:
    - Sende var çok şans...
    Sonra da anlattı:
    - Seni önce Daianne gördü. bana sordu, “Bu bizim gazatacı değil?” Ben de dikkatle bakmadan “Hayır”
    dedim. Ama sen- mişsin..


    İstanbul’u sordum gözleri doldu Alex’in kızı Maria’nın aklı İstanbul’da bıraktığı
    arkadaşlarında. Gözleri yaşararak okul ve yaşadıkları sitedeki
    arkadaşlarına özlemini anlatan Maria, onları hiç
    unutmayacağını ve hep yazışacağını söyledi. RÖPORTAJ süresince bir şey dikkatimden kaçmadı..
    - Alex, Daianne ve Maria gülümserken, bir anda
    başka bir dünyaya dalıp gidiyorlardı.
    Sadece küçük kızları Antonia, gülümsüyor, yerinde
    duramıyor, oynuyordu.
    Alex ve eşi duygularını kontrol etseler de, bunu başaramayan küçük Maria’ydı. Bir ara Alex, yemek
    almaya gitti. Ben de Maria’ya döndüm:
    - Buraya alışabildin mi?
    Başını yukarı kaldırdı ve salladı:
    - Hayır..
    - Türkiye’yi özledin mi? Gözlerinin yaşardığını gördüm. hem de nasıl
    özlemişti:
    - Evet..
    - En çok kimi özledin?
    - Arkadaşlarımı...
    - Ama çok üzülme. Onlarla yazışırsın, telefonla konuşursun, hiç kaybetmezsin.
    Maria, bu kez başını onaylar gibi yukarı aşağı
    salladı.
    - Burada da yeni arkadaşların olacak.
    Gülmeye çalıştı, ama hiç keyifli değildi. Alex ve eşi
    de biliyordu, içlerinde en çok üzülen Maria’ydı. Okulda veda partisinde arkadaşlarına sarılıp
    ağlamış. Tüm arkadaşlarının da adreslerini almış:
    - Onlara yazacağım. Hiç unutmayacağım. Sevgi ve ilgiyi çok özleyecek PEKİ ülkesine dönen Alex de Souza’ya Brezilya’da
    ilgi nasıl?
    1-Bulunduğumuz alış veriş merkezinde en az 10
    kişi imza aldı.
    2-Ama ilgi İstanbul’daki ile karşılaştırılamaz bile.
    İstanbul’da neler mi olurdu? 1-Yoğun ilgiden asla alışveriş merkezine gidemezdi.
    2-Diyelim ki alış veriş merkezine gitti, böyle rahat
    dolaşamazdı.
    3-Binlerce taraftar etrafını sarar yemeğini boğazına
    dizerdi.
    Kısacası, Alex İstanbul’u, F.Bahçe’yi ve o muhteşem sevgi ve ilgiyi çok özleyecek. Telaştan partiye katılamadık BU ayrılıktan en çok kızım Maria etkilendi. Bilfen
    Koleji’nde okuyordu. Hem okulunu, hem de
    arkadaşlarını çok seviyordu. Döndüğümüz gün
    okul yönetimi ve kızım ve sınıf arkadaşları için bir
    veda partisi düzenlemiş. Annesi ve ben yolculuk
    telaşından o partiye katılamadık. Sadece Maria’yı yolladık. Çok duygulanmış, eve gözyaşlarıyla
    döndü. Hala sınıf arkadaşlarını bir daha
    göremeyeceğini düşünüp düşünüp ağlıyor. İşte Alex’in yaşayacağı cennet TÜRKİYE’de Acarkent’te şehirden uzak bir yerde
    yaşayan Alex de Souza, Brezilya’da da benzer bir
    evde kalacak. Curitiba’nın zenginlerinin ikamet
    ettiği göl kenarındaki Barigui’de ailesiyle birlikte
    hayatını sürdürecek olan sambacı, adeta cennette
    yaşayacak. Futbola başladığı bu şehire 8 yıllık İstanbul macerası sonrası alışması ise zaman alacak. Daianne kızları için alışveriş yaptı Sambacının eşi Daianne yaptıkları alışverişte
    kızlarına ayakkabı aldı.

    Kaynak?