Hayatı oyun ve oyuncaklardan ibaret sanırdık her birimiz.
Hiç büyümeyecekmiş gibi anlık çarpardı yüreklerimiz,
Hiç büyümeyecektik ki biz.
Hep masum, en masum kalacaktık.
Şafak vaktinden, akşam ezanına kadar,
Oyundan zaferlerle mutlu olacaktık.
Sonra yavaş yavaş büyümeyi öğrendik,
Düşe kalka hayatı...
Çocukken kanayan dizlerimizin,
Büyüyünce yerini yüreklere bıraktığını,
Büyüdük hala küçük olmak isterken yüreklerimiz.
Bazen de büyümek zor geldi, ağladık hıçkıra hıçkıra.
Yeri geldi kavga ettik hayatla bağıra çağıra...
Hayatın sundukları farklıydı:
Kimimize gümüş tepside sundu acılarını,
Kimimize bakırdan tabakta.
Kimimiz kana kana içerken en acı görünüleri,
Kimimiz tükürdü her yudumda.
Kimimiz şükrederken kazandıklarına,
Kimimiz lanetler yağdırdı yaşadığına.
Kimimiz hala aynı; çocuk saflığında,
Kimimiz başkalaşım aradı başkalarında.
Büyüdük işte...
Küçücük kalmak isterken yüreklerimiz,
Büyüdük işte...
Fena tosladık hayata.
Büyüdük işte...
İstediğin oldu aşk.
Fena tosladık aşka...
Büyüdük işte...
Bir varmış, bir yokmuş.
Masal gibi,
Büyüdük işte...
Anladık nihayetinde,
Büyümekte teklifsiz girermiş insanın hayatına
Mucizeler gibi...
Geçip gitmedi hayat;
Ama varız ya, varız işte!
Bazen kudurmuş, bazen dingin
Denizler gibi...
Ve her şeye rağmen umutlu,
Umut rengi bulutlar gibi..
Küçücüktük ~
0
●381