Alıntı
Antakya çarşılarında Suriye muhaliflerinin kaldıkları kamplar ve onların sınır dışı edilmesini esnafa soruyoruz. Bizim sorularımızı eskiden hükümetten korktukları için cevap vermezlerdi, şimdi ise Suriyeli çetelerden korktukları için cevap vermekten ve görüntülemekten son derece çekiniyorlar. Hatta ayak üstü bir esnaf görüntümü alma ama diyerek bir hastane olayını anlatıyor. “Antakya devlet hastanesine gittim. Sıraya girmişim tam o sırada bir Suriyeli muhalif geldi. Hiç kimseyi takmadan direk doktorun odasına gitti. Kimse de bir şey diyemedi çünkü hemen bize saldırıyorlar.” Diğer bir esnaf ise başka bir olayı anlatıyor. “Antakya devlet hastanesinde elektrikler kesilmiş bir Suriyeli muhalif geldi. Doktora çıkıştı. Neden almıyorsun yani oda elektrik kesik deyince seni başbakana şikayet ederim. Diyerek azarladı.”
Antakya sokaklarında sakallı Suriyeli insanlar dolaşıyor. İnsanlar tedirgin halk bunlara “Müslüman Kardeşle örgütünden” yada “El kaide” örgütünden diyorlar. Akşama kadar sokaklarda kahvelerde toplu şekilde oturuyorlarmış.
Alman Basını hesabına çalışmalar yapmak için Hatay’da çalışmalar yapan Oktay Gökakın’a gözlemlerini ve neler olabileceğini soruyoruz.
“Öncelikle bu süreci bir değerlendirmek gerekir. Bu bir buçuk yıllık bir kriz süreci işin aslında iki tarafını da değerlendirmek gerekir. Sanıyorum yabancı basın olarak biz bu olayda provokasyon olduğu kanısındayız. Yine Suriye’de var olan rejimin dış güçler tarafından yıkılmaya çalışıldığı kanatını taşıyorum. Bu süreçte bir provokasyon olduğu düşüncesi ağır basıyor. Eğer bu rejime ait bir operasyon ise benim açık düşüncem planlanandan daha önce sona ermesiydi. Şu an benim tahminim, bu rejimin ‘Esad yönetimini kast ediyor’ şu an kendini koruyacağını ve muhafaza edeceğidir. Bu provokasyon sonucunda yapılan hareketlerin rejimin bir şekilde tavizler vereceği noktasına geleceğidir. Nasıl bir zaman dilimi bunu kestirmek biraz zor. Bunu hepimiz bekleyecek ve göreceğiz. Yine belirteyim şu anki krizin yakın zamanda bir yere varacağını beklemiyorum.
Antakya esnafı Kamplar ve muhaliflerin sınır dışı edilmesi konusunda görüşleri.
Durdane Nazişgör (İç giyim satan mağazanın sahibi)
Benim şahsi görüşüm bu kampların derhal kaldırılmasıdır. Belki o kamplardan birçok insan gelir kazanıyor ama bizim Türkiye’mizde o kadar aç ve işsiz varken, onlara yardım etmek anlaşılmaz. Ben gerçekten onların sınır dışı edilmelerini isterim.
Abdurahman Çetin (Ayakkabı mağazası sahibi)
Bu kamplarda kalanların Hatay halkına hiçbir yararları yoktur. Bizlerden gelip bir şey zaten almıyorlar. Sadece karmaşa çıkarıyorlar. Bunların gitmesi gerektiğini bende düşünüyorum.
Hasan Pehlivan (Giyim mağazası olan )
Biz Türk olarak bunları istemiyoruz. Daha geçen bizim bir arkadaşın üzerine saldırdılar ve dört veya beş yerinden bıçakladılar. Adam halen komada yatmaktadır. Sebebi ise Suriyeli muhaliflerin pencerelerini kapatırımsın demiş o kadar. Bunun üzerine sen bunu nasıl dersin diyerek hücum etmişler.
Bir an önce gitmesini istiyoruz. Kendi memleketlerinde ne yaparsa yapsınlar. Bunlardan bıktık, bizim içimizi karıştırmaya çalışmasınlar. Burada kırk elli milyon esnaf aç kaldı.
Kamil Tüfekçioğlu (Hediyelik eşya yapan esnaf)
Bizim onlarla hiçbir girdimiz çıktımız yoktur. Oraları götürseler geri getirseler bizimle alakası yoktur. Devletin bileceği bir şey bizim yetkimizin dışındadır. Biz zaten ekmeğimizi bulamıyoruz. Ortağı ve oğlu Ali Tüfekçi ise “Şimdi bizim konuşmamız suç olur. Devletin içine karışmak yanlış olur. Devletimiz kendi iç durumuna baksın öncelikle, bakın kamptakiler birbirlerine karşı isyan etmeye başladılar. Hatay bu krizden ötürü en çok etkilenen şehirlerden biridir. Ticaret ve turizm açısından bitirildik. Fakir, fukara ekmek yiyordu bakın cilvegözü kapısı kapandı. Tırcılarımızın hepsi aç arada sürüm, sürüm sürünüyorlar. Herkesin malları elinde kaldı kimse malını satamıyor.
Mahir Koku (Giyim iÅŸi yapan esnaf)
Ben kampların burada olmasını istemiyoruz. Bu insanların kendilerine hayırları yok. Ülkemizde onca aç ve susuz insan varken başka ülkenin sefalet çeken insanları niye getirelim, bunlar ülkemize zarardan başka bir şey getirmezler. Yani bunların ülkemizde kalmasından yana değiliz. Bunlar aç insanlar ve hırsızlık yaparlar, neyin ne olduğunu bilmeyen cahil insanlardır.
İbrahim Aslanoğlu (Berber esnafı)
Türkiye-Suriye meselesinden ötürü bizim esnafımız kan ağlıyor. Şu an sınırlarımızda kalan bu mülteciler buralarda kesinlikle birer çete kuruyorlar. Burada dinlenip, gece yarılarında gidip askerleri öldürüyorlar, gündüzleri bizim Antakya ve Hatay’da dinlenip, yeniden Suriye askerlerine saldırmaya gittiklerini biliyoruz. Biz bu sığınmacı çetelerin Türkiye’de barınmalarına kesinlikle müsaade etmemiz gerekiyor. Biz buna karşıyız. Eskiden Suriyeliler buraya nizami şekilde gelirken şu an ise hepsini bir Müslüman kardeş olarak görüyoruz. Müslüman kardeş ama sakal bırakmış ama hepsi çeteleşiyor. Bunlar sığınmacı değil çetedir. Her şeyleri bedava ama yine isyan edip, asker, polis dövüyorlar bunlara rağmen biz bunlara boyun eğiyorsak, yuh Türkiye’nin haline!
Kaynak : http://reyhanlioncuhaber.com/haberdetay.asp?ID=1101
Antakya sokaklarında sakallı Suriyeli insanlar dolaşıyor. İnsanlar tedirgin halk bunlara “Müslüman Kardeşle örgütünden” yada “El kaide” örgütünden diyorlar. Akşama kadar sokaklarda kahvelerde toplu şekilde oturuyorlarmış.
Alman Basını hesabına çalışmalar yapmak için Hatay’da çalışmalar yapan Oktay Gökakın’a gözlemlerini ve neler olabileceğini soruyoruz.
“Öncelikle bu süreci bir değerlendirmek gerekir. Bu bir buçuk yıllık bir kriz süreci işin aslında iki tarafını da değerlendirmek gerekir. Sanıyorum yabancı basın olarak biz bu olayda provokasyon olduğu kanısındayız. Yine Suriye’de var olan rejimin dış güçler tarafından yıkılmaya çalışıldığı kanatını taşıyorum. Bu süreçte bir provokasyon olduğu düşüncesi ağır basıyor. Eğer bu rejime ait bir operasyon ise benim açık düşüncem planlanandan daha önce sona ermesiydi. Şu an benim tahminim, bu rejimin ‘Esad yönetimini kast ediyor’ şu an kendini koruyacağını ve muhafaza edeceğidir. Bu provokasyon sonucunda yapılan hareketlerin rejimin bir şekilde tavizler vereceği noktasına geleceğidir. Nasıl bir zaman dilimi bunu kestirmek biraz zor. Bunu hepimiz bekleyecek ve göreceğiz. Yine belirteyim şu anki krizin yakın zamanda bir yere varacağını beklemiyorum.
Antakya esnafı Kamplar ve muhaliflerin sınır dışı edilmesi konusunda görüşleri.
Durdane Nazişgör (İç giyim satan mağazanın sahibi)
Benim şahsi görüşüm bu kampların derhal kaldırılmasıdır. Belki o kamplardan birçok insan gelir kazanıyor ama bizim Türkiye’mizde o kadar aç ve işsiz varken, onlara yardım etmek anlaşılmaz. Ben gerçekten onların sınır dışı edilmelerini isterim.
Abdurahman Çetin (Ayakkabı mağazası sahibi)
Bu kamplarda kalanların Hatay halkına hiçbir yararları yoktur. Bizlerden gelip bir şey zaten almıyorlar. Sadece karmaşa çıkarıyorlar. Bunların gitmesi gerektiğini bende düşünüyorum.
Hasan Pehlivan (Giyim mağazası olan )
Biz Türk olarak bunları istemiyoruz. Daha geçen bizim bir arkadaşın üzerine saldırdılar ve dört veya beş yerinden bıçakladılar. Adam halen komada yatmaktadır. Sebebi ise Suriyeli muhaliflerin pencerelerini kapatırımsın demiş o kadar. Bunun üzerine sen bunu nasıl dersin diyerek hücum etmişler.
Bir an önce gitmesini istiyoruz. Kendi memleketlerinde ne yaparsa yapsınlar. Bunlardan bıktık, bizim içimizi karıştırmaya çalışmasınlar. Burada kırk elli milyon esnaf aç kaldı.
Kamil Tüfekçioğlu (Hediyelik eşya yapan esnaf)
Bizim onlarla hiçbir girdimiz çıktımız yoktur. Oraları götürseler geri getirseler bizimle alakası yoktur. Devletin bileceği bir şey bizim yetkimizin dışındadır. Biz zaten ekmeğimizi bulamıyoruz. Ortağı ve oğlu Ali Tüfekçi ise “Şimdi bizim konuşmamız suç olur. Devletin içine karışmak yanlış olur. Devletimiz kendi iç durumuna baksın öncelikle, bakın kamptakiler birbirlerine karşı isyan etmeye başladılar. Hatay bu krizden ötürü en çok etkilenen şehirlerden biridir. Ticaret ve turizm açısından bitirildik. Fakir, fukara ekmek yiyordu bakın cilvegözü kapısı kapandı. Tırcılarımızın hepsi aç arada sürüm, sürüm sürünüyorlar. Herkesin malları elinde kaldı kimse malını satamıyor.
Mahir Koku (Giyim iÅŸi yapan esnaf)
Ben kampların burada olmasını istemiyoruz. Bu insanların kendilerine hayırları yok. Ülkemizde onca aç ve susuz insan varken başka ülkenin sefalet çeken insanları niye getirelim, bunlar ülkemize zarardan başka bir şey getirmezler. Yani bunların ülkemizde kalmasından yana değiliz. Bunlar aç insanlar ve hırsızlık yaparlar, neyin ne olduğunu bilmeyen cahil insanlardır.
İbrahim Aslanoğlu (Berber esnafı)
Türkiye-Suriye meselesinden ötürü bizim esnafımız kan ağlıyor. Şu an sınırlarımızda kalan bu mülteciler buralarda kesinlikle birer çete kuruyorlar. Burada dinlenip, gece yarılarında gidip askerleri öldürüyorlar, gündüzleri bizim Antakya ve Hatay’da dinlenip, yeniden Suriye askerlerine saldırmaya gittiklerini biliyoruz. Biz bu sığınmacı çetelerin Türkiye’de barınmalarına kesinlikle müsaade etmemiz gerekiyor. Biz buna karşıyız. Eskiden Suriyeliler buraya nizami şekilde gelirken şu an ise hepsini bir Müslüman kardeş olarak görüyoruz. Müslüman kardeş ama sakal bırakmış ama hepsi çeteleşiyor. Bunlar sığınmacı değil çetedir. Her şeyleri bedava ama yine isyan edip, asker, polis dövüyorlar bunlara rağmen biz bunlara boyun eğiyorsak, yuh Türkiye’nin haline!
Kaynak : http://reyhanlioncuhaber.com/haberdetay.asp?ID=1101