Biz ise bugün yetenekleriyle adından söz ettiren ALEX MCDOWELL’ın mobilitenin kentsel yaşamda uygulanabilirliğiyle ilgili projesini inceleyeceğiz. Bu projeyi size tanıttığımda gelecek için umutlarınızın yeşereceğine eminim. Hemen hemen hepiniz projenin mimarı olan ALEX MCDOWELL’ın adını duymadan yaptığı işlerle tanışmışsınızdır. Fight Club (DÖVÜŞ KULUBÜ) ve Azınlık Raporu (Minority Report) filmlerinin tasarımcısıdır. Kendisi çok önemli bir tasarım düşünürü ,yaratıcı yönetmen ve inanılmaz yetenekli bir film seti tasarımcısıdır. Filmler için oluşturduğu kurgusal dünyalar insanı büyüleyecek cinstendir. Mimarlardan , teknoloji uzmanlarından , tasarımcılardan , şehir planlamacılarından bilgiler toplayarak geleceğe dair simülasyonlar yapıyor. Bu da onun ne kadar çalışkan ve yetenekli biri olduğunu fazlasıyla bize gösteriyor. Tanıtacağım bu projesinde Mcdowell geleceğin kentlerini hayal ediyor. Şimdi projeye geçmeden önce lütfen siz de gelecekteki kentlerimizi zihninizde canlandırın. Sonuçtaki farkı görmeniz için sabırsızlanıyorum.
Gelelim bu projenin nasıl ortaya çıktığına. Mcdowel “Minority Report filminde bir senaryo olasılığı yoktu bizde bunun yerine bir dünya yaratmamız gerektiği fikriyle karşı karşıya kaldık” sözleriyle projenin başladığını ifade ediyor. Dizinin yönetmeni Steven Spielberg dizinin bilimkurgu değil gelecekteki gerçeklik olmasını istediğini dile getiriyor.
İşte tam 20 yıl önce ALEX MCDOWELL Minority Report filminde gördüğümüz el hareketleriyle kontrol edilebilen bilgisayarlar , hem yatay hem dikey yollarda sürücüsüz yani otonom sistemiyle hareket edebilen araçları hayal edip tasarlamıştır. Şuan bu size her ne kadar hayal, bir bilimkurgu gibi gelmiş olsa da bu geleceğin gerçekliğidir .MCDOWELL’IN Ford’la işbirliği içinde kurduğu “Yaşayan Sokaklar” adındaki geleceğin kentlerinde mobilite projesini tanıtma zamanımız geldi. Yaşayan sokaklar projesini insan odaklı kentleri baz alarak tasarlamış. Yani arabalar için, otoparklar için, yollar için tasarlanan kentleri değil bizim için insanların yaşamı için bir kent tasarlamış. Baktığımızda bizim şuan ki kentlerimizde yaşayanlar aslında insanlar değil , arabalar, otobüsler , otoparklar yaşıyor.Yaşamımızın en büyük sorunundan biri olan kentlerimizin insan yaşamına uygun olmaması konusunu ALEX MCDOWELL hayal gücü ve yeteneğiyle birlikte çok profesyonel bir tasarım oluşturmuştur. Ford’un CEO’su Jim Hackett “Yaşayan Sokaklar” adlı bu simülasyonun SimCity oyunu gibi tasarlandığını söylüyor.
Teknolojinin artık araç merkezli değil de, insan merkezli özelliklere sahip olması için Ford üretecekleri akıllı otomobillerin akıllı şehirle nasıl etkileşime geçebileceklerini araştırıyorlar. Şuanda içinde yaşadığımız dünyada yayalar ve sürücüler çizgilerle , işaretlerle iletişim kurabiliyorlar. Nerden nereye , nasıl gidebileceklerini bu iletişim ögeleriyle sağlayabiliyorlar. Gelecekte ise otomobil ve şehir birbirleriyle iletişim kurup , konuşabilecek. Bunu da şu anda gelişmekte olan “makine öğrenmesi”, “nesnelerin interneti” , “yapay zeka” gibi sistemlerle gerçekleştirebilecek . araçtan araca ,araçtan altyapıya ,araçtan yayaya haberleşmeler sağlanabilecek. İnsanı odak alan bir mobilite kurulursa insanın etrafındaki şehirde bunu uyum sağlayabilir ve böylece bizim yaşamımız refah seviyeye ulaşabilir. Nasıl telefonların, bilgisayarların içinde bir işletim sistemi varsa şehirlerin de özel bir işletim sistemi olabilir. Bütün dünyadaki araçlar otonomlaştığında yollar , araçlar , insanlar birbirleriyle özel bir dille konuşabilir. Kent , onun altyapısı ,üzerinde dolaştığı araçlar birbirleriyle konuşabilir. Yayaların hareketlerine göre onlara öncelik verebilir. Böyle bir dünyada yollardaki enerjiyle kendisini bağlantısız olarak şarj edebilen otomobiller üretilebilir. Gelecekte böyle büyük projeler kurmayı , bu projelerde yer almayı hem ülkemize hem de kendimize fayda sağlamak isteyen biz Yazılım Mühendisliği bölümü öğrencileri olarak hedeflemiş bulunmaktayız .
Kentlerimiz doğumlar ve göçler nedeniyle o kadar hızlı büyüyorlar ki. 2030 yılında dünya nüfusunu %60’ı kentlerde yaşayacağı öngörülüyor. Bu da demek ki binalar çoğalacak, araçlar çoğalacak bundan ötürü zaten çok fazla olan park alanlarından daha da çoğuna ihtiyaç duyacağız. Yani sonu olmayan bir döngünün içerisine gireceğiz. Peki yaşayan sokaklar projesi hayata geçse ne mi olur?
Elektrikli ve otonom otomobillerle daha güvenli bir yolculuk yapılabiliriz. Yani bize bir hayat sunuluyor. Düşünsenize ne bir trafik kazası olur, ne de saatlerce süren bitmek bilmeyen trafik kalır . Ayrıca sera gazı salınımı azalır . Tek görevi sizi gideceğiniz yere bırakıp, işiniz bittikten sonra almak olan otonom otomobillerin bir bekleme alanına da ihtiyacı yoktur. Böylece sadece büyük bir boşluk ve kirlilik kaplayan otopark alanları büyük bir kısmı, özlemini tuttuğumuz yeşil alanlara dönüştürülebilir. Bu o kadar büyük bir gelişme ki bize yeni bir hayat ,soluk kazandırır.
Trenle ya da uçakla yolculuk yaptığınızı düşünün bu toplu taşıma araçları sizi evinize kadar bırakamaz fakat sizin nerede olduğunuzu , kaçta ineceğinizi , yürüme hızınızı bilen bir otonom araç trenin veya uçağın bıraktığı yerden sizi alıp evinize götürebilir. Bu da günümüze göre büyük bir nimettir. Boşuna saatlerce beklemeden , acaba yetişebilecek miyim gibi streslere girmeden amacımıza ulaşabileceğiz .
Ayrıca otonom araçlar trafik işaretlerine ihtiyaç duymaz , daha az yolla daha verimli ulaşımı temel alır. Hem de böylece daha geniş kaldırımlarımız olur. Şimdi gözünüzün önüne trafik işaretleri tamamen kaldırılmış , devasa yollar yerine kaldırımları olabildiğince geniş caddeler , otopark alanlarının yerine bir sürü sosyal aktivite alanlarının olduğunu yani kentimizin bize ait olduğunu biz insanların daha çok alana sahip olduğunu getirin. Nasıl etkilenmemenin imkanı yok değil mi?
Ford’un yıllar önce tasarladığı bu gelecek hayaliyle ilgili somut adımlar da atıyorlar. Önümüzde ki on yıla ait vizyonlarını Ford dijital stüdyosundan yaptıkları bir canlı yayınla açıkladılar. Ford mobilite de devrim yaratan bir şirket olarak ikinci milatı yaratmak için şöyle bir vizyonları var: akıllı şehirlere akıllı çözümler üretmek. Hedefleri 2023 yılına kadar en az 20 model aracı tamamen elektrikli hale getirmek.
Gelecekte elektrikli , bağlantılı ve otonom araçlar geliyor diyebiliriz. Elektrikli olması daha yüksek enerji verimliliğine sahip olmasını sağlayacak, ayrıca daha hafif ve güçlü malzemeler kullanılacak , araçların enerji ve malzeme konusunda geçireceği değişimler bize yolculuk maliyetlerinin azalması olarak geri dönüş sağlayacak. Giderek her şeyin çok pahalılaştığını varsayarsak bu özelliğinde bizi çok memnun edeceğini düşünüyorum. Bağlantılı olması ise otomobilin sürekli internete bağlı kalması yolculuğumuzun konforu için bize oldukça büyük fayda sağlayacak. Ayrıca en önemli etkisi ise altyapıyla, yollarla , trafikteki diğer araçlarla bağlantı kurabilmesi olacak böylece trafik sıkışıklığı önlenecek , kaza riskleri de en düşük seviyeye inecek. Bu yaşam savaşımızda kazalar sizleri ve sevdiklerinizi kaybetmenize yol açan feci gerçekliktir bu riskin azalması büyük bir konfordur. Ford’un üreteceği bu otomobillerle yaşam kalitemiz yüksek bir seviyeye çıkacak. Hatalarımız bize büyük pişmanlıklar yaratır otonom otomobiller insan hatalarını en düşük düzeye indirecek.
Mobilitenin Geleceği Adıyla Anılan Yeni Ford Mustang Mach-e ile Tanışalım
Yeni Ford Mustang Mach-eEfsane Mustang markasını SUV formunda geleceğe taşıyan firma , geleceği bugünden yaşa sözleriyle elektrikli hale getirdi. Ford bu otomobili öğrenen ve adapte olan bir araç sözleriyle tanımlıyor. Söz konusu elektrikli otomobiller olduğunda Ford’un bu araçla zaman içerisinde otonom sürüş kabiliyetlerini geliştireceğini düşünüyoruz. İleri bir teknoloji olan FORD Co-Pilot 360 2.0 adlı güvenlik sistemi paketinden bahsedelim.
Öndeki aracın hızına göre kendi hızını dinamik olarak ayarlayabiliyor. Buna ek olarak trafik durduysa veya yavaşladıysa aracı gerektiğinde durdurabilir.
Aynı zamanda şerit kontrol sistemine de sahiptir. Bu özellik sayesinde şerit değiştirmeyi daha az stresli hale getirmeye yardımcı olur.
Yoldaki çizgileri de algılar ve yoldan çıkmaya başlarsanız sizi uyarır. Yoldaki hız uyarı levhalarını okuyabiliyor hızınızı ona göre ayarlayabiliyor ve telefon gibi bir yazılım güncellemesi yapabiliyor.
Çarpışma öncesinde otomatik olarak önünüzdeki yolu tarar ve acil frenleme hareketini yapar. Çapraz trafik uyarısı sayesinde ise park yerinden çıkarken arkanızdaki trafiği algılayabilir. Kör noktanızda bir engel algılandığında dışarıda bir uyarı yanıp söner, kör noktanız netleştiğinde uyarı göstergesi kapanır.
Uzun farlar karşıdan gelen farları algılayabilir ve otomatik olarak kararır , böylece diğer sürücülerin dikkatini dağıtma konusunda endişelenmenize gerek kalmaz.
Geri vitese geçtiğinizde kamera arkada ne olduğunu gösteren bir video görüntüsünü size sunar.
Navigasyon sistemi güvenle rotanızda kalmanızı sağlar hatta ilgi alanlarınıza göre durabileceğiniz mekanları önerir.
Aktif Park etme özelliği ise size potansiyel bir park yerini bulmanıza yardımcı olur. 360 derece kamera aracınızın çevresini her yönden görmenizi sağlar.
Artık Yaşayan Sokaklar projesi hayata geçsin dediğinizi duyar gibiyim. Umarım gelecekte bu proje gerçekleştiğinde, kentlerimiz özgürce yaşayabileceğimiz alanlara dönüştüğünde yine burada siz değerli takipçilerimizle bir araya gelip heyecanla bu haberi okuyabiliriz.
Kaynak : Yaşayan Sokaklar-Mobilite-Ford Mustang Mach-E - BandırmaTech (bandirma.tech)