Doğum günümden bir kaç gün önce yazdığım , forumdan bi' güzellik aracılığı ile kendisine ilettiğim , cevap alamayacağımı bile bile ağlaya ağlaya yazdığım metin..
Efkar bastı , içemiyorum da , çıldırmak üzereyim..
Unuttuk ya da ben unuttum , hani hep yapıyordum ya , unutuyordum işte öyle.. Aradan koskocaman 2 yıl geçti bi’ hep yaptığım şeyi yapamadım , unutamadım.. Ama şunu yapabiliyorum artık , her yazdığımın ardından üç nokta koymuyorum , iki tane atıyorum , söyleyecek pek fazla sözüm kalmadı , ondan olsa gerek..
Gittiğin o gün bile buruk ayrılmıştık , ki hiç istemiyordum.. Biliyordun , hastaydım , kafam karma karışık , darma dumandım.. O kadardı ki ben o intihar gecesini iflas ettiğimden değil , sana olan sevdamdan olduğunu bile hatırlamıyordum.. Hani “gelmeyeceğim!” demiştin , hani bende o kadar sarhoştum ki , sonra hastaneye gelmiştin koşa koşa.. Sızlamış mıydı hakikaten yüreğin , acımış mıydı canın o gece.. Bende hiçbir şey yoktu , olduğu zaman zaten sen yoktun , elini tutacağım hiç kimse yoktu , hemşirenin elini tutmuştum , o da iktisat mezunuymuş , ben narkozu yiyene kadar duyduklarım bunlardı sadece.. Ya da hatırladıklarım ya da polisin sorgusundan sonra hatırlamak istediklerim..
Umudumu hiç yitirmedim ben o günden sonra.. Hiç hem de.. Bile bile bekledim , gelmeyecektin , sevmeyecektin , eskisi gibi gülmeyecektin , canımı acıtmayacaktın , mutlu etmeyecektin , ağlatmayacaktın , susmayacaktın , sinirlenip dudağını “buuuuuuu” yapmayacaktın ve ben o dudağı bi’ daha öpemeyecektim.. Ama olsun , bekledim , bekleyeceğim.. Biliyorum düşen yaprak bi’ daha yeşermez , yerine başkaları filiz verir ama ben o dal’ı budadım , artık ne filiz vermesini bekliyorum yeniden ne de başka bi’ yaprağı..
Adını duyduğunda sinirlendiğin o kızla bile görüşüyorum , inan içimde en ufak bi’ kıpırdama yok , demek ki böyle oluyormuş.. Unutuluyor , acılar kuruyup can acıtmaktan çıkıyor , kısmen de olsa mutluluğa dönüşebiliyormuş yaşanılanlar.. Hani demiş ya Acılara Tutunmak.. Acılara tutunmak değil benim yapmaya çalıştığım , acılarıma tuz basarak yaşamaya çalışmak , beceriyorum da he.. Acılarıma tuz basarak yaşıyorum , her gece seni düşünüyorum , her gece hem de.. Her gece..
Sokak da yürüyüşlerimizi , sağ tarafımda yürüyemediğini , hep sol elimi tuttuğunu , asiliğini , gözlerini , yüzünü , masum masum ağlayışlarını , kedi gibi omzumda uyumaya çalıştığın geceleri , uyuyamayıp benim yüzümden kalkışlarını , artistlik yapışlarını , bakışlarını , susuşlarını , gülüşlerini her şeyin ile seni düşünüyorum.. Biliyorum biraz önce de yazdım ya olmayacak bi’ hikayeyi kovalıyorum ama belki hoşuma giden bu..
Ne garip değil mi.. Ömrünü adamak için yeminler ettiğin insanı görmek bile istemeyebiliyor insan.. Görmekten korkabiliyor , sesinin kulağında çınlamasından korkabiliyor.. Yalnız hiçbir yere gitmeyen ben , şimdi sadece yalnız deniz kenarında oturuyorum ve sadece kendi kendime konuşuyorum.. Çevremde bulunan herkes artık yok (; garip öyle değil mi.. Senin gibi onlarda gitti , sanırım tek suçlusu ben yine bununda.. Ama şöyle bi’ düşünüyorum da bu kadar çok şeyi bi’ arada yapabilecek bi’ adam olsaydım seni neden kaybettim ki.. Sanıyorum hiçbir şey yapamadığım için kaybettim seni , yapmadığım değil , yapamadığım..
Gittiğinde bertaraf olmuştum , biliyordun.. Çok geceler sessiz sedasız odada ağladım.. Nuray teyzem ile o zamanlar görüşüyordum , çok kez geldi topladı odada ki şişeleri , xanax atıp bira içiyordum üzerine , odaya kimseyi sokmuyordum filan.. Çıldırmak üzereydim ki sen gittiğinde tekrar yattım.. Hatta sana mesajlar çekmiştim , üşendiğinden ya da artık nefret ettiğinden olsa gerek dönüş bile yapmamıştın..
Şimdi düşünüyorum da ben bu kadar aciz ya da bu kadar acımasız bi’ adam olamam.. Tamam adam olup olmadığım tartışılabilir belki ama bu kadar olamam.. Benim en yakın arkadaşıma söylediklerin senin yanına Giresun’a geldiğinde ve benim yıllar sonra öğrendiğim şeyler bile canımı acıtıyorsa hala ben bu kadar acımasız bi’ adam olamam.. Hem de sana karşı hiç olamam.. Şimdi bile değilim , o zaman hiç olamam.. İnanmıyorum ben , bu koca bi’ yalan , evet inanmıyorum..
Ben seni sıkmadım , sen kendi kendine farklılıklar yaratma peşinde idin.. Deli gibi sevdiğin insandan sakladığın şeyler vardı.. Oysa ben kilometrelerce uzakta senden bi’ tanesinin bile kafamı kaldırıp yüzüne bakmazken senin gizlediğin onlarca şey olmuştu bile.. Belki bunları kaldıramıyor olmamdan olsa gerek sana sıkıyormuşum gibi gelmesi..
Sen gittin 6 ay evde hiç kimse ile konuşmadım , bizi bitirenin annem olduğu konusunda acayip sabit fikirli oldum o dönem ve kadına çektirmediğim şey kalmadı.. Bağırdım , küfürler ettim , tabak bardak ne varsa yerle bir ettim , saatlerce ağladı kadın.. Bunu da kabul etmişken ben , sen bu kadar basit bitiremezdin.. Hani benim tanıdığım kadın bu kadar acımasız ve basiretsiz olamazdı , gözümde öyleydi..
Güçlüydün , dayanırdın , engel filan vız gelirdi.. Elalemin lavuklarına posta koymuştun , biliyordum delikanlı kızdın.. Sonra duyduğumda seni sakinleştirmeye çalıştığımda filan tavırların.. (: Güzeldin , bi’ o kadar delikanlı bi’ o kadar güçlü.. İşte bütün bunları bir araya getirip sorduğumda kendime “ Hayır , bitiremez.. Olmaz , yapamaz..” cevabı veriyordum.. Sonraları anlamaya başladım yavaş yavaş ve yıllar sonra insanlar an be an değişiyor , can acıtabiliyor , acımasız olabiliyormuş..
Ve yine sonraları bıraktım insanlara yüklenmeyi , öğrendim ki tek sanığı varmış bu davanın o da ben.. Cezası mı ? Öğrenmek istediğini sanmıyorum..
Serhan Asker’de , geldiğinde düğün var , nişanlandı Gül ile.. Van – Çatak’da görev yapıyor.. Severdi seni bilirsin , giderken dedi ki Funda Abla’yla da helalleşseydik bi arayıp , dedim bilmiyorum ulaşabileceğim numara yok vs. geçiştirdim..
Berkhan’da “ Gül abla Gül abla “ diye koşturuyor peşinde kızın.. Orta 1’e geçti , büyüyor..
Tugay’da geçen park’da otururken senden bahsetti , bi’ taneydi , bi’ daha gelmez onun gibisi filan dedikçe ben tuhaf oldum..
Etem , Cihan hepsinin selamı var sana , Gamze’de selam söyledi , nişanlısından ayrıldı o da.. Benim gibi o da bertaraf.. Sanıyorum bizde ırsi bu ayrılıklar ve sonrası acılar..
Bende kalan ufak resmin , kolyen ve saç’ının bi’ parçasını sana göndermek istiyordum ama özür dilerim , mezarlık da şarap içiyordum yine efkarlandım ve bi’ mezarın kenarına gömdüm mezar sahibi amca ile konuşurken , ölü olduğunu ayıldığımda anladım.. Yoksa biliyorsun , saçının telini koklamaya bile kıyamam..
Sana bunları yıllar sonra neden yazdım ;
Özlediğimi , unutamadığımı , canımı acıttığını , kendim olmasa bile mutlaka birileri aracılığı ile yaşıyor ve mutlu olduğunu teyid ettirmekten sıkıldığımı öğrenmen için..
Senden ne istiyorum ;
Böyle bi’ şeye hakkım olduğuna inanmıyorum ama olurda kırmazsan
“Buğya çocuğu “ tek istediğim şey Hakkını helal etmen.. Benim pek fazla gücüm kalmadı , budur tek dileğim , başka hiçbir şey ama hiçbir şey istemiyorum..
Sana kalan son söz ; Mutlu ol Karagül ve ağlama sakın.. Bu yazdıklarım yıllardır biriktirdiğim şeylerin esamesi.. Okuduğunda yüksek ihtimal benim doğum günüm olacak , aradığında da bi’ ben olmayacağım o gün..
Bu arada kız çocuğun olursa hani söz vermiştik ya , Ada Su olsun ismi , kimseler bilmesin.. Kimseler..
Sonsuza kadar..
Eyvallah Karagül..
Canım Acıyor , Artık Yetsin He..
5
●971
- 17-09-2008, 23:00:57Kim ölü ? Kim kime kızmış ? (; Tekrar oku tekrar..mechulsun adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
Ben kimseye kızmadım , kızmam , kızamam , kıyamam..
Benden önce ve benden habersiz ölemez , izin vermem , dayanamam..
(