• 23-09-2020, 22:49:54
    #37
    gün gelecek zengin olacağım ama o zaman çok geç olacak. benim kodum 5 2 0 eninde sonunda o parayı bulacağım
  • 23-09-2020, 22:56:16
    #38
    hani şu meşhur hikaye var ya :
    Hikaye, Meksika’nın ıssız bir sahil köyünde geçiyor. Kıyıda oltasıyla avlanan balıkçı köylü ile oradan geçmekte olan bir iş adamı Amerikalı turist ile aralarında ilginç bir diyalog geçer
    Amerikalı bir iş adamı, iş seyahati için Meksika’ ya gitmiş. Boş zamanında şirin bir kıyı kasabasını ziyaret etmiş. Limanda gezinirken, ağzına kadar balık dolu küçük bir teknenin içinde oturan bir balıkçı dikkatini çeker. Merakla yanına yaklaşır ve sorar:

    İş adamı, yanına yaklaştığı balıkçının yakaladığı kova dolusu balığa hayranlıkla bakar;



    ‘’Ne kadar sürede yakaladın?’’
    ‘’İki saatte’.’
    ‘’Günün geri kalanında ne yapıyorsun?’’



    ‘’Sabahları biraz balık avlıyorum. Sonra çocuklarımla oynuyorum. Öğle olunca karımla siesta yaparız. Akşamları, dostlarımla gitar çalıp içer, eğleniriz. Dolu dolu bir yaşantım var beyim’’
    Bu günlük aktiviteleri duyduktan sonra iş adamı şaşkınlığa kapılır ve ‘’Ancak böyle sadece iki saat balık tutarak hayatta bir yere varamazsın!’’ der.
    ’Ne yapmam lazım?’’
    ‘’Balık tutmaya daha fazla zaman ayırmalısın. Bu sana çok kazandırır. Bir iki yılda kazandığın ekstra parayla bir balıkçı teknesi satın alabilirsin’’
    ‘’O ne işe yarayacak?’’
    ‘’Daha fazla balık yakalayacağın için tekne sayını artırır birkaç yılda balık teknesi filon olur. Sonra da Amerika’ya ihraç edebileceğin kadar balık yakalarsın.’’
    ‘’O zaman ne olur?’’
    İş adamı yanıtlar: ‘’İhracatla çok çok daha fazla kazanırsın. En fazla 10 yıl içinde New York merkezli bir şirket kurarsın. Birkaç yıl sonra da hisselerini halka açarsın ve artık süper zengin olursun.’’
    ‘’Peki süper zengin olunca ne olur?’’
    ‘’Artık şu hayatta çalışmak zorunda kalmazsın. Bir sahil kasabasına yerleşirsin. Sabahları keyfince biraz balık yakalarsın. Sonra çocuklarına ayıracak bol vaktin olur. Öğlenleri karınla siesta yaparsın. Akşamları, dostlarınla vakit geçirip eğlenirsin. Keyif dolu bir yaşantın olur.’’
    İş adamının başarılı bir hayatın sonunda elde etmeyi planladığı şeye balıkçı zaten sahiptir ama iş adamının hayata bakış açısı öylesine farklıdır ki başka yolları deneyen kimsenin hayat gayesini anlamlı göremez.
  • 23-09-2020, 23:23:51
    #39
    Kemalok adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Soru bu... Çok zengin olmak ister misiniz? Hani öyle böyle zengin değil, çok zengin olmaktan bahsediyorum. Hani şu Jeff Bezos'un servetini pirinç taneleri ile anlatan elemana yeni bir konu verecek kadar zengin olmak demek istediğim. İster misiniz? Kim istemez ki? Zengin olmakla ilgili bir tüyo vereceğimi ya da bir projeye sizi davet edeceğimi düşünerek konuya girdi iseniz arzunuz dahilinde an itibari ile "hımmmanağ" diye homurdanarak konudan ayrılabilirsiniz; zira öyle bir yazı olmayacak. Buradan sonra sadece keyifli (en azından ben keyif alırım diye düşünüyorum) bir sohbet ya da monolog vadedebilirim. Gerçi bu vaat bana ya da size ne kazandıracak onu da bilmiyorum.

    Bugün bu zengin olma hevesimiz ve ömrü billah çalışmak zorunda oluşumuzla ilgili epey bir kafa yordum açıkçası. Kendimden yola çıktım bu kafa yoruşa başlarken. Halimize çok şükür bir işim ve aldığım düzenli bir maaşım var; ama yetiyor mu? Elbette Ali Ağaoğlu’na ya da Acun Ilıcalı’ya yetmediği gibi bana da yetmiyor. Hiç kimseye yetmiyor… Bundan ki atalar “gözünü toprak doyursun” diye atasözü görünümlü bir beddua icat etmişler. Ölüp de göz yuvalarımıza toprak dolmadan bizim bir şeylere doyma ya da “yeter ya, bunları benden sonra gelenler yesin” deme ihtimalimiz yok. Peki ne için? Neden bu kadar zengin olma, bu denli derin bir lüks içinde yaşama hevesindeyiz? Her gün Kobe etinden yapılmış kavurmayı ekmekle altın yaldızlı tabaklardan sıyırmak için mi istiyoruz? Gut oluruz… o kadar et yersek sonunda mutlaka gut oluruz. En harika içecekler, en sıra dışı yiyecekleri tatmak için mi? Onların da sonu gelecek… Ayrıca diyabet oluruz... Kolesterol falan fırlar bizim. Zira alışmamış mabadda Celvin Clein durmaz. Hasta oluruz, tam o arzu ettiklerimizi yiyecek çağa geldiğimizde Karatay diyeti, Paleo diyeti falan yapmak zorunda kalır “tüküreyim böyle paranın, servetin içine” deyip günaha da girebiliriz Maazallah. Toplum, aile, sülale ya da konu komşu baskısı ile memur olup da yükselme imkanı olanlar hep bir makam arzusu ile yanıp tutuşur. Meşhur “müdür” fıkrasındaki organın “ulan ben bile bu kadar hötlük yapmadım” demesine sebep olacak aktivitelere imza atan nice tanıdığım var. Özel sektörde çalışan da en kısa yoldan parayı nasıl bulabilirim derdi ile kimi zaman saçma salak işlere kolaylıkla bulaşabilir. İşi öğrenmeden işin bit yavruluğunu öğrenen çok kişi vardır bu yüzden. Gerçekten zengin olana kadar da bit yavrusu olarak anılırlar. Zengin olunca da “beyefendi” olurlar elbette. Çok fazla insanın açlıkla, yoksullukla, hastalıkla imtihan olduğu şu dünyada zengin olma hevesi de bir aşamadan sonra mücadele edilmesi gereken bir rahatsızlık gibi geliyor bana. Tıpkı obezite gibi… “Bizim oğlan yemek yemiyor” cümlesi ile başlayan serüvende “maşallah yemeye başladı” kısmına gelindiğinde bir düzenlemeye gitmezseniz “maşallah sizin oğlan da daha gibi olmuş” cümlesini işitmeye ve obez z kuşağına yeni bir nefer daha kazandırmaya mahkum olursunuz.

    Sadede gelelim. Ben de para kazanmak isterim; ama bu parayı birilerinin emri altına girmeden, birilerinden (bazen o birileri normal şartlarda yüzüne “tüüü” demeyeceğiniz birileridir) ezik ya da “eşek” muamelesi görmeden kazanmak isterim. Kendime, aileme ve sevdiklerime yetebilmek isterim bu şekilde. Mesela mağara adamları bunu en kral şekilde yapıyorlarmış. Adam çıkıyor, bir mamutun alnının ortasına çakıyor mızrağı, hop hem bütün ailenin kışlık erzakı hem de kışlık kıyafetleri hazır. Daha ne olsun? Şimdi de mümkün bu durum. Çıkıp da mamut peşinde koşalım, ceylan sıkıştıralım savanada demiyorum elbette. Hayatta her işin bir alternatifi olduğunu düşünürüm hep ve o düşündüklerimi yapabilmek için de bir yol kollarım. Gerçi yaklaşık 15 yıldır ben de sisteme ve ailemin bana dayattıklarına sürekli boyun eğiyorum o ayrı. Misal ben tiyatro ve radyo işi yaptım yıllarca. Bence ve çok kişice çok da iyi yaptım. Önüm açıktı da; ama “olmaz” dediler. “Aç kalırsın, perişan olursun, kapılarda ekmek dilenirsin” dediler. Daha neler dediler de burada yazılmaz sanırsam. Misal ben Youtube işine daha Türkiye’de o kadar popüler olmadan merak sarmıştım. Ama Youtube için gerçekten iş yapmaya daha 1 ay önce başladım. Aha linki bu https://www.youtube.com/channel/UCAo...I5Z09rRHJDAbiA (reklamı da yapmış olayım). Şimdi geriye dönüp bakıyorum da değer miydi bu kadar kendimizi hırpalamaya. Hepi topu 60-70 sene bir ömür yaşayacağız. Allah izin verirse elbette... Gerçi babaannem “ben daha yaşamam” diye diye yarısı alınmış bağırsakla 89 yaşına kadar yaşadı o ayrı mesele. Başkalarının itip kakmasına katlanmadan, “taşı sıkıp da” kendi iaşemizi karşılasak olmaz mı? Hatta sadece kendi yeteneklerimiz dahilindeki işleri icra ederek hem yaptığımız işten keyif alsak hem de para kazansak olmaz mı? Şanslı bir grup dışında kalan bizler için sanırım “yok öyle bir dünya”.

    Siz ne düşünürsünüz bilmem…(öğrenmek isterim elbet) Ayrıca R10’da bu konuyu nereye açacağımı bulamadığım için buraya yazdım. Değer mi gerçekten bu kadar didinip de herkesin aynı anda hayal ettiği sistem masallarına ulaşmaya çalışmaya?
    Örneklerin ve felsefeniz çok güzel hocam.
    Keyifle okudum.
    Teşekkürler
  • 23-09-2020, 23:42:01
    #40
    Para = mutluluk, sağlık, huzur, güven
  • 24-09-2020, 04:37:43
    #41
    Zengin olmayı daha rahat tüketmek, lüks bir hayata ulaşmak olarak gördüğünüz sürece zengin olamayacaksınız. Çünkü tüketmenin herhangi bir sınırı yok, insanları zengin olmaktan alıkoyan da bu tüketim çılgınlığı.

    Tam tersi zengin olmak aslında üretmektir. Bilgi üretirsiniz, mal üretirsiniz, hizmet üretirsiniz. Başkalarını tekrar ederek de üretemezsiniz. Kolay yoldan zengin olma hayalleri de çoğu zaman başkalarının gittiği yoldan gitmek üzerine kurulur. Oysa ki bunu başaranlar kendi yolundan giderek bunu yapıyorlar.

    Kendi 24 saatinizle teoride zengin olmak, işi çok düşük ihtimaller zincirine bırakmaktan başka bir şey değildir. Eğer 10 kişi çalıştırırsanız 1 günde 240 saatiniz olur. 100 kişi çalıştırırsanız 2400 saatiniz olur. 1000 kişi çalıştırırsanız 24000 saatiniz olur. Teoride yine bu 1000 kişilik iş gücüne tek başınıza ulaşmak isterseniz, 1000 yıllık ömür yaşamanız gerekir.

    İrili ufaklı birçok şehir ve kasabada kendi emeği ile bunu başarmış, zengin olarak tabir ettiğiniz insanlara bakın, kendi 24 saatleri ile çalışmıyorlardır.

    Ve en önemlisi de zengin olma meselesinin gerçekten çok çalışmaktan ve ciddi riskler almaktan geçtiğini bilmek gerekir. Günümüz insanı çok çalışmak istemiyor, para kaybetme riski olan işlere de girmek istemiyor, bir gecede zengin olmayı hayal ediyor.

    Zenginlik çocuk büyütmek gibidir, gözünüzün önünde büyüğüdü için ne kadar büyürse büyüsün sizin için hala o dünkü çocuktur. Ne kadar büyüdüğünü görmeniz için geçmiş fotoğraflara bakmanız gerekir.
  • 24-09-2020, 09:30:05
    #42
    dertliA adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    gün gelecek zengin olacağım ama o zaman çok geç olacak. benim kodum 5 2 0 eninde sonunda o parayı bulacağım
    İnşallah bulursunuz diyeceğim hocam da birkaç bin yıl geç kaldınız. Lidyalılar yaptı o işi. Siz en iyisi sizi mutlu edecek kadar helal para kazanmaya bilenin.

    mraydinalper adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Örneklerin ve felsefeniz çok güzel hocam.
    Keyifle okudum.
    Teşekkürler
    Ben teşekkür ederim. Aldığım keyif kadar verdiysem ne ala.

    skurtoglu adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Para = mutluluk, sağlık, huzur, güven
    Mutsuz, hasta, huzursuz ve güvende olmayan zenginler tanıyorum. "Parayla saadet olmaz" geyiğine girmeyeceğim; ama parayla saadet olmaz Ayrıca yazdığım yazı zenginlik karşıtı bir yazı değil.

    Old adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Zengin olmayı daha rahat tüketmek, lüks bir hayata ulaşmak olarak gördüğünüz sürece zengin olamayacaksınız. Çünkü tüketmenin herhangi bir sınırı yok, insanları zengin olmaktan alıkoyan da bu tüketim çılgınlığı.

    Tam tersi zengin olmak aslında üretmektir. Bilgi üretirsiniz, mal üretirsiniz, hizmet üretirsiniz. Başkalarını tekrar ederek de üretemezsiniz. Kolay yoldan zengin olma hayalleri de çoğu zaman başkalarının gittiği yoldan gitmek üzerine kurulur. Oysa ki bunu başaranlar kendi yolundan giderek bunu yapıyorlar.

    Kendi 24 saatinizle teoride zengin olmak, işi çok düşük ihtimaller zincirine bırakmaktan başka bir şey değildir. Eğer 10 kişi çalıştırırsanız 1 günde 240 saatiniz olur. 100 kişi çalıştırırsanız 2400 saatiniz olur. 1000 kişi çalıştırırsanız 24000 saatiniz olur. Teoride yine bu 1000 kişilik iş gücüne tek başınıza ulaşmak isterseniz, 1000 yıllık ömür yaşamanız gerekir.

    İrili ufaklı birçok şehir ve kasabada kendi emeği ile bunu başarmış, zengin olarak tabir ettiğiniz insanlara bakın, kendi 24 saatleri ile çalışmıyorlardır.

    Ve en önemlisi de zengin olma meselesinin gerçekten çok çalışmaktan ve ciddi riskler almaktan geçtiğini bilmek gerekir. Günümüz insanı çok çalışmak istemiyor, para kaybetme riski olan işlere de girmek istemiyor, bir gecede zengin olmayı hayal ediyor.

    Zenginlik çocuk büyütmek gibidir, gözünüzün önünde büyüğüdü için ne kadar büyürse büyüsün sizin için hala o dünkü çocuktur. Ne kadar büyüdüğünü görmeniz için geçmiş fotoğraflara bakmanız gerekir.
    Yazdığım yazının hiçbir yerinde "kahrolsun zenginlik, sürünsün zenginler" sloganı ile bir cümle kurmadım. Zira eleştirdiğim husus çalışmak ya da zengin olmak değil. Bölüşerek kazanmak, kazandıkça büyümek ve daha fazla bölüşecek şey elde etmek karşı olabileceğim bir husus değil zaten. Dünyadaki paranın ya da değerli varlıkların çok büyük bir kısmının birkaç aile tarafından yönetildiğini artık herkes biliyor. 80 yaşına geldiğinde hala "ben niye öbürleri kadar zengin değilim" hayıflanması ile sürüne sürüne işe gidip milletin ağzından burnundan getiren kodamanlar yok mu? Öyle hayal ettiğiniz ya da savunduğunuz gibi bir neşe treni havasında üretime katkı sağlamak için kafa yormuyor çok zengin adamlar. Öyle olsaydı Amazon çalışanları isyan bayrağını açmaz, çok büyük sermayeli şirketlerin çalışanlarının hiçbiri belirli bir standardın altında yaşamazdı. Hırs insanı müthiş bir açlığa ve körlüğe götürür. Zenginlerin gözü doymadan fakirlerin karnı doymaz! Zengin olurken kontrollü olmazsanız ve sizin de bahsettiğiniz gibi geldiğiniz yeri sık sık hatırlamazsanız yeni Firavunlardan biri olursunuz.
  • 24-09-2020, 10:23:03
    #43
    Bundan 15 sene önce olsa çok zengin değil çok çok çok zengin olmak isterim derdim muhtemelen. Ancak yaş biraz ilerleyip çoluk çocuğa karşınca fikirler değişiyor. Çok çok çok çok zengin olmak için "bence" bir ev, bir araba, temel ihtiyaçları karşılayacak kadar alım gücü, bir de sağlıklı ve huzurlu bir aile ortamı yeterli. Buradan yola çıkarsak kendi kriterlerime göre çok zengin olduğumu düşünüyorum;

    Bir ev ("Alamanyadan yeeanim gelecek, evi boşaltın" repliğine maruz kalmamak ve hatta acaba şu duvara bir tablo assam ev sahibi sıkıntı yaratır mı düşüncesi olmaması için), arabayı peşinat verip kalanı krediyle aldık daha uzun yıllar borcu var ama dert değil,
    Bir araba (çocukları alıp hastaneye gideceğinde veya keyfi olarak dolaşmaya gitmek istediğimde kimseden rica etmek gerekmesin diye), evi alınca tipoya döndük (kapıdaki tipo hayaldeki Rolls Royce'dan iyidir),
    Temel ihtiyaçları karşılayacak alım gücü,
    Bir de sağlıklı, huzurlu bir aile. 1 yaşında bir oğlum var hepinizin ellerinden öper (:
  • 24-09-2020, 10:27:54
    #44
    technoturk adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Bundan 15 sene önce olsa çok zengin değil çok çok çok zengin olmak isterim derdim muhtemelen. Ancak yaş biraz ilerleyip çoluk çocuğa karşınca fikirler değişiyor. Çok çok çok çok zengin olmak için "bence" bir ev, bir araba, temel ihtiyaçları karşılayacak kadar alım gücü, bir de sağlıklı ve huzurlu bir aile ortamı yeterli. Buradan yola çıkarsak kendi kriterlerime göre çok zengin olduğumu düşünüyorum;

    Bir ev ("Alamanyadan yeeanim gelecek, evi boşaltın" repliğine maruz kalmamak ve hatta acaba şu duvara bir tablo assam ev sahibi sıkıntı yaratır mı düşüncesi olmaması için), arabayı peşinat verip kalanı krediyle aldık daha uzun yıllar borcu var ama dert değil,
    Bir araba (çocukları alıp hastaneye gideceğinde veya keyfi olarak dolaşmaya gitmek istediğimde kimseden rica etmek gerekmesin diye), evi alınca tipoya döndük (kapıdaki tipo hayaldeki Rolls Royce'dan iyidir),
    Temel ihtiyaçları karşılayacak alım gücü,
    Bir de sağlıklı, huzurlu bir aile. 1 yaşında bir oğlum var hepinizin ellerinden öper (:
    Ev huzurlu, araba bakımlı, evlat hayırlı olsun inşallah. Şu duruma göre ben henüz 3'te 2 yapmış durumdayım. Zengin olacağım günü iple çekiyorum.
  • 24-09-2020, 10:31:24
    #45
    elinize sağlık hocam çok güzel bir yazı