• 22-08-2013, 09:38:32
    #1
    Yeni bir site açtık arkadaşlarla, orada yazdığım ilk yazıyı sizlerle paylaşmak istedim, çünkü yorumlarınızı bekliyorum.

    Alıntı
    KiviHaber’in ilk yazısını yazmak da bana düştü ve bu fırsatı şu anda bulunduğum ABD’de yapmış olduğum gözlemleri ve böyle giderse neden hep ABD’nin arkasından geleceğimizden bahsederek kullanmak istiyorum.



    Amerika’ya daha önce de gelmiştim ama şimdi okumaya geldim ve yaklaşık iki haftadır buradayım ve iki haftada karşıma çıkan iki ana neden var, neden hiçbir zaman Amerika’yı geçemeyeceğimizle alakalı. Bu iki nedeni de anlatacağım ve karşılaştırma yapıp, mümkün olduğunca benim gördüklerimi görmenizi sağlamaya çalışacağım.

    1- Doymuşluk
    2- Toplumsal düzen ve güven

    Doymuşluk dediğimiz şey midenin doymuş olmasından çok gözünüzün doymuş olmasıdır ve ne yazık ki bizde bu yok. Karşı çıkabilirsiniz, bizde doymuş bir milletiz, azla geçinmeyi biliriz diyebilirsiniz, ancak bu konunun azla geçinmekle ya da parayla alakası yok. Benim Türkiye’de gördüğüm en bariz örneklerden bir tanesi IKEA’daki yemek bölümü. Bazılarınız belki bilmiyordur, hiç gitmemiştir, IKEA’daki sistem şöyle çalışıyor, reyondan bir adet bardak alıyorsunuz ve bu bardakla sınırsız içecek alabiliyorsunuz, hiçbir şekilde sınır yok. Ben Türkiye’de bu servisi sadece IKEA’da gördüm ama Amerika’da neredeyse heryerde var. (Konu şu anda yemeğe bağladı biliyorum, ama ileride bir yerde, toplanacak konu merak etmeyin )

    Müşteri kısmına gelecek olursak, burada (Amerika’da) insanlar bu aldıkları bardakları sınırsız olarak düşünmüyorlar, çünkü zaten sınırlı olsa da olmasa da ya bir ya da iki defa içecekler, o yüzden de refill (yeniden doldurma) sistemini ya bir defa kullanıyorlar ya da hiç kullanmıyorlar, kullansalar da zaten çoğu buz oluyor bardakların… Neyse, şimdi bir de bize bakalım, eğer IKEA’ya daha önceden gittiyseniz, yüzünüzdeki gülümsemeyi tahmin edebiliyorum, çünkü ya siz de yaptınız ya da buna şahit oldunuz; IKEA’ya her gittiğimde aynı manzarayı görüyorum, kocaman bir aile gidip (8-10 kişi) bir bardak alıp, o bardağı sömüren mi istersiniz, yoksa makinenin başında durup bardağa verdiği parayı hatta daha fazlasını çıkarıp IKEA’yı nasıl daha fazla zarara sokacağını düşünen kişileri mi istersiniz fark etmez çünkü hepsinden var bizde. Bence bu olmaması gereken birşey, ne gelişmiş bir ülkede ne de gelişmekte olan bir ülkede böyle bir görüntünün oluşacağını düşünmüyorum. Şimdi bazılarınız bizim Türkler olarak sürekli kullandığımız fakir edebiyatına danışabilir ama buradaki durumun bununla bir alakası olmadığını biliyoruz. Yani bir somona 9TL veren birine bir bardağa 2TL vermenin koyacağını düşünmüyorum. Bunun insanın içinde bulunması gereken birşey olarak düşünüyorum.

    Doymuşluk konusu bence bu yazının içinde tamamen anlatılmak için bence uzun, o yüzden bir sonraki yazımda da onu işlemeyi düşünüyorum.

    Bahsettiğim ikinci konu ise toplumsal düzen ve güven. Burada insanlar birbirlerine güvenebiliyorlar ve aralarında bir düzen var. Tamam, aralarından silahla okulu basıp katliam yapanlar da çıkıyor ama genele baktığınızda o düzeni ve güveni çok rahat bir şekilde görebiliyorsunuz. En basit örnek araba kullanırken, anayolda giderken, yan yoldan bir araba yaklaştığında frene basmıyorsunuz, çünkü arabanın Türkiye’deki gibi yola atlamayacağını biliyorsunuz. Yaya geçidinden geçerken arabaların duracağını bildiğiniz için koşmuyorsunuz ve endişeli olmuyorsunuz. Starbucks’a girdiğinizde tuvalete giderken yarım saatliğine ya da çamaşırhanede eşyalarınızı birkaç saat bıraktığınızda bile birşey olmuyor. Tamam insanlar polisten korkuyorlar ve heryerde kameralar var ama otokontrol ve onur diye de şeyler var. Kameralar Türkiye’de de var ama çok önlediği söylenemez.

    Ama en çok sevdiğim ve aynı zamanda üzüldüğüm konu ikili ilişkiler. Yani Amerika’da yolda gördüğünüz kişilere “Merhaba, nasılsın?” diye sorup direkt olarak konuşmaya başlayabiliyorsunuz ya da bir markete, bir restoranta gittiğinizde sizden önce oradaki görevliyle bir sohbet başlatmanız bekleniyor, yani normali o. Bir marketten yumurta alacaksanız bile kasiyerin nasıl olduğunu, gününün nasıl geçtiğini sorabiliyorsunuz ve o kişilerle konuşurken yüzlerinde gördüğünüz o gülücük sizin gününüzü nasıl güzel bir hale getiriyor anlatamam. Bu kısım en sevdiğim kısım. En üzüldüğüm kısımsa, bugün bir Amerikalı ile konuşuyorduk, adı Lyndsey ve bana Türkiye’yi ve Türk insanlarını sordu. İstanbul’u anlattım, hayran kaldı iki kıta olduğunu duyunca falan ama işin beşeri kısmına geçince o şaşırdı, ben de kendimi bunları anlatmak zorunda hissettiğim için üzüldüm. Kıza geçen gece dolaşırken, üç kişinin beni durdurduğunu ve bir anda onlarla (doğal olarak) İngilizce konuşmaya başladığımı ve neredeyse 45 dakika – 1 saat boyunca onlarla konuştuğumu anlattım ve bu insanları konuşmaya başlamadan önce tanımadığımı anlattım. O da normalde geçen herkese el sallayıp, merhabalaştığını söyledi, bunu okurken bile size bu davranış garip gelebilir, ben de zaten ona bunu eğer İstanbul’a gelirse böyle birşey yapmaması gerektiğini, yaparsa yanlış anlaşılabileceğini anlattım ve kız hem şok oldu hem de korktu. Ben de ne yalan söyleyeyim, utandım, çünkü ben de biliyorum ki, ben de herkese “Merhaba” dersem ve el sallarsam İstanbul’da garip karşılanırım, birileri durur ve “Bir sorun mu var ne oldu?” diye sorar, hatta onlara asıldığımı düşünen bayanlar olabilir. Halbuki insanlarla sürekli olarak selamlaşmak, onların yüzüne gülümsemek ve onların yüzlerindeki gülümsemeyi görmek günümün sürekli olarak çok güzel geçmesini sağlıyor. Umarım bizde de bu alışkanlıklar yakında gelir.



    Biraz uzun oldu, biliyorum, ama istediklerimin tamamını anlatamadım bile. Sonraki yazılarımda da bu konulara tekrardan değinip, daha da çok açmak ve bizden farklı ne yapıyorlar da bu kadar öndeler, bunları ortaya koymaya çalışacağım. Arada tabi başka konularla ilgili yorumlarımı, gözlemlerimi ve deneyimlerimi aktarmayı da düşünüyorum.

    Şimdilik bu kadar.
    Sitenin adresi : www.KiviHaber.com
    Sloganımız : Meyve olan değil, Hayvan olan
  • 22-08-2013, 09:48:55
    #2
    sonuna kadar haklisin ve yerinde bir yazi avrupadaki ulkelerin cogunu gezdim oralarda oyle
  • 22-08-2013, 09:55:14
    #3
    Üyeliği durduruldu
    sitenin temasında kaymalar var hocam
  • 22-08-2013, 10:41:44
    #4
    Katılmıyorum. Amerika bizden ve dünyadan bu bahsettikleriniz nedeniyle önde değil. Teknoloji ve ekonomik alanda dünyanın hep önünde olacağı bir gerçek ama 300+ milyonluk Amerika'yı böyledir şöyledir diye sınıflandırmak yanlış. Hiçbir toplum homojen değil. Tabii 5-10 milyonluk bazı Avrupa ülkeleri için sınıflandırma yapılabilir.
  • 22-08-2013, 21:14:20
    #5
    Kimlik doğrulama veya yönetimden onay bekliyor.
    İçki, kumar, fuhuş, cinsel sapmaların hakim olduğu; ne kadar değiştirilmiş olsa da kendi dinine dahi hakaret içinde olan ateizm eğimli bir toplum mu gelecek vaad ediyor? Yoksa emperyalist çıkarlarla dünyayı sömüren bir toplum mu gelecek vaad ediyor?

    İnkâr edenler, kendilerine vermiş olduğumuz mühletin, sakın kendileri için hayırlı olduğunu sanmasınlar. Biz, onlara ancak günahları artsın diye mühlet veriyoruz. Onlar için alçaltıcı bir azap vardır.

    ALI IMRAN suresi 178. ayet.
  • 22-08-2013, 21:51:57
    #6
    HS_Abdullah adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    İçki, kumar, fuhuş, cinsel sapmaların hakim olduğu; ne kadar değiştirilmiş olsa da kendi dinine dahi hakaret içinde olan ateizm eğimli bir toplum mu gelecek vaad ediyor? Yoksa emperyalist çıkarlarla dünyayı sömüren bir toplum mu gelecek vaad ediyor?

    İnkâr edenler, kendilerine vermiş olduğumuz mühletin, sakın kendileri için hayırlı olduğunu sanmasınlar. Biz, onlara ancak günahları artsın diye mühlet veriyoruz. Onlar için alçaltıcı bir azap vardır.

    ALI IMRAN suresi 178. ayet.
    Arkadaş öbür tarafta kim daha çok azap çekecek dememiş hocam, maalesef müslüman ülkelerinin çoğu, hatta tamamı diyebiliriz gelişemeyen ülkeler. Eminim herkes İslamı gerektiği gibi yaşasaydı(en başta iktidar) çok çok daha gelişmiş bir ülke olabilirdik.

    Amerikanın durumu için de gün olur devran döner diyorum, bir zamanlar tüm dünyanın özendiği bir ülkeydik. Avrupalılar imrenip marşlar bestelerdi. (http://tr.wikipedia.org/wiki/T%C3%BCrk_Mar%C5%9F%C4%B1)
  • 22-08-2013, 22:11:41
    #7
    O değil de burger king vs yerlerde bizde de onlardaki gibi sınırsız içecek olsa acaba yarın nasıl manzaralarla karşılaşırız Restoranlarda, lokantalarda sınırsız kola, ayran, gazoz olsa mesela. Ki biz suya bile para veren milletiz. Sürahi ile su veren çok az yer kaldı
  • 23-08-2013, 01:14:36
    #8
    HS_Abdullah adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    İçki, kumar, fuhuş, cinsel sapmaların hakim olduğu; ne kadar değiştirilmiş olsa da kendi dinine dahi hakaret içinde olan ateizm eğimli bir toplum mu gelecek vaad ediyor? Yoksa emperyalist çıkarlarla dünyayı sömüren bir toplum mu gelecek vaad ediyor?

    İnkâr edenler, kendilerine vermiş olduğumuz mühletin, sakın kendileri için hayırlı olduğunu sanmasınlar. Biz, onlara ancak günahları artsın diye mühlet veriyoruz. Onlar için alçaltıcı bir azap vardır.

    ALI IMRAN suresi 178. ayet.
    Sevgili üstad, elhamdülillah Müslümanım. Fakat arkadaşın söylediği ve sizin bahsettiğiniz konu arasında çok büyük fark var.
    Bakın Yusuf İslam'ın çok sevdiğim bir sözü vardır "İyi ki Müslümanlar'dan önce İslamı tanımışım" diye. Burada çok doğru bir noktaya parmak basıyor aslında, bakın, günümüzde Müslüman ülkelerin geneline baktığınızda bizim ülkemizde dahil olmak üzere bir toplum huzuru ve güven yok denecek kadar az, ne kadar tezat değil mi Müslüman bir ülke de yaşıyor iken bunların böyle olması. Şimdi bu bahsettiğimiz emperyalist toplumlar ne kadar örnek alınamayacak olsalar da toplumda bir şekilde otokontrol yaratmayı başarmışlar. Öncelikle bu tarz toplumlarda bizim dinimizde "kul hakkı" sayılan çoğu şeyin o insanlar tarafından gözetildiğini görebilirsiniz. Vergi kaçırmazlar, başkasının sırasını işgal etmezler, devletin malına zarar vermezler gibi daha nice örnekler.

    Burada şu karşı cevap verilebilir, "ee kardeşim Müslüman ülkeler gelişmiş değil ondan oluyor bunlar" konunun bu cevapla hiç bir alakası yok, Osmanlı'da birden güçlenmedi savaşarak, doğruyu doğru şekilde yaparak büyüdü değil mi ?

    Birde mevzunun ikinci kısmı olan insan-insan ilişkileri var, hangi dine mensup olursa olsun insanlar birbirlerine saygılı olduğu sürece birbirlerinin hakkını hukukunu gözettikleri sürece problemler yaşanmaz.
    Bizim dinimiz bize hep bu şekilde doğruyu gösteriyorken başta bizim toplumumuz olmak üzere bir çok İslam toplumunun bunların tam zıttını yapması gerçekten çok büyük hüsran.

    Şahsım adına ben buna çok üzülüyorum açıkçası, camide beraber safa durduğumuz adamın camiden sonra arkadaşının arkasından konuşması benim canımı acıtıyor açıkçası veyahut arabayla yolda giderken yayaya yol vermemesi bunlar çok ince ayrıntılar fakat zaten bu şekilde bir düzen kurulduğunda resmin diğer yüzünü görmeye başlayabiliriz.

    Şimdi siz yukarıda bir ayet paylaşmışsınız ayette yazanlar gayet açık ve net fakat sizinde benimde herkesin biz bu ayeti okuyoruz/biliyoruz ama bizde daha iyi olmak, dünyaya örnek olmak için en azından Allah rızası için ne yapıyoruz diye sormamız lazım değil mi kendimize ?
  • 23-08-2013, 01:18:47
    #9
    Kimlik doğrulama veya yönetimden onay bekliyor.
    Kivi diye kuş olduğunu 21 yaşında öğrendim ya la.