Henüz 17 yaşında iken, hayallerini de kendisiyle birlikte alıp götüren bir kız vardı. Bir buçuk yaşında iken açık kalp ameliyatı olmuş, kalbine yapay damar takılmış, 40 gün komada kalmıştı. Tabii o zamanlar, o kızın çok fazla yaşayacağına kimse ihtimal vermedi. En fazla 7 yaşına geldiğinde ölür dendi. 17 yaşına kadar dayandı.
Birinci ölüm yıl dönümü yaklaşırken, onun ölümüne hala alışamadığımı fark ettim kategoriyi görünce. Forumda pek aktif sayılmam ancak Aramızdan Ayrılanlar kategorisini görünce onun hakkında bir şeyler yazmak geldi içimden. Ne zaman olduğu pek önemli değil, aramızdan ayrıldı işte...
Bir gün psikolog, bir gün iç mimar, diğer gün doktor olmak isteyen çok başarılı bir öğrenciydi bu kız. Aile içinde yaşadığı sorunların yanı sıra, hep sağlığı için mücadele verdi. Hayatı hep kısıtlamalarla geçti... asla koşamadı, asla dönme dolaba binemedi, asla merdivenleri hızlı hızlı çıkamadı, asla yeteri kadar heyecanlanamadı. Hep halsiz, hep mücadele içinde geçirdi hayatını.
Bunca şeyin onun üzerinde bıraktığı olgunluğu takdir ettim hep. Bebekliğini, çocukluğunu, gençliğini gören bir ablası olarak, yaşadığı onca şeyin onun karakterinde bıraktığı izlere şahit oldum yıllarca. Kalbi kocaman bir genç kızdı, kalbi onu yarı yolda bırakmasına rağmen. Ekim ayında kalp krizi geçirerek hayata ve bizlere veda etti. İyi olması için dua ederken, ölüm haberini aldığım o telefonu asla unutamayacağım galiba. Onun hakkında o kadar çok şey yazabilirim ki... ancak yapamayacağım galiba daha fazla. Kelimeler düğümleniyor benim için.
Umarım bir gün yeniden huzurlu, mutlu ve sağlıklı olduğumuz bir yerde, sonsuz gökyüzünün altında, ayaklarımızın altında yemyeşil çimenler varken karşılaşırız. Telefonumda, "Abla müsait misin arayacağım." mesajlarını görmeyi özledim, bi hayli uzun zamandır göremiyorum, insan alışamıyor. Alışamıyor ama bununla yaşamayı öğreniyor. Öğreniyor insan... yoksa çok zor. Dualarınız Derya için olsun umarım. Sevgiler, saygılar...

