![]() |
Alıntı:
|
Alıntı:
Arkadaşta cevap vermiş zaten. Sünnet tırnak ve saç gibi değildir. Sünnetin zararlı olduğunu biliyorum ama burada anlatmakta zaman kaybetmek gibi geliyor. İstiklal marşı örneğine gelelim. Eğer Türkiye'nin %99'u Türkçe dışında 2.dil olarak Arapça biliyor olsaydı ben de işte o zaman ezan Türkçe okutulsun demezdim. Velhasılı Ezan Türkçe okutulmalıdır. |
|
Alıntı:
2. Senin mantığa göre Kürtlerin çoğunluk olduğu yerlerde İstiklal Marşı Kürtçe okunabilir mi yani yada daha merkeze doğru inelim. Bir okulda 10 Türk ,90 Kürt var. ( Ee onlar Türkçe biliyorlar deme 1. Sınıfa gelenlerin çoğu sıfırdan öğreniyor Türkçeyi ) İstiklal Marşı veya eğitim oradaki çoğunluğa göre Kürtçe mi olmalı. ( Bu tamamen örnektir şimdi gelip ırkçının biri laf etmesin ) . |
Bunları sorgulayanlar için İmanın 6 şartı mevcut ; İnanırsan şartlar ortada görmek isteyene mucizeleride var İnanmazsan inanmayabilirsin özgürlüğün var; ama ölümden sonra inanlara, kurallara uyanlara ödül vadedilmiş inanmayanlara da azap Hesap açık Esas risk budur.. |
Alıntı:
ikinin cevabı : dünyada dediğin kadar çok din yok. var olanlar da birbiriyle bağlantılı.bunları iyi incelersen islama çıkarsın. üç soru da sana: ölümden sonrası diye bir şey yoksa ölünce biz yok mu olacağız? bu sonuç sizi dehşete düşürmüyor mu? 7milyar insan aptal siz üçbeş bin insan mı akıllı?mantıken bu sana doğrr u geliyor mu? cern de ki deneyin sonucunu oradaki bilimadamlarının tanrı hakkındaki görüşlerini okudun mu sen? Alıntı:
|
Alıntı:
2. Yabancı film çıkar ve Türkiye'ye gelir. Geldikten sonra stüdyolarda Türkçe dublaj veya Türkçe altyazı yapılır. Çoğunluk o filmin orjinal dilini bilmediği için yani anlamadığı için bu işlem yapılır. Kuranın orjinali Arapça ve İslamda evrensel değil mi? Bunun aynı yabancı film gibi olduğunu düşün ve insanların anlamak için kendi dillerine çevirdiğini aynı zamanda okuduğunu düşün. Bunun neresi yanlış olurdu? Neyse benden bu kadar. Görüşmek üzere... |
Alıntı:
Türkçede karşılığı olmayan veya anlamını karşılamayan bir ingilizce kelime olunca orjinali gibi mi olmuş oluyor ? Kısır döngüye gireceğiz. Selametle uzaylı yoldaş ! |
Alıntı:
|
Alıntı:
|
Alıntı:
bu dediklerini doğru kabul edelim ve şöyle düşünelim : yönetmen aynı filmi yeniden çekmiş olamaz mı? Alıntı:
ömerhayyamın üç beş beytini alarak işimize geldiği gibi yorumlamak gerçeklerden kaçmak olur. büyük resmi kaçırırsan ayrıntılarda kaybolursun. büyük resim şu : yaratıcı bilinmek için yarattı. bilinmek övülmek için. her insana bir handikap verdi onlara rağmen yarışa çıkardı finişe dediği şekilde varırsan kazanacaksın. sıkıyorsa yarışma madem. ölsenize. sor nefsine kolay mı? ya da yok yaratıcı gücünü göster ne yapabiliyorsun?bulsun ölümsüzlüğü insanlık? daha doğaya hükmedemiyor tam manasıyla. amacınız gerçekten sorulara cevap almak mı yoksa kendinizi rahatlatmak mı? kısa yol varsa biz de öğrenelim. a ma sanmıyorum. demek istediğim dinsiz olmak düşünen beyinler için kolay bişey değil. inanmadığı halde bu dünyada borç harç içinde yaşayanlara asgari ücretle çalışanlara ya da hala eşşek gibi sistemin emir eri olanlara şaşıyorum. madem sonrası yok neden her yol mübah demiyorsunuz bunu hem merak etmişimidir. bana evrensel ahlak falan demeyin sakın. @hyperiahd; Alıntı:
https://www.youtube.com/watch?v=-r6v_jumdNM https://www.youtube.com/watch?v=F0z1nLPsMvk https://www.youtube.com/watch?v=TZUpkjmDNWM |
bak bu da övmek için anlatıyor ama ne kadar komik oluyor. https://www.youtube.com/watch?v=s8hPv4HTomc Alıntı:
|
Alıntı:
|
Alıntı:
Size göre inançsızların hepsi suç makinesi olması lazım, yok böyle bir şey onur diye bir şey var kanunlar var kötülük yaparsan kötülük bulursun, daha bir sürü etken sayılabilir. |
Alıntı:
|
Alıntı:
Bana sorduğunuz sorulara gelecek olursak; 1-) Beni dehşete düşürmüyor. 2-) 7 Milyar insanın inanan olduğunu söylemene mi yanayım, Tarihte ki en büyük diyebileceğimiz bilim adamlarının ateist olduğunu göz önüne almamana mı yanayım bilemedim. Şuan yapılan araştırmalara göre Dünyada 1 milyar ateist var. Bunların içerisinde deistler vs.. yok bu arada. Sadece kendine ATEİSTİM Diyenlerin sayısı 1 milyar. Onu geç, Ülkede ki kendine müslümanım deyip besmele çekmeyi dahi bilmeyen insanları da göz önüne alırsan bu denklem direk çürür. Gelen çoğu savunmanın aksine açık ara üzgünüm fakat bana en saçma gelen 2. savunma sizinki oldu. |
Dinin ne işe yaradığını anlamak istiyorsanız TRT Haber'i açında Diyanet İşleri Başkanının yaptığı algı operasyonlarını izleyin. Tüm soruların cevabını almış olursunuz. |
Alıntı:
Bugün dünyanın yuvarlak olduğundan, ya da enfeksiyonları mikroorganizmaların yaptığından şüphen var mı? 1000 sene önce dünya nüfusunun %99,99999 'u dünyayı düz, hastalıkları da tanrının gazabı laneti olarak görüyordu. Dünyanın yuvarlak olduğunu söyleyen bir kaç cesur bilim insanını da engizisyon mahkemesine çıkarıyorlardı. Yani çoğunluğun tercihi normaldir, peki çoğunluğu tercihi her zaman doğru mudur? 7 milyar adam yanılıyor olamaz diye inanan adamın ki iman değil sürü psikolojisi olur. Ayrıca 7 milyar insanın bir dine sahip olduğu çok abartı. Çünkü bu dinler arasında uçurumlar var. Mesela hindistan ve çin'in nüfusu dünyanın yarısına yakın. Ve buralardaki dinler ateistten beter direk putperest ))) Yani 7 milyar insanın ahirete iman ettiğini düşünerek imanını desteklemeyi tercih ediyorsan dünyanın %75'inin başka din seçtiğini de farkedip şüpheye düşmen lazım ))) |
Alıntı:
Ateistlerin çoğu, kendi akılları ve mevcut bilimsel yöntemlerle Allahın varlığı TESPİT EDİLEMEDİĞİ için kabul etmezler. Bununla ilgili çok şey söylenilebilir. Ben ise herkesi ait olduğu yerde bırakmayı tercih ederim. Allahın varlığı konusunu felsefi ya da bilimsel alanda tartışılabilecek bir şey değildir. Ama bir de şu var. Eğer Allah bu yollarla tespit edilebilseydi o zaman diğer varlıklarla aynı ketegoride değelendirilebilirdi. Yani görebildiğin ispatlayabildiğin bir şey zaten ilah olamaz. Ancak tanrı olur, put olur, totem olur. Allah insanları ve bilimi yaratırken bu soruları soracağımızı zaten biliyordur. Kendi varlığı ile ilgili olarak bize peygamberler ve kitaplar göndermiştir. Bugün sorulan soruların birçoğu zaten binlerce yıldır binlerce kişi tarafından soruldu. Allahın varlığı doğrudan değil dolaylı yoldan ele alınmıştır. Sen holdingde bir işçi olarak çalışırken büyük patronu hiç görmezsin. Ama birçok belge işaret ve sistem sayesinde bundan şüphe etmezsin. Bu sadece basit bir örnek. Durumu anlamak için başkaca örnekler de verilebilir. *** Bizim Allahın varlığı ile ilgili sadece iki kaynağımız var. peygamberler ve kutsal kitaplar. Demek ki Allah bunları bize yeterli görüyor. Bir insanın sorması gereken asıl soru: PEYGAMBERLER VE KİTAPLAR NE KADAR GÜVENİLİRDİR? Herhangi bir gerekçeyle bunlara inanmayanlar ahirette bunlardan sorulacaktır. Bugünkü ateistler de BİZ ONLARA İNANMIYOR VE GÜVENMİYORDUK diye cevap verecekler. *** ***************** 2. Tarih boyunca insanlarn az bir kısmı hak dini kabul etmiştir. Kabul edenler de bir süre sonra dini bozup kendi isteklerine göre değiştirmiştir. Bugün dindar müslümanların birçoğu da DİNİ GELENEK HALİNE GETİRMİŞTİR. Bu yüzden dinden çıkmaya bile sebep olacak birçok hatayı işliyorlar. Bugün islam hakkında bazı doğru şeyleri söyleyip insanlara uymalarını söylerseniz: müslümanların ciddi bir çoğunluğu sizi dışlayacak hakaret edecektir. Bu bir gerçek. Tarih boyunca hıristiyanlık yahudilik ve diğer dinlerde de böyle oldu. Yani demek istediğim, bulunduğu yeri uyduğu dini sorgulayan, aklı ile doğru yanlışı ayrt etmeye çalışan çok az kişi bulunur. İslamda istenilen de tam olarak bu. Aslında çelişki gibi görünüyor. *** Dinde temel olan peygamberlere ve kutsal kitaplara itaat etmektir. Bunlardan gelen temel tevhid esesları bellidir. İnsanlar zaman içinde dini tahrip etmeye başlar, içine hurafe batıl bidatler doldurur. En sonunda insanlar bu hurafelere koşulsuz itaat eder. Gerçek din içerisindeki birçok hak ise unutulur. Bugün sünni türkiye, alevi-şii-caferi-nusayri toplumlar, vahhabi arabistan, şii iran vd kültürlerin hemen hepsi bu hatayı yapıyor. benim yolum doğru diğerleri kafir demek hatalıdır. Bugün sünnilerin doğru yaptığı konuda aleviler hata yapıyor Alevilerin hata yaptığı konuda sünniler doğru Vahhabilern hata yaptığı yerde şiiler doğru yapıyor Şiilerin hata yaptığı yerde vahhabiler. Bu liste uzattıkça uzatılabilir. ******* Alıntı:
Ateistlere ve hakaretlerine olan öfkeni anlayabiliyorum. Fakat bunların birçoğunun sebebi de hormonlu dindeki çelişkiler açmazlar ve hatalardır. Cehennemde münafıkların yeri kafirlerden de beterdir. Öncelikle münafıkların yaptığı din tahribatını tam olarak görseniz inanın bana ateistlerle uğraşmaktan vazgeçersiniz. Bir ateistin hakaretten başka zararı olmaz. fakat münafık ve müşrikler dini tahrip ederken insanları hak adına batıla sürüklüyor. Şirkin affı mazereti dönüşü yoktur. Bugün birçok mezhep tarikat cemaat hoca şeyh şıh insanı şirke batırıyor. Alıntı:
2. Sümerlilerden önce hiç insan ve medeniyet yok muydu? |
Alıntı:
Konu Sümerlilerden önce bir medeniyet var mı yok mu değil? Konu neden islam ben şu anda inanılan üç büyük dini inanç sisteminin de ondan çok fazla alıntı yaptığını ve bilinen en eski yazılı kayıtlar onlarda olduğu için onları referans gösterdim. |
Sözler köşkü adlı tamamen mantıktan uzak, bastan aşağı kurgusal bir kanalı izlemek dine olan inancınızı bir kez daha sorgulatıp ülkedeki deizm ve ateizm sayısına katkı sağlayan bir kanaldır. Ateist vs diye çıkardıkları kişiler muhtemelen anlaştıkları, arkadaşları falan ya da cidden cahil cühela tayfa. Saçma bir şey sorup alakasız saçma sapan örnekler verip kendilerince yaptıkları tartışmayı yendiklerini sanıp kendilerini tatmin ediyorlar. Öte yandan konu sahibi arkadaşım, bizim ülkede hala maalesef dini konuları seviyeli bir şekilde tartışabileceğimiz ya da hakarete, tehdite maruz kalmayacağın seviyeye gelmedi. O yüzden cevapları seni yargılamayacak, objektif bakacak birilerine sormanı öneririm. Elbette bu kesinlikle cami imamları denen çoğunluğu temsil ettiği dinden bihaber kişiler olmamalı. Ayrıca bu sorular ne ki daha neler neler gelecek aklına, bir de o sorulara gelen alakasız cevaplar ve örneklemeleri görüp kendi çıkarımını kendin yapacaksın. |
|
'düşünüyorum,o halde varım.' bu, şüpheden bilgiye geçiştir. #Descartes Bence düşünen bütün insanlar, başkalarının din yada dinsizlik anlayışına saygılıdır. |
Alıntı:
1976 atesitler için milat olmuştur. Bulunan en eski kayıtlar bunlar olduğu için 3 kutsal dine copy paste yaftası yapıştırmak için mal bulmuş mağribi gibi yapışmışlardır. Fakat yahudilik tarihini nereye kadar uzandığı tam olarak bilinemiyor bu 1. Zamanla daha eski eserler de bulunuyor bu 2. Eski eserler eski medeniyetler eski kayıtla bulundukça tarih hakkındaki bilgimiz sürekli değişecek ve gelişecek bu 3. *** Yahudilik hıristiyanlık ve islam ilk geldiklerindeki halleri temelde aynıdır. Kitaplardaki dil farkı içerik farkı sadece detaydır. Tevhid akidesinden tutun ahlka ve hkuk kurallarına, eski yaşanmış olaylardan bahsedilmesine semavi dinler temelde aynıdır. Bu yüzden kendi aralarında benzer yönleri olması normaldir. *** İslam tarihi insanlık tarihi kadar eskidir. Sümerlerden önce de peygemberler ve dinler gelmiştir. O peygamberler ve dinlerden kalan metinlerin sümer kayıtlarına girmiş olması kadar doğal bir şey olamaz. *** Arkeoloji geliştikçe , eski eserler bulundukça tarih ile ilgili bilgimizde çok fazla değşşim olacak. bakınız göbeklitepe. balkanlarda bulunan Tartaria yazıtları sümerlerden 2000 yıl daha önce. Göbeklitepe mö 10000li yıllara dayanıyor. *** Önümüzdeki 10 yıl içinde arkelojo ve tarih bilimi türkiye atesitlerini gülünç duruma düşürürse hiç de şaşırmam. |
bazen şöyle düşünüyorumda dinler acaba bir para tuzağımı? İslamın 5 şartına bakın. Şahadet getirmek oruç tutmak (kimi1 soğan 1 ekmekle oruç açar kapatır zor gelir, kimi kuzuları biftekleri yer keyifli geçer) namaz kılmak hacca gitmek (para) zekat vermek (para) Ayrıca hayrına birşey alıp dağıtırsın para lazım şeytan taşlarsın para lazım bir iyilik yaparsın parasız iyilik olmuyor neredeyse. Parayla sevap kazanmak mı daha kolay yoksa parasızmı? Cahilim soruyorum yanlış anlamayın beni. DİĞER DİNLERDE cennetten arsa almak D:d:d::D:D parayla günah çıkarmak :D falan filan Fazla uzatmıyacağımda parasız öbür dünyada bile rahat yok bize. derdimiz dinimiz para olmuş Bir soruda ben sorayım; Şimdi Allah herşeyi bilen var edendir. daha biz doğmadan bizim nasıl bir insan olacağımızı bilir. bilmezse zaten ona Yaratıcı diyemeyiz. Bizim cennete veya cehenneme gideceğimizide biliyor. peki bizi neden direk cennet veya cehenneme göndermiyor? Yaradılış hikayelerine baktığımda biz yaratılırken sanki canı sıkılmış melekler şeytamlar yetmemiş bizi yaratmış. şunları dünyaya göndereyim kafalarına göre takılsınlar. sonra öldüreyim gelip cehennemde yakayım zevkle izleyeyim.Eğer ahiret varsa bende sorguya çekilirsem YARATMASAYDIN derimkimse kususra bakmasın. Bunun cevabını kuldan değilde kendisinden duymak isterim. cevabınızı bekliyorum arkadaşlar. yol yakınken bizde iman edelim. |
Alıntı:
Ya ama bir ayette mesela Peygambere danışırken varsa zekat verin diyor orası kafamı kurcalamıyor değil. |
Alıntı:
BU DÜNYADA HEP KÖTÜ İNSANLAR KAZANIYOR. ÇOĞU DİNSİZ ALLAH KORKUSU OLMAYAN, DOLAN-DIRICI, VERGİ KAÇIRAN, MİLLETİN RIZKINI YİYEN, HIRSIZ KEYİF EDİYOR. BİZDE HELAL PARA NASIL KAZANIRIZ DİYE DÜŞÜNÜYORUZ. ''BÖYLE DEME KARDEŞ, BU DÜNYADA BÖYLESİN AMA DİĞER TARAFTA KRALSIN BE OĞLUM'' DİYORLAR. YILLARDIR BENİ BÖYLE KANDIRDILAR. BİZDE HELAL PARA KAZANMAYA ÇALIŞIYORUZ. BU DÜNYAMIZI HİÇ EDİYORUZ. İNŞALLAH DEDİKLERİ GİBİ ÇIKAR. İNŞALLAH HEM BU DÜNYADA GÜZEL YAŞAMAYIP AHİRETi OLMAYAN SONSUZ BİR ŞEKİLDE YOK OLMAM :D |
Alıntı:
|
Bu sorular dinin inanma özelliğinin ötesine geçerek tanrıyı bilme arayışına denk gelir ki metafiziksel bir olgu bilinemez. Temel olarak konuşmak gerekirse evrende düzen ve kusursuz tasarımın varlığı koca bir palavradan ibaret. Evren kaosun kendisidir ve termodinamiğin 2. yasasına göre daha da düzensizleşmeye her zaman eğilimli olacaktır. Kusursuz tasarım destekçileri hastalıkları sınav diye örtmeye çalışırlar ancak sınanmadığına inandıkları hayvanın hastalığına konu gelince masadan kalkarlar mesela. Burada kalem, bilgisayar gibi analojilerle bir şeyler tanımlamaya çalışmışlar, kimisi akletmeni emreden bu dinin tanrısını aklederek anlayamayacağını falan anlatmışlar ama düşünerek ve tarih incelenerek rahatlıkla görülebilir ki tanrı, insanın bilmediği şeyleri bir hikmet olarak atfetmek üzere tasarladığı bir olgudan öteye gidemez. 2. sorunuzu ise hangi dinciye sorsanız araştırıp hak dini bulmayı tavsiye ederler sanki 1500 yıl önce her evde internet varmış gibi. İslamiyetin Muhammed öncesinde de yani insanlığın var oluşundan bu yana olduğunu anlatırlar ama yazıdan önceki dönemde insanların bu hak din için araştırma yapmış olmaları gerektiğini savunurlar. Herkese en mükemmel din kendi inandığıdır. |
Alıntı:
https://www.r10.net/1076351571-post86.html Sınavda olmamız mümkün gözükmüyor. |
Şimdi size ayet ve hadisler ile cevap vermek lazım aslında ama tam manasıyla kafanızda şüphe olduğundan doayı akli cevaplar vermek istiyorum. Doğrular Allah'tan söylediğim yanlışlar bendendir. Bismillahirrahmanirrahim. 1.Sorunuzun Cevabı : Şimdi bu kadar ince ilim sahibi olan kudret sahibi olan herşeyi kural ve nizama göre yaratan bir varlık bahsediyoruz. İlk öncelikle inandığımız ALLAH'ın ne kadar kudretlive büyük olduğunu bilmediğimizden dolayı kafamızda böyle fitneler şeytanın vesveseleri oluşuyor. Şöyle düşünün bu muhteşem nizamı oluşturan Allah nasıl yaratılmış olsun. Allah'u teala ezelden beridir vardır. Ebediyete kadar da var olacaktır. Bizim şuanda dünyada yaşamış olduğumuz zaman kavramı Allah katında yoktur. Allah zamandan ve mekandan münezzehtir. Bir gerçekte şu ki biz insanoğlu beynimiz dahi yaratılmış olduğundan dolayı yaratılmamış bir şeyi aklımız kavrayamaz. Allah'ın kendini bize bildirdiği kadar biliriz. 2.Sorunuzun Cevabı : İnsanoğlu fıtratı gereği bir şeye inanmak zorunda olduğundan dolayı dinler oluşmuştur. Dinleri 2 kısıma ayırabiliriz. 1 Semavi Dinler hepsi islam'dır aslında sonradan devşirildiğinden dolayı isimleri değişmiştir. 2 dünyevi dinler bunlar zaten pekte konumuz değil şuanda. Bu dünya bir imtihan dünyası olduğundan dolayı dinler vardır. Ama bu dinlerin içinde hak olan tek bir din vardır o da İSLAM'dır. Neden hak din diyebilirsin. İslam'ın hak olmadığına dair herhangi bir delil yoktur böyle bir delil sunan olsada bu deliller çürütülmüştür. Diğer dinlerin hak olmadığına dair birçok delil mevcuttur. Yeni bir kitap gördüm AKLIN AKİDESİ diye okumanızı tavsiye ederim.İslam hariç tüm dinlere reddiye yazılmış basit bir lisan ile her kesimin anlayacağı bir şekilde yazılmış. |
Alıntı:
https://www.r10.net/1076351571-post86.html |
Alıntı:
Yahudi, Hıristiyan ve Müslüman dinleriyle Sumer dini arasındaki ortak noktalar şunlardır: Tanrının yaratıcı ve yok edici gücü; Tanrı korkusu; Tanrı yargılaması; kurbanlar, törenler, ilahiler, dualar ve tütsülerle Tanrıyı memnun etmek; iyi ahlaklı, dürüst ve haktanır olmak; büyüklere ve küçüklere saygı göstermek; sosyal adalet; temizlik. Temizlik Sumerlilerde çok önemli idi. Tapınağa gidenlerin, dua edenlerin, kurban kestirenlerin vücutça temiz olmaları gerekti. Düşmanların yıktıklan şehirler için onlann yazdıklan ağıtta: Artık karabaşlı (Sumerliler) halk tören için yıkanamıyor, kirliyi beğenmek onların kaderi oldu, görünüşleri değişti denmektedir (11). Yeni yapılan binalar, içine girmeden önce dinsel bir temizlikten geçirilirdi. Temizlik, atasözlerine bile, Yıkanmamış elle yemek yeme! olarak girmiş. Sumer Tanrıları, insanlara ne istediklerini bildirmez; fakat hoşlarına gitmeyecek bir işi yapan insanları cezalandırırlar. Buna karşılık diğer dinlerde Tanrı bazı kimselere ne istediğini bildirir. İnsanlar da ona göre hareket ederler. Tanrı bildirilerini alan kimselere Farsçada peygamber, Arapçada resul denir. İlginç olan, peygamberlik olayı, Yahudilerden Asurlulara geçmiş. Çivi yazıli metinlere göre bu düşünce Asur ve Filistinde politik ve ekonomik krizlerle başlamış. Asurda Tanrıdan bir insan (peygamber) yoluyla alınan haberler tabletlere yazılmış. Onlara göre Tanrı ile iletişime giren insanlar çeşitli şekilde trans haline giriyorlar. Bu kimseler aslinda aşağı tabaka sayılıyor ve büyücülükle bağlanıyor. Konuşan Tanrıça ise, onun ağzından söyleyen de kadın oluyor. Özellikle Aşk Tanrıçası İştardan haber getirenler. Bunlar ya Tanrılardan üçüncü şahıs olarak buyruğunu alır veya birinci şahıs olarak kendisini, konuşan Tanrı ile bir yapar. (A. Leo Oppenheim, Ancient Mesopotamia, Chicago, 1964, s.221.) Kuranda da aynı ifadeyi buluyoruz. Allah bazen üçüncü şahıs olur, bazen doğrudan konuşur (12). Sumerlilere göre Tanrılar, şehirleri ve bütün kültür varlıklarını meydana getirmiş ve insanlara vermiştir. Aynı düşünceyi Kuranda da buluyoruz. Arâf Suresi, ayet 26: Ey Ademoğulları! Size çirkin yerlerinizi örtecek giysi, süslenecek elbise indirdik. Tekva (iman) elbisesi daha hayırlıdır. Nahl Suresi, ayet 81: Allah yarattıklarından sizin için gölgeler yaptı, dağlarda sizin için barınaklar yarattı ve sizi sıcaktan koruyacak elbiseler, savaşta koruyacak zırhlar yarattı. Yâsîn Suresi, ayet 42: Gemilerin benzerlerinden, binmekte oldukları ve ileride binecekleri şeyleri onlar için biz yarattık. Bu üç ayette Allah hem birinci şahıs olarak konuşuyor, hem de ondan üçüncü şahıs olarak söz ediliyor. Yâsîn Suresi, ayet 82: Onun işi, bir şeyi yaratmak istediği vakit ol demektir, o şey hemen olur. Sumerde de Tanrılar Ol der ve her şey oluverir. Her üç dinde de Tanrıların var edici güçleri yanında yok edici güçleri de var. Sumerde Tanrı Enlil, Tanrılar meclisinde Ur şehrinin yıkılmasma karar vermiştir. Şehrin Tanrısı buna ne kadar üzülse elinden bir şey gelmez. Gelen ordular Tanrının dünyadaki araçlarıdır. Aynı deyimi Kur ân da da buluyoruz: Enfâl Suresi, ayet 17: Savaşta siz onları öldürmediniz, Allah öldürdü. Attığın zaman sen atmadın, Allah attı. Sumerde Tanrı kızmaya görsün, kendi ülkesi bile olsa yakıp yıktırır. Sumer Tanrılarının babası Tanrı Enlil, Akad krallarının yaptıklarına kızarak gözlerini dağlara çeviriyor ve oradan barbar ve vahşi Gutileri çekirge sürüleri gibi getirterek Agadeyi ve hemen hemen bütün Sumeri kırıp geçirtiyor. (S.N. Kramer, The Sumerians, s.66.) Tevrattada birçok kez Yahvenin (Yehova) insanlara kızarak onlara yok edici felaketler verdiği, seçtiği, komşu milletleri İsrailin üzerine saldırttığı bildirilmektedir. Ayni olayı Kurânda da görüyoruz. Birçok sure içindeki ayetlerde Allahın çeşitli milletleri nasıl yok ettiği yazıliyor. Bunlardan bazıları: Hacc Suresi, ayet 44: Ey Muhammed! Seni yalancı sayıyorlarsa bil ki, onlardan önce Nuh milleti, Âd milleti, Semûd, İbrahim milleti, Lut milleti ve Medyen halkı da peygamberlerini yalancı saymış, Musa da yalanlanmıştı. Ama ben, kâfırlere önce mehil verdim, sonra onları yakalayıverdim, beni tanımamak nasılmış görsünler! Furkan Suresi, ayet 38: Âd, Semûd ile Resslileri ve bunlann arasında birçok milleti de yerle bir ettik. Ankebût Suresi, ayet 38: Âd ve Semûd milletlerini de yok ettik. Fussilet Suresi, ayet 13: İşte sizi, Âd ve Semûdun başına gelen kasırgaya benzer bir kasırga ile uyardım. Fussilet Suresi, ayet 16: Rezillik azabını onlara dünyada tattırmak için üzerlerine dondurucu rüzgâr gönderdik. (Âd milleti hakkında bkz. Sadi Bayram, Kaynaklara Göre Güneydoğu Anadoluda Proto Türk İzleri, Ankara, 1980, s.54.) Muhammed Suresi, ayet 13: Biz halkı seni yurdundan çıkaran nice şehirleri yok ettik. Fakat onlara bir yardım eden çıkmadı. Ahkaf Suresi, ayet 27: Ant olsun biz çevrenizdeki memleketleri de yok ettik. İsrâ Suresi, ayet 15, 16: Bir ülkeyi yok etmek istediğimizde, o beldenin şımarmış olanlarına önce emrimizi ulaştırırız. Yine kötülük ederlerse biz de orayı yerle bir ederiz. Sumerde krallann nasıl sarayları varsa Tanrıların da öyle evleri olmaliydı. Bunun için Tanrı evi adı altında görkemli tapınaklar, yanlarında Tanrılarla insanları yaklaştırdığı düşünülen basamaklı kuleler yapılmıştı. Daha sonra bu Tanrı evleri sinagoglara, kiliselere, camilere dönüştü (l3). Camilerin ve minarelerin üstündeki yarım ay, Sumer Ay Tanrısının sembolüdür (l4) Sumer kralları, Tanrıların yeryüzündeki vekili sayılıyordu. Bu inanç Hıristiyanlıkta papaya, Müslümanlıkta halifeye geçerek sürmüştür. Bakara Suresi, ayet 30: Rabbin meleklere, ben yeryüzünde bir halife yaratacağım dedi. Onlar da, biz hamdinle sana tesbih eder ve seni takdis edip dururken, yeryüzünde fesat çıkaracak, kan dökecek insanı mı halife kılıyorsun dediler. Sumer kanunu, Babil Kralı Hammurabinin yaptığı kanuna temel olmuş, ondan Musanın ve Yahudi kanunu, ondan da İslam kanunu etkilenmiştir. Hammurabi nin (İÖ 1750) Güneş Tanrısından kanunu alışı, Musanın Tanrıdan kanunu alışına örnek olmuştur. İlginç olanı İslamda hukukun, ancak, Arapların Irak topraklarını ele geçirdikten sonra kurallaşmasıdır. Sumer, Babil hukuksal geleneklerinden çıkan sözler, İbrani kanunu Talmudda bulunuyor. Ortodoks Yahudideki boşanma terimi Sumerce bir kelime. Sinagogda Tevrat okunurken dinleyenler şallarının saçakları ile onu izlerler. Bu, Sumerde hukuksal bir belgenin onaylandığını göstermek için tablete elbise kenarıyla basılmasını yansıtmaktadır. (Samuel Noah Kramer, Cradle of Civilization, New York, 1967, s.160.) Musanın kanununda bulunan anaya babaya saygı, kimseyi öldürmeyeceksin, zina yapmayacaksın, çalmayacaksın, yalan tanıklık etmeyeceksin, komşunun karısına ve malına göz dikmeyeceksin gibi kurallar Sumer kanununda da aynı. Yalnız Sumer Kanunu daha insancıl; göze göz, dişe diş yok cezalarda. Ne yazık ki, Sumer kanunlarının yazılı olduğu tabletler çok kırıklı, belki de toprak altından daha çıkarılamayanlar da var. Bu yüzden tam karşılaştırma yapılamıyor. Buna karşın daha sonra Samiler tarafından yapılan kanunların, Sumer kanunlarına dayandığı kuşku götürmez. Buna açık bir örnek olarak, lbrahim Peygamberin karısı ile cariyesi arasındaki olayı gösterebiliriz. Sumer kanununa göre kısır bir kadının kocasına verdiği cariyesi çocuk doğurunca, hanımına karşı büyüklük taslayamaz, öyle yapmaya kalkarsa cezalandırılır.. Tevrat ve Kur ân da yazıldığına göre İbrahim Peygamberin kısır olan karısı Sara, cariyesi Haceri çocuk yapmak üzere kocasına veriyor. Cariye, çocuk doğurup kendisini üstün görmeye başlayınca, oğlu İsmail ile çöle götürülüp atılıyor kocası tarafından (15). Tevrata göre büyük erkek çocuğa mirastan özel bir pay verilir. Çocuklar isterse babanın sağlığında bu payı alabilirler. Tekvin bap 25: 32- 34′te Yakup büyük kardeşi Esava isteği üzerine payını veriyor. Aynı kural Sumerde de var. Sumerce yazılmış Lipit-İştar kanununda bu madde, tabletin kırıklığı yüzünden tam değil (Sumer, Babil, Asur Kanunlan, s.69, madde 2). Fakat Hammurabi kanununda bunun tümünü buluyoruz: Madde 165: Eğer bir adam büyük oğluna tarla, bahçe ve ev hediye eder, ona bir belge yazarsa, baba öldüğünde o payını ayrıca alır ve baba malının diğer kısmını kardeşleriyle eşit bölüşecektir. Araplarda zina yapan kadınların taşlanması, Tevratta olmasına karşın (Tesniye 13-23), Kuranda böyle bir ceza yok. Zina cezası ile ilgili dört ayet bulunuyor. Bunlar: Nisâ Suresi, ayet 15-16: Kadınlarınızdan zina yapanlara karşı içinizden dört şahit getirin. Eğer şahitlik ederlerse, o kadınları ölüm alıp götürünceye kadar, yahut Allah onlara bir yol açıncaya kadar evinizde tutun. İçinizden zina yapan her iki tarafa ceza verin! Eğer tövbe edip uslanırsa artık onlara ceza verip eziyet etmekten vazgeçin. Çünkü Allah tövbeleri çok kabul eden ve çok esirgeyendir. Nûr Suresi, ayet 2: Zina eden kadın ve erkekten her birine yüz sopa vurun. Müminlerden bir grup da onlara şahit olsun! Nûr Suresi, ayet 3: Zina eden erkek ancak zina eden veya putperest olan kadınla, zina eden kadın da zina eden veya putperest olan erkekle evlenebilir. Taşlanma cezası Sumerlilerin eski çağlarında varmış. Fakat değişik bir nedenden İÖ 2200′lerde Lagaş Kralı Urukagina tarafından yapılmış sosyal reform metninde, geçmiş zamanlarda olduğu gibi iki koca almaya kalkan kadınlar ve hırsızlann; bu fena hareketleri yazılı taşlarla taşlanacakları bildirilmektedir (l6). Daha sonra yazılan kanunlarda bu taşlanma konusu bulunmuyor. Sumer kanunlarında zina ile ilgili maddeler, kırıklıkları dolayısıyla (olsa gerek), yok. Buna karşın Hammurabi kanununda bulunuyor. Sumer, Babil, Asur Kanunları, s.198: 129. Eğer bir adamın karısı bir başka bir erkekle yatarken yakalanırsa onları bağlayıp suya atacaklar. Eğer kadının kocası yaşatırsa, kral da yaşatacak. 130. Eğer bir adam başka bir adamın babasının evinde oturan karısını zor kullanıp koynunda yatırırken yakalanırsa, o adam öldürülecek, kadın özgür. Sumerde bekâret konusu önemli görünüyor. Sumer kanunlarının yazılı olduğu tabletler kırık ve okunamayan yerleri çok. Okunabilen iki madde bunu kanıtlıyor: Bunlardan birinde, bir kölenin zorla bikrini bozan 5 şekel (tahminen 40 gram) gümüş vermek zorunda. Diğerinde dul olarak evlenen bir kadın, kocasından boşandığında kız olarak evlenen kadının alacağı tazminatın yarısını alabiliyor (l7) Tevratta kural daha katı. Bir kız evlendiğinde bakir olmadığı kanıtlanırsa taşla öldürülüyor (Tesniye 22:13-21). Buna karşın, Kurânda bekâret konusu ele alınmamış. Sumerde tecavüz de fena sayılmış. Hür bir adamın kızı yolda tecavüze uğrarsa; anne, babası onun sokakta olduğunu bilmemişlerse, kız onlara tecavüze uğradım derse, anne, baba onu zorla erkeğe karı olarak verecekler. (The Ancient Near East, Supplementary Texts and pictures Relating to old Testament, Editted by James B. Pritchard, Princton, 1969, s.89, 90.) Tecavüz, Sumer efsanesine bile konu olmuş. Tanrı Enlil, Tanrıların başı olduğu halde, evlenmeden önce karısını aldatarak zorla tecavüz ettiği için Tanrılar meclisince yeraltı dünyasına sürülmüş (18). Aynı olay Tevratta (Tesniye, 22:28, 29) şöyle: Eğer bir adam kız olan nişanlanmamış bir genç kadınla yatarsa ve onları bulurlarsa, adam genç kadının babasına 50 şekel (şekel Sumerlilerden Akadcaya geçen bir ağırlık ölçüsü birimi) gümüş verecek ve kadın onun karısı olacak. Eğer adam, nişanlı bir kızla şehirde yatarsa her ikisi de taşlanarak öldürülüyor. Kuranda bu konu yok. Sumerde sosyal adaleti koruyan Tanrıça, senede bir kere insanları iyi veya fena hareketlerinden dolayı yargılar, kötüleri cezalandırır. Bu inanış İslam dinine, Şaban ayının on beşinde Berat Kandili olarak girmiştir (l9). Sumer Tanrılarının esas adlarından başka, niteliklerine göre diğer adları da vardı. Babilliler bu adlardan 50sini yeni yarattıkları Tanrı Marduka vererek tek Tanrı düşüncesine doğru bir adım atmışlardı. İslam dininde Allaha verilen 99 ad, aynı geleneğin bir devamı gibi görünüyor. Nephilim, AnunnakiSumerlilere göre ölüler, kur adlı karanlık, dönüşü olmayan bir yeraltı dünyasına gidiyorlar. Tevratta bu; Şeol, Yunanda Hades, İncilde cehennem, İslamda ahret olarak devam etmektedir. Sumerlilere göre burada tekrar dirilme yok. Fakat yeraltı dünyası, Tanrıları, rahipleri, ölenlerin gölgeleriyle oldukça hareketli bir yer. Buradan bazı özel durumlarda gölgeler yeryüzüne çıkabiliyor. Gılgamışın çağrısı üzerine arkadaşı Enkidunun gölgesi çıkarak iki arkadaş konuşuyorlar. Tevrat Samuel I:28′de Kral Saulun isteği üzerine Samuelin gölgesi yeraltından çıkıyor. Sumer dininde yeraltındaki ölülerin ruhları için yiyecek ve kurbanlar sunulmazsa, onlar yeryüzüne çıkarak insanlara rahatsızlık veriyorlar. Ölenlerin arkasından çok fazla ağlayıp sızlanmak onları sıkıyor. İslamiyette de ölüler için yapılan dualar, kurbanlar bu inanışın bir devamı. Türkiyede de çok ağlayıp ölünün ruhunu rahatsız etmeyin sözü vardır. Yahudilere, Babil tutsaklığından sonra Perslerin etkisiyle, Zerdüşt dininden; ölülerin tekrar dirileceği, cennet, cehennem ve Sırat Köprüsü girmiştir. (Hayrullah Örs, Musa ve Yahudilik, İstanbul, 1966, s.361.)(20) Kurânda Sırat Köprüsü yok. (Ama, müslümanlar nedense inanırlar).. Sumerliler, kendilerinin, Tanrılar tarafindan seçilmiş üstün bir halk olduğunu yazmışlar. Tevratta Yahve, Kuranda Allah, İsrailoğullarını üstün bir kavim yapmıştı. Tevrat Tesniye 14:6; Kuran Câsiye Suresi, ayet 16; Bakara Suresi, ayet 27. Sumerliler kadınları bir tarlaya benzetmişler. Aynı deyim hem Tevrat, hem Kurân da var. Kuran da kadınlarınız sizin için bir tarladır, tarlanıza nasıl dilerseniz öyle varın yazılı (Bakara Suresi, ayet 223). Sumerliler, dünyadaki bütün olayların ve Tanrıların isteklerinin gökte yıldızlarla yazılı olduğuna inanırlardı. Kurânda aynı inanış Levh-i Mahfuz olarak süıüyor. (Dipnot 23e bakınız.) Neml Suresi, ayet 75 Gökte ve yerde göze görünmeyen hiçbir şey yoktur ki, apaçık bir kitapta da (Levh-i Mahfuz) bulunmasın. Bürûc Suresi, ayet 17, 18: Orduların haberi geldi mi sana? Onlar Firavun ve Semûd orduları idi (nasıl helak oldular?).. Bilakis inkârcılar bir başka çeşit yalanlamanın içine düştüler. Allah onları arkasından kuşatmıştı. Hakikatte onların yalanladıkları Levh-i Mahfuzda bulunan şerefli Kurandır. Bu ayete göre Kurân bile gökte yazılı bulunuyor. Sumerden kaynaklanan bir inanç! Sumerlilerde 7 sayısı çok önemlidir. 7 gün geçmek, 7 dağ aşmak, 7 ışık, 7 ağaç, 7 kapı gibi. Aynı şekilde Tevrat ve Kuranda da 7 sayısı bolca bulunmaktadır. İslama göre cennetin 7 kapısı vardır; Sumer yeraltı dünyasının da 7 kapısı bulunuyor. Yahudi dinsel törenleri Babilden alınmıştır. Onların bu törenlerde söyledikleri şarkılar, Mezopotamyada yeniyıl bayramlarında söylenen şarkılara benzemektedir. Cinlerin yok edilmesi duaları da Babil kökenlidir. Sumerliler, Tanrılarını sevindirmek, onlardan bir istekte bulunmak, hastalıklardan kurtulmak için veya yaptıkları adaklara karşılık kurban kestirirlerdi. Bu kurbanlar sakatsız ve hastalıksız olmalı ve kurban sahibi vücutça temizlenmeliydi. Kurbanlar, rahipler tarafindan özel dualarla kesilirdi. Kurbanın sağ kalçası ve iç organları Tanrıya takdim edilir, gerisi etrafta olanlara dağıtılırdı. İslamiyette de kurbanlar aynı koşullarda kesiliyor. Yalnız hocanın kesmesi zorunlu değil. Kurbanın sağ kalçası ile iç organlan Tanrı yerine kurban sahibine bırakılır, gerisi dağıtılır. Sumerde Erhanedan devrinde Ur Kral mezarlanna göre, Kral ve Kraliçeler askerleri ve etrafındakilerle birlikte gömülürdü. Fakat metinlerde her türlü kurban yazılmasına karşı insan kurbanı yok. Buna mukabil İsrailde, Yunanda insan kurbanı yapılmış. (Cyrus Gordon, The Common Background of Greek and Hebrew Civilization, New York, 1966, s.225.) İbranilerde ölü veya dirileri kıvandırmak veya şahıslann sağlığını korumak için Tanrı ile bir tür anlaşma olarak insan kurbanı yapılmış. (Tevrat, Sauel N 21: 6-9; Hayrullah Örs, Musa ve Yahudilik, İstanbul, 1966, s.142.) Sumerlilerde, okul tabletlerine göre 6 gün çalışma, 7. gün dinlenme var. Bu Yahudilere Sabbat olarak geçmiş. On emirde Sabbatı düşün, onu kutsal gün olarak gör! deniyor. 6 gün çalıştıktan sonra, yedinci gün Tanrıya adanmış bir dinlenme günü oluyor. Yahudilere ve Kurana (dipnot 28e bkz.) göre Tanrı 6 günde dünyayı yaratıp yedinci gün dinlenmiş. Bu günün cumartesi olması da Babillilerden geçmiş. Babilliler her ayın 7. gününde (Şapatu) bir kutlama yaparlardı. Bu üzgünlüğü ve nefis terbiyesini ifade eden ve Satürn gezegenine adanmış bir gündü (İngilizcede Saturday, Satürn gezegeninden gelen bir gün adı, yani Cumartesi). Satürn kötü güçlerin temsilcisi idi. Yahudiler bu günün anlamını değiştirerek onu neşeli bir hale koymuşlardır. Onlar Cumartesi gününü Tanrıya dua ederek, kitaplar okuyarak çeşitli eğlencelerle geçirirler ve en ufak bir işe el sürmezler. İslamiyete bu gün Cumaya dönüştürülerek daha hafifletilmiş kuralla alınmıştır. Sumer yazarlarına ve ilahiyatçılarına göre her insanın ve ailenin bir şahsi Tanrısı veya Tanrısal baba yerine geçen iyi bir meleği vardı. Bu, bir fal, bir rüya veya görünen Tanrı ile bir anlaşma yapılarak belirlenirdi. Bunun görevi, Baştanrılardan, ait olduğu kimse için sağlıklı ve uzun ömür dilemek ve onun isteklerini Tanrılar meclisine iletmek. Tevratta (Tekvin 31:53), İbrahimin, Nahorun Allahı, babaların Allahı aramızda hükmetsin!) deniyor. Bu da Sumerlilerin şahsi Tanrısının bir yansıması. İbrahimin Allahı, İbrahim ile; onu tanıyacağına, kendine Allah yapacağına dair bir ahit yapıyor, onu da sünnet yapılmak suretiyle pekiştiriyor. Kuranda(Kaf Suresi, ayet 17, 18). Hiç kimse yoktur ki, onun üzerinde bir koruyucusu ve denetleyicisi bulunmasın denmektedir ki, bu da Sumerlilerdeki bireylerin özel Tanrılarını yansıtıyor. Sumer Tanrılarının gökte toplandıkları Duku adında bir yerleri var. İslam inanışına göre de Allah yedi kat göğün üzerinde Arşta oturuyor. (Hûd Suresi, ayet 7; Furkan Suresi, ayet 59; Secde Suresi; ayet 4.) Kurana göre (Şûrâ Suresi, ayet 51) Allah, bir insana ancak vahiy yoluyla, perde arkasından veya bir elçi gönderip emirlerini ona bildirir. Tevratta Tanrı ile şahıslar (peygamberler dışında Musanın kardeşi, kölesi İbrahimin karısı gibi) karşılıklı konuşuyorlar veya insan şekline girmiş melekler Tanrıdan haber getiriyor veya Tanrı istediğini rüyada bildiriyor. Sumerde Tanrı sadece bir kez duvar arkasından konuşuyor (Bilgelik Tanrısı Enki, Tufanın olacağını, Nuhun karşılığı olan Ziusudraya duvar arkasından söylemiş). Tanrılar insanlara yapacakları işleri rüyalarda bildiriyor. Bunlardan başka fal ve kehanet yoluyla insanlar, Tanrıların isteğini öğreniyorlar. Tevratdaki ilahiler, atasözleri ve deyimlerin Sumerlilerden kaynaklandığı anlaşılmaktadır (21). Sumer atasözleri Tufan kahramanı Ziusudraya babası Şuruppak tarafından, Tevratta Süleymana babası Davud tarafından söyleniyor. Kuranda ise Lokman tarafından adı verilmeyen oğluna öğüt veriliyor. Lokmanın kimliği hakkında çok çalışılmış; bazıları onun peygamber olduğunu, bazıları da çok dindar olduğundan Tanrı tarafından uzun ömür verildiğini, yaşamı boyunca bilgisinin arttığını söylüyor. O, 560 yıl yaşamış ve bir adı da Sumerce Ziusudra gibi ölümsüz anlamına gelen Lubad imiş. Arami edebiyatında Ahiqar, Bizansta Planudes olarak ortaya çıkıyor. Bunların hepsi Sumerdeki Ziusudraya dayanmaktadır (Paul Lunde, Aesop of the Arabe, Aramco, 1974, March-April, s.2). Sumerde rüyalar Tanrı bildirisi olarak yorumlanıyor. Bu rüyalardan bazılarının etkisi Tevrat ve Kuranda görülmektedir. Bunlardan en ilginci Yakubun oğlu Yusufun rüyasıdır. Yusuf Rüyamda tarlanın ortasında demetler bağlıyorduk. Benim demetim kalktı dikildi. Sizin demetiniz onun etrafını kuşatıp benim demetime eğildiler deyince, kardeşleri Bu bizim üzerimize kral mı olacak? dediler. Yusufun ikinci rüyasında güneş, ay ve 11 yıldızın kendisine eğildiklerini söylemesi üzerine, kardeşleri onu öldürmeye karar veriyorlar. (Tekvin 97:7,9.)(22) Aynı şekilde Sumer Kralı Urzababanın yanında çalışan Sargon, gördüğü rüyayı Krala söyleyince, Kral Benim yerime kral olacak korkusuyla Sargonu öldürmek istiyor. (Jerrold S. Cooper, Sargon and Joseph, Dream Come True, Biblical and Related Studies, Presented to Samuel Iwry, Indiana, s.33-35.) Sumer mabet ve saraylarının yapılışında izlenen yol, bunlar hakkında yazılan ilahilerde belirtilmiş.Yapıya başlamak için önce Tanrının önermesi gerek. Bu da genellikle rüyada bildiriliyor. Bundan sonra yapı malzemesi ve sanatkârlar toplamyor. Yapıya başlamadan ve bittikten sonra temizlik törenleri yapılıyor. Bu yapıların görkemliliği övülüyor, adanma hikâyesi anlatılıyor. Bazı ilahilerde yapıyı yaptıran Tanrı tarafindan kutsanmak suretiyle ödüllendiriliyor(23). Tevratta da aynı yol izleniyor. Sumer Tanrı evleri hangi Tanrı için yapılmış ise o Tanrının ve ailesinin heykelleri içine konurdu. Kiliselerdeki İsa ve Meryemin heykel ve resimleri bu âdetin bir uzantısı. Sumerlilerde rahibeler tapınaklara Tanrının gelini olarak çeyizleriyle girerlerdi. Bu, Hıristiyanlikta devam etmektedir. Törenlerde Meryemin heykelinin taşınması, Sumer törenlerinde Tanrı heykellerinin gezdirilmesini yansıtıyor.. Hıristiyanlıkta olduğu gibi Sumerde de günah çıkaran rahipler vardı, bunlar kırmızı elbise giyerlerdi. |
Alıntı:
İlk öncelikle şunu unutmayın ki ne islam dininin ne de Allah'u tealanın sizin şansınıza ihtiyacı yoktur. İnanmak isterseniz kapı burda istemez iseniz de özgürsünüz. Ama ahiret yurduna gidince böyle konuşamayacağımız kesin. O adamı hiç sevmem ama ilk başını dinledim. Yani sen diyorsun ki Allah'u teala herşeyi biliyor ise bu nasıl sınav oluyor. Allah'ı tanımamaktan kaynaklı bir soru bu soru Allah'ın katında zaman yoktur. Zaman olmadığından dolayı hem şuanı hem 100 yıl sonrayı hem en başı hem en sonu bilir Allah.Ama biz yaratılmış birer insan olarak bu durumu idrak edemiyoruz. Şimdi sana tabiri caiz ise bir örnek vereyim. Çok iyi bir futbol yorumcusu var Ahmet diyelim o kişiye ; Ahmet fb gs maçını yorumluyor. Diyor ki şu 11 ler sahaya çıkacak ve ilk yarı şu gol atacak 2nci yarı şu atacak ve maç 3 2 bitecek. Ahmet bu işte ustat ve dediği gibi oluyor herşey. Şimdi bunları Ahmet dediğinden dolayı mı maç böyle bitti. Futbolcular oynadığından dolayı mı ? Size başka cevap vermeyeceğim bu işe çok ehil biri olarak görmüyorum kendimi. |
Alıntı:
|
Alıntı:
|
Alıntı:
|
Alıntı:
|
Alıntı:
|
Alıntı:
Seul anlamak istemiyorsun kavramları neden karıştırıyorsun ki Allah katında zaman kavramı yok her zamanı görür Allah Teala şuanı da görür Bin sene sonrasını da görür Zaman biz kullara var sadece Tapatalk kullanarak iPhone aracılığıyla gönderildi |
| Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 08:39:29. |
Powered by vBulletin® Version 3.8.4
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.