![]() |
Alıntı:
Siz kusursuz bir yazılımcısınız, aklınızdaki çok büyük bir yazılım fikri var ve bu dünyada tek. Başka kimsede böyle bir yazılım, sistem yok. Ancak sizin satış platformunuz R10. Ee, proje büyük haliyle satış rakamı da yüksek olacak. R10'da kimse kendini tanıtmamış, bilinmeyen birine tutup da 5k ödemez. O zaman sistem şöyle işleyecek:
Bugün değiştirildi denilen diğer kitapların tamamında son peygamber olarak Hz. Muhammed(s.a.v)'in indirileceği zaten yazıyordu. Öyle ki Peygamber efendimiz doğduğunda o günün din büyükleri, peygamberin geldiğini fark etmişlerdi. Bunların hiçbiri hurafe, abartma değil. Bugün nasıl ki tarih öğreniyor, okuyor, çeşitli kişilere inandığımız gibi kimilerine de inanmıyorsak dinde de bunu tercih etmeliyiz. Kusursuz olan Kur'an-ı Kerim'dir. Kusurlu olsan bizler, insanlarız. Eğer bunu net bir şekilde anlamak, öğrenmek istiyor isek Kur'an da yazan birkaç ayete değil, 6236 ayetin tamamına göz atmamız gerekir. Allah'ın kudretini yorumlamamıza, hayal etmemize ve düşünmemize bizim aklımız ermez. Zaten öyle olsa idi yaratıcı denen bir kavram olmazdı. Bilimsel olarak kanıtlanmıştır ki insan beyninin düşünme, üretme sınırı vardır. Bir yerden sonra fark ettiysek düşüncelerimiz bitiyor, aklın ermiyor. Evet, isteyen yobaz desin isteyen bağnaz. Şahsım adına söylüyorum, ben İslam'a gönülden inanan birisiyim. Bu güne kadar yaşadıklarımdan yola çıkarak dönüp bakıyorum arkama, hiçbir şey kaybetmemişim. Bir zararım olmamış. Hayatta herkes gibi ben de maddi manevi zorluklar yaşadım. Bugün forumda da gördüğümüz konular oluyor, intihar meseleleri. Ben de bunların eşiğine kadar gelmiş ancak İslam sayesinde vazgeçmiş kişilerden biriyim. İslam daima güzel ahlakı emreder. Kişilere örnek olmayı, temiz ve dürüst olmayı da. Yani güzel kardeşimlerim, arkadaşlarım veya abilerim. Dini konulara bugüne kadar hiçbir yorum yapmadım çünkü yazarak işin içinden çıkamıyorum. Konu sahibi arkadaşa da söyledim özelden arayayım, konuşalım diye. Neticede yüz yüze veya sözlü olarak görüşmek kişilere kendini daha iyi ifade ettirebiliyor. Ancak kendisi dönüş yapmadı, canı sağ olsun. Yazılı olarak burada bir şeyler söylendiğinde yanlış anlaşıldığını düşünüyorum. Son zamanlarda herkes birilerini linç etme, laf sokma çabası içerisinde. Neyse. Sürçülisan ettimse affola. Herkese iyi forumlar dilerim. |
boşuna burdan çabalama.Yaratıcı olduğuna inanıyorsan sorularının cevabını ondan iste ! muhakak cevap alacaksındır. Bu cevap işitsel olmayabilir bir görsel vey aklıan gelen bir düşünce veya veya veya...ları saymakla bitmez. |
Alıntı:
|
Alıntı:
1.sorunun cevabı: Evvela, Allahın varlığı kendindendir, başka bir varlığa dayanmaz. Ya da varlığının öncesi ve sonrası yoktur. Onun varlığı ezeli ve ebedi olup, başlangıç ve sondan münezzeh ve mukaddestir. İkincisi, olmak tabiri, varlık ile yokluk arasında duran bir şeyin, ezeli bir irade ile varlık alemine çıkmasıdır. Allah ezelde var olduğuna göre, olmak tabirini Allah hakkında kullanmak mantık ve akıl açısından mümkün değildir. Yani varlığının başlangıcı olmayan bir Zat'a, olmuş tabiri kullanılmaz. Zira olmak tabirinin içinde başlangıç manası vardır. Bir şey olmuş ise, mutlaka bu oluşumun bir başlangıcı vardır ki, Allah bundan pak ve temizdir. Üçüncüsü, oluşumun ve mümkinatın içine hapsolmuş bir zihin, vacip ve oluşumdan münezzeh olan bir Zatın varlık boyutunu anlamakta zorlanır ve kendisine benzeterek mutlaka ona bir başlangıç manasını dayatmaya çalışır. Yani benim bir başlangıcım varsa, onun da bir başlangıcı vardır, diye batıl bir önermeye kendini mecbur hisseder. Bu gibi hissiyatlardan kurtulmanın yolu İslamın tenzih usulünü iyi işlettirmektir. Namazın her tarafında "Sübhanallah" dememiz bu yüzdendir. İnsanın en büyük yanılgısı, hiçbir cihetle kendisine benzemesi mümkün olmayan Allahı kendisine kıyas edip benzetmesidir. Halbuki Allah sübhandır, asla mevcudata benzemez ve onların vasıfları ile vasıflanmaz. Dördüncüsü, teselsül, bazı şeylerin zincirleme olarak birbiri ardınca dizilmeleri; eşya ve olayların birbirine dayanarak arka arkaya gelmeleridir. Mümkün olan eşya ve olayların husûle gelmede birbirlerinin müessiri olarak, yani birbirlerine sebep müsebbeb (illet ve ma'lûl) olarak mazi yönünde bir noktada durmaksızın, sonsuza doğru devam etmesine teselsül deniliyor. Yani o sebep bu sebepten, bu sebep şu sebepten diyerek sonsuza giden bir sebep sonuç zinciri kabul etmek demektir ki, bu da aklın kabul etmeyeceği imkansızlar sınıfındandır. Teselsülün batıl bir fikir olduğunu kelam alimleri arşi ve süllemi denilen on iki delille çürütmüşlerdir. Hal böyle olunca, bütün kainatı yoktan ve hiçten yaratıp, varlığı kendinden olan bir Zata ihtiyaç vardır ki, bu Zat ezeli ve ebedi olan Allahtır. Yani olmaktan müberra ve münezzeh olan bir varlığa vacip derecesinde bir ihtiyaç vardır. Yoksa batıl olan teselsülü kabul etmek durumunda kalırız ki, bu akıl ve mantığa savaş açmak demektir. Beşincisi, "Allahı -haşa- başka bir Allah yarattı." dersek, bu defa, "O Allahı kim yarattı?" sorusu devreye girer ki, bu sorunun ardı arkası kesilmez. Öyle ise yaratılmaktan, oluşumdan, hudustan mukaddes ve münezzeh, varlığı ezeli olan bir İlah olmalı ki, bu mantıksız soru zinciri son bulsun. Altıncısı, bir trenin en son vagonunu bir önceki vagon çeker, onu ise bir önceki çeker ve hakeza. Bütün vagonları ise en baştaki lokomotif çeker ki, bu lokomotifi çeken başka bir vagon yoktur ve onun gücü kendindendir denilir. Şayet öyle olmamış olsa idi, sayısız ve sonsuz vagonları tasavvur etmek gerekirdi ki, bunun yanlışlığı ve batıllığı zahirdir. İşte her şeyi Allah yaratmıştır, ama Allahı kimse yaratamaz ve Onun varlığı ve gücü kendindendir, esası muhkem bir esastır. Bunun dışındaki tasavvur ve düşünceler batıl ve hurafedir. Özet olarak, hep var olmuş, hiçbir zaman yokluk yüzü görmemiş ve görmesi de mümkün olmayan bir Zat-ı Akdes için; "Ne zaman var olmuştur?" sorusunu sormak, tutarsız ve kendi ile çelişen bir ifadedir. Kaynak: https://sorularlarisale.com/yanlis-o...risalelerde-bu 2.sorunun cevabı: Kuşkusuz Allah katında din İslâmdır. Kitap verilenler, ancak kendilerine ilim geldikten sonradır ki, aralarındaki hak tanımazlık yüzünden ayrılığa düştüler. Allahın âyetlerini inkâr edenler bilmelidirler ki Allahın hesabı çok çabuktur. Tefsir ve kaynak: https://kuran.diyanet.gov.tr/tefsir/...9-ayet-tefsiri |
Alıntı:
|
Konu sahibinin sorularına genel olarak cevap diye yazılanlar gerçek din islam yaratıcı ezeli ve ebedi gibi şeyler olmuş bence bu sözlerin felsefi olarak hiç bir değeri yok. 1: Yaratıcı ezeli ve ebedi olabiliyorsa evren de ezeli ve ebedi olabilir yani yaratılmamış olabilir ikisi arasında hiç bir fark yok (benim açımdan varlığı yada yokluğunun kanıtı yok %50 deyim :) ). 2: Dinlerin gerçek olduğu kanıtlanamaz eğer kanıtlanırsa sınav diye bir şey kalmaz yani dinlerin gerçek olma ihtimali %100 değil. 3: Dinlerin yalan olduğu kanıtlanabilir linkte yazdıklarım benim için yeterli kanıt içeriyor https://www.r10.net/1076351571-post86.html |
Alıntı:
Sattlerce ve satırlarca cevaplar yazmaya gerek yok. Sorunuzun cevabı budur = Allah dilemedikçe zaten doğruyu bulamayacaksınız. |
Alıntı:
Biz düşünen canlılar idrak kabiliyetimizi kendimize indirgeyerek anlayabiliyormuşuz. Yani şöyle ki; biz insanlar doğuyoruz, büyüyoruz ve ölüyoruz. Belirli bir zamansal kavramın içindeyiz. O sebeple her şeyi bu zaman çizgisinin içerisine sokarak anlamlandırıyoruz. Her şeyi en ince ayrıntısına kadar yaratan yaratıcı, zamanı da yaratandır. Belki dünya, cennet ve cehennem ve hatta cinler yaratılmadan önce zaman kavramı yoktu. (Cinlerin yaratıldığı sırada zaman kavramının daha farklı olduğunu düşünüyorum) Kısacası biz insanoğlu anlamaya çalışmak için bizi yaratan bir yaratıcı varsa, yaratıcıyı da yaratan biri vardır düşüncesine kapılıyoruz. Bütün bu düşünceler yaratıcıyı kendimiz gibi görmek istediğimizden kaynaklıymış. Biz doğuyorsak, yaratıcı da doğar mantığına bürünmeye itiyor aklımız. Buna benzer şeyler söylemişti o kişiler. Kendimce düşündüğümde cinlerin zaman mekan kavramı bizlerden farklı olması doğruluk payı olduğunu gösteriyor. |
1. İnsanı Tanrı değil insan Tanrıyı yarattı. 2. Yanlış tarafta olanın gerçeklerden haberi yok. Kendi dinini bilmeyen insanlar çoğunlukta. Bunlarla tartışmak duvara laf anlatmak daha kolay. Örnek veriyorum Türkçe ezan olmaz diyorlar. Allah sadece Arapça mı biliyor? Bana okulda devlet Türkçe öğretiyor, benim ana dilim Türkçe, devlet dairelerinde Türkçe konuşuluyor ama Türkçe Ezan olmazmış. Bunu diyenler birde İslam evrenseldir diyorlar sadece Arapça okunuyorsa bu nasıl evrensel olsun? Bir de sünnet olayı var. Geçmişi ve geleceği bilen ve her şeyi yaratan bir tanrı insan bedeninde hata mı yapmış? Bunu insanlar neden kesiyor? Tanrı hata yapabilir mi? Hiç kimse çocuğuna sünnet yaptırmasın. Anlatacak çok şey varda R10 üzerinde daha fazla konuşamıyorum burada bu tür konular yönetim tarafından hoş karşılanmıyor. İyi geceler. Son olarak simülasyon teorisi olabilir diyorum ama şuan elimde bulunan verilerle bu %100 böyledir demiyorum! |
| Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 16:34:08. |
Powered by vBulletin® Version 3.8.4
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.