galiba iletişimde geriye gidiyoruz. hem sanal hem gerçek dünya da dert yanamıyoruz, içimizi dökemiyoruz. bir şey söylüyorum veya sen bir şey söylüyorsun ya da yazıyorsun, biri çıkıp mutlaka şöyle cümleler kuruyor; kafana taktığın şeye bak, kafaya takmaya değmez, kafaya takılacak şey değil. milyarlarca insan yaşayıp ölmüş, insan olmaya dair tek bir basit eylemde bile hiçbir şey net bir standart çerçeveye oturtulamamış. varsa kafaya takılacak şeylerin listesi, dağıtın abi millete, hepimiz ona göre hareket edelim bundan sonra. nasıl ki bu "kafaya takmaya değmez"ciler karşı tarafla aynı düşüncede değillerse, kafaya takanın da senin gibi dünyayı algılamasını bekleyemezsin. bende bu konuyu yazarken, forumda denk geldiğim ve toplumsal nezaketin öldüğünü söyleyen konuda yapılan acımasız eleştirileri kafaya taktım misal, var mıydı bu listede? insanlar bir günde, tek bir olayda alıngan olmuyor. genelde sürekli tekrar eden ve biriken bir hal aldıktan sonra, böyle küçük meseleleri kafaya takıyor. bırakın döksün içini, karşıt olsanız bırakacak mı kafaya takmayı? örneğin bu konuyu okuyanlara, parayı takmayın kazansanız ne olacak kaybetseniz ne olacak, oksijen değil su değil, para olmadan da yaşarsınız desem buradan kimse haklı ayrılamaz. oksijen olmasa ölürsün, su olmasa ölürsün, paran yok diye sürünürsün sadece. her şeyi iki kutuplu değerlendiremeyiz, iyi/kötü, doğru/yanlış, haklı/haksız. bazı sonuçlar bu kutuplu değerlerle ölçülemez, sadece sonuçtur. tam pazartesi sabahına yakışır sıkıcılıkta bir konu oldu. insanlar kendilerini ifade ettiğinde, onları yadırgarsanız kişi duygularını baskılar ve bir süre sonra öfkeye döner bu durum. yargılamayın demiyorum ama yadırgamayın.