Bence burada sorun zorunlu eğitimin olması değil, herkese aynı eğitim yolunun dayatılması.

Okumaya ilgisi olmayan veya akademik eğitimde zorlanan bir çocuğu yıllarca sadece sınıfta tutmanın çok anlamlı olmadığı konusunda katılıyorum. Ama çözüm “zorunlu eğitimi tamamen kaldıralım” olmamalı. Çünkü 13-14 yaşındaki bir çocuğun o yaşta verdiği “ben okumak istemiyorum” kararının bütün hayatını belirlemesi de doğru değil.

Bunun yerine ortaokuldan itibaren çok daha güçlü mesleki eğitim seçenekleri olması lazım. Çocuk matematikte, edebiyatta çok başarılı olmayabilir ama elektrik, otomotiv, yazılım, mobilya, kaynak, tesisat, aşçılık gibi bir alanda inanılmaz yetenekli olabilir. Hem temel eğitimini almaya devam eder hem de gerçekten bir meslek öğrenir.

Bir de okulda problem çıkaran her öğrenciyi “okumaz bundan” diyerek sistemin dışına atmak bana doğru gelmiyor. Bazen aile problemi vardır, bazen çevresi kötüdür, bazen çocuk gerçekten yanlış yönlendirilmiştir. 14-15 yaşındaki bir insan hâlâ değişebilir.

Paylaşılan bıçaklı saldırı gibi olaylar elbette çok ciddi ve okul güvenliği konusunda daha sert önlemler gerektiğini gösterir. Ama birkaç ağır olay üzerinden bütün eğitim sistemini “istemeyen okumasın” noktasına getirmek de çözüm olmayabilir.

Benim tercihim şu olurdu: Temel eğitim zorunlu kalsın ama lise çağında akademik lise dışında çok güçlü meslek okulları, çıraklık ve işletmede eğitim seçenekleri oluşturulsun. Çocuk hem sokakta kalmasın hem de mezun olduğunda elinde gerçekten para kazanabileceği bir beceri olsun.

Yani mesele herkesi üniversiteye göndermek değil; her gence kendine uygun bir yol göstermek.